Peygamberlere İman

Peygamber elçi anlamına gelir.

Dini terim  olarak  Allah’ın   kulları arasından seçtiği,  vahiy  yolu ile  insanlara  emir  ve  yasaklar   gönderdiği elçiye peygamber denir.

Peygamberlere  iman,  imanın  şartlarından-dır.  Cenab-ı   Allah her ümmet  için  bir peygamber göndermiştir.124.000  peygamberden bahsedilir.

Kur-an’da 25 peygamberin adı geçmektedir.Bunlar:

Adem,  İdris, Nûh,  Hûd, Salih, Lût,  İbrahim, İsmail, İshak,  Yakup , Yusuf,  Şuayb, Hârun,Mûsa,  Dâvud , Süleyman,  Eyyup,  Zülkifl,   Yunus,   İlyas,   Elyesâ, Zekeriya, Yahya, İsa ve  Muhammed  Aley- hisselamlardır. Bunlardan başka Kur’an ‘da üç isim   daha geçer.  Fakat onların   peygamber mi, veli  mi  oldukları kesin belli değildir.

Onlarda :Üzeyr, Lokman  ve  Zülkarneyn’dir.

Peygamberlerin   bir  kısmı  Nebi , bir   kısmı    da Rasûldür.Peygamber  efendimiz  hem Nebi hem de Rasûldür.

Daha  önceki  peygamberin   vahyini  devam  ettirene Nebi denir. Kendisine  yeni bir din ve  kitap  gelene  de Rasûl denir.

Peygamberlerin    tamamı   erkektir.   Kadın  peygamber gönderilmemiştir. Kadın evliyalar vardır ve  kadınlar hep peygambere yardımcı olmuşlardır.

Kur’an’da bildirildiğine göre “Her millete pey-gamber gönderilmiştir.” (Fatır:24)

Peygamberlere    imanın,   nasıl    olacağını

Kur’an  şöyle haber verir:

“Peygamber  Rabbı tarafından kendisine indirilene iman  etti ,müminler de  iman  ettiler. Her  biri  Allah’a, meleklerine , kitaplarına ,  peygamberlerine  iman  ettiler.Allah’ın   peygamberlerinden    hiç   biri  arasında   ayrım   yapmayız.  İşittik ,  itaat ettik.  Ey Rabbımız  affına sığındık,  dönüş sanadır.” dediler. (Bakara:285)

“Allah’ı ve peygamberi  inkar edenler ve inan -ma hususunda   Allah  ile  peygamberi   birbirinden   ayırmak isteyip ,  bir  kısmına  iman   ederiz,    ama  bir  kısmına inanmayız  diyenler  ve bunlar iman ile  küfür  arasında  bir  yol  tutmak isteyenler yok mu ?   İşte   kafirler  bunlardır  ve  biz  kafirlere alçaltıcı bir azap hazırlamışızdır.” (Nisa:150-151)

Müslüman peygamberleri, iman yönü ile hiç birini diğerinden ayırmaz .Hz. Adem’e de Hz. İsa’ya da iman eder. Hz.Adem’i anasız babasız ,Hz. İsa’yı da  babasız,  peygamber (as) ‘ı   hem  ana  hem de babadan dünyaya getirdiğine inanır.

Peygamberler,   diğer   insanlardan  farklıdır. ”Onlarda bir insandı“denilip geçilemez.Evet onlarda bir insandır,ama insanlar arasından seçilmiş,korun- muş daha üstün kimselerdir.

Peygamberler, görevleri  itibariyle  de  diğer  insanlardan  farklıdır. Peygamberler  hep bozulmuş  toplumlara  gönderilmiştir.  Allah   onlar  vasıtasıyla  kullarını uyarmış ve doğru yolu göstermiştir.

Kendilerine  gönderilen  peygamberlere uyanlar kurtulmuş ,uymayanlar ise helâk olmuşlardır.

Sözlerin en güzeli,“Eşhedü enla ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden Rasûlullah“ sözüdür.

Cenab-ı  Allah , son  anda  da  böyle  demek  nasip etsin. İnşallah.

PEYGAMBERLİK

A-SIFATLARI :

Peygamberlerde  bir  insandır, ama görevleri icabı diğer insanlardan farklı ve üstün bir  takım  sı- fatları  vardır. Bunlar:

1.EMANET :Güvenirlik,emin,dürüst,emanete  hıyanet

etmemek.Peygamberimize  “ Muhammedül   emin ” lakabını düşmanları takmış,ve kimse ona  “yalancı”  diyememişti.Onu  gören : “ Bu yüz yalan söylemez” diyordu.

2.SIDK         :Doğru olmak.

3.FETANET :Zeki, uyanık olmak, akıllı davranmak.

4.İSMET      :Temiz, günahsız olmak.

5.TEBLİĞ    :Allah’tan gelen vahyi aynen bildirmektir. Yoksa  görevini yapmamış olur. (Mâida :67)

Peygamberler, her  yönü  ile  seçilmiş ,üstün  kimselerdir. Peygamberlerin arasında da Muhammed Mustafa (as) , peygamberler  peygam- beridir. Ahir   zaman peygamberidir.Cenab-ı Allah : “Sen olmasaydın alemleri yaratmazdım” buyurmuş- tur.

O,  Rasül –üs-Sekaleyndir. Alemlere rahmet olarak gönderilmiştir.

 

B-HER  PEYGAMBERİN  MESLEĞİ  VARDIR:

Peygamberlerin her birinin bir mesleği var -dır ve kendi alın terleri ile geçinmişlerdir.

Peygamberimiz :  “Allah  hiç  bir  peygamber göndermedi  ki,  koyun  çobanlığı yapmış olmasın.” buyurur.

Sende mi ya Rasûlullah ? denilince,

– Evet  bende   bir   süre  ücret   mukabili  Mekke ehline koyun güttüm.” (K.Sitte: 6/493) demiştir.

“Musa,koyun  çobanı  iken   peygamber  oldu. Davud koyun çobanı  iken  peygamber oldu. Bende     koyun güderken peygamber oldum.”(K.Sitte : 6/493) buyurmuş, hayvan gütmeyenin insan  yönetemeyeceğini ifade etmiştir.

İdris peygamber , terzilik yaptı.

Davud peygamber demircilik yaptı.

Allah’ın sevgili kulları  hep  alın teri ile geçin- miş , yaptıkları işten  dolayı  ücret  istememişler, al- mamışlardır.

Allah   Rasûlü ,  ikramların   bile   hepsinden yememiştir. Ölürken  de   hurmalıklarını  vakfetmiş, miras bırakmamıştır. En  son  7 dirhemi vardır.Onu da yoksullara dağıtmıştır.

 

C-  PEYGAMBERLER TEKNİKTE DE ÖNDER  OLMUŞLARDIR:

Peygamberler sadece  dini  tebliğ  etmemiş, dünya  saadeti   ve maddi  ihtiyaçlar  içinde  rehber ve yardımcı olmuşlardır.

Bazılarına göre insan,maymundan gelmiştir. Bugünkü  bilgileri hep  tecrübe   ede  ede  elde   et-mişlerdir. Bize   göre  insanın  atası  Adem (as)’dır. Adem’de ilk peygamberdir, kendisine vahiy  gelme-miştir.Allah, ona lazım  olan,bilmesi gereken şeyleri öğretmiştir.

Peygamberler  yaptığı   işlerle   bir   sanatın doğmasına  neden    olmuşlardır.  İdris ,  kumaştan  elbiseyi ,   Dâvut  demirciliği,  Yusuf  saatçiliği, Nûh gemiciliği öğretmişlerdir.

 

D-   GÖREVLERİ :

Başta görevi tebliğdir ;dini anlatmaktır.

Kur’an’da :

1- “Ey  Peygamber! Biz seni   bir  şahit , bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik.”(Ahzab : 45)

2-“Allah’ın  izniyle  bir  davetçi ,bir nur saçan kandil olarak gönderdik.” (Ahzab : 46)

3- Peygamber,Allah’ın hidayet ettiği kimsedir. Deki:  “Ben  peygamberlik  görevim  için  sizden  bir  ücret istemiyorum.” (Enam :90)

4-“Peygamberlerin  üzerine tebliğden başka bir şey düşmez.”(Nahl :35) Hidayet Allah’tan.

5-“Eğer size  tebliğ  edileni  yalan  sayarsanız, bilin  ki sizden  bir önceki  bir  çok  millet  de  kendilerine  tebliği  edileni  yalan  saymışlardır.Peygambere düşen yalnız açık bir  tebliğdir.”(Ankebut: 18)   buyrul-muştur.

Peygamber  Allah’a  kulluğu  öğretir.Emir ve yasakları bildirir.Yol gösterici ve öğreticidir. Rehber dir , önderdir.

Peygamberler uyulacak, peşi sıra  gidilecek kimselerdir.

Cenab-ı Allah, kıyamet günü soracak :

        Ben size peygamber göndermedim mi ?

Evet gönderdin.

Peki niye uymadın ? diyecek.

Peygambere   uymamanın  bir  mazereti  ol- maz.Peygamberler insanları şirkten uzaklaştırarak,  Allah’ın  varlığına , birliğine  ve   insanları  iki  cihan saadetine  çağırırlar.

Peygambere itaatte de“Ben önceki peygam- bere  uyarım.” denilemez.Bir   vatandaş “Ben  daha  önceki  yöneticiye  uyarım ,  daha önceki kanunlara uyarım.”diyemediği gibi ;“Ben İsa peygambere uya-cağım.”denilemez.

Peygamberin  emir   koyma   yetkisi   vardır. Kur’an’da şöyle buyrulur :

“Peygamber onlara iyiliği emreder, onları  kötülükten  men  eder ; onlara  temiz  şeyleri  helal , pis  şeyleri haram kılar.” (A’raf: 157)

     “Peygamber , size  ne  verdiyse  onu  alın. Size  ne yasakladıysa  ondan  da sakının.”(Haşr :7) buyrularak,  peygambere uyulması ,onun  söyledikleri -nin reddedilmemesi bildirilmiştir.

E-   PEYGAMBERE  İHTİYAÇ :

İnsan,  Cenab-ı   Allah’ı,   aklı  ile   eserden   müessire giderek bulmak ve iman etmek  zorundadır.

Allah’a  kulluk görevini nasıl ,ne şekilde niçin yerine getireceğini bilemez.Bunu  peygambere gelen   vahiy  ve  peygamberin kılavuzluğu ile öğrenir.

Peygambersiz iyi, kötü ayırt edilemez.

İnsanların  sorumlu  tutulup  mükafatlandırı -lıp, cezalandırılabilmesi  için  peygamberin gelmesi lazımdır.Yoksa kul “ ben ne bileyim ? “der. Mazeret  beyan eder, sorumlu olmaz.

Kur’an’da :“Müjdeleyici  ve sakındırıcı olarak  peygamberler   gönderdik   ki , insanların peygam berlerden    sonra    Allah’a    karşı   bir   bahaneleri olmasın ! “(Nisâ : 165)

İnsan  dünyayı  ve  bazı şeyleri  aklı ile kav- rayabilir. Ama  göremediği   şeyleri ; ahiret   alemini  bilemez ,kavrayamaz. Çünkü bu bilgiler akıl yoluyla değil, vahiy yoluyla öğrenilir. Onun  için her milletin peygamberi vardır. Kur-an’da :

“Her  ümmetin bir peygamber vardır. Peygam -berleri geldiği zaman aralarında adaletle hükmedilir ve onlara asla zulmedilmez.” (Yunus :47) buyrulmuştur. Peygamberimizin  peygamberliği   kıyamete kadar geçerlidir.Çünkü o, ahir zaman peygamberidir.

Peygamber, Allah’ın  kitabını açıklar. İnsanlara doğru ve yanlışı öğretir, mutlu olmanın yollarını gösterir.

 

F-  PEYGAMBERLERİ AYIRMAK :

Peygamberimiz :“Peygamberlerin birini diğe- rinden ayırmayın ,üstün  tutmayın.”(K.Sitte :12/182)  derken ;  Kur’an’da : “Allah’ın    peygamberlerinden  hiç biri  arasında ayrım yapmazlar.”  (Bakara : 285) buyrulmuştur.

Nisâ : 150 “ Bir  kısmına  iman  ederiz,   ama bir   kısmına   inanmayız “ diyenler ,  imanla küfür arasında  bir  yol  tutmak  isteyenler yok mu ? İşte  bunlar   kafirlerin  ta   kendileridir.” Bu ayetlere göre imanda bir ayrım yapılmayacağı bildirilmiştir.

Ayrıca :

Peygamberlerin hiç biri küçümsenmeyecek.

Hiçbir peygamberin görevi , tebliği basit   görül- meyecektir. Cenab-ı Allah şöyle buyurur :

“ O  peygamberlerin  bir  kısmını  üstün   kıldık. Allah , bir  kısmı   ile  konuşmuş ,  bazılarını derece  olarak  yükseltmiştir. ”(Bakara:253)

Mesela ;Musâ (as)’ la konuşmuş, peygamberimizle    konuşmuş  ve  miraca  yükseltmiştir.

 

G- AHİR ZAMAN PEYGAMBERLERİNİN ÜSTÜNLÜKLERİ :  

Kur’an’da  :” O  peygamberlerin   bir  kısmını diğerlerinden üstün  kıldık. Allah onlardan  bir kısmı  ile konuşmuş ,bazılarını da derece derece yükselt -miştir.” (Bakara : 253) Demek ki arada fark var.

“Siz insanların  iyiliği   için  ortaya çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz…” Bu  ümmet  hayırlı ise elbette  peygamberleri de hayırlıdır. (Nisa : 110)

     “Biz   seni   bütün  insanlara müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.”(Sebe: 28) Bütün insanlığa  gön -derilmiştir.

İslâm en mükemmel dindir.(Mâida :3)Elbette  onun peygamberi de en mükemmeldir.

Peygamberimiz   belirli   bir  topluma , belirli bir zaman için değil ,bütün  insanlığa kıyamete kadar peygamber olarak   gönderilmiştir.  Yeryüzünde   hiçbir   insan   onun kadar sevilmemiştir.

Allah  ona  “Habibim” demiştir. O,  en  büyük insandır.

O, Rasül’üs –Sekaleydir.

Yalnız ona şefaat hakkı verilmiştir. Diğerlerinin  “ nefsi  nefsi  “  diyerek   kaçıştığı   günde ;  O,“ ümmeti  ümmeti ” diyecektir.

Ona miraç nasip olmuştur.

Peygamberimiz (as) şöyle buyurmuştur :

“Bana diğer peygamberlerden farklı 5 şey verildi :

1.Onlar  kendi  kavimlerine   gönderildi. Ben   ise insanlığa.

2.Bana ganimet helal kılındı.

3.Yeryüzü bana mescit kılındı.

4.Bir aylık uzaktaki düşmanın içine düşen bir korku  ile yardıma mahzar oldum.

5.Bana  şefaat etme yetkisi verildi. (K.Sitte :12/194)

Peygamber  efendimiz   Kelime-i tevhid’te ve kelime-i şehadette ,Cenab-ı Allah’ın adı ile beraber anılmıştır.

Adem  peygamber ,hatasından  dolayı  cennetten çıkarıldıktan sonra dua ederken :

”Ya Rabbi, Muhammedin hakkı için  beni bağışla.” demişti. Sen  onu  nereden biliyorsun diye sorulduğunda şu cevabı verdi :

          –“Ben yaratılınca  başımı  kaldırdım, gökte  Lailahe illallah Muhammeden Rasulullah “ yazılı idi.”

O,   peygamberler   peygamberidir.  Cenab-ı  Allah: “Sen  olmasaydın ,  alemleri  yaratmazdım. ”  buyurmuş, onun diğer peygamberlerden farklı olduğunu bildirmiştir.

 

H- PEYGAMBER GÖNDERMEDEN ALLAH SORUMLU  TUTMAZ :

“Biz  hiçbir memleketi öğüt vermek  üzere gönderdiğimiz uyarıcı peygamberi  olmadan yok   etmemişizdir. Biz zalim değiliz. “ (Şuara : 208-209)

“Bir memlekete peygamber göndermedikçe helâk edici değiliz.” (Kasas : 59)

Bize  gelmedi,biz sorumlu değiliz denemez. Peygamberimiz bütün insanlığa,  ahir zaman  peygamberi  olarak gönderilmiştir.

Tebliği noksansız bize ulaşmıştır.

O , bize “ümmetim” demiştir.

Ayrıca   Kur’an’da  son  peygamber  olduğu   bildirilmiştir.

Peygamberlerde sorumludur.Kur’an’da şöyle buyrulur:

-“Elbette kendilerine peygamber  gönderilen kimseleri de gönderilen peygamberleri de mutlaka sorguya  çekeceğiz .” (A’raf : 6)

Onun için peygamberimiz,“Tebliğ ettim mi?” diye  üç  defa   sormuş ve  “Evet “ cevabı   almıştır.

 

I- PEYGAMBERDEN BAŞKASINA VAHİY GELMEZ:

Allah ,“Hayvanlara vahyettik “diyor. Bu sevki ilahidir,  iç  güdüdür. “  Hayvanlara   vahyediliyorsa,  Allah bana niye vahyetmesin? “denilirse , bu yanlış olur.

“Allah’a karşı yalan uydurandan, yahut   kendisine hiç bir şey vahyedilmemişken “ Bana  vahyolundu ”  diyenden daha  zalim  kimdir ?” (Enam :93)  buyrularak  esaslı  bir uyarı yapılmıştır.

Allah’tan  ancak  peygamberlere  vahiy gelir.  Onun gönlüne doğar, aklına  geliverir.O,yönlendiri -liverir. Bu vahiy değildir.

İtikadı düzgün olmayana da şeytan, vesvese verir, fısıldar.

 

İ- PEYGAMBERLER GÜNAH İŞLEMEKTEN KORUNMUŞTUR :

Peygamberler   korunmamış  olsaydı,  yalan  söylerlerdi.Yalan söyleyende peygamber olamazdı.

Ancak   peygamberler  bazı   küçük   hatalar  işlerler,  işlemişlerdir. Buna   zelle  denir. Bu   insan olmanın zaafıdır.

Onlarda bir beşerdir.Tabii ki onlarında zaaf-ları  vardır.  Adem  (as) ,  “Bu ağaca yaklaşma”   (Taka: 121) şeklindeki Allah’ın   emrine  karşı  hata yapmıştır. Unutarak  yemiştir. Musa (as),Firavun’un  adamlarından     birini    istemeyerek   öldürmüştür.

Peygamberlerle veli  kulların  zellesi , Allah’a  yaklaşmaya  vesile  olur.  Hatadan   Allah’a   kaçar,  hata eder, tevbe istiğfar edip Allah’a daha çok  yaklaşır.  Atalarımız : “ Hatasız kul olmaz. ”demişlerdir.

Peygamber(as)‘da  Abese  suresiyle  uyarıl- mıştır. Amâ olan  Ümmü  Mektum  (ra), peygamber  tebliğ görevi  yaparken   içeriye  girmiş  :   ” Allah’ın   sana  öğrettiklerinden bana da öğret.” diye  seslenmiş.  Allah   Rasûlü   o   anda  meşgul  olduğu   için  yüzünü ondan   çevirmişti. Allah’ta   bu   davranışın   uygun   olmadığını bildirmişti.  (Abese: 1-20)

Allah,peygamberlerini günahtan korumuştur. Yusuf’u Züleyha’nın tuzağından (Yusuf:24) koruduğu gibi.

Peygamberler daha  önce de küfür türünden günah  işlememişlerdir. Peygamberimiz, içki  içmemiş,   puta  tapmamış  ve  zina   etmemiştir.  Büyük günahlara bulaşmamıştır.

Peygamberimiz,iki defa düğüne gitmek istemiş, uyuya kalmıştır.

Kâbe’nin  tamirinde  omzunu   korumak   için taşın altına elbisesini  koymuştu,  ayağında  açılma olmuştu. Bir  ses  onu  uyardı. “Açma! “ dendi, peygamberimiz düştü,bayıldı.

Peygamberin ,bir sıfatı da “ismet ”  yani   günah işlemezdir.

Peygamberimiz ,cahiliye  devrinin  kötülüklerin- den   korunmuştur.  Korunmasaydı   güven   olmaz, saygı  gösterilmezdi. Ve  peygambere  inanılmazdı. Vahiy emanetini muhafaza edemezdi.

Bugün  onun  için  “ yanlış söyledi.” , ” yanlış yaptı. ” denememiştir. Onu   gören  “ Bu  yüz  yalan  söylemez. ” demiştir.

Doğruluğu,  dürüstlüğü   ile   “Muhammedül-emin” lakabını  almıştır.Kimse  ona  “yalancı”  diye-memiştir.

Araplara: ” Size   bir   şey   söylesem ,  bana inanırmısınız? “ deyince , ” Bugüne  kadar   senden  yalan işitmedik. ” cevabını almıştır.

Hz.  Ebu  Bekir’e “ Miraca   çıktım   diyor  ne dersin ?” denilince “ O , ne derse doğrudur.” demiş. Sıddık    lakabını   almıştır. Ebu Cehil  bile :” Yemin ederim o,hiç yalan söylemedi.” İtirafında bulunmuştur.

 

J- PEYGAMBERLER MUCİZE GÖSTERİR:

Mucize, aciz bırakmak demektir.

Allah ,peygamberlerini davalarında  desteklemek üzere  onlara güç vermiştir.  Bu güce mucize denir.

Bu iş ,Allah’ın izniyle olur.

Her farklı ve o,devrin özelliklerine göre muci-zeler verilmiştir.

Meselâ ;  Hz.  Musa  (as)  zamanında    sihir meşhurdur. Allah ,ona yılan olan bir  asâ  vermiştir.  Sihirbazların bütün sihirleri için  kullandıkları urganları yutmuştur. Bunun karşısında bunun sihir  olma- dığını gören  sihirbazlar, Musa(as)’a iman etmişler- dir. (A’raf : 121-122)

İbrahim’in ateşe atılması ateşin  yakmaması.

(Enbiya : 58-69)

Hz. İsa ,zamanında   Tıp  ileridir.   Allah, ona  da körleri iyi etme,ölüleri diriltme mucizeleri vermiştir. (Al-i İmran: 49)

Davut peygamber zamanında musikî ileridir. Hz.Süleyman’ın kuşlarla konuşması.(Neml : 20-28)

Peygamberimiz zamanında güzel söz söyleme,  şiir  yazma  gelişmişti.  Kur’an , mucize olarak verildi. Arap  şairleri   aciz   kaldı.  ( İsra :88 )  Kâbe  duvarına astıkları şiirleri kendi elleriyle indirdiler.

  • Mucize Allah’ın izniyle olur. Peygamber gösterir.
  • Mucize bilinen olaylara benzemez. Olağanüstü olaylardır.
  • Allah’ın bir desteğidir.
  • Karşı tarafı aciz bırakan olaydır.

Peygamberimizin meşhur mucizeleri  şunlardır :

Lafzı ile  de manası ile de en büyük mucize KUR’AN-I KERİM’dir. (Bakara: 23)

Akıllara  durgunluk veren miraç  olayı, fizik kanunlarını aşan bir olaydır. (İsra : 1)

Müşrikler,“Doğru söylüyorsan ayı, ikiye böl de görelim.”dediler.Ay ikiye bölündü. (Kalem:1)

(Buhari Menakıp :27)

Suyun  az  olduğu  bir andı.  Peygamber (as) suya elini  koydu,  parmaklarının   arasından  su  fışkırdı, oradakilerin hepsine yetti.

Hicret olayında sütü kesilmiş koyunu sağması,

Hendek savaşında az bir yemeğin herkese yetmesi,

Daha önce hutbe okurken dayandığı hurma kütüğünün   minber  yapılınca   ağlaması. (Buhari Menakıp :25)

Ağacın, taşların Kelime-i Şehadet  getirmesi. Ebu Cehil,  eline  bir   şeyler   gizlemiş,   ”  Bunların   ne  olduğunu  bil.” demişti. Peygamber (as) ,onların  ne  olduğunu   ben mi  söyleyeyim,onlar mı  söylesin ?” deyince ;  onlar   söylesin   demiş  ,  taşlar  şehadet getirince de çarpmış inanmamıştı.

Hayberin  fethinde  yahudi  kadın, eti zehirlemişti.  Et  zehirli  olduğunu  haber verdi.  (Buhari, Tıb : 55)

Bu   olaylar   Peygamber  (as)’ın   en   büyük  mucizelerindendir.

Bir  de  keramet  vardır.Allah’ın veli kullarına bir   lütfu  ve  ihsanıdır. Kur-an’da   veli   kullar   için  müjdeler vardır. (Yunus:62-64 + A’raf:196)

Veliler,Allah’ı hatırlatan kimselerdir.(Fetih : 29)

Velilerin kerameti haktır.

Kur’an’da keramet örnekleri vardır.

( Al-î  İmran : 37 )    ( Zekeriya’nın     her   gelişinde Meryem’in   yanında   yiyecek    bulması   anlatılır.)

Ashab-ı Kehfin  309   yıl   sonra   hayata   dönüşü. (Kehf:9-12)

Mağarada   sıkışan  üç  gencin   kurtuluşu.  (Buhari İcaze:12)

Süleyman    peygambere  Belkıs’ın  tahtını getiren Asaf,  Salih ,veli bir kuldur. (Neml : 38-40)

Hz. Ömer’in :” Ya   Sariye,    dağa,   dağa ”   deyip yüzlerce   kilometrelerce ileriye   seslenmesi, İslâm ordusunun   dağa   çıkıp   kurtulmaları    keramettir.

Daha sonra ki  salih  ve veli kullarında  kera- metleri görülmüştür.

Mucize ile keramet  birbirine   karıştırılmamalıdır.

Keramet   sahibi  kerametini  çoğu  zaman bilmez.

Kerametlerde Allah, veli kullarını destekler, sevdiği kulları yalancı çıkarmaz.Üstün kılar,yüceltir.

 

K- PEYGAMBERİMİZ ÜMMİDİR :

O, okuma  yazma  öğrenmemiştir. Kimseden ders almamıştır.

Onun hocası , Cebrail’dir.

Eğer  birinden ders  almış olsaydı.”Onu  ben okuttum, bildiklerini ben öğrettim.” derdi.

Eğer  okuma  yazma  bilseydi, “Kur’an’ı  O , yazdı, o uydurdu.” derlerdi.

Ümmi olmasına rağmen, en büyük  mucizesinin

Kur’an   oluşu   şüphelere  meydan  bırakmamıştır. Kur’an’da :

“ O, ümmi Peygamber “denmiştir.

“ Sen bundan önce ne bir  yazı okur,  ne  de elinle onu yazardı.Öyle olsaydı,  batıla  uyanlar  kuşku duyarlardı.” denmiştir. (Ankebut :48)

 

L- PEYGAMBERİN EVLİLİĞİ :

İslâm Peygamberi,şehvet düşkünü bir  insan değildir.Öğle olsaydı, yirmi beş  yaşına kadar bekar kalmaz  ; elli  yaşına  kadar  da kendisinden on beş yaş büyük olan,dul Hz. Hatice ile evlenmez, onunla  yalnız   yaşamazdı.  Cazip  teklifleri   kabul  ederdi.

Şehvetine   düşkün   olsaydı , Cenab-ı  Allah   ona “Habibim “ der miydi? Onu  peygamber  olarak gönderir miydi ?

Birden fazla evliliği o, icat etmemiştir.O,sınırsız  evliliği  sınırlandırmıştır.Önce dörtle sınırlandırmış, sonra da ağır şartlar koyarak tek evliliğin ideal evlilik  olduğu  vurgulanmış ve “Bir tane ile yetinin.” buyrulmuştur. (Nisa :3)

Hz. Peygamber, kendisi  ile   evlenmek   için  can atan , ihtiyar belki  bir daha  görmeyeceği  kadınla   nikaha   razı  olmuştur. İhtiyar  kadın,   nikah sevincinden   oracıkta   ruhunu    teslim  etmiştir.

Bir kadının istediği kadar  erkekle  evlendiği, evliliğin kendi kızı veya kız kardeşi ile sürdürüldüğü o zaman da Allah Rasûlüne kimse söz söyleyeme -miştir.

Bugünde  kiminle   yaşadığı   belli   olmayan metres hayatı yaşayanların,peygambere dil uzattığı görülmektedir.

Şunu da  ifade edeyim ki ,Hz.Aişe  ile evlen- diğinde, Hz. Ebubekir’in teklifi ile ve 17yaşında iken  evlenmiştir.

 

M-  HZ. PEYGAMBERE İTAAT :

Peygambere   iman  kadar, peygambere uy-mak,itaat etmek de şart.Ona itaati Allah emrediyor.  Kur’an’da :

1- “Kim  Rasüle  itaat  ederse , Allah’a  itaat   etmiş olur.” (Nisa :80)

2-“Doğru yol belli olduktan sonra kim   peygambere karşı çıkar  ve  mü’minlerin   yolundan  başka  yola giderse,onu o yönde bırakırız ve cehenneme sokarız ,o ne kötü bir yerdir. (Nisa: 115)

3- “Allah  ve Rasûlü  bir  işe hüküm  verdiği zaman, inanmış erkek ve  kadına   o,  işi  kendi   isteklerine göre   seçme    hakkı   yoktur.  Her   kim   Allah   ve Rasûlüne karşı   gelirse,  apaçık  bir  sapıklığa düşmüş olur.” (Ahzâb :36)

4- “O ümmi peygamber,onlara iyiliği emreder, onları kötülükten  men eder.Onlara   temiz   şeyleri  helal, pis  şeyleri haram kılar.” (A’raf :157)

Peygambere  uymayan  pişman olacak, elle- rini ısıracak. (Furkan:27)

Hz. Peygamber :”Bir zaman gelecek ki ,  insanlar ,  günaha   girmeden  geçinemeyecekler. Bu  zaman   gelince kaçın. ”  Ashab :

         – Nereye ?

         –Allah’a , kitabına ve benim sünnetime. (Ramuz:504/6)

* “Sünnetime yapışan,cennete girer.”

(Siret Ans:6/79)

* ”Ortalık  bozulunca sünnetimle amel  eden, ayrılmayana  yüz  şehit  sevabı  vardır.” (A.Hamdi Akseki İslâm:32) buyurarak  kendisine itaatin  gereğini ifade etmiştir.

 

N-  BAZI İDDİALAR :

a) Bazılarının   iddia  ettiği  gibi   peygamber  (as)’a  uymak,  itaat  etmek  Allah’ın  emridir, şirk  değildir.

“O da bir  insandı,  vazifesini yapmıştır.” deniliyor. Kur’an, ona uymayı emrediyor.

“Allah’a   peygambere   itaat  edin  işlerinizi   boşa çıkarmayın.” (Muhammed: 33)

“Peygamber size ne  getirdiyse   onu   alın,   sizi neden men ederse, ondan kaçının.”( Haşr :7 )  diyor  Kur’an.

“Allah’la kul arasına sokulmuş olur, şirktir.”  deniliyor.

“İki sevgi bir arada  olmaz.”deniliyor. Allah“ Rasûlümü sevin,  ona uyun ,ona   salâvat getirin.” diyor, neden  şirk olsun?

O’na ait herhangi bir şeyi kutsal bilmek, saygı göstermek de şirk olmaz.Musa’nın asâsına,  pey- gamberin emanetlerine  ve sakalına saygı  göstermek gibi.Bu tapınmak değildir.Saygıdan, sevgidendir.

 

b) Sakal-ı Şerifi Öpmek Şirk Mi ?

Sakal-ı şerifi  öpmek, ilgi, sevgi ve  bağlılığın ifadesidir.

Sakal-ı  şerif, Allah  Rasûlüne  ait   bir  parça  olduğu  için saygı duyuyoruz.

Hz.   Peygamberin ,   Topkapı   Sarayı’ndaki  emanetlerine saygı duymak, kendimizden  geçerek  seyretmek, tapınmak  değildir.

Biz  peygamberin  sakalından veya  emanet- lerinden bir şeyler beklersek  ; Allah’ı bırakarak ona yönelirsek, o zaman şirk olur.

Bir de kalbinde  eğrilik  olanlar, sakal-ı  şerifi  öpmenin    şirk   olduğunu   kabul   ettiremezlerse  : ”Canım  bu peygamberin sakalı değil ki, her camide var;yeni yapılıyor onda da var.”diyor,şüphe sokmaya çalışıyor.

Şunu açıkça  ifade edelim ki ,23 yıl peygamberin  sakalı  her  tıraş  oluşunda  kapışılmış ;  yere düşürülmemiştir. Yeni   yapılan   camide  de  oluşu, başka   camilerde   ve  şahıslarda olan birden fazla sakalın o camiye  verilmesidir.

Camilerdeki  sakallar  velev  ki  peygambere  ait   olmasa  bile   biz, peygamberin  niyeti ile saygı gösteririz.  Kırk   bohçaya  sararız,  salâvatla   açar  salâvatla kapatırız. Bu peygambere  çok düşkünlü -ğümüzdendir.

 

c) Bazıları “Peygamber Kadınları Sevmezdi”   Diyor:

Bu  asla doğru  değildir. Peygamberi  yıpratmak  için   bir   oyundur. Dünyadaki    Müslümanlar   arasında ben öyle zannediyorum ki,Allah Rasûlünü kadınlar daha çok seviyor.Bu neden ?

Allah Rasûlü, kız çocuklarının diri diri gömül- mesine karşı çıkmıştır.

“İlim   öğrenmek   kadına  da  erkeğe  de  farzdır.”

“İnsanlar   tarağın  dişleri  gibi  eşittirler.”

“Üstünlük   takvadadır.”  buyurmuştur  da   ondan.

O, hayatında kadın erkek ayrımı  yapmamış- tır.Kadının uğursuz olmadığını her vesile ile haykır- mıştır.Dövülmesine  her  zaman  karşı çıkmıştır.

Bu konuda:

“ En hayırlınız ,kadınlara karşı hayırlı olanı-nızdır.”

“ Kadınlarını döven kimseler ,hayırlı kimseler değildir.” buyurmuştur.

Kadınlarını   döven  zalim  erkeklere,“Akşam ne   yüzle   aynı   yatakta  yatacaksınız ?”  demiştir.

Bu durumda  tabi ki   kadınlarımız , erkeklerden daha fazla kendilerini seven peygamberi seve- ceklerdir.

Allah : ”Sizin  sıkıntıya  uğramanız , ona  çok ağır  gelir. O ,size  çok   düşkün,  mü’minlere  karşı çok şefkatli,çok merhametlidir.” (Tevbe:128) buyur- muştur.

Peygamber  (as)  kız  çocuğu olup da onu iyi yetiştiren için müjdeler vermiştir.

Çocuklar  arasında “Eğer  ben  birisini  üstün  tutacak olsaydım,kızları üstün tutardım.”buyurmuştur.

Peygamberimiz   yola  çıkacağı  zaman  kızı  Fatıma’yı   görür,  alnında  öper  öyle  çıkardı.  Kızı yanına   gelse  ayağa  kalkar , alnından  öperdi,ona saygı gösterirdi.

 

d) Peygamber (as) Çocukları Sevmez miydi?

Peygamberimiz çocukları  çok  sevmiş, onların yetiştirilmesi ,eğitilmesi üzerinde çok durmuştur.

Çocukların   yetiştirilmesini  sadaka-i   cariye  olarak kabul etmiştir.

Kimsesiz    çocuğa,“  Benim  baban, Aişe’nin anan ,  Hasan’la    Hüseyin’in    kardeşlerin    olsun

istemez misin ?” diyerek sahip çıkmıştır.

Hz  Enes  (ra)’ı  ve torunlarını  çok sevmiştir.

Karşılaştığı   her   çocuğu   sevmiş  ve  onun  için  dua etmiştir.

Çocukların rızkını  temin etmeyi cihat sevabı vaat etmiştir.

Çocuklara,beddua edilmemesini sıkıca tav-siye etmiştir.

Çocuklara ,güzel örnek olur ve “güzel  örnek olun. ” demiştir.

Çocuklar konusunda  birkaç  hadisini  nakledelim :

Peygamber (as) şöyle buyurmuştur:

1- “ Eğer  süt  emen  çocuklar  ve  yaşlılar , otlayan hayvanlar olmasaydı,üzerinize azap sel gibi inerdi.”

2- “Çocuklarınızı öpün; her bir öpücük için cennette bir derece verilir.”

3- “Çocuğun  yaramazlığı  akıllı  olduğuna işarettir.”

4- “Her  doğan  İslâm  fıtratı  üzerine doğar.”

5- “Çocuklarınızı   üç   sevgi   ile   yetiştirin,  Kur’an sevgisi,  Peygamber  sevgisi  ve Ehl-i beyt sevgisi.”

6- “Yedi  yaşına  geldiklerinde çocuklarınıza namaz kılmayı öğretin.”

7-“Çocuklarınızı dövmeyiniz.”

Bütün   bunlar  Peygamber (as)’ın  çocukları çok sevdiğini gösterir.

 

Ö- BAŞKA PEYGAMBER GELECEK Mİ ?

a) Peygamberimiz Son Peygamberdir :

İslâm  peygamberi , Hatem’ül  Enbiyadır.Ondan   sonra   ne  Nebi ne de   Rasûl gelmeyecektir. Kur’an’da ifade şöyle :

* “Muhammed , Allah’ın  Rasûlü  ve  pey-gamberlerin sonuncusudur.” (Ahzâb:40)

Peygamberimizin  peygamberliğinden  sonra biraz da İsa’ya ,Musa’ya uyulmaz, onların peygamberliği  sona ermiştir.Kıyamet  kopmadan  İsa  pey- gamber ,peygamberimize inen vahye tabi olacaktır. Ayrıca peygamberimiz miraca çıkarken bütün peygamberlere namaz  kıldırmıştır.

Hz  Peygamber, ahir  zaman peygamberidir. Rasül’üs – Sekaleyndir.  Mesajı    kıyamete   kadar devam edecektir.

Vahiy peygamberimizle sona ermiştir. (Mâida :3)

O, peygamber halkasının sonuncusudur.

 

b)Yalancı Peygamberler Gelecektir:

Peygamberimizin    gördüğü    sevgi,  ilgi  ve iltifat , bazı kimseleri yalan  söylemeye yöneltmiştir.

Peygamberimiz:”Otuza  yakın  yalancı  pey- gamber çıkmadan  kıyamet kopmaz.” buyurmuştur. (Siret Ans: 6/357)

Kaynakların haber verdiğini göre bugüne kadar yirmi beşin üstünde Nebilik,Rasûllük iddiasında bulunan ,  peygamber  olduğunu   söyleyen   kimse gelip geçmiştir.

Bunlardan   Abbasiler  zamanında  biri  pey-gamberliğini ilan eder. Namazları  üç  vakte  indirir, dinde  reform  yapar, cazip şeyler  söyler  etrafında bir  takım insanlar toplanır.Halife ordusu ile üzerine  yürür. Yalancı    peygamber   adamlarına   der   ki :

“Halife  ve  ordusu  gelirken,  ellerinizi  yere koyup anırın.” der.Halife yaklaşınca :

“Peygamberlik  iddiasında bulunan kim ? ”  der. Adam:

“Benim” diye öne çıkar. Halife :

“Be  adam  sen  bilmez  misin  ki, son  peygamber Muhammed (as)’dır.”

“Bilmez olur muyum.O, insanların  peygamberiydi, ben  ise bunların   peygamberiyim.”  diyerek   dört ayaklı olmuş, anıranları gösterir.

Peygamberimiz(SAV) ,Cenab-ı Allah’ın gön- derdiği peygamberlerin  sonuncusudur. Kur-an’da : “Allah’a  karşı  yalan uydurandan,kendisine bir  şey  vahyolunmamışken :  ” Bana   vahyolundu.”   diyen   kimseden   daha  zalim  kimdir?” (En’am:939)  diye bir uyarı vardır.

Bir   hadislerinde  de  Peygamber (as)  şöyle buyurur:

“Ümmetimden  bazı  topluluklar  müşriklere  iltihak edinceye kadar ve putlara tapıncaya kadar kıyamet  kopmayacaktır. Ümmetimde   otuz   kadar   yalancı çıkacaktır ki, bunların her biri peygamber olduğunu iddia edecektir.Halbuki ben, peygamberlerin sonuncusuyum ve benden sonra  peygamber yoktur.”

Bir hadislerinde de:”Allah benimle küfrü izale edecektir. Ben  son   peygamberim , benden  sonra  hiçbir kimse  peygamber  olmayacaktır.” (Siret Ans: 6/355)  buyurarak peygamberlik kapısının kapandığını bildirmiştir.

 

P- ALLAH VE PEYGAMBER GÖRÜLEBİLİR Mİ?

a) Allah’ı Görebilir Miyiz? :

Cenab-ı Allah,  şekilden,  mekandan münezzeh   olduğu için  hiçbir kimsede,hiçbir yerde tecelli etmez.

            A’raf  Sûresi’nin  143. ayetinde, Musa (as)’ın  Rabbini  görmek  istediği , kendisine Allah’ın: “ Sen beni   göremezsin , şu dağa  bak.” dediği  ve  dağın  paramparça olduğu; Musa (as)’ın  bayıldığı ve ayıldığı   zaman  tevbe  istiğfar  ettiği  haber verilmiştir.

İnsanın  göz  yapısı , Allah’ı  görecek yapıda değildir.

En’am  Sûresi’nin 103.âyetinde:“O’na gözler  erişemez.” buyrulur.

Hz. Peygamberin  bildirdiğine  göre; mü’minler, Allah’ı cennette göreceklerdir.

Kıyamet Sûresi’nin 22-24.ayetlerinde:”O günde yüzler  parlak olduğu halde Rabbine bakacaktır. Nice    yüzler  de   o   gün   somurtup   kaçacaktır. ” buyrularak   inananların  ahirette  Allah’ı   göreceği, inanmayanların    göremeyeceği   haber  verilmiştir.

Ayrıca peygamberde bir  gün dolunay  halindeki  aya bakıp siz ahirette ,bu ayı gördüğünüz gibi Allah’ı  görebileceksiniz.” buyurmuştur. (Riyazüs-Salihin:2/1055)

Hz. Peygamber    miraç   olayını,   anlatırken “Allah’ı   gördün mü ? ”denilince  peygamber “O, bir   nurdur, nasıl  göreyim ?” demiştir.Miraçta  peygamber  baş  gözü   ile değil , kalp gözü  ile  görmüştür. Ve “ Allah’ı  görmek  hiçbir   kimseye  mümkün  ve muvafık değildir.” (K.Sitte:17/1328) buyurmuştur.

Hz   Musa (as)’ dan  ve   peygamberimizden  delil   getirip,  “Biz  de  Allah’ı neden görmeyelim ?”  denirse,  onlar   peygamberdir. Onlara  vahiy  geldi, bize de gelir, denilebilir mi?

Osmanlı    alimi  Ömer  Nesefi,   şöyle   der :

“Rüyada Allah’ı gördüğü iddiasında bulunan kimse puta tapandan daha şerlidir.Zira rüyada görülenler, hayal ve misallerdir.Allah, ise   bunlardan   münezzehtir.” (Akaid : 90)

“Allah’ı   baş    gözü   ile   veya    uyanıkken  gördüğünü iddia eden sapıktır.( Age: 91)

“Ben   Allah’ı  uyanıkken  gördüm,  Allah’tan şifa  en  emir  aldım   diyen   küfre  girer.”(Age:211)

Biz  Allah’ı,  dünyada  değil ahirette  göreceğiz. Biri : “Ben gördüm,  görüyorum, görülür.”derse, ona  şöyle  bir  soru  sormak  gerekir:”Allah,mekandan, şekilden  münezzeh mi?” Bize “Evet” diyecek. Peki  sen  nerede  ve  nasıl  gördün? Bir  yerde  bir  şekilde  gördüm  deyince,   Allah’a mekan  ve  şekil  izafe   etmiş   olmuyor  musun ?  Bu  şirk değil  mi?

Allah  kimseyi ehl-i  sünnet çizgisinden  ayır- masın.

Kendini  bilen hiçbir büyüğümüz  ben Allah’ı gördüm, görüyorum diyerek ortaya çıkmamıştır.

Allah şaşırtmasın…

 

b) Peygamberimizi Görebilir Miyiz ? :

Çoklarınız  küçükken   peygamberleri,  peygamberimizi  rüyalarınızda   gördüğünüzü  hatırlarsınız. Halâ  bazılarımız  güzel  rüyalar  görmektedir.

Büyüklerimizin   gördüğü   nice nice  rüyaları da  anlatmaya dinlemeye  devam ediyoruz. Meselâ  Atıf  Hoca,  altı   sayfalık   savunma  hazırlar,  gece rüyasında “Biz seni özledik, sen  hala dünyada kal- mak  için mi  çabalıyorsun ! “ der Allah Rasûlü.  Atıf  Hoca, savunma bile yapmaz.Bir Allah dostu  rahatsız olur. Rüyada bir  dostundan  üzüm ister. Mevsimi  değildir. Güçlükle  bulduğu üzümle gider :

“Üzüm  istediğimi  nereden  bildin ?”  der, üç tane alır. Biraz sonra   güzel  bir  koku  duyulur. ”  Niçin  geldin ?  Ya  Rasûlallah , niye   zahmet   ettin.  Ben geliyordum.” der, Kelime-i Şehadet getirerek  ruhunu teslim eder.

Daha    çok,  güzel   insanlar   böyle   rüyalar görür.

Peygamberimiz :”Bir  kimse beni rüyada görse  gerçekten beni görmüş olur.Zira  şeytan  benim  kılığıma giremez.”(Ramuz :421/1)

“Beni rüyada gören cehenneme girmez.” buyurur. ( Ramuz: 421/3)

Peygamberimizi   görmeyi   her    Müslüman  candan   arzular   ama  ,  çok   az   kimse  görebilir.  O’na  layık ümmet olmadan, görülmez.

Peygamberimizi görmek  için, O’nu  çok sevmek lazım,sünnetine son derece bağlı olmak lazım  haramlardan,  günahlardan  kaçınmak  lazım, çokça salavat   getirmek   lazım.  Abdestli  yatmak  lazım. Ve bazı kitaplarda  geçen  dualar  var, onu okumak lazım.(Ahmet Şahin- Dualarımız:127)

Her  isteyen de göremez.İsteğine rağmen bir mü’min   rüyada  göremeyecek olursa, gayreti boşa  gitmez.Peygamberimiz onu sevecek,ahirette yakınlık gösterip:

”Sen,  Beni  görmek     istedin,   göremedin.  Sana şefaatim vacip oldu.”deyip, şefaat edecektir.”

 

c) Peygamber Nasıl İstismar Ediliyor ? :

Ortaya  çıkışı  çok  eski. Dedeler zamanında  ortaya çıkmış ;torunların elinde elden ele  dolaşması  istenen vasiyetler var.

Bunlardan biri Şeyh Ahmet’in vasiyetnamesi.

Allah  Rasûlünün kabri başında bekleyen bu zat,  rüya  da    insanların   kötü   hallerini  ve   kötü akıbetlerini görmüş.Öyle ki, son hafta  içinde   ölenlerin  hepsi   imansız   gitmiş,  yakında tevbe kapısı kapanacakmış.

Kim  bu   vasiyetnameyi   çoğaltıp  dağıtırsa, çok    para   kazanacak  , çoğaltıp  da   dağıtmazsa başına  belâlar  yağacak  , saklarsa uğursuzluklara uğrayacak.  Saklayan   doktor kaza  yapmış,  yazıp dağıtan çok para kazanmış…

Bu bir misyoner oyunudur. Sınav  zamanında  öğrenciler arasında aynı oyun,aynı oyalama, bu da aynısı…

Bunun dini  bir  değeri ,İslâmî bir  bağlayıcılığı yoktur. Bir  hafta  içinde  ölenlerin  imansız  gidip gitmediğini  kimse  bilemez. Bir  kağıdı  dağıtmakla kim zengin  olmuş,kim kazaya uğramış?

Bir  de  peygamber   soyundanım,  Seyyidim diyerek  il  il   dolaşan   kadınlar  oluyor.  Gerçekten O’nun  soyundan  biri   böyle  dolaşıp   kendini  ilan etmez. Soy,  sop   ırkçılığını O, yasaklamıştır. Ölçü   iman, ölçü  takvadır.  Ebu  Cehil’de , Ebu Leheb’de onun   soyundandı. Bu  değişik  maksatla  dolaşanlara dikkat edelim.

Zaman zaman  etkili olsun,  insanlara  mesaj  olsun,onlarda uysun diye rüya anlatanlar  olmuştur. Görmediği  rüyayı  anlatmak  yalan  olur. Bu yalana onun  adı   karışırsa   Allah  Rasûlü  gücenir. Mesaj verilecekse , peygamberimiz  alet edilmemeli; onun adına yalan söylenmemelidir.

Peygamberin   tebliğ  görevi   sona  ermiştir. Bize  iki  şey bırakmıştır: Kur’an ve Sünnet.

Nasıl“Benim  ağzımdan   hadis  uyduran  ce-hennemdeki   yerini  hazırlasın.” buyurmuşsa,  pey- gamber   adına    rüya   uydurmak   ve   anlatmakta aynıdır.

Biri  peygamberi  gördüm ,şöyle  dedi,”Şunu başkalarına  duyur.”   dedi  derse,   bu  yalan  olur. Çünkü   Peygamber  (as)’ın  görevi  tebliğdi. Tebliğ sona erdi. Vahiyde kesildi.

 

R-  PEYGAMBERİMİZİN ŞEFAATİ :

Bakara 255+ Enbiya 28+ Taha 109+Tevbe 28. ayetlere göre Peygamberimizin şefaati haktır.

Peygamberimiz :

”Rabbım    beni   ümmetimin   yarısının    cennete   girmesi  veya şefaat  arasında  serbest bıraktı. Ben şefaati seçtim.”  (Ramuz: 123/2)

“Kıyamet gününde peygamberlerin önünde şefaat etmeye yetkili olacağım.” (K.Sitte: 12 / 194)  buyurmuştur.

Peygamberin  şefaati , inananlara  ve şefaat umanlaradır.

Kıyamet   gününde diğer peygamberler nefsi nefsi   deyip   kaçıştığı  bir   anda ; Peygamberimiz ümmeti    ümmeti,  diyecektir. Ümmetinden    itikadı   düzgün   olanlara    şefaat    edecektir.   Hesap   da peygamberimizin duasıyla başlayacaktır.

Bir  hadiste:”İki kişiye şefaatim olmaz ; zalim yönetici  ve  dinde  aşırı  giden. ” buyurmuştur.

(Ramuz: 308/9)

Bir   günde  şöyle  anlatmıştır:”Kıyamet günü kendisine şefaat  ederken ,zebaniler gelip  bazılarınızı tutup tutup götürecek ve cehenneme atacaktır. Ben ise : “Ya Rabbi ! Benim  ümmetimden  olanları  zebaniler götürüyor ”diye Allah’a şikayet edeceğim. Bana denilecek ki :”Ah  senden sonra  onların neler yaptığını,  ne  gibi  bid’atler  uydurduğunu   sen  bir bilsen ! “

Peygamberimizin   şefaatinden   ayırma  bizi

Ya Rab !

 

S- PEYGAMBERLERE İMAN KONUSUNDA KÜFRE  GÖTÜREN HALLER NELERDİR ? :

*Kur’an’da   adları    geçen   peygamberlerden   biri hakkında şüpheye düşmek.”Peygamber olup olmadığını bilmiyorum” demek.”O bizim  peygamberimiz değil.”  deyip  reddetmek.

* Peygamberlerin  bir  kısmını  veya   nebiliği  sabit  olan bir peygamberi inkar etmek.

* Hz. Muhammed’in (s.a.)son peygamber olduğuna inanmamak.

* Peygamberlik iddia etmek.

*“Falan kimse  peygamber  olsaydı razı olmazdım.” demek.

* Peygamberimizin   sünnetlerinden  veya  hadisle- rinden birini  hafife alıp  alay etmek. Mütevatir  bir  hadisi,   reddetmek. Yahut , alaya alır  tarzda.” Çok  dinledik bunları.” demek.

* Peygambere  delilik veya  sihirbazlık isnat etmek.

* “Peygamber   bile   olsa , falanın  sözünün  doğru olduğunu kabul etmem.” demek.

* Oğlunu  veya bir  başkasını  döven  kimseye,” Ne  olur   dövme.”     denilince ,  “Peygamber  gelse  de “dövme !” dese, veya gökten dövme diye ses gelse yine döveceğim.” demesi.

* Peygamber (s.a.)’e söğmek. Böyle  hareket eden mürteddir ve tevbesi de kabul olmaz.

* Peygambere,  edebe   uymayan   söz   söylemek.

* Bir  ahlâksızlık  isnadında   bulunmak.

*Dil  uzatmak, küçük düşürücü  söz söylemek, fıkra  anlatmak.

* Şuurlu bir şekilde ben peygamber falan tanımam. O, Arapların peygamberi demek.

* Peygambere  uymanın şirk olduğunu iddia etmek. (Ömer Nesefi,Akaid : 212-213)

Sonuç olarak; peygamberler Cenab-ı Allah’ın  bizim için seçip gönderdiği kimselerdir.

–          Onlara imanda son derece dikkatli olmalıyız.

–          Ancak peygambere uyarsak kurtulacağımızı bilmeliyiz.

–          Onu çok sevelim,onu tanıyalım,tanıtalım.

–          Sünnetine dört elle, azı dişimizle sarılalım.

–          Kur’an, sünnet emanetine sahip çıkalım.

–          O’na salavat getirelim.

–          Memnun olacağı işler yapalım.

–          O’nun şefaatini isteyelim.

–          O’nun ruhuna hediyeler gönderelim.


Bu yazıyı 721 kişi okudu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here