Rağbet Edilen Gece Regaip Kandili

Bizi bu günlere kavuşturan Rabbim’imze hamd-ü senalar olsun. Rabbim sağlık sıhhat içinde nice mübarek günlere ve aylara kavuştursun.

Regaip, üç ayların da habercisidir. Cenab-ı Allah bize böyle arınma, temizlenme ve kurtuluşumuz için günler, geceler ve aylar ihsan etmiş, hamd-ü senalar olsun. Mübarek üç aylarda hepimize hayırlı olsun. Rabbim bu günleri hayırlara vesile kılsın inşallah.

Recep ayının ilk perşembeyi cumaya bağlayan gecesi Regaip gecesidir.

Enes (ra)’dan nakledildiğine göre Allah Resulü şöyle buyurur:

–          “Recep Şehrul’lahtır. Şaban benim ayımdır. Ramazan ise ümmetimin ayıdır.” buyurdu.

–          “Ya Resulallah! Recep Şehrul’lah demenin manası nedir?”

–          “Çünkü Recep, Hak Teala’nın günahkarları mağfiret edeceği aydır. Allah’ın sevdiği aydır. Recep ayında kavga etmek, kan dökmek yoktur. Bu ayda Hak Teala Enbiyanın tövbelerini kabul etmiş, evliyasını ise düşmanlarının elinden kurtarmıştır.

Bir kimse Recep ayını oruçlu olarak geçirirse Allah-u Teala o kimseye herhalde üç şeyi ikram eder:

1-      Geçmiş günahların hepsini bağışlar.

2-      Kalan ömrünü, çirkin ve ayıp sayılan kötü şeyleri işlemekten korur, emin olur.

3-      Kıyamet günü susamaktan emin olur.” Diye cevap buyurmuşlardır.

Bu esnada yaşlı, zayıf bir zat ayağa kalkarak: “Ya Resulallah! Ben Recep’in hepsini oruç tutmaktan acizim ne yapayım?” diye sordu.

Resulallah (sav):

–          “Recep’in ilk, orta ve son günü oruç tutarsan, Recep ayının tüm günlerini oruç tutmuş gibi sevaba nail olursun. Çünkü bir hasene on katı ile muamele görür.” buyurdu.

*          *          *

a) Regaip Ne Demektir?

Regaip, rağbet edilen, temizlenilen, mağfiret gecesidir. Bu gece kurtulacak olanlar da; bu geceye ve bu gecede ibadetlere rağbet edecek olanlardır.

Regaip, ihsanın bol olduğu, hayrın bol olduğu gece demektir.

Regaip gecesi, bir lütuf, bir rahmet ve mağfiret gecesidir. Bu gece kurtulacak olanlar da, bu gecede ibadetlere rağbet edecek olanlardır.

Bu gece Yüce Allah’ın lütfu, ihsanı, rahmeti ve affı bol bol dağıtıldığı gecedir.

Regaip gecesinin önemli oluşundan biri de Peygamberimiz (sav)’in ana rahmine düştüğü gecedir.

*          *          *

b) Bu Geceye Ayrı Bir Önem Verilmelidir:

Bu geceyi oruçla karşılayıp, oruçla uğurlamalıyız.

Bu gece için tebrikleşmeliyiz, dualaşmalıyız. Tebrikleşirken geceyi hatırlatmalıyız.

Yakınlarımızı ziyaret etmeli, gönüllerini almalıyız, büyüklerin dualarını almalıyız.

Bu gece vesilesiyle hediyeleşmeliyiz.

İhtiyaç sahiplerine ikramlarda bulunmalıyız. Tebliğ görevini ne şekilde yapabileceksek o şekilde yapmaya çalışmalıyız.

Etrafımıza örnek olmalıyız. Bunun için güzel ve sevaplı işler yapmalıyız.

*          *          *

c) Regaip Gecesi Kurtuluş Gecesidir:

            Bu gece af olma, kurtulma fırsatı verilmiştir. İsteyen, dileyen bu gece bu fırsatı yakalayacaktır.

Unutulmamalıdır ki; ucuz kurtuluş olmaz. Yapma yapma, bu gece şunu şu kadar, bunu bu kadar yap kurtul yanlış olur. İnancımıza göre ibadetin, kulluğun az da olsa devamlı olanı makbuldür.

Cenab-ı Allah’ın lütuf ve ihsanı nasıl devamlı ise kulluğumuzun da devamlı olması gerekir.

Yarın kabirde, mahşerde halimize bakıp, sen hiç kandil yüzü görmedin mi? Hiç üç aylara rastlamadın mı? denir.

Bakın, zaman su gibi akıp gidiyor, geri gelmiyor, fırsatı kaçırmamak lâzım.

Bu zaman içinde, ne kadar olduğunu bilmediğimiz bir ömrümüz var. Bu ömür sermayesini en güzel şekilde kullanmamız lazım. Yoksa ah vah ederiz. “Ya Rabbi! Ne olur beni geri gönder de…” deriz. Bu imkân verilmeyince “Keşke toprak olsaydım” diye de pişman oluruz.

Zaman üçtür: Geçmiş, gelecek ve içinde bulunduğumuz zaman…

Zamanı iyi kullanamazsak, elimizde her imkân varken değerlendiremezsek, bu dünyaya ağlaya ağlaya geldiğimiz gibi bu dünyadan ağlaya ağlaya gideriz.

Bu mübarek zamanlar şuna benzer: Devlet bazen af çıkarıyor ya, kandiller ve üç aylarda bizlerin affı için bir fırsattır. Ragaib gecesi, hidayet kurtuluş rahmet ve duaların kabul olduğu bir gecedir. Fırsat gecesidir af gecesidir. Günahlardan temizlenmek, arınmak ve aklanmak için Rabbimizin bize tanıdığı bir fırsattır. Bizi azap etmek istemiyor ki bize böyle fırsatlar vermiş.

Bu gece, yapılan ibadetlerin, yapılan tevbe ve duaların karşılığının bol bol verildiği bir gecedir. Sağnak sağnak Allah’ın rahmetinin yağdığı gecedir.

Bu gece, bilhassa günahkârlar için büyük bir fırsattır. “Ben günahkârım, Allah beni affetmez” demek yanlıştır. Allah’ın rahmetinden asla ümit kesilmez. “Ümit kesmeyin” diyor Allah. Allah’ın rahmetinden ümit kesmek günahtır. Unutmayalım  Allah’ın affı bizim günahlarımızdan daha çoktur, daha büyüktür. Yeter ki, pişman olalım, bir daha günaha, harama dönmemeye söz verelim. Tevbemizi içten ve samimi yapalım. İbadetlere yönelelim. İşte kurtuluş yolu budur.

Allah Rasülü şöyle buyurur:

            “Beş gece vardır ki, onlar da yapılan dualar red olunmaz.

1-      Recebinilk gecesi(Regaib)

2-      Şabanın yarı gecesi(Berat)

3-      Cuma ve iki bayram geceleri.”

Rabbim bizi, duaların red olunmayacağı bir geceye kavuşturdu. Rabbim dua edip de duaları kabul olunanlardan etsin inşallah.

Bu gece, isteyenler için kazanç gecesidir, kurtuluş gecesidir.

Bu gece değişim için bir fırsattır. Yeter ki, dönelim, Allah’a yönelelim ve değişmek için karar verelim.

Mü’minler İçin Hangi Günler Bayram?

Mü’minler için bayram günleri vardır:

1-         Derecemizin yükselip, kurtuluşa erdiğimiz gün bayramdır.

2-         Günah işlemeden geçirdiğimiz gün…

3-         İmanla ruhumuzu teslim ettiğimiz gün…

4-         Sıratı, düşmeden geçtiğimiz gün…

5-         Cehennem azabından kurtulduğumuz gün…

6-         Cennete girdiğimiz gün…

7-         Rabbimizin bizi affedip nur cemalini gösterdiği gün bizim için bayramdır. Bu bayramlara gayret edersek, hazırlanırsak kavuşabiliriz.

*          *          *

d) Bu Geceyi Nasıl Geçirelim?

Bu zamanlar bizim için bir fırsattır. Bu fırsatı ganimet bilelim. Çünkü bir daha bugünlere bu aylara kavuşup kavuşamayacağımızı bilemeyiz. Bazıları, geçen yıl bugün sağdı, ölmeyi aklına bile getirmiyordu, ama aramızdan ayrıldı gitti. Aynı şey bize de olabilir.

Çocukluğumuzda, kandiller için, üç aylar için büyük hazırlıklar yapılırdı. Maddî manevî… oruç borçları, namaz borçları hesap edilir, ödemek için hazırlanılırdı, zikirler başlatılırdı. İbadetler ve hayır hasenat artırılırdı. Hatimler yapılırdı.

Geleneklerimiz, örf ve âdetlerimiz yaşatılmalıdır. Bilhassa çocuklara örnek olunmalıdır. Oruca, namaza çocuklarımıza da “haydi” denmelidir. Kandilin mübarek havasını çoluk çocuk elbirlik teneffüs etmeliyiz. İnancımızı yaşamalı ve yaşatmalıyız. Kandili, üç ayları ve cumayı tebrikleşerek hatırlatmalıyız. Müslüman kimliğimizden korkmayalım. Müslüman kimliğimizden korkar kaçarsak Cenab-ı Allah bize değişik korkular verir. Yalnız Allah’tan korkar “Müslümanım elhamdülillah” dersek, Rabbimiz her korkuyu bizden uzak tutar.

Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur: “Dikkat et! Receb’in ilk Cuma gecesinde uyanık ol. O geceyi gafletle geçirme, çünkü melekler o geceye Regaib gecesi diye isim koymuşlar. Zira o gecenin üçte biri geçtiğinde yer ve gök melekleri Kâbe ve havarisinde toplandılar. Allahû Teâlâ onların toplantısı üzerine, “Ey meleklerim, ne istiyorsunuz?” diye sorar. Melekler, “Ey Rabbimiz, senden istek ve niyazımız, Receb’in oruçlularının günahlarının bağışlanmasıdır” derler. Allahû Teâlâ da, “Onları affettim” buyurur.

Dikkat edeceğimiz bir husus da mübarek insanlarla mübarek olmak, mübarek zamanlarda mübarek olmak ve “Kandilin mübarek olsun” derken mübarek olunmalı, mübarek işler yapılmalıdır.

Hayatımızı bugüne kadar oyun ve eğlence ile geçirdik. Keyfimizce yaşadık ne geçti elimize? Ne kazandık? Bu hayat hep böyle mi devam edecek? Bir gün ağzımızın tadı bozulacak, o  zaman ne olacak? Bir gün ölüm döşeğine yatılacak, tabuta girilecek, mezara yatılacak, mahşerde hesap verilecek. O zaman ne olacak?

Bugüne kadar namaz kılmayan veya aksatan kardeşimiz, oruçlarını tutmak isteyen kardeşlerimiz, hesaplatıp ödemek için söz verebilir. Böyle bir söz onu kurtaracaktır. Ömrü yetmese bile, Rabbim onun niyetine göre, verdiği söze göre muamele edecektir. Evet var mı kendini kurtarmak isteyen? Var mı, melekleri ve müslümanları şahit kılmak isteyen? Evet desin, kurtulsun.

            – Bundan sonra düzgün bir hayat yaşamak istiyorum “Söz” diyen var mı? Yok mu? Varsa, işte fırsat.

            – Bundan sonra örtüneceğim diyen bacımız var mı? “Ben varım” diyenlere Cenab-ı Allah yardımcıları olsun. Bu fırsat kaçmaz… Kur’an bilmeyenler, işte fırsat…

İki istirhamım var: Bunlar bizi inatlaştırıyor:

1-      Ben dini biliyorum kuruntusundan vazgeçelim.

2-      Bu da nereden çıktı demeyelim. Din bize uymaz. Bize göre din olmaz.

Bir de dini, dindeki herhangi bir şeyi tartışmayın, münakaşa etmeyin. Adam namaz kılmıyor, dini yaşayamıyor, dini tartışıyor. Din tartışılmaz yaşanır. Fetva veriyor. Önce kendimizi düzeltelim. “Bana göre” sözünü bırakalım. Bir de dini inananlara bırakalım.

Peygamberimizin bildirdiği gibi rahat anda biz Rabbimizi anmaz, unutursak, sıkıntılı anımızda Allah bize yardım etmez. Yunus Peygamberin balığın karnından geniş anlarında Allah’ı andığı için sıkıntılı anda yaptığı dua ile kurtulduğu bildirilmiştir.

Cenab-ı Allah üç şeyi üç şeyde gizlemiştir:

1-      Rızasını taatte

2-      Gazabını isyanda

3-      Veli kulunu da insanlar arasında gizlemiştir. Bunun için en ufak bir iyiliği de küçük görmemeliyiz, kötülüğü de. Çünkü; her günahta küfre giden bir yol vardır.

*          *          *

e) Bu Gece Ne Gibi İbadetler Yapalım?

Önce geçmişe tevbe gerekir, gelecek için de kesin bir karar vermek icab eder.

Bu gece bol bol kaza namazı kılabiliriz. Nafile namazı kılabiliriz, tesbih namazı kılabiliriz. 12 rekat namaz tavsiye edilmiştir.

Kur’an okumalıyız.

Peygambere salavat getirmeliyiz. Selam göndermeliyiz.

Tesbih çekerek Allah’ı zikretmeliyiz.

Allah’a dua ve niyazda bulunmalıyız. Kendimiz yakınlarımız ve bütün müslümanlar için yalvarmalıyız. Ayrıca ölülerimizi de rahmetle anıp, günahlarının bağışlanması için dua etmeliyiz.

İsmi azam, Esma’ül Hüsna’yı okumalıyız. Allah: “Kim beni anmaktan yüz çevirirse, onun sıkıntılı bir hayatı olur. Kıyamet günü de onu kör olarak haşrederiz” diyor. (Taha: 124)

Kandilleri oruçla karşılayıp oruçla uğurlamalıyız. Bir de bu gecede hocalarımızın verdikleri görevleri ve tavsiyelerini yerine getirmeliyiz.

Hayat hep mal mülk, para pul, mark dolar ve sadece dünya meşguliyeti değildir. Bu hayatın bir de sonu vardır. Şu anda manevi erozyon var. Kayıplarımız her geçen gün artıyor. Yozlaşma en çok yavrularımızı ve gençleri etkiliyor. Böyle giderse yarın bu nesil ne olacak? Ardımızdan cenaze namazımızı kılıp, bir fatiha okuyabilecek mi? Bize rahmet mi okuyacak, lanet mi? Önemli olan, o bu değil, önemli olan budur işte.

Hiçbir şey olmasa, yavrularımızı ihmal bâli bize yeter.

İbadetler Derece Derecedir.

İbadetler, zikirler, insanı Allah’a yaklaştıran en güzel vasıtadır. İnsanı temizler, insanı yüceltir, Rabbine yaklaştırır.

İbadetler derece derecedir. İbadet kulluktur, kulluk anlayışına göre ibadet anlayışı da değişiyor.

İbadetin gerçek ibadet olabilmesi için sırf Allah rızası için gönülden yapılması lâzımdır.

Bir kısım insan, Allah’tan hiçbir karşılık beklemeden ibadet eder ve Allah’ın emirlerini yerine getirirler. İşte asıl ibadet budur.

Bir kısım insan da, cehennemden kurtulup cennete girebilmek için ibadet ederler. Bunlar Allah’ın emrini yerine getirmiş, borcunu ödemiş olurlar. Ama Allah’ın rızasını kazanamazlar.

Bir kısım da, dünya menfaati elde etmek için ibadet eder. Buna ibadet denmez, buna sevap da yoktur. İbadet ancak Allah’a yapılır. Belirli zamanlarda, kandillerde veya üç aylarda bir şeyler yapıp da bırakıvermek, ucuz yoldan kurtuluş aramak, pek bir şey kazandırmaz.

Burada bir yanlışa işaret emek istiyorum. O da şu: Bu gece veya bu aylarda dua edelim ibadet edelim, namaz kılalım, zikredelim, diyoruz. Sanki dua, tevbe, namaz, niyaz bazı gecelere ve günlere mahsusmuş gibi oluyor. Biz her zaman bunları yapmak, Allah’ın emrini yerine getirmek zorundayız.

Hz. Peygamber: “Ey insanlar! Selâmlaşın, yemek yedirin, insanlar uyurken geceleyin namaz kılın, selâmetle cennete girin” (R. Salihin 2/452) müjdesini vermiştir.

Hani açıkgöz geçinen, fırsatçı kimseler vardır ya, onlar gibi olmayalım. Belki insanları aldatabiliriz, ama Allah’ı asla aldatamayız.

            Bu gece bizi Allah’a yaklaştıracak amellerden, ibadetlerden gafil olunmamalıdır.

*          *          *

f) Hangi Dua ve Kimin Duası Kabul Olmaz?

Cenab-ı Allah’a dua etmesini çok iyi bilmeliyiz. Allah’tan istemesini bilmeliyiz. İstemesini bilmezsek, istediğimize nail olamayız. Bir sahabenin naklettiğine göre; Allah Rasülü her vesile ile bir çok dua ve niyazda bulunurlardı. Biz bunlardan bir kısmını ezberlerdik bir kısmını ise unuturduk. Bir gün:

“Ya Rasûlellah! Siz çok dua ediyorsunuz. Hafızamızda bunlardan bir şey kalmıyor” dedik. Bunun üzerine Allah Rasülü:

Size bu duaların hepsini toplayan bir dua öğreteyim mi? dedi.

Evet Ya Rasülellah! dedik. Bize şöyle dedi:

“İlâhî ben Peygamberin Muhammed’in senden istediği bütün iyi ve hayırlı şeyleri senden isterim. O’nun sana sığındığı bütün kötü işlerden sana sığınırım…” dersiniz, buyurdu. (R. Salihin 3/79)

            Kimlerin Duası Red Olunmaz?

            Bu gece duası red olunmayanların kimler olduğu şöyle ifade edilmiştir:

1-      Müslüman kardeşlerinin gıyabında dua edenin duası.

2-      Oruçlunun duası.

3-      Mazlumun duası.

4-      Âdil yöneticinin duası.

5-      Ana babanın evladına yaptığı dua.

6-      Misafirin duası.

7-      Kâbeyi ilk görenin o anda yaptığı dua.

8-      Helal yiyip içenin duası.

– Duada şöyle denmesi uygundur: “Ya Rabbi! Bugüne kadar yaptığım ve yapacağım dua ve ibadetlerimi kabul et” Çünkü tevbemiz tevbeye, duamız duaya muhtaç.

Evlat, ana babası için dua etmeyi unutmamalıdır. Peygamber: “Ana babasına dua etmeyi unutanın rızkı daralır, bereketi gider” buyurur.

Ahlaksızlık, hayasızlık batağına saplanmış gençlerimiz için dua edelim.

Kendi aramızda birbirimize duayı unutmayalım, duaya çok ihtiyacımız var.

Dünyanın neresinde olursak olalım, zulüm gören kardeşlerimiz için dua etmemiz gerekiyor.

– Peygamber(SAV): “Hastalıkların sebebi günahlardır, ilâcı da istiğfardır” buyurmuştur. Günahlarımızdan dolayı tevbeyi çok çok yapalım.

Kimin Duası Kabul Olmaz?

1-      Nikâhı altında kötü ahlaklı bir kadını tutanın,

2-      Üzerinde emanet mal bulunan ve tesbit ettirmeyenin,

3-      Günahta ısrar edenin, haramdan vazgeçmeyenin,

4-      Malını kötü kimselere verenin,

5-      Allah’a isyanda devam edenin,

6-      Haram yiyenin duası kabul olmaz.

*          *          *

g) Cenab-ı Allah Kimin Yüzüne Bakmaz?

Aslında bu gece, isteyen ve dileyenler için af gecesidir. Kurtuluş gecesidir, dünya ve ahiret saadetine kavuşma gecesidir. Ama kurtulmak istemeyen için de bu gece helâk gecesi olacaktır. Çünkü iyiliğin sevabının bol olduğu yerde günahında cezası kat kat olacaktır.

Bu gece Allah şu kimselerin yüzüne bakmaz:

1-      Allah’a ortak koşanların,

2-      Yakınları ile ilgiyi kesenlerin,

3-      Ana babaya haksız yere isyan edenlerin,

4-      İçki içmeye devam edenlerin, faiz yemeye devam edenlerin,

5-      Haramzadelerin, zalimlerin yüzüne bakmaz.

6-      Vaktini orada burada, kahvelerde geçirenlerin, müstehcen kanallarda gezenlerin yüzüne bakmaz.

7-      Üç ayları değerlendirmeye niyeti olmayanların yüzüne bakmaz.

8-      Rabbim kendisine yönelmeyenlerin yüzene bakmaz. Eğer o anlarda bu gece Allah’a yönelirlerse, Rabbim onları da affedecektir. Çünkü: “Bana dua edin, duanızı kabul edeyim, benden af dileyin, sizi af edeyim” diyor.

Kötülüğün, kötü olmanın Allah’a isyanın sonu yoktur, faydası da yoktur. İnsan kötülüğe, günaha battıkça batar.

Kötü insan, “Ya Rab, beni geri gönder de emrine uyayım” dediği zaman “El en” şimdi mi aklın başına geldi, denilecektir.

Bu geceyi farklı kılan kazanacak, bu gecede değişen kazanacak, çevresini değiştiren kazanacak. Şimdi var mı “Ben değişeceğim” diyen. Kim derse o kurtulacak, o kazanacaktır.

Bu gece yapacağımız duaları ve ibadetleri hayatımıza taşıyalım, devamını sağlayalım.

Bu gece günahlardan kopma gecesidir. Bu gece günahlardan uzaklaşma gecesidir. İyi olmak için karar verme gecesidir.

            Bu gece uyanık olunması gereken gecedir. Ama bazılarının da uyuması lazım. Bu hem uyuyan kişi için hem de başkaları için gerekli. Neden? Çünkü uyku günahlardan alıkoyar.

Zalim Haccac bir Allah dostuna:

–          “Benim için hayır dua et.” demiş. O da:

–          “Allah’ım bu adamın canını bir an önce al.” demiş. Haccac:

–          “Ben senden hayır dua istedim.” diye çıkışınca o kişi:

–          “Ben size hayır dua ettim. Siz ne kadar az yaşarsanız o kadar günahınız az olur.” cevabını vermiştir.

Birisi de bir ulu kişiye şöyle demiş:

–          “Bana bir nasihatta bulun.” O zat:

–          “Sen hep uyu.” demiş.

–          “Böyle nasihat mi olur?” deyince:

–          “Sen uyuyunca halk senden emin oluyor.” cevabını vermiş.

İnsanlar yaptıkları iyilikler yüzünden iyiliğe kavuşurlar. Yaptıkları hayırlı işlerle hayra kavuşurlar.

Hz. Hatice validemizin akrabası olan Hakim bin Hizam (ra) güzel ahlak sahibi bir zat idi. Bu sahabe, Müslüman olmadan önce son derece cömert, müşfik, hayır hasenat sahibi biri idi. Kızlarını diri diri gömmek isteyen babalardan kızlarını satın alır, hayata kavuşturur ve himaye ederdi.

Cahiliye devrinde yüz köle azat etmiş ve yüz deveyi Hac esnasında kurban kesmek ve muhtaçlara dağıtmak suretiyle tasadduk etmişti. Müslüman olunca da yine Allah yolunda yüz deve infak etti ve köleyi hürriyetine kavuşturdu.

Bir gün Peygamber Efendimiz’e: “Ey Allah’ın Resulü! Cahiliye devrinde yağtığım bazı hayırlar var: Sadaka vermek, köle azat etmek, sıla-i rahimde bulunmak gibi… Bunlara mükabil bana ecir verilir mi?” diye sordu.

Resulallah (sav): “Sen zaten daha önce yaptığın bu hayırlar hürmetine İslam’la şereflendirildin.” buyurdu.

Peygamberimiz şöyle buyurur:

“Bir zaman gelecek, ümmetim beş şeyi sevecek, beş şeyi unutacak:

1-      Yaratılanı sevip, yaratanı unutacaklar.

2-      Malı sevip, hesabı unutacaklar.

3-      Sarayları sevip, kabirleri unutacaklar.

4-      Hayatı sevip, ölümü unutacaklar.

5-      Dünyayı sevip, ahireti unutacaklar.”

Manevi hayat olmadan mutlu olunmaz. Allah, sıkıntılı bir hayatın olacağını haber veriyor. (Taha: 124)

Cenab-ı Allah insana şah damarından daha yakındır, ne yaptığını bilir. Kur’an’ın bildirdiğine göre insanın yanındaki melekler insan ne yaparsa yazarlar. İnsanı gözetleyen melekler vardır. (İnfitar: 11)

Ahireti unutmak gibi korkularımız olmalıdır.

Doktor bir yıl ömrün kalmış dese ne yaparız? Ama biz bir yıl ömrümüzün olup olmadığını bile bilmiyoruz. Kışa hazırlandığımız kadar ahirete hazırlanmıyoruz.

Mahşer ortamına hazır mıyız? Sorulacak soruların cevabı hazır mı? Amel defterin ne taraftan verilecek? Oku kitabını, seyret çevirdiğin filmleri denilecek. Hesaba çekilmeden kendini hesaba çekebiliyor musun? Dünyadaki yaptığın hesap kitap gibi ahiretin hesabını yapabiliyor musun?

Hiç düşündün mü? Biz hatalarımızı, günahlarımızı , isyanlarımızı, ihmallerimizi unuturken Alemlerin Rabbi olan Allah, hiçbirimizi unutmuyor. Her şeyi kayda alıyor. (İnfitar: 11)

Biliyor musun? Cenab-ı Allah görüyor, biliyor ve soracak! Ben seninleydim ya sen kiminleydin? diyecek. Bundan haberin var mı?

İşte o zaman “keşke toprak olsaydım” diyenlerden olma. (Nebe: 40) Ömür insanın zannettiği kadar uzun değil. Mezar taşına bak “doğdu öldü” yazıyor.

Ölüm anındaki pişmanlık, ahiretteki pişmanlık hiç fayda vermez biliyor musun? Hep soruyoruz kıyamet nasıl kopacak? Ne zaman kopacak? diye. Kıyamete ne hazırladık ki hiç ona bakmıyoruz.

Biliyor muyuz? Cehennemde ateş yok. Herkes kendini yakacak ateşi kendisi götürecek.

Hiçbir şey bizim hesabımıza göre devam etmeyecek, bizim hesabımızın üstünde Allah’ın da hesabı var. Onun dediği oluyor.

Herşeyi yarına, sona bırakmayalım. Sona kalan dona kalır. Yaşlanınca örtünürüm diyen, örtünmeden öldü, kefenle örtündü. Emekli olunca namaz kılarım diyen emekli olamadan öldü, camiye ölüsü geldi, cenaza namazı kılındı.

Şeytan hep; “Dur! Dur!” der, “sonra sonra” der. “Daha var, daha gençsin der”, tuzağına düşürür.

Şeytan, imanı geri bıraktı, ölürken kelime-i şeha-det getiriveririm, kurtulurum dediği için kaybedenlerden oldu. Peygamber, son sözü lâilahe illahlah olur da kurtulur diye üzülmüştü, Cenab-ı Allah: “Üzülme, o anda biz ona bunu unuttururuz,” dedi.

            – Firavun geç kalmıştı, helâk oldu. İmanı kabul olmadı.

            – Ebu Talib, o bu ne der? dedi kurtulanlardan olamadı.

Elli yıl mezar kazıcılığı yapmış birisine sormuşlar:

–          “Bunca yıldır mezar kazdın. Mezarlarda neler gördün?

Mezarcı cevap vermiş:

–          “Ben elli yıl mezar kazdım. Nefsim mezara gireceğini hiç düşünmedi.”

Ellerimizle yıkayıp, namazını kılıp, kabre koyduğumuz ölenlerden hiç ders almıyoruz.

Kabir, ahiret alemine açılan kapıdır. O yer ebedi istirahat yeri değildir. Herkes bu kapıdan geçecektir. Kabir sorgu yeridir, azap yeridir. İyiler için cennet bahçesi, kötüler için cehennem çukurudur.

İnsan hesaba çekilmeden önce kendisini hesaba çekmelidir.

Kabir günde beş defa insana şöyle seslenir:

  • Ben yalnızlık yeriyim. Bana gelecek kişi Kur’an- Kerim okuyarak kendine arkadaş edinsin.
  • Ben karanlık yeriyim. Bana gelecek kişi, namaz kılarak beni aydınlatsın.
  • Ben altı üstü toprak olan kuru bir yerim. Bana gelen salih amel ile gelip yatağını hazırlasın.
  • Ben yılan ve çiyanı içinde barındıran bir yerim. Bana gelen bir hazırlık ile gelsin. O hazırlık da Besmele-i Şerife ve çok göz yaşı dökmektir.
  • Ben Münker ve Nekir adındaki sual meleklerinin sual soracakları imtihan yeriyim. Bana gelen La İlahe İllallah Muhammedün Resulallah kelimesini, onlara cevap verebilmek için çok söylesin.

*          *          *

h) Bu Gece Nasıl Dua Edelim?

            Hiçbir zaman dua etmek için metin aranmaz. Nasıl dua edeyim diye sorulmaz. Ne isteniyorsa gönülden geldiği gibi, dilin döndüğü gibi Cenab-ı Allah’a yalvarılmalıdır. O’ndan istenmelidir.

Biz gene de bazı dua örnekleri verelim:

–          Allah’ın en sevdiği dua: “Allahümmağfir li-ümmeti Muhammedin rahmeten ammeten.” (Allah’ım! Rahmetinle bütün ümmet-i Muhammed’i bağışla.)

–          Ey Allah’ım! Kullarının yeniden diriltileceği günde beni azabından koru!

–          Rabbim! Sana isyan etmekten, günah işlemekten, haramdan beni koru. Bana güzel işler nasip et, beni hayırlara vesile kıl.

–          Allah’ım! İnançsızlıktan, fakirlikten, kabir azabından, cehennem azabından, beni, ailemi ve Müslümanları koru. Beni ve ailemi sana boyun eğenlerden eyle. Bizi Kur’an’dan, sünnetten ayırma. Rızana uygun yaşat.

–          Allah’ım! Bizi Müslüman olarak yarattın, Müslüman olarak yaşat ve Müslüman olarak canımızı al. Cennette nur cemalini görecek olanlardan eyle.

–          Allah’ım! Beni, ailemi kazalardan, belalardan koru. Dünyanın da hayrını ver, ahiretin de hayrını ver. Kıyamet günü mahcup etme, ölmüşlerimizi bağışla.

–          Allah’ım! Beni nefsimle, şeytanla, düşmanla, hastalıklarla imtihan etme.

–          Rabbim! Şeytanın şerrinden, şerlilerin şerrinden sana sığınırım.

–          Allah’ım! Yolunu sapıtanlardan etme; bizi Kur’an’dan, Resulün sünnetinden ayırma.

–          Rabbim! Soyumuzdan olanları hayırlı kimseler eyle. Hayırlar işlet. Onları hayırlara vesile kıl. Bizim için sadaka-i cariye olsun. Zalimleri onlara musallat etme, onları koru. Senin koruduğuna kimse zarar veremez.

–          Ya Rabbi! Seni sevmeyi, sevdiklerini sevmeyi, sevmediklerini de sevmemeyi nasip eyle.

–          Allah’ım! Bilip bilmediğimiz ne kadar hayır varsa onları bize, çoluk çocuğumuza ihsan eyle, lütfeyle.

–          Allah’ım! Bilip bilmediğimiz ne kadar şer ve şerli varsa onların bize zarar vermesinden sana sığınırız.

–          Allah’ım yaptığımız ve yapacağımız dualarımızı, ibadetlerimizi kabul eyle.

–          Allah’ım mahşer gününde yakamız ayapışacak olan hak sahiplerine karşı lütuflarda, ihsanlarda bulunarak kurtuluşumuzu sağla.

–          Ya Rabbi! Peygamber efendimiz senden ne istediyse, biz de onu isteriz. Nelerden sana sığındıysa, biz de onlardan sana sığınırız.

–          Allah’ım! Bugüne kadar yaptığımız ve bundan sonra yapacağımız dualarımızı, ibadetlerimizi kabul et. Mübarek zaman ve mekanlarda yapılan dualar gibi kabul et. Peygamber Efendimizin ve sevgili kullarının yüzü suyu hürmetine dua ve ibadetlerimizi kabul eyle.

Esselatü vesselamü aleyke Ya Resülallah
Esselatü vesselamü aleyke Ya Habiballah
Esselatü vesselamü aleyke Ya Seyyedel evveline velahirin. Velhamdülillahi, Rabbil alemin. AMİN

*          *          *

ı) Sonuç:

Rabbim, bu geceyi ve içinde bulunduğumuz üç ayları, değerlendirip kurtulanlardan etsin, inşallah. Yalnız, kurtulmak için daha şuurlu yaşamak lâzım. Allah’a sunabileceğimiz dakikaların, saatlerin, günlerin, ayların ve yılların sayısı çok olmalı. Dolu dolu bir ömür sunabilmeliyiz. Bunun için:

Ahlakımızı güzelleştirmeliyiz.

– Müslüman anlayışımızı değiştirmeliyiz.

            – İslamı diğer dinlerle bir tutan anlayıştan vazgeçmeliyiz.

            – Müslümanlığımızı levha müslümanlığından çıkarmamız, çerçevenin dışına çıkarmamız lâzımdır. Çevreveletip asmışız “Bugün Allah için ne yaptın?” diye. Bu soruyu kendimize sormuyoruz, sormalıyız.

İnsan, nisyandan gelir, unutmak manasındadır. Unutmak, insanın fıtratında vardır. Bu unutmak dünya içinse, fazla bir önemi olmaz. Ama ahiret içinse felâket olur. Allah’ın emirleri ihmâl edildi, unutulduysa, kaybımız acı olur, çok olur. Pişmanlık olur.

İbadet terk edilmez…

İbadet gecikmez. Alt katta yangın çıksa, gecikir misin? Ne kadar ömrün var bilemiyorsun. İlerde yapmak nasip olacak mı, garanti yok.

            Rabbim bu geceyi bizim için İslam ve insanlık için hayırlı, mübarek kılsın.

Geceniz mübarek olsun.


Bu yazıyı 2.562 kişi okudu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here