Regaib Kandili

            Bizi bugünlere kavuşturan Rabbimize hamdü senalar olsun. Rabbim sağlık sıhhat içinde nice nice mübarek günlere ve aylara kavuştursun inşallah.

Regaip, üç ayların da habercisidir. Cenab-ı Allah bize böyle arınma, temizlenme ve kurtuluşumuz için günler, geceler ve aylar ihsan etmiş, hamd ü senâlar olsun. Mübarek üç aylar da hepimize hayırlı olsun. Rabbim bugünleri hayırlara vesile kılsın inşallah.

Regaib Nedir?

            Regaib, rağbet edilen, temizlenilen, mağfiret gecesidir. Bu gece kurtulacak olanlar da, bu geceye ve bu gecede ibadetlere rağbet edecek olanlardır.

Regaib, ihsanın bol olduğu, hayrın bol olduğu gece demektir.

Regaib gecesi, bir lütuf, rahmet ve mağfiret gecesidir. Bu gece kurtulacak olanlar da, bu geceye ve bu gecede ibadetlere rağbet edecek olanlardır.

Sahip çıkmazsak, benimsemezsek biz de zarar edenlerden oluruz. Bir de sahip çıkmadığımız değerler, bizim olmaktan çıkıp unutulmaya yüz tutuyor. Bununla beraber yozlaşma hız kazanıyor.

Ucuz Kurtuluş Olmaz

            Dokuz ayın kirliliği ile üç aylara giriyoruz. Kandiller ve üç ayların değerini bilenler, maddî ve manevî kirlerden arınacaklardır.

Üç aylar nedir? Kandil nedir? Regaib nedir, berat ve kadir nedir? bilmeyenler de temizlenme imkânı bulamayacaklardır.

Bu zamanlar, diğer zamanlardan çok farklıdır. Bizim de farklı olabilmemiz, temizlenip huzura kavuşmamız, bu mübarek zamanlara vereceğimiz öneme bağlıdır.

Ucuz kurtuluş yok. Bazı kaynaklarda: “Bu gece tesbih namazı kılan, şu kadar nafile namazı kılan, cehen-nemden kurtulacaktır” deniliyor. İbadetlerde devamlılık esastır. Peygamberimiz “Az da olsa ibadetin devamlı olanı esastır” buyurur.

Gece gündüz, hayat boyu çalışanlarla bir olunmaz.

Allah’ın bize olan nimetleri nasıl devamlı ise, bizim de ona kulluğumuzun devamlı olması gerekir.

Bir de farzlar var, vacipler var, sünnetler var, birkaç nafile ibadetle kurtulmak zordur.

Bakın, bu kandillerde, üç aylarda sevap kat kattır. İlgisizliğinde, isyanında cezası kat kattır.

Yarın kabirde, mahşerde halimize bakıp, sen hiç kandil yüzü görmedin mi? Hiç üç aylara rastlamadın mı? denir.

Bakın, zaman su gibi akıp gidiyor, geri gelmiyor, fırsatı kaçırmamak lâzım.

Bu zaman içinde, ne kadar olduğunu bilmediğimiz bir ömrümüz var. Bu ömür sermayesini en güzel şekilde kullanmamız lazım. Yoksa ah vah ederiz. “Ya Rabbi! Ne olur beni geri gönder de…” deriz. Bu imkân verilmeyince “Keşke toprak olsaydım” diye de pişman oluruz.

Zaman üçtür: Geçmiş, gelecek ve içinde bulunduğumuz zaman…

Zamanı iyi kullanamazsak, elimizde her imkân varken değerlendiremezsek, bu dünyaya ağlaya ağlaya geldiğimiz gibi bu dünyadan ağlaya ağlaya gideriz.

Bu gece kurtuluş gecesidir

            Bu mübarek zamanlar şuna benzer: Devlet bazen af çıkarıyor ya, kandiller ve üç aylarda bizlerin affı için bir fırsattır. Ragaib gecesi, hidayet kurtuluş rahmet ve duaların kabul olduğu bir gecedir. Fırsat gecesidir af gecesidir. Günahlardan temizlenmek, arınmak ve aklanmak için Rabbimizin bize tanıdığı bir fırsattır. Bizi azap etmek istemiyor ki bize böyle fırsatlar vermiş.

Bu gece, yapılan ibadetlerin, yapılan tevbe ve duaların karşılığının bol bol verildiği bir gecedir. Sağnak sağnak Allah’ın rahmetinin yağdığı gecedir.

Bu gece, bilhassa günahkârlar için büyük bir fırsattır. “Ben günahkârım, Allah beni affetmez” demek yanlıştır. Allah’ın rahmetinden asla ümit kesilmez. “Ümit kesmeyin” diyor Allah. Allah’ın rahmetinden ümit kesmek günahtır. Unutmayalım  Allah’ın affı bizim günahlarımız-dan daha çoktur, daha büyüktür. Yeter ki, pişman olalım, bir daha günaha, harama dönmemeye söz verelim. Tevbemizi içten ve samimi yapalım. İbadetlere yönelelim. İşte kurtuluş yolu budur.

Allah Rasülü şöyle buyurur:

            “Beş gece vardır ki, onlar da yapılan dualar red olunmaz.

1-      Recebinilk gecesi(Regaib)

2-      Şabanın yarı gecesi(Berat)

3-      Cuma ve iki bayram geceleri.”

Rabbim bizi, duaların red olunmayacağı bir geceye kavuşturdu. Rabbim dua edip de duaları kabul olunanlar-dan etsin inşallah.

Bu gece, isteyenler için kazanç gecesidir, kurtuluş gecesidir.

Bu gece değişim için bir fırsattır. Yeter ki, dönelim, Allah’a yönelelim ve değişmek için karar verelim.

Mü’minler İçin Hangi Günler Bayram?

Mü’minler için bayram günleri vardır:

1-         Derecemizin yükselip, kurtuluşa erdiğimiz gün bayramdır.

2-         Günah işlemeden geçirdiğimiz gün…

3-         İmanla ruhumuzu teslim ettiğimiz gün…

4-         Sıratı, düşmeden geçtiğimiz gün…

5-         Cehennem azabından kurtulduğumuz gün…

6-         Cennete girdiğimiz gün…

7-         Rabbimizin bizi affedip nur cemalini gösterdiği gün bizim için bayramdır. Bu bayramlara gayret edersek, hazırlanırsak kavuşabiliriz.

 

Her Dua ve Herkesin Duası Kabul Olmaz.

Cenab-ı Allah’a dua etmesini çok iyi bilmeliyiz. Allah’tan istemesini bilmeliyiz. İstemesini bilmezsek, iste-diğimize nail olamayız. Bir sahabenin naklettiğine göre; Allah Rasülü her vesile ile bir çok dua ve niyazda bulunurlardı. Biz bunlardan bir kısmını ezberlerdik bir kısmını ise unuturduk. Bir gün:

“Ya Rasûlellah! Siz çok dua ediyorsunuz. Hafıza-mızda bunlardan bir şey kalmıyor” dedik. Bunun üzerine Allah Rasülü:

Size bu duaların hepsini toplayan bir dua öğrete-yim mi? dedi.

Evet Ya Rasülellah! dedik. Bize şöyle dedi:

“İlâhî ben Peygamberin Muhammed’in senden istediği bütün iyi ve hayırlı şeyleri senden isterim. O’nun sana sığındığı bütün kötü işlerden sana sığınırım…” dersiniz, buyurdu. (R. Salihin 3/79)

            Kimlerin Duası Red Olunmaz?

            Bu gece duası red olunmayanların kimler olduğu şöyle ifade edilmiştir:

1-      Müslüman kardeşlerinin gıyabında dua edenin duası.

2-      Oruçlunun duası.

3-      Mazlumun duası.

4-      Âdil yöneticinin duası.

5-      Ana babanın evladına yaptığı dua.

6-      Misafirin duası.

7-      Kâbeyi ilk görenin o anda yaptığı dua.

8-      Helal yiyip içenin duası.

 

– Duada şöyle denmesi uygundur: “Ya Rabbi! Bugüne kadar yaptığım ve yapacağım dua ve ibadetlerimi kabul et” Çünkü tevbemiz tevbeye, duamız duaya muhtaç.

Evlat, ana babası için dua etmeyi unutmamalıdır. Peygamber: “Ana babasına dua etmeyi unutanın rızkı daralır, bereketi gider” buyurur.

Ahlaksızlık, hayasızlık batağına saplanmış gençlerimiz için dua edelim.

Kendi aramızda birbirimize duayı unutmayalım, duaya çok ihtiyacımız var.

Dünyanın neresinde olursak olalım, zulüm gören kardeşlerimiz için dua etmemiz gerekiyor.

– Peygamber(SAV): “Hastalıkların sebebi günah-lardır, ilâcı da istiğfardır” buyurmuştur. Günahlarımızdan dolayı tevbeyi çok çok yapalım.

Kimin Duası Kabul Olmaz?

1-      Nikâhı altında kötü ahlaklı bir kadını tutanın,

2-      Üzerinde emanet mal bulunan ve tesbit ettirmeye-nin,

3-      Günahta ısrar edenin, haramdan vazgeçmeyenin,

4-      Malını kötü kimselere verenin,

5-      Allah’a isyanda devam edenin,

6-      Haram yiyenin duası kabul olmaz.

 

Bu Geceyi Nasıl Geçirelim?

Bu zamanlar bizim için bir fırsattır. Bu fırsatı ganimet bilelim. Çünkü bir daha bugünlere bu aylara kavuşup kavuşamayacağımızı bilemeyiz. Bazıları, geçen yıl bugün sağdı, ölmeyi aklına bile getirmiyordu, ama aramızdan ayrıldı gitti. Aynı şey bize de olabilir.

Çocukluğumuzda, kandiller için, üç aylar için büyük hazırlıklar yapılırdı. Maddî manevî… oruç borçları, namaz borçları hesap edilir, ödemek için hazırlanılırdı, zikirler başlatılırdı. İbadetler ve hayır hasenat artırılırdı. Hatimler yapılırdı.

Kandiller, üç aylar, ailecek karşılanırdı, çoluk çocuğun ilgisi çekilirdi… şimdi çocuklar haberdar edilmiyor. Kulluk ortamına çekilemiyor.

Tevbe sûresinin 36. ayetinde: “Ayların sayısı 12’dir. Bunlardan dördü hürmetli aydır. O aylar içinde kendinizi yazık etmeyin” diye emredilmiştir.

Bu gece, hepimiz için basamak olsun, başlangıç olsun. Zira müslümanlar olarak kandillerin, üç ayların feyz ve bereketine her zamankinden daha çok muhtacız.

Kara ufukların, çektiğimiz sıkıntıların sebebi, günahları, kötü alışkanlıkları bırakalım, güzel alışkanlıklar kazanmaya bakalım, sağanak sağanak yağan Allah’ın rahmetine koşalım. Dikkat edelim, ömrü gafletle geçirmeyelim. Koskoca ömür, pişmanlık vesilesi olmasın.

Dış ülkelerde çalışan biri izne gelmişti. Kıyafeti iyi görünüyordu. Belli ki cebinde para vardı. Arabası kapının önünde duruyordu.

Hayatını kurtardın! dediler.

Duygulandı gözleri yaşardı, yutkundu ve dedi ki:

İbadet yok, islam yok, nasıl hayat kurtarmak bu? Buna hayat kurtarmak mı denir? dedi. Çoğumuzun acınacak ve ağlanacak halimizi ifade etti.

            Gelin şu anda bir şeyle meşgulsek, bir an meşguliyetimizi bırakalım ve düşünelim. Ölüm döşeğindeyiz… Azrail karşımızda. Bir müddet sonra canımızı alıyor. Gözlerimizi kapatıyorlar ve bizi upuzun yatırıyorlar… Teneşir de yıkıyorlar… Tabuta koyuyorlar… Namazımızı kılıp kabristana götürüyorlar… Açılan mezara koyuyorlar ve üzerimizi örtüyorlar… Oradan yerimizi görüyoruz ve kabir azabı başlıyor, sorular soruluyor…

Müslümanların şehadeti çok önemli. Şu anda müslümanları ve melekleri şahit tutarak, kötü alışkanlığı olan; sigara kullanan, içki içen, kumar oynayan, buna berzer kötülüklerden kurtulmak isteyen babayiğit var mı? “Ben varım”desin, söz versin. Bu gece hürmetine af dilesin. Kurtulsun.

Bugüne kadar namaz kılmayan veya aksatan kardeşimiz, oruçlarını tutmak isteyen kardeşlerimiz, hesaplatıp ödemek için söz verebilir. Böyle bir söz onu kurtaracaktır. Ömrü yetmese bile, Rabbim onun niyetine göre, verdiği söze göre muamele edecektir. Evet var mı kendini kurtarmak isteyen? Var mı, melekleri ve müslümanları şahit kılmak isteyen? Evet desin, kurtulsun.

            – Bundan sonra düzgün bir hayat yaşamak istiyorum “Söz” diyen var mı? Yok mu? Varsa, işte fırsat.

            – Bundan sonra örtüneceğim diyen bacımız var mı? “Ben varım” diyenlere Cenab-ı Allah yardımcıları olsun. Bu fırsat kaçmaz… Kur’an bilmeyenler, işte fırsat…

İki istirhamım var: Bunlar bizi inatlaştırıyor:

1-      Ben dini biliyorum kuruntusundan vazgeçelim.

2-      Bu da nereden çıktı demeyelim. Din bize uymaz. Bize göre din olmaz.

Bir de dini, dindeki herhangi bir şeyi tartışmayın, münakaşa etmeyin. Adam namaz kılmıyor, dini yaşayamıyor, dini tartışıyor. Din tartışılmaz yaşanır. Fetva veriyor. Önce kendimizi düzeltelim. “Bana göre” sözünü bırakalım. Bir de dini inananlara bırakalım.

Peygamberimizin bildirdiği gibi rahat anda biz Rabbimizi anmaz, unutursak, sıkıntılı anımızda Allah bize yardım etmez. Yunus Peygamberin balığın karnından geniş anlarında Allah’ı andığı için sıkıntılı anda yaptığı dua ile kurtulduğu bildirilmiştir.

Cenab-ı Allah üç şeyi üç şeyde gizlemiştir:

1-      Rızasını taatte

2-      Gazabını isyanda

3-      Veli kulunu da insanlar arasında gizlemiştir. Bunun için en ufak bir iyiliği de küçük görmemeliyiz, kötülüğü de. Çünkü; her günahta küfre giden bir yol vardır.

Bu geceye önem verelim

            Günahkâr kullar olarak bu gece mübarek olduğu bildirilen Regaib gecesine ilgi duymalıyız. Karşılayıp uğurlamalıyız.

Uzak yakın tanıdık tanımadak kimselerle tebrikleşmeliyiz. Selamı yayın, selamlaşın deniyor. Tebrikleşmek hatırlatmak oluyor. Tebrikleşmek, dualaşmaktır. Cumalaşmak insanı cumaya hazırlar, sevaptır.

            – Yakınlarımızla, bilhassa eşimiz ve yavrularımızla hediyeleşmeliyiz.

            – Büyüklerimizi ziyaret edip ellerini öpmeliyiz. Uzakta olanları telefonla aramalıyız.

            – Kandil sebebiyle tebliğ görevi hızlandırılmalıdır.

            – İbadetin her çeşidi yapılmalıdır.

            – İhtiyaç sahiplerine ilgi duyulmalıdır. Yoksulun ilgi görmediği bir yerde hayır ve bereket olmaz.

            – Geleneklerimiz, örf ve âdetlerimiz yaşatılmalıdır. Bilhassa çocuklara örnek olunmalıdır. Oruca, namaza çocuklarımıza da “haydi” denmelidir. Kandilin mübarek havasını çoluk çocuk elbirlik teneffüs etmeliyiz. İnancımızı yaşamalı ve yaşatmalıyız. Kandili, üç ayları ve cumayı tebrikleşerek hatırlatmalıyız. Müslüman kimliğimizden korkmayalım. Müslüman kimliğimizden korkar kaçarsak Cenab-ı Allah bize değişik korkular verir. Yalnız Allah’tan korkar “Müslümanım elhamdülillah” dersek, Rabbimiz her korkuyu bizden uzak tutar.

Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur: “Dikkat et! Receb’in ilk Cuma gecesinde uyanık ol. O geceyi gafletle geçirme, çünkü melekler o geceye Regaib gecesi diye isim koymuşlar. Zira o gecenin üçte biri geçtiğinde yer ve gök melekleri Kâbe ve havarisinde toplandılar. Allahû Teâlâ onların toplantısı üzerine, “Ey meleklerim, ne istiyorsunuz?” diye sorar. Melekler, “Ey Rabbimiz, senden istek ve niyazımız, Receb’in oruçlularının günahlarının bağışlanmasıdır” derler. Allahû Teâlâ da, “Receb’in oruçlularını affettim” der.” (Enes İbni Malik) Öyle ise, bu mübarek gün ve gecelerde Allah’a çok yalvaracağız, çok niyaz edeceğiz ve çok gözyaşı dökeceğiz.

Kandillerde bilhassa kitap hediye etme geleneğini yaygınlaştırmalıyız.

İnananlar olarak, İslâm’ı anladığımız veya işimize geldiği gibi değil, gerçek manada yaşamalı ve yaşatmalıyız. Örnek hareketlerimizle çevremize, tebliğ görevi yapmalıyız. Yanlış örnek olmanın, yanlış yapmanın ve eksik yapmanın vebali büyüktür.

İhtiyarlığında müslüman olan bir ingiliz yazar şöyle der: “Kur’an-a baktım imrendim. Sözde müslümanlara baktım iğrendim. 50 yıl geç müslüman olmamın vebali onlarındır.”

Dikkat edeceğimiz bir husus da mübarek insanlarla mübarek olmak, mübarek zamanlarda mübarek olmak ve “Kandilin mübarek olsun” derken mübarek olunmalı, mübarek işler yapılmalıdır.

Hayatımızı bugüne kadar oyun ve eğlence ile geçirdik. Keyfimizce yaşadık ne geçti elimize? Ne kazandık? Bu hayat hep böyle mi devam edecek? Bir gün ağzımızın tadı bozulacak, o  zaman ne olacak? Bir gün ölüm döşeğine yatılacak, tabuta girilecek, mezara yatılacak, mahşerde hesap verilecek. O zaman ne olacak?

Hiçbir şey bizim hesabımıza göre devam etmeyecek, bizim hesabımızın üstünde Allah’ın da hesabı var. Onun dediği oluyor.

Herşeyi yarına, sona bırakmayalım. Sona kalan dona kalır. Yaşlanınca örtünürüm diyen, örtünmeden öldü, kefenle örtündü. Emekli olunca namaz kılarım diyen emekli olamadan öldü, camiye ölüsü geldi, cenaza namazı kılındı.

Şeytan hep; “Dur! Dur!” der, “sonra sonra” der. “Daha var, daha gençsin der”, tuzağına düşürür.

Şeytan, imanı geri bıraktı, ölürken kelime-i şeha-det getiriveririm, kurtulurum dediği için kaybedenlerden oldu. Peygamber, son sözü lâilahe illahlah olur da kurtulur diye üzülmüştü, Cenab-ı Allah: “Üzülme, o anda biz ona bunu unuttururuz,” dedi.

            – Firavun geç kalmıştı, helâk oldu. İmanı kabul olmadı.

            – Ebu Talib, o bu ne der? dedi kurtulanlardan olamadı.

Bu Gece Allah Kimin Yüzüne Bakmaz?

            Aslında bu gece, isteyen ve dileyenler için af gecesidir. Kurtuluş gecesidir, dünya ve ahiret saadetine kavuşma gecesidir. Ama kurtulmak istemeyen için de bu gece helâk gecesi olacaktır. Çünkü iyiliğin sevabının bol olduğu yerde günahında cezası kat kat olacaktır.

Bu gece Allah şu kimselerin yüzüne bakmaz:

1-      Allah’a ortak koşanların,

2-      Yakınları ile ilgiyi kesenlerin,

3-      Ana babaya haksız yere isyan edenlerin,

4-      İçki içmeye devam edenlerin, faiz yemeye devam edenlerin,

5-      Haramzadelerin, zalimlerin yüzüne bakmaz.

6-      Vaktini orada burada, kahvelerde geçirenlerin, müstehcen kanallarda gezenlerin yüzüne bakmaz.

7-      Üç ayları değerlendirmeye niyeti olmayanların yüzüne bakmaz.

8-      Rabbim kendisine yönelmeyenlerin yüzene bakmaz. Eğer o anlarda bu gece Allah’a yönelirler-se, Rabbim onları da affedecektir. Çünkü: “Bana dua edin, duanızı kabul edeyim, benden af dileyin, sizi af edeyim” diyor.

Kötülüğün, kötü olmanın Allah’a isyanın sonu yoktur, faydası da yoktur. İnsan kötülüğe, günaha battıkça batar.

Kötü insan, “Ya Rab, beni geri gönder de emrine uyayım” dediği zaman “El en” şimdi mi aklın başına geldi, denilecektir.

Bu geceyi farklı kılan kazanacak, bu gecede değişen kazanacak, çevresini değiştiren kazanacak. Şimdi var mı “Ben değişeceğim” diyen. Kim derse o kurtulacak, o kazanacaktır.

Bu gece yapacağımız duaları ve ibadetleri hayatımıza taşıyalım, devamını sağlayalım.

Bu gece günahlardan kopma gecesidir. Bu gece günahlardan uzaklaşma gecesidir. İyi olmak için karar verme gecesidir.

Bu gece ne gibi ibadetler yapabiliriz?

Önce geçmişe tevbe gerekir, gelecek için de kesin bir karar vermek icab eder.

Bu gece bol bol kaza namazı kılabiliriz. Nafile namazı kılabiliriz, tesbih namazı kılabiliriz. 12 rekat namaz tavsiye edilmiştir.

Kur’an okumalıyız.

Peygambere salavat getirmeliyiz. Selam gönder-meliyiz.

Tesbih çekerek Allah’ı zikretmeliyiz.

Allah’a dua ve niyazda bulunmalıyız. Kendimiz yakınlarımız ve bütün müslümanlar için yalvarmalıyız. Ayrıca ölülerimizi de rahmetle anıp, günahlarının bağışlanması için dua etmeliyiz.

İsmi azam, Esma’ül Hüsna’yı okumalıyız. Allah: “Kim beni anmaktan yüz çevirirse, onun sıkıntılı bir hayatı olur. Kıyamet günü de onu kör olarak haşrederiz” diyor. (Taha: 124)

Kandilleri oruçla karşılayıp oruçla uğurlamalıyız. Bir de bu gecede hocalarımızın verdikleri görevleri ve tavsiyelerini yerine getirmeliyiz.

Hayat hep mal mülk, para pul, mark dolar ve sadece dünya meşguliyeti değildir. Bu hayatın bir de sonu vardır. Şu anda manevi erozyon var. Kayıplarımız her geçen gün artıyor. Yozlaşma en çok yavrularımızı ve gençleri etkiliyor. Böyle giderse yarın bu nesil ne olacak? Ardımızdan cenaze namazımızı kılıp, bir fatiha okuyabilecek mi? Bize rahmet mi okuyacak, lanet mi? Önemli olan, o bu değil, önemli olan budur işte.

Hiçbir şey olmasa, yavrularımızı ihmal bâli bize yeter.

İbadetler Derece Derecedir.

İbadetler, zikirler, insanı Allah’a yaklaştıran en güzel vasıtadır. İnsanı temizler, insanı yüceltir, Rabbine yaklaştırır.

İbadetler derece derecedir. İbadet kulluktur, kulluk anlayışına göre ibadet anlayışı da değişiyor.

İbadetin gerçek ibadet olabilmesi için sırf Allah rızası için gönülden yapılması lâzımdır.

Bir kısım insan, Allah’tan hiçbir karşılık beklemeden ibadet eder ve Allah’ın emirlerini yerine getirirler. İşte asıl ibadet budur.

Bir kısım insan da, cehennemden kurtulup cennete girebilmek için ibadet ederler. Bunlar Allah’ın emrini yerine getirmiş, borcunu ödemiş olurlar. Ama Allah’ın rızasını kazanamazlar.

Bir kısım da, dünya menfaati elde etmek için ibadet eder. Buna ibadet denmez, buna sevap da yoktur. İbadet ancak Allah’a yapılır. Belirli zamanlarda, kandiller-de veya üç aylarda bir şeyler yapıp da bırakıvermek, ucuz yoldan kurtuluş aramak, pek bir şey kazandırmaz.

Burada bir yanlışa işaret emek istiyorum. O da şu: Bu gece veya bu aylarda dua edelim ibadet edelim, namaz kılalım, zikredelim, diyoruz. Sanki dua, tevbe, namaz, niyaz bazı gecelere ve günlere mahsusmuş gibi oluyor. Biz her zaman bunları yapmak, Allah’ın emrini yerine getirmek zorundayız.

Hz. Peygamber: “Ey insanlar! Selâmlaşın, yemek yedirin, insanlar uyurken geceleyin namaz kılın, selâmetle cennete girin” (R. Salihin 2/452) müjdesini vermiştir.

Hani açıkgöz geçinen, fırsatçı kimseler vardır ya, onlar gibi olmayalım. Belki insanları aldatabiliriz, ama Allah’ı asla aldatamayız.

 

SONUÇ

            Rabbim, bu geceyi ve içinde bulunduğumuz üç ayları, değerlendirip kurtulanlardan etsin, inşallah. Yalnız, kurtulmak için daha şuurlu yaşamak lâzım. Allah’a sunabileceğimiz dakikaların, saatlerin, günlerin, ayların ve yılların sayısı çok olmalı. Dolu dolu bir ömür sunabilmeli-yiz. Bunun için:

Ahlakımızı güzelleştirmeliyiz.

            – Müslüman anlayışımızı değiştirmeliyiz.

            – İslamı diğer dinlerle bir tutan anlayıştan vazgeç-meliyiz.

            – Müslümanlığımızı levha müslümanlığından çıkar-mamız, çerçevenin dışına çıkarmamız lâzımdır. Çevreveletip asmışız “Bugün Allah için ne yaptın?” diye. Bu soruyu kendimize sormuyoruz, sormalıyız.

İnsan, nisyandan gelir, unutmak manasındadır. Unutmak, insanın fıtratında vardır. Bu unutmak dünya içinse, fazla bir önemi olmaz. Ama ahiret içinse felâket olur. Allah’ın emirleri ihmâl edildi, unutulduysa, kaybımız acı olur, çok olur. Pişmanlık olur.

İbadet terk edilmez…

İbadet gecikmez. Alt katta yangın çıksa, gecikir misin? Ne kadar ömrün var bilemiyorsun. İlerde yapmak nasip olacak mı, garanti yok.

Elde fırsat varken kaçırmamak lâzımdır.

Bir de tek başına kurtuluş olmaz. Çevremizi de harekete geçirmemiz lâzımdır.

Bizler ahiret yolcusuyuz. Birkaç günlük yolculuğa giderken bir sürü hazırlık yapıyor, ebedî yolculuğu ihmal ediyoruz. Ahirete bomboş gidiyoruz.

Ayrıca şunu bilin ki, devamlı takipteyiz; fişleniyor filme alınıyoruz. Sorumsuz başıboş değiliz.

Bu gece geçmişimizi ve geleceğimizi ilgilendiren bir karar vermeliyiz.

Kaza namazlarını, oruçları tesbit edelim. Kılma-ya, tutmaya başlayalım.

Dokuz ayın kirini Receb, Şaban, Ramazan’la yıka-yıp, Bayramda kurtulmalıyız.

Şu yalvarış ve yakarışla konumuzu bitirelim:

Allah’ım, bizim Rabbimiz sensin. Senden başka ilâh yoktur. Bizi sen yarattın. Biz senin kulunuz. Gücümüzün yettiği kadar Sana verdiğimiz söz ve ahitte duruyoruz. Yaptıklarımızın şerrinden Sana sığınırız. Bize verdiğin nimetleri ikrar ve günahlarımızı itiraf ederiz. Bizi bağışla. Zira senden başka günahları bağışlayacak yoktur.

Hz. Peygamberle yüzümüzü güldüren Allah’ım, yaptığımız ve yapacağımız dualarımızı, ibadetlerimizi kabul eyle. Sağanak sağanak rahmetinin yağdığı bu gece bizi bağışla, günah kirlerinden bizi temizle.

Bu gece ağlayan gözler aşkına bizi de günah kirlerinden temizle, bizi mükâfata nâil olan kullarından eyle. Bu geceyi gafletle geçirenlerden eyleme.

Günahkârların af olunduğu bir gecede yalvarıyo-ruz; bizi kapından boş döndürme Allah’ım! Bizi affınla sevindir, yüzümüzü güldür, affınla azabını söndür. Ya Rabbi, bizi huzuruna mü’min olarak döndür.

Ya Rabbi, bizi imandan, islâmdan, Kur’an-dan ayırma. Hz. Peygamberin sünnetinden ayrılan sünnetsiz-lerden etme, nasipsizlerden etme.

Ya Rabbi! Bize rızana uygun bir hayat ve imanla, Kur’an-la mutlu bir son nasip et.

 

Değerli Kardeşlerim,

Regaib Kandiliniz mübarek olsun. İslâm alemi ve insanlığa hayırlara vesile olsun inşallah.

Allah’ın rahmeti, bereketi, ihsanı, ikramı ve selamı üzerinize olsun. Hoşçakalın.


Bu yazıyı 6.970 kişi okudu.

1 Yorum

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here