Peygamberimiz Hz. Muhammed (S.A.V.)’in Şefaati

Kur’an’a göre Muhammed (as) a diğer peygamberlerden farklı olarak şefaat hakkı verilmiştir.

Peygamber (as) şöyle buyurur:

– “Rabbim beni ümmetimin yarısının cennete girmesi veya şefaat arasında serbest bıraktı. Ben şefaati seçtim”   (Ramuz el-Ehadis: 123/2)

– “Kıyamet gününde peygamberlerin önünde şefaat etmeye yetkili olacağım.”   (İ. Canan, Hadis Ans: 12/194)

Peygamberlerin “nefsi, nefsi” diyerek kaçışacakları kıyamet gününde peygamberimiz (as) ümmetine şefaat edecektir.

Bir hadislerinde şöyle buyurur:

– “Kıyamet günü cennetin kapısını açtırmak için geleceğim. Kapıcı Hâzin soracak:

– Sen kimsin? Ben:

– “Muhammed” derim. Hâzin kapıyı açar ve:

– “Ancak sana açmakla emrolundum” der.   (Ramuza el-Ehadis: 3/1)

Allah Rasûlü’nün şefaati kimedir? Bu soruyu Allah Rasûlü şöyle cevaplandırır: “Şefaatim ümmetimden büyük günah işleyip tevbe edenleredir.”   (Age: 306/3)

İ. Azam, Fıkhı Ekber adlı eserinde: “peygamberin şefaati haktır. Bu Kur’an, hadis ve icma ile ittifakla sabittir” der.

Bir hadislerinde: “Her peygamberin kabul olan bir duası vardır. Her peygamber o duasını yapmakta acele etti. Ben ise bu duamı kıyamet gününde ümmetime şefaat olarak kullanmak üzere sakladım. Ona inşallah ümmetimin şirk koşmadan ölenleri nail olacaktır.”   (Buhari, Davat: 31)  buyurdu.

Bir gün Hz. Enes:

– “Kıyamet günü bana şefaat et ya Rasûlallah” dedi. Peygamber ona şefaat sözü verdi. Ama Enes tekrar sordu:

– “Başım nerede sıkışır ey Allah’ın elçisi?” dedi. Peygamber (as) ona:

– “Beni önce sıratta ara!” buyurdu.

– “Seni sıratta bulamazsam?” diye sordu.

– “O zaman beni nizamda ara!”

– “Seni o kalabalıkta bulamazsam?” Allah Rasûlü:

– “O zaman beni Havuzun yanında ara!” buyurur.

Peygamber (as) ın şefaati inkâr edilemez. Ayetle ve sahih hadislerle sabit olduğu için inkâr eden küfre girer.

Peygamber efendimiz, âlemlere rahmet olarak gönderilmiştir. Şefaatini umana, isteyene ve lâyık olana şefaat edecektir.

Başkası için “Ey falanca, şefaat et” denmez. Ancak uygun bir şekilde vesile kılınabilir.

Peygamber (as) ın şefaatinden kimler yaralanamaz?

Peygamberimizin şefaatinden istemeyen, inkâr eden yararlanamaz. Bir de lâyık olmayanlar yararlanamaz.

Bu konuda şöyle buyurur:

– “İki kişiye şefaatim olmaz: zalim yönetici ve dinde aşırı giden.”   (Ramuz el-Ehadis: 308/9)

– “Ben Rabbimden ümmetim için şefaat diledim. Onu bana verdi. Bu şirk koşmayan her mü’mine nasip olacaktır.”   (Age: 145/6)

– “Ümmetimden pek çok kimseyi şefaatimle ateşten kurtaracağım. Bazı kimseleri de zebaniler alıp gidecek. Ben: “Allah’ım, zebanilerin alıp götürdükleri benim ümmetimdendir” diyeceğim. Cenab-ı Allah bana: “Senden sonra onların neler neler ihtas ettiğini, bid’at işlediğini biliyor musun?” diyecek.”   (İ.Canan Hadis Ans: 17/398)

Demek ki başta şirk koşan, bid’at işleyen, insanlara zulmeden, tevbe etmediği takdirde şefaatten mahrum olacaktır.


Bu yazıyı 959 kişi okudu.

2 YORUMLAR

  1. Kıymetli kardeşim yazıklarının içinde elbette doğru olanlar, fakat bir bakıyorsunuz Peygamberi şefaat makamına getirmişsin. Dinin sahibi Allah'tır ceza kesende af edende onun uhdesindedir.Varm ki onun ortağı yapacağı işe kendisine ortak edecek.Ramuz el hadis de bir sürü mevzu hadis var.Bizler fatihadaki ayetlere iman ettiğimizden kimseden yardım beklemeyiz hem dünyada hem de ahirette.Yazıklarımızı bir daha kuran ve peygamberin uygulamalarına götürürseniz sanırım daha isabetli olacaktır.Çalışmalarınızda başarılar.

    polat

    • çok haklısın ayrıca konuşma dilinize bayıldım şefkatli kalp kırmayan bir konuşmanız var yani suçlayıcı bir konuşma değil selametle…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here