Ölülerle İlgili Hurafeler

İnsan doğar, yaşar ve ölür. Öldükten sonra dünya ile ilgisi kalmaz, artık tasarruf hakkı bitmiştir. Ruhu Berzah alemine çekilir, orada hesap gününü bekler.

Ecel Takdir-i İlahiye bağlıdır, tayin olunan bir vakittir. Ne bir saniye ileri ne bir saniye geri alınır. Kimse kimseye ömür veremez, kimse kimseden ömür de alamaz. (Nahl:61 + A’raf:34 + Münafikun:11) 

Durum bu iken dirileri ölüler yönetiyor.

 

Ölenin ruhunun başka birine geçtiğine inananlar oluyor. Allah’ı, hesabı ve cezayı inkar edenler ilkel toplumlarda inanıldığı gibi ruhun başka bir bedene geçtiğine inanıyor. Buna reenkarnasyon deniliyor. Kur’an bunu reddeder.(En’am:27 + A’raf:53 + Fatır:37 + Mü’minun:99-100)     

 

            Daha öncekiler de “”Çürümüş kemikler mi diriltilecek?” dediler, dirilmeye itiraz ettiler. (Yasin:78)

 

Cenab-ı Allah onlara cevap verdi: “Onları ilk defa yaratmış olan diriltecek.” (Yasin:79) dedi.

 

“… Arzı ölümünün ardından nasıl diriltiyor? O, ölüleri de öyle diriltecek.” (Rum:50)

 

            Kışın sonunda tabiat nasıl dirilip canlanıyorsa, uyuyan nasıl uyanıyorsa, ölen de öyle dirilecek.

 

a.      Cenaze İçin İşlenen Hurafeler:

 

Cenazeler için taşkınlıklar yapılıyor. Hatta Allah’a karşı isyana varan davranışlar görülüyor.  “Niye aldın? Bula bula bunu mu buldun?  gibi yakışıksız sözler söyleniyor, saç baş yolunuyor. Kendini yerden yere atanlar oluyor. Yaka-paça yırtılıyor

 

–          Ölünün başında Kur’an okunuyor.

–          İmanlı gitsin diye üzerine Kur’an, Yasin konuyor. Vücuduna “Hüvel-Baki” yazanlar oluyor.

–          O gelsin, bu gelsin diye cenaze bekletiliyor.

–          Doğduğu yere gömülsün diye uzaklara götürülüyor.

–          Saçından, sakalından hatıra diye kıl koparanlar oluyor.

–          Kefenin içine Yasin konuyor.

–          Cenaze götürülürken üzerine bıcak, demir konuyor.

–          Yakalara fotoğraf takmak,

–          Cenazeyi bando ile kaldırmak,

–          Çelenk göndermek,

–          Arabalarla konvoy oluşturup korna çalmak,

–          Cenazenin saçını, sakalını, tırnağını kesmek,

–          Cenazeyi alkışla uğurlamak,

–          Cenaze götürülürken slogan atmak, tekbir getirmek, nutuk atmak,

–          Tabutun üzerine çiçek serpmek,

–          Tabutun önünde saygı duruşunda bulunmak,

–          Cenazenin çıktığı evde geceleri kırk gün ışıkları söndürmemek, ruhu geri gelir inancını taşımak,

–          Cenaze için ağıtlar yakmak, yas tutmak,

–          Cenazenin arkasından kötü konuşmak veya övgüler yağdırmak, boş ve manasız şeylerdir.

–          “Toprağın bol olsun.” denilmez, “Toprağı yetti yetmedi” yorumları yapılmaz. “Şöyle öldü, böyle öldü.” deyip ölüm şekli üzerinde konuşulmaz. Şu gün öldü denmez. Lehinde veya aleyhinde konuşulmaz.

–          Mezarından şu çıktı, falanın yanına gömüldü denmez. Bunların hiçbirinin önemi yoktur. O artık Cenab-ı Allah’a teslim olmuştur.

**********

 b.      Telkin ve Dua:

 

Cenaze gömülünce Kur’an okunur, ardından dua edilir. Kabir sorgusu başlamadan cenazeye iman esasları hatırlatılır. Buna telkin denir.

 

Bu yapılan Münker ve Nekir’in sorularına cevap teşkil edecek bir hatırlatmadır.

 

Peygamber (as): “Ölülerinize ‘Lâ ilâhe illallahı’ telkin ediniz.” buyurmuştur. –Ebu Davut,Cenaze:3117

 

Kabirde Münker-Nekir neler soracaklar:

–          Rabbin kim?

–          Dinin nedir?

–          Kitabın nedir?

–          Peygamberin kimdir? diyecek

Bir hadiste: “ gördüğüm manzaraların hiçbiri kabirdeki kadar dehşet verici ve ürkütücü değildi.” (Tirmizi Zuhd:2308)

Kabir ehli için Allah Rasûlü şöyle bilgi veriyor:

-“Kabir ahret duraklarından ilk duraktır. Kim ki kabirde işi kurtardı, arkası iyidir.  Kimde kabirde işi kurtaramadı, gerisi kötüdür.” (Ramuz el-Ehadis:105/12)

 

Cenazeler için bir şey söylenirken hayra mı sebep olacak şerre mi sebep olacak iyi düşünülmelidir ki, bazı iyi şeylerin önü kesilmesin, kötülüğe çığır açılmasın, bid’atlar işlenmesin.

Kabirde yatan için hazır Yasin, hazır hatim alınmaz. Orada ücretle Kur’an okutulmaz.

 

Peygamber (as) şöyle buyurur:

“ Bir kimse ana babasının veya başka birisinin kabrini ziyaret eder ve Yasin okursa, Allah ona Yasinin her harfi kadar mağfiret eder.” (Ramuz el-Ehadis:422/4)

“Ölü için Yasin okunursa, azabı hafifler.” (Age:79/4)

Bir hadiste:” Cenaze defnedildikten sonra onun için dua edin. Zira o sorgulanmaktadır.” buyurmuştur. (R. Salihın:950)

“Kabirde ölü boğulmak üzere olan kimseye benzer. Dua bekler ve dua edilince sevinir.” (Ramuz el-Ehadis:368/10)

 

Cenaze yıkanmadan cünüp sayılır. Gusül abdesti aldırılıncaya kadar başında Kur’an okunmaz. Başka bir odada okunur.

 

**********

c.       Ölenin ardından okunanların ölüye ulaşmayacağı inancı yanlıştır.

 

Dikkat çekmek isteyen bazı kimseler doğru-yanlış demeden, nelere sebep olacağını düşünmeden, vebalinden korkmadan bir şeyler söylüyor. Kalanların ölenlere borcu vardır. Sadaka-i cariyelik işler yapacaklardır.

–          Ölenin ardından iyi şeylerde ulaşır, kötü şeylerde ulaşır. Mesela hayırlı evlat rahmet olur, ölüyü rahatlatır. Hayırsız evlat lanet okur, kemiklerini sızlatır.

–          Ölenin borcunun ödenmesi azaptan kurtarır.

–          Yapamadığı ibadetlerin fidyesi verilir, adağı yerine getirilir, yemin kefareti verilir. Zekat borcu varsa ödenir.

–          Ölenin cenaze namazı kılınır, dua edilir.

–          Mezar taşına ‘Fatiha’ yazılır okunulması istenir.

–          Ölen için hayır yapılır sadaka dağıtılır.

–          Ölen için hatim indirilir, mevlit okutulur, Yasin okunur. Atalarımız, kimsesiz ölüler için Kur’an okutan vakıflar kurmuştur.

–          Mezarlıktan geçerken layık olanlar için üç İhlas bir Fatiha okunur.

–          Peygamberimiz (sav) ölüler için dua etmiştir ve: “Ölülerinize Yasin okuyun azabı hafifler, ölmek üzere olanın ölümü kolaylaşır!” (Ramuz el-Ehadis: 79/4)

–          Kardeşiniz için Allah’tan mağfiret isteyiniz ve kendisine sükunet vermesini dileyiniz. O şimdi sorguya çekilmektedir. (R.Salihın:301)

–          “Kabirdeki boğulmak üzeredir; dua bekler, dua edilirse sevinir.” (Ramuz el-Ehadis: 368/10) demiştir.

 

Ölenin vasiyeti varsa, malının üçte birinden yerine getirilir. Üçte bir yetmeyecek olursa, tamamını yerine getirmek mirasçılara kalmıştır.

 

Ölenin oruç, zekat borçları varsa ödenir. Yemin keffareti verilir. Kula borcu varsa, ödenir, borçtan kurtarılır. Son anlarında hiçbir şekilde kılamadığı namaz borçlarının bir vakte, o yılın fıtır sadakası üzerinden hesap edilir, ihtiyaç sahiplerine verilir.

 

Ölenin bütün borçları hesap edilerek bir miktar paranın “kabültü-vehebtü” denilerek elden ele dolaştırılarak borçlarının ödenme yoluna gidilmesi, devir-ıskat yapılması doğru değildir. Ödeme gerçekçi olmalıdır. Keyfî, mazeretsiz kılınmayan namazların keffareti olmaz. Fidye fakirin hakkıdır. (Dedemin altı-üstü diye ninemin bir ineği bir öküzü varmış, hoca öküzü almış gitmiş. Ninem eşekle tarlasını sürmüş.)

*********

d. Mezarla ilgili hurafeler:

 

Kabristanlıklar hurafelerle dolu, ölüler dirilerden bir şeyler beklerken, diriler ölülerden çok şey bekliyor. Mezarlıklarda çare aranıyor. Ziyaret edip sevap kazanalım derken, günaha giriliyor.

 

Kabirler dua yerleri, namaz kılma yerleri, adak yerleri değildir. Onların beze, çaputa, mersine ihtiyacı yok, Yasine ihtiyacı vardır.

 

Mezar taşları hurafelerle dolu, mezar taşında şiirler, fotoğraflar, intikam anıtı haline gelenler, kaynana-gelin çekişmeleri ile dolu. Bazılarında ‘Fatiha’ ya bile yer kalmamış.

 

Kabirler İslâm’a uygun değil, yüksek yüksek, masraflı kabirler üzerleri kapalı, yatana ağırlık veren türbeler…

 

Peygamber (as) Hz. Ali’ye “Putları ve yüksek kabirleri yık!” demiştir. –Müslim,Cenaiz:93

 

Kabirde işlenen bazı hurafeleri şöyle sıralayalım:

–          bir kucak mersinle gitmek, çevreyi kirletmek.

–          Mezarlar üzerine oturmak, üzerlerine basmak.

–          Mezarda yatandan bir şey istemek.

–          Mum yakmak, mendil, yazma, çaput bağlamak.

–          Kurban kesmek.

–          Namaz kılmak.

–          Mezar taşını, toprağını öpmek.

–          Para ile Yasin hatm satın almak veya para verip birine okutturmak.

–          Ağlayıp sızlamak.

–          Mezar toprağını büyü malzemesi yapmak.

–          Mezara büyü yapıp, tahta kaşık saplamak.

–          Bayanların tesettürsüz gitmesi, mezardakine eziyet vermesi… vb.

 

d.      Kabir Ziyaretlerinde İşlenen Hurafeler:

 

–          Kabir ziyareti ölümü hatırlamak, ölenden ibret almak için yapılmıyor. Ölüm düşünülmüyor, ahret hatırlanmıyor. Maksat ölenin ruhuna bir Fatiha, bir Yasin okumak olmalıdır.

–          Kabir ziyaretinin sevaba dönüşmesi için adaba uygun yapılmalıdır ki, hayra vesile olsun.

–          Dost ziyaretine, düğün eğlencesine gider gibi güle oynaya kabir ziyareti yapılmaz.

–           Kabir ziyaretine giden bir kucak mersin alıyor, kabir başında somurtuyor, selam vermiyor.

–          Kabir başında ağlanıp, sızlanmaz. Peygamber (as) kadınların bu tür davranışları yüzünden başta kadınların kabir ziyaretini yasaklamıştır.

–          Kabrin içi ile değil dışı ile ilgileniliyor.

–          İyilik yapınca kabirdekilerin sevindiği, kötülük yapınca üzüldükleri düşünülmüyor.

–          Mezar başında saygı duruşunda durmak.

–          Mezarın etrafında dönmek.

–          Çelenk, çiçek götürmek.

–          Kabirdekine şikayette bulunmak, ondan bir şey istemek.

–          Mezarın üzerine pirinç buğday koymak; yiyecek, giyecek koymak hurafedir.

–          Kabir ziyaretinin belirli günü, saati yoktur.

–          Kabire başı ile selam vermek, bir şeyler söyleyip izin alıyor gibi yapmak, ayrılırken geri geri gidip ayrılmak yabancıların âdetidir.

 

Peygamberimiz: “Ey Allah’ım! Kabrimi tapınılan yer yapma” diye dua etmiş, kabir üzerine bina, kubbe yapılmasını men etmiştir. (Riyaz üs Salihın:1799) 

 

Hz. Ömer zamanında Hz. Peygambere biat edilen ağaç, Peygamberin ölümünden sonra saygı ile ziyaret edilir hale gelince, bunu gören Hz. Ömer ağacı kökünden kestirmiştir.

 

f.Ölenin ardından gün saymak hurafedir

Ölen için yapılacak hayır ve sevaplı işler için gün beklenmez. Hatta cenaze mezara konmadan ne yapılacaksa yapılmalıdır.

 

–          Eti kemiğinden şu gün ayrılır deyip 7. 40. 52. gün saymak doğru değildir. Belki o bedeni Cenab-ı Allah toprağa haram kılmıştır. Sonra cenaze kabre konduğu an sorgu başlar. İşte yangında başlamış olur ki, ne yapılacaksa hemen yapılmalıdır.

–          Ölenin ardından 3 gün sonra helva dağıtılacak diye bir şey yoktur.

–          Ölüm yıldönümünde mevlit okutma mecburiyeti yoktur.

–          7. 40. 52. gün ve yıldönümünde bir şeyler yaparak sorumlulukların bittiği zannediliyor. Mevlit okutmak dini bir görev değildir. Hele günümüzde para karşılığı okutulduğu için günaha bile girilebilir.

 

g. Kabirler kurban kesmek, adak adamak:

 

Kurban, bir ibadettir. Bunun ölülere yapılması asla uygun değildir. Allah’tan başkasına kurban kesilmez. Kesilirse o hayvanın eti yenmez. (Mâide:3)

 

“Şu işim için veya şu işim olursa; falan yatıra kurban keseğim.” denmez. Yardım Allah’tandır. Allah’tan başkasından yardım dilemek şirktir.(Mâide:11 + Tâlak:3)

 

Mezarlıkta horoz kesmek, kanını mezar taşına sürmek veya adak adamak günahtır.

Adakta sevap yoktur. Adak olmayacak bir şeyi oldurmaz. Adak, kaderi değiştirmez.

Adak adamak, borcu yokken borçlu kılmak olur. Adağın yerine getirilmesi vaciptir. (Hac:29) adak yerine getirilmediği zaman sorumluluk doğar.

 

Araplar dileklerimiz, işlerimiz olsun diye putlara adak adar, kurban sunarlardı. Kanlarını putlara sürerlerdi. Adak adamanın, mezarlıkta kurban kesmenin cahiliye âdeti olduğu bilinmektedir.

 

İçinde bir Bektaşi’nin de bulunduğu gemi Karadeniz’de fırtınaya tutulur. Yolcular birer evliyaya adak adada kurtulalım derler. Bektaşi elini açarak:

-Bu fırtınadan kurtulursam adını bilmediğim evliyanın türbesine bir adağım olsun, der.

-Hiç ismini bildiğin yok mu? Derler.

-Pek çok var ama, hepsini birer kere aldatmıştım da!… der.

 

h. Türbede, Mezar yanında namaz kılmak

 

Kabirler, türbeler dua yeri, namaz yeri değildir. Mum yakarak istekte bulunma yeri değildir. Şifa yeri, iş, aş sahibi olma yeri asla değildir.

 

Peygamber (as): “Ey Allah’ım! Kabrimi namaz kılınan yer yapma.” diye dua etmiştir. (Ramuz el-Ehadis: 187/1)

 

Bir hadislerinde: “Allah Yahudileri kahretsin. Onlar peygamberlerinin kabirlerini mescid haline getirdi.” –Buhari:2/422

–          “En kötü insanlar kabirleri mescid haline getirenlerdir.” buyurur

Müsned:257

 

Hudeybiye Antlaşması’nda Peygamber  (as) bir ağacın altında biad aldı diye Müslümanlar o ağacın altında namaz kılmaya başlayınca Hz. Ömer (ra) o ağacı dibinden kestirmiştir.

 

ı. Kabirlere, Ağaçlara çaput Bağlama

 

Oraya buraya çaput bağlamak, mum yakmak çok eskilerden kalma bir hurafedir.

 

Mum yakmak ateşe tapanlardan kalma bir âdettir. Fenikeliler ilâh kabul ettikleri heykellerin önünde mum yakarlardı.

 

Eski Romalılar, mezarların başında mum yakarlardı.

 

Şamanlık dininde çaput bağlama âdeti vardı. Kutsal bilinen ağaca çaput bağlarlar, dibinde yatarlar, etrafında dönerler, dibinde dualar ederlerdi. Türbelere çaput bağlarlardı, değilse orada yatanların zarar vereceğine inanırlardı.

 

Çaput bağlamak işi korunma ve yardım bekleme, iyileşme, çocuğun ölmemesi, çocuğu olmayan kadının çocuk sahibi olması ve dileklerin yerine gelmesi için yapılırdı.

 

Birde dilek için suya para atılır, türbenin penceresine para konurdu.

 

Bütün bunların hiçbir faydası olmadığı gibi insana zarar veren ve insanı küçülten şeylerdir.

 

Bu tür davranışlar olmayanı var edemez. Var olanı yok edemez. Hastalığı gidermez, rızık vermez, çocuk vermez, kısmet açmaz, borçtan dertten kurtarmaz. İnsanı başarıya götürmez. Fakirliği yok etmez.

 

Türbelere, yatırlara ve dikili taşlara gösterilen aşırı ilgi, puta tapmak derecesinde günahtır.

Mehmet Akif:

“ Evet bütün beşerin hakkıdır bekâ emeli,

Fakat bu hakkı ne taştan, ne leşten beklemeli” diyerek taştan, mezardan medet beklemenin yanlış olduğunu ifade etmiştir.

 

Peygamber (as) der ki:

– Ümmetim hakkında en çok korktuğum şey şirktir. Ümmetim tekrar güneşe, aya ve putlara tapacaklar demiyorum. Beni korkutan, Allah’tan başkası için yapacakları amellerdir. Allah’tan başkası maksatla ön plana çıkan gizli arzularıdır.” Prof. Dr. İ. Canan, Hadis ANS:17/619

 

i.Türbelerle İlgili Hurafeler:

 

Firavun mezarları gibi mezarlar yapmak, buralara aşırı ilgi göstermek, dua yeri, namaz yeri, yardım istenilen yerler yapmak, içinde yatana ezadan başka bir şey değildir.

 

Türbe ziyaretleri sanki dini bir vecibeymiş gibi düşünülmemelidir. Unutulmamalıdır ki türbelerde yatanlar beşer üstü bir varlık değildir. Onları Cenab-ı Allah ile arada bir aracı olarak kabul etmek, büyük hata olur.

 

Derdi olan, isteği olan türbelere koşuyor; dua edecek soluğu türbede alıyor. Hasta olan geçimi bozulan, işini kaybeden, çocuk isteyen, evlenmek isteyen türbeye gidiyor.

 

Türbeleri dolduran insanların hepsinin isteği var. Kadınlar Zilli Baba’nın etrafında dolaşıyor: “al sana bir göbek, ver bana bir bebek” diyor, çocuk istiyor.

 

O türbede yatan Fatiha bekler, hayır dua bekler. Ondan bir şey beklemek İslâm inancı ile bağdaşmaz. Türbede yatanların dünya ile tasarrufu bitmiştir. Fayda da veremezler, zamanda veremezler. Yunus’un dediği gibi: “ Ne söylerler, ne bir haber verirler.”

 

Kişinin makamı, ünvanı ne olursa olsun onun için Gavs (sığınak), Gavs-ı Azam (Büyük sığınak) Ekber, Âzam gibi sıfatlar kullanılamaz.  Çünkü Cenab-ı Allah’ın sıfatlarını başkasına yakıştırmak şirktir.

 

Türbeler tapınılır gibi ziyaret edilmez. Türbenin eşiği, kapısı, pencereleri öpülmez. Dua etmek için türbeye gitmeye gerek yoktur. Türbedeki, Allah ile arada vasıta olamaz. Veya türbede yatandan bir şey istenmez.

 

Bir insan: “Yatıra gittim, dua ettim, duam kabul oldu.” derse, bu küfre götürecek bir davranıştır.

 

Türbeler dua yeri değildir. Dua ibadettir, dua Allah’tan başkasına yapılmaz. Dua ibadet olunca bu ibadetin türbede yatana yapılması şirk olmaz mı?

 

Kur’an’da: “Allah’la birlikte kimseye yalvarmayın.” Cin:18

 

-Rasûlüm! De ki: Allah’ı bırakıp da başkalarına yalvarmayın. Ne var ki onlar, sizin sıkıntınızı ne giderebilir, ne de değiştirebilir. İsra:56

 

-“Onların yalvardıkları bu varlıklar, Rablerine hangisi daha yakın olacak diye vesile ararlar. O’nun rahmetini umarlar ve azabından korkarlar. Çünkü Rabbinin azabı sakınılacak bir azaptır.” –İsra:57 buyrulur.

 

Türbelerde namaz kılınmaz. Ancak ayrı bölüm varsa, orada kılınır. Peygamber (as): “Allah’ım! Kabrimi tapınılan yer yapma.” diye dua etmiştir.-R.Salihın:1799

 

Türbeler yardım isteme yerleri de değildir. “Yardım Allah’tandır.” –Al-i İmran:126  Türbede seslenmek, çağırmak, imdat demek, yetiş demek, bir şey istemek şirke götüren davranışlardır. “ Ey falan benim şu işim var hallet” denmez. “Falan türbeye gittim işim oldu, duam kabul oldu. Falana adak adadım, adağım oldu.” demek bir Müslümanın yapabileceği bir iş olamaz. Hatta bana yardım eder mi, etmez mi? diye düşünmek bile “Falan türbenin yardımı oluyor.” demek bile şirk kokan sözlerdir.

 

Kur’an’da:

-“ Dikkat et, halis din yalnız Allah’ın. O’nu bırakıp kendilerine birtakım dostlar edinenler: Onlara bizi sadece Allah’a yaklaştırsınlar diye kulluk ediyoruz, derler. Doğrusu Allah ayrılığa düştükleri şeylerde aralarında hüküm verecektir. Şüphesiz Allah yalancı ve inkarcı kimseyi doğru yola iletmez.” –Zümer:3

 

-“Allah’ı bırakıp da kıyamete kadar kendisine cevap veremeyecek şeylere tapandan daha sapık kim olabilir? Oysa onlar bunların tapmalarından habersizdirler.”-Ahkaf:5

 

Peygamber (as)da şöyle buyuruyor:

-“Kim Allah’tan başka birine tutunursa, kendisi ona bırakılır.” (O versin, ona git, o kurtarsın… denir.) – (Ramuz el-Ehadis: 413/3)

 

Şair: “Güvenirsen Allah’a güven,

Murat almaz yüz çeviren” der.

 

Kabir, ölümü düşünmek, ölümden ders almak, ahrete hazırlık yapmak için ziyaret edilir. Topraktan geldik toprağa döneceğiz denir. Ölenlerden ders alınır. Peygamber (sav): “ Kabirleri ziyaret edin. Size ahreti hatırlatır, sizi gafletten uyandırır.” buyurmuştur.-Tirmizi Cenaiz:60 

 

Türbelerde yapılan taşkınlıklar ve İslâm dışı davranışlar bolca yapılmaktadır. Bazı kabirler ağlama duvarı haline getirilmiş, şikayet yerleri olmuştur.

 

Piyangodan yüksek ikramiyenin kendilerine çıkmasını isteyenler türbelere koşup dua etmektedir. İkramiye bileti, toto kuponları türbelerin duvarlarına, eşiğine sürülmektedir.

 

Sınava girecek öğrenciler türbelere akın etmektedir.

 

Meryem Ana evinin bahçesi dilek kağıtları, bez parçaları ile dolmaktadır.

 

Türkiye’de mum yakanlar, türbelere çaput bağlayanlar, türbelerde dua edip istekte bulunanlar, türbenin kovuklarına kalem, anahtar sokanlar, istek kağıdı koyanlar, türbelerde diz çökenler, türbe eşiğine yüz sürenler, türbeden geri geri ayrılanlar… bu davranışların hurafe olduğunu bilmelidir.

 

Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından uyarı levhaları asılmıştır. Bu levhalarda şunlar yazılıdır:

–          Para atılmaz.

–          Adak adanmaz.

–          Mum yakılmaz.

–          Kurban kesilmez.

–          El-yüz sürülmez.

–          Bez, çaput bağlanmaz.

–          Taş, para yapıştırılmaz.

–          Türbelerin içinde yatılmaz.

–          Yiyecek şeyler bırakılmaz.

–          Eğilerek, emekleyerek girilmez.

–          Türbe ve yatır etrafında dönülmez.

–          Türbe ve yatırlardan medet (şifa) umulmaz.

 

* Ölüler için işlenen bazı bid’at ve hurafelere bakalım:

Son anlarında üzerinde kul hakkı var mı, yok mu? Sorulmuyor. İbadet borçları, vasiyeti olup olmadığı sorulmuyor, bid’at ve hurafeler başlıyor.

–          Yüzünü kıbleye çevirin deniyor. Hayatında kıbleye dönmediyse ne fayda?

–           O gelsin, bu gelsin cenaze bekletiliyor.

–          Üzerine bıçak, ekmek, demir konuyor.

–          Fotoğraflar, çelenkler, bandolar, konvoy oluşturularak arabalar hazırlanıyor.

–          Nutuklar atılıyor, sloganlar, tekbirler, el çırpmalarla cenaze taşınıyor.

–          Sela verilirken “….eşrafından” diye veriliyor.

–          Ağlamalar, sızlamalar, taşkınlıklar isyan derecesine varıyor.

–          Ölüden saçından, sakalından hatıra alınıyor.

–          Kabre cenazesi ile beraber bir şeyler konulmak isteniyor.

–          Kabre “ Yanın boş kalsın” denirse yakın zamanda bir yakını ölmezmiş.

–          Evde köpek ulur veya baykuş öterse o evden yakında cenaze çıkarmış.

–          Ölü için su ısıtılan kazan iş bitince ters çevrilirse o evden yakın zamanda ölü çıkmazmış.

–          Kabrin üzerine bulgur, pirinç, buğday koymak.

–          Dişi ağrıyan mezar taşını ısırırsa ağrının geçeceğine inanmak.

–          Hasta mezarlıkta veya türbede yatarsa, şifa bulacağına inanmak.

–          Hastanın çamaşırları türbeye konursa, şifa bulacağı inancını taşımak.

–          Sınava girecek öğrencinin özel eşyaları bir gece türbede kalırsa, başarılı olacağına inanmak.

–          Türbe duvarına, kapısına sahip olmak istediği ev, araba, çocuk gibi şeylerin resmini çizmek.

–          Türbeye yiyecek konursa bereket olacağına inanmak.

–          İsteğin olması için türbede hayvan, horoz kesmek.

İnanıyorum bu yanlışlıklar mezarda yatanların kemiklerini sızlatıyordur.


Bu yazıyı 3.966 kişi okudu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here