PEYGAMBER (AS)IN MEDİNEYE HİCRETİ

Peygamber (as)ın Mekke’den Medine’ye göç  etme olayına islam tarihinde hicret denir.

Peygamber (as(dan önce ve sonra Medine’ye göç eden Müslümanlara Muhacir denir.

Medine’de göç eden, Müslümanlara yardım eden, kucak açan evlerinin kapısını açan Müslümanlara da “Ensar” denir.

Göç düşmandan kaçış değildir. Hz. Peygamberin göçü islamı anlatmak ve yaymak için olmuştur. Muhacirlerin ayrılışı da asla korkudan olmamıştır. Sevdiklerini, malını bırakan, alacaklarından vazgeçerek hicret eden Müslümanlar peygamber (as)a olan bağlılıklarından göç etmişlerdir. İkinci sebep de şirkten, kötülüklerden ayrılıştır.

Peygamber (as)ın yola çıktığı 1 Muharrem, Hz. Ömer (ra) zamanında Hicri takvimin başlangıcı olarak kabul edilmiştir. Yani 1-Muharrem Müslümanların yılbaşıdır.

1-Muharremin Müslümanlar açısından önemi büyüktür. Müslümanlar islamı yaşama konusunda tam bir hürriyete kavuşmuşlardır. Hicretle islam daha geniş kitlelere ulaşmıştır. Hz. Peygamber ilk anayasayı hazırlayarak devlet kurmuştur. Diğer kabilelerle anlaşmalar yapılmıştır. Ensarla muhacirler arasında örnek islam kardeşliği kurulmuştur.

Müslümanlar için hicret Allah için vazgeçmektir. Yani islamı yaşamak içinin anadan babadan, yardan maldan mülkten vazgeçmektir.

Hicret, islam kardeşliğinin güzel örneğidir.

Hicret, Müslümanlar arasında paylaşmanın adıdır.

Hicret, fedakarlıktır.

Hicret, bir diriliştir. İslamın emir ve yasaklarının yaşanamadığı yerden yaşanabileceği yere geçiştir.

Hicret, küfürden ahlaksızlıktan ayrılıştır.

HİCRETTEN ÖNCE:

Cahiliye devrinde bir peygamber bekleniyordu. Ama müşriklerin ileri gelenleri kendilerinin peygamber olacağını bekliyorlardı.

Peygamberlik bir öksüze gelince kabullenemediler. En şiddetli tepkiyi gösterdiler. Ona inananlara vahşice işkence ettiler, öldürdüler, inananlarla ilişkiyi kestiler.

Peygamber (as)a akla gelmedik cazip teklifler de bulunup davasından vazgeçmesini istediler. Aracılar koydular. Ebu Talib’e gittiler. Ebu Talibin ricasına peygamber (as): “Ne diyorsun amca, güneşi sağ elime, ayı sol elime verseler vallahi bu davamdan vazgeçmem!” cevabını verdi. Asla davasından taviz vermedi. Baktılar ki olmayacak Muhammed (as)ı öldürmeye karar verdiler, evinin etrafını çevirdiler.

Cenab-ı Allah bütün bu hazırlıkları ona bildirdiği için “kendisine teslim edilen emanetleri Hz. Ali’ye teslim edip, Yasin Suresini okuyarak, aldığı emir üzerine aralarından çekip gitti, onu hiçbiri göremediler.

Kur’an’da: “Önlerinden bir set, arkalarından bir set çektik de onları kapattık. Artık göremezler” (Yasin:9) buyrulur.

Sabah olunca yatakta fedakar genç Hz. Ali’yi buldular. Ondan emanetlerini alınca şaşırdılar.

O sıralarda müşriklerin zorbalıkları “iyice artmıştı. Peygamber (as) islamı  Mekke’nin dışına taşıma ve yeni yeni muhataplar aramak arzusundaydı. Çünkü O’nun görevi tebliğdi.

Ayrıca müşriklerden zulüm gören Müslümanlar şöyle diyorlardı:

-“Rabbimiz! Bizi halkı zalim olan bu şehirden çıkar” diye dua ediyorlardı” (Nisa:75)

Medineliler ise her türlü sıkıntıdan kurtaracaklarına ve koruyacaklarına dair Müslümanları Medine’ye davet etmişlerdi.

Hicret sırasında hizmetleri ile unutulmayan gençler vardı.

-Ölümü göze alarak peygamber (as)ın yatağına yatan Hz. Ali (ra)

-Peygamber (as) ve Hz. Ebu Bekir’e yol hazırlığı yapan Hz. Ebu Bekir’in kızı Esma (ra)

-Peygamber (as)ve Hz. Ebu Bekir (ra) Mağaraya sığındıkları zaman müşriklerin haberlerini gece karanlığında mağaraya ulaştıran Hz. Ebu Bekir’in oğlu Abdullah (ra)

Peygamber (as)ı öldürene ödüller vaad edildi. Ödül için yollara düştüler. Bir grup mağaranın ağzına kadar gelince yol arkadaşı Ebu Bekir (ra) ”geldiler. Ya Resulullah!” deyince. Allah Rasulü hiç telaşlanmamış: “Korkma! Allah bizimle beraberdir” demişti.

Üç gece mağarada kaldılar.

100 deve ödülü alabilmek için pehlivan yapılı olan Süreka peşlerine takıldı. Kılıcı üç defa sallarken atı tekezledi. Peygamber (as)a yaklaşamadı. Geri döndü gelenleri de aksi yöne yönlendirdi.

Bureyde ise Peygamber (as)a yaklaştı ve O’nu görünce Müslüman oldu. Daha sonra da uzun bir mesafe rehberlik yaptı.

Peygamber (as) hicret yolunda şu duayı yapmıştır.

“Ben hiçbir şey değilken beni yaratan Rabbim! Bütün hamdler sanadır. Allah’ım! Dünyanın zorluklarına karşı bana yardım et. Zamanın kötülüklerine ve gecelerin musibetlerine karşı bana yardımcı ol. Ailemi gözet. Bana rızık olarak verdiğin şeyleri bereketli kıl. Beni kendine bağlı kıl. İyi ahlak üzere beni dosdoğru kıl. Beni, kendine sevdir. Beni insanların isafına bırakma. Ey güçsüzlerin Rabbi! Sen benim Rabbimsin. Senin göklerle yeri aydınlatan yüce zatına sığınıyorum. O zatın ki, karanlıklar kendisiyle aydınlanmış, öncekilerle sonrakilerin işi, onun sayesinde düzeltmiştir. Beni gazabına maruz bırakma. Öfkeni üzerime indirme. Nimetinin kaybolmasından, azabının üzerime gelmesinden, afiyetinin üzerimden silinmesinden ve bütün gazaplarından sana sığınırım. Yakarışlarım sanadır. Bana, yapabileceklerimin en hayırlısını yapma gücü ver. Güç ve kuvvet ancak sendendir.

Peygamber (as) Medine’ye yaklaşınca ilk iş olarak Küba Mescidini yaptı. Burada bir işçi gibi çalıştı.

Medineliler Allah’ın elçisini şöyle karşılıyorlardı.

-“Aydoğdu üstümüze veda tepeciğinden, şükretmeliyiz. Elbet gönülden ta derinden, Allah’a çağıran bu güzel davetçiden, davetinden

Ey bize Hakk’ı tebliği için gönderilen  Peygamber!

Senin getirdiğindir, O dur elbet uyulması gereken”

HABESİSTANA HİCRET:

Daha önce Müslümanların gördüğü zulmü çektikleri eziyeti gören peygamber (as) bir grup Müslümanın Habesistan’a hicret etmelerine müsaade etmişti.

Cenab-ı Allah bu göç edenleri için “zulme uğradıktan sonra Allah yolunda hicret edenlere gelince, elbette onları dünyada güzel bir şekilde yerleştiririz. Ahiret mükafatı ise daha büyüktür. Keşke bilselerdi” (Nahl:41)

Bu yolculuğu yapanlar, Hristiyan olmasına rağmen adil olan Habesistan kralının yurdu idi. Bunlar 15 kişilik ilk muhacirlerdi. Bunlardan sonra bazı Müslümanlarda oraya hicret ettiler.

Kureyşliler Necasi’ye bir heyet gönderdi. Göç eden Müslümanları geri istediler. Müslümanların başında Hz. Ali’nin kardeşi cafer vardı.

Necaşi iki tarafıda dinledi. Cafer’in konuşmasından etkilenerek Müslümanları haklı buldu. Müslümanları geri vermedi.

Cafer bin Ebu Talip şu konuşmayı yapmıştı:

(Bu konuşma kralın, hristiyan din adamlarının ve Mekkeli müşriklerin hazır bulunduğu ortamda yapılmıştır)

“Ey Kral! Biz müşrik bir kavimdik. Putlara tapardık. Sapıklık ve bilgisizlik içerisinde yaşıyorduk. Ölü etini yer, komşuya kötülük eder, bütün ahlaksızlıkları çekinmeden işlerdik. Haramları helal sayar, birbirimizin ve başkalarının kanını dökerdik. Güçlü olanlar, zayıf olanları ezmekten çekinmezdi. Uzun bir süre bu şekilde yaşadık. Ancak bir gün, Allah bize içimizden birisini peygamber olarak gönderdi. O’nun doğruluğunu, güvenilirliğini ve vefasını çok yakından biliyorduk.

O bizi, bir olan, ortağı bulunmayan Allah’a ibadet etmeye, atalarımızdan bize gelen yanlışlıkları terketmeye, putları reddetmeye davet etti. Gene bu peygamber bizleri doğru söylemeye, emaneti sahibine iade etmeye, akrabalık bağlarına saygı göstermeye, komşuluk hakkına itaat etmeye, cinayetten ve kan dökmekten kaçınmaya, bütün ahlaksızlıkları terketmeye, yalancı şahitlik yapmamaya, öksüzün malını vermeye, namuslu kadınlara iftira atmamaya davet etti. Ve yine bize namaz kılıp, zekat vermeyi emretti.

Bizler bu Peygambere inanmış. O’nun davet ettiklerini kabul etmiş kişileriz. Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmayız. Allah’ın bize helal kıldıklarını helal, haram kıldıklarını haram kabul ederiz; hiçbir şekilde aksini iddia etmeyiz. Fakat kavmimiz bize saldırıp, işkence ettiler. Dinimizden ayrılmamız, eskiden olduğu gibi sorumsuzca istediğimiz gibi davranıp, yaşamamız için bizi zorladılar. Putlara tapmamızı emrettiler. Bizde onların bu baskı ve işkenceleri karşısında, senin ülkene göç etmeye karar verdik. Seni başkalarına üstün tuttuk. Çünkü senin zorba olmadığını, sana sığınanları koruyacağını umduk.”

HZ. ÖMER’İN HİCRETİ:

Hz. Ömer (ra) ilk anda islamı kabul etmemişti. “Eşeğim Müslüman olsa ben olmam” diyordu. Hz. Peygamberin duasından sonra kız kardeşinin evinde Kur’an ayetlerini görünce o da Müslüman oldu.

Hz. Ömer Müslüman olduktan sonra Hz. Peygamber (as)dan pek ayrılmazdı. Müslüman olduğunu gizlemediği gibi hicret kararını da gizlemedi. Yanına 20 arkadaş ve tanıdığını alarak yola çıktı. Önce Kabe’yi tavaf etti. İbrahim makamında iki rekat namaz kıldı. Kabe’nin avlusunda oturan müşriklere dönerek:

-Kim çocuklarını yetim, anasını evlatsız, karısını dul bırakmak istiyorsa arkamdan gelsin” dedi. Kimse bir şey diyemedi. Onun hicret yolculuğu da böyle başladı.

HİCRETİN SEBEPLERİ NELERDİ?

Hz. Peygamber (as)a Peygamberlik görevi verilince, islamı tebliğe başladı. Putlara karşı çıktı, cahiliye adetlerine karşı çıktı. Tevhit inancını savundu.

Bunun üzerine müşrikler O’na düşman oldular. Peygamberliğini kabul etmediler. Peygambere inananlara da düşman oldular, zayıflara zulmettiler. Her türlü işkenceyi acımadan yaptılar. Hatta develerin arasına bağlayıp parça parça ettiler.

Peygamber (as) islamı tebliğ etmek ve daha geniş topluluklara yaymak, islamı inananlarla beraber yaşamak için hicret etmeye karar verdi.

Müşriklerin baskısından kurtulmak için Medine’ye hicret etti. Oradan islamı daha kolay yayılma imkanı buldu.

Hicret eden Müslümanlarda rahat ettiler. İslam devletinin anayasası hazırlandı ve ensar-muhacir kardeşliği kuruldu.

MUHACİRLER ÖVÜLMÜŞTÜR

Muhacirler Allah yolunda mallarını sevdiklerini bırakarak hicret etmeyi tercih ettiklerki için Kur’an’da övülmüşlerdir.

-Hicret eden muhacirler “gerçek mü’min olarak” zikredilmiştir. (Enfal:74)

-Hicret edenler için: “Rütbe bakımından Allah katında daha üstündürler. Kurtuluşa erenler işte onlardır” buyrulmuştur. (Tövbe:20)

-“Hicret edenler, işte bunlar Allah’ın rahmetini umabilirler” buyrulmuştur. (Bakara:218)

-“Hicret edenlerin kötülüklerini örteceğim onları cennete koyacağım” buyrulmuştur. (Al-i İmran:195)

-“O muhacirlerden Allah razı olmuştur. Onlarda Allah’tan razı olmuştur. Allah onlar için cennet hazırlamıştır” buyrulmuştur. (Tövbe:100)

HİCRET NEREDEN NEREYE?

Peygamber (as)a soruyorlar:

-Ya Resulullah, hangi hicret daha faziletlidir?

-Allah’ın haram kıldığı şeyleri terk etmendir” cevabını veriyor. (Ebu Davut Vitr:12)

Bir hadislerinde de:

-“Gizli açık her kötülüğü terk etmen, namazı kılman, zekatı vermen bunları yaparsan bulunduğun yerde de ölsen, sen muhacirsin” buyurmuştur.

Her türlü faydasız ve zararlı şeyleri terk ederek kulluk görevini yapmak Allah’a hicrettir.

Peygamber (as): fitne zamanında ibadet bana hicrettir” buyurmuştur. (Müslim, fiten:130)

Bir hadislerinde de:

-Muhacir Allah’ın yasaklarını terk eden kimsedir” (Buhari, iman:5)

Günümüzün insanının hicrete ihtiyacı var küfrü, haramı günahı bid’at ve hurafeleri terk edip Allah’a yönelmeye çok ihtiyacı var.

Nefsinin süfli arzu ve emellerini terk ederek cihad etmeye kötülüklerini terk etmeye ihtiyacımız var.

Şeytanın davetine uymamak vesvesesine itibar etmemek Kur’an’a sünnete sarılmak en güzel hicrettir.

Küfürden imana hicret en faziletli hicrettir.

Allah’ın Resulünün hoşlanmadığı şeylerden uzak durmak Allah’a ve Resulune hicrettir.

Korkaklıktan, pısırıklıktan kaçınıp tepki göstermek hicrettir.

Hicret vatanı terk değil, daha rahat yerlere göçmek değildir meydanı küfür ehline bırakmamak hicrettir.

Kötü arkadaştan kötü mahalleden,  hayırsız ortamdan ayrılmak hicrettir. Peygamber (as) müşriklerle aynı mekanda bulunmayın” buyurmuştur. Kur’an iyilerle iyi ortamda olmayı ve cahillerden uzak durmayı emreder” şöyle bildirir:

-“Nefislerine zulmedenler oldukları halde meleklerin canlarını aldıkları kimselere şöyle derler:

-Ne işte idiniz?

-Biz yeryüzünde zayıf kimselerdik, hicret etmekten acizdik” derler.

Melekler:

-Allah’ın arzı geniş değilmiydi. Siz de hicret etseydiniz ya!” derler.

Kötü huylardan, kötü alışkanlıklardan uzaklaşmak, güzel şeylere yönelmek hicrettir.

Mazeret yok. Allah! “Allah yolunda hicret eder kimse yeryüzünde gidecek çok yer bulur” (Nisa:100) buyurmuştur.

Allah Kur’an’da şöyle buyurmuş:

-“Allah ahlaksız ortamlardan çirkin davranışlardan kaçınmayı emreder” (Muddesir:5)

Buraya kadar hicretin çok yönlü olduğunu sadece Peygamber (as)ın Mekke’den Medine’ye hicreti demek olmadığını gördük.

Anladığımızda göre hicret devam ediyor. Her Müslüman için devam ediyor. Çünkü biz Cenab-ı Allah’ın:

“Aramızda hayra çağıran, iyiliği emreden, kötülükten sakındıran bir topluluk bulunsun” diye emrettiği Muhammed ümmetiyiz.

Biz tebliğle, cihadla mükellef olan Müslümanlarız. Onun için kendimize sık sık sormalıyız.

-Hicret benim hayatımın neresinde?” diye .

Sonuç olarak;

1-Muharrem Müslümanların yılbaşıdır. Yeni yıl islam alemine hayırlara vesile olsun.

Hicri yılbaşı, Müslümanlar için kendilerine gelmeleri ve nefis muhasebesi için büyük bir fırsattır.

Ayrıca hicri yılbaşı kutlanmalıdır. Tebrikleşilmelidir. Böylece Hristiyan adetlerinden kurtulmalıdır.

Allah müslümanlara geçmişin hatalarını gözden geçirip hayatında yeni bir beyaz sayfa açmak nasip etsin inşallah.

Ya Muhammed!

Ruhunu Allah’a,

Elini ümmetine verdin.

Beşiğin, yurdun, yuvan

Mekke’de bunalırsan

Medine’ye göçerdin.

Biz bu dünyadan nereye

Göçelim, yâ Muhammed?

Yeryüzünde riyâ, inkâr, hıyanet

Altın devrini yaşıyor…

Diller, sayfalar, satırlar

“Ebu leheb öldü” diyorlar.

Ebû Leheb ölmedi, yâ Muhammed

Ebû Cehil kıt’alar dolaşıyor!

Neler duydu şu dünyada

Mevlidine hayran kulaklarımız;

Ne adlar ezberledi, ey Nebî,

Adına alışkın dudaklarımız!

Artık, yolunu bilmiyor;

Artık, yolunu unuttu

Ayaklarımız!


Bu yazıyı 6 kişi okudu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.