ŞEHİT VE MAKAMI

Allah yolunda, Allah rızası, vatan, millet, bayrak ve din uğruna ölenlere şehit denir. Bu yolda gayret göstermiş ama şehitlik mertebesiyle ulaşamamış olanlara da gazi denir.

Şehitlik, peygamberlerden sonra en yüce makam ve mertebedir. Şehit son nefesini verirken Cennetteki makamını görür. Onların canlarını Allah cennet karşılığında alır. Şehidin şefaat hakkı da vardır. Allah’ın izin verdiklerine şefaat eder. Onun içindir ki, şehit yakınları “Şehit babasıyım, şehit anasıyım, şehit eşiyim ve şehit evladıyım” diyerek gurur” duyarlar.

Aslında, şehit kanlı elbiseleriyle gömülür. Çünkü o, ölmemiştir, diridir.

 

Şehit kime denir?

Kimin dünya şehidi, kimin ahiret şehidi olduğu-nu Cenab-ı Allah bilir.

– Allah yolunda, devlet, millet, vatan, din ve bayrak için ölene, öldürülene,

– Canını, malını ve namusunu korurken öldürülene,

– Haksız yere öldürülene,

– Afat, felâket anında ölene,

– Doğum sırasında ölene,

– Yanarak ölene, suda boğulana,

– Haksız yere zehirlenene, idam edilene,

– Bir kötülüğü yok ederken ölene, eğer inançlı ise biz ona şehit deriz. O şehit olur.

Burada inançlı olmanın yanında niyet de çok önemlidir. Çünkü ameller niyete göredir.

Bir menfaat elde etmek için veya kahraman, ce-sur desinler diye ölenin şehit olamayacağını peygambere (as) haber vermiştir.

İslam dışı hallerle ölenler için şair:

“Ye kebabı, iç şarabı,

Bin uçağa düş yere,

Ol şehit!

Velehüm azabün şedid,” (Onlar için şiddetli azap vardır” diyor.

Birde haram ve günah yolunda, inançsız ölen için:

-“Ne şehittir ne gazi pisipisine gitti niyazi” denmiştir. Meselâ; Alkollü ölen, hırsızlık yaparken ölen, zina halinde öldürülen gibi.

Peygamber (sav) bir hadislerin de şöyle buyuruyor:

-“Şehidin kul borcundan başka günahları af edilir.

Bir zat gelir, peygamber (as)a sorar:

-Ben Allah yolunda öldürüldüğüm zaman bütün hataların örtülecek mi? Der.

Allah Rasulü ona:

– Evet, kul borcu hariç” cevabını verir. (Müslim, imaret:117)

Allah’ın ve peygamberin müjdeleri insanımızda şehit olma arzusunu doğurmuştur.

“Vatan sevgisi imandandır” hadisi, bu milleti kahraman yapmıştır. Onun için belki Türkler mağlup olabilirler ama esir olamazlar.

Tarihte bizim kadar vatanı, milleti için şehit ve-ren bir başka millet gösterilemez. Hiçbir millet vatanı-nı bizim gibi savunamamıştır. Şehit olacağını bile bile düşman üzerine gitmemiştir. Evlatları, eşleri, şehit olanlarda “Elhamdülillah şehit anası, şehit eşi oldum” demiş yas tutmamıştır.

Çanakkale’de yaralanan bir asker İstanbul’a getirilir. Bunu haber alan ana hastaneye gelip oğluna:

– Şehit olmadan mı geldin? Der, doktora dönerek:

– Bunu çabuk tedavi edin de cepheye gitsin şehit haberini alayım” der.

Oğluna da:

– Bak oğul ezan susmasın, bayrak inmesin, düşman bu topraklara ayak basmasın. Yoksa hakkımı he-lal etmem! Der ayrılır.

– Son olarak 15 Temmuz da yeni bir Çanakkale ruhu doğdu. Hainler milli uyanışı, milli dirilişi ve var oluşumuzu sağlamış ve yeni bir destan yazılmıştır.

– M. Akif ne demişti:

– Asımın nesli diyordum ya, nesilmiş gerçek!

– İşte çiğnetmedi yurdunu çiğnetmeyecek!

Şehitler, milli manevi değerlerimiz için canını Allah’a adayanlardır.

Şehitler bizim yer altındaki kökümüzdür. Onların mezarları, vatanın tapusudur.

İman, küfür, haç, hilal kavgasında ölmekten, ölümden korkmayan bir milletiz.

Tarihimiz kahramanlıklarla doludur. Hiçbir de-virde can sağ iken düşmana yurt vermemişiz.

1529’da beş Türk askeri Nemçelilere esir düşmüştü. Komutan Türk ordusu hakkında sorular sordu.

Cevap alamayınca işkence yaptı. Kale duvarın-dan birer birer aşağı attırdı. Beşinci, durun dedi ve dedi ki “Behey gafiller! Biz düşmandan korkan bir milletin çocukları olsaydık, viyana önlerine kadar gelebilir miydik!” dedi, o da aşağıya atıldı. Düşmana sır vermediler.

 

Şehitler Ölmez:

Şehitlik, peygamberlikten sonra en yüce mertebedir.

Cenab-ı Allah: “Allah yolunda ölenlere “Ölüler” demeyin. Bilakis onlar diridirler. Lakin siz anlayamazsınız! Buyuruyor (Bakara 154)

-“Allah yolunda öldürülenleri sakın ölü saymayın. Onlar diridir. Allah’ın lütuf ve kereminden kendilerine verdikleri ile sevinçli bir halde Rableri yanında rızıklara mazhar olmaktadırlar.” (Al-i İmran 169-170) buyuruyor.

Şehit, kanlı elbiseleri ile gömülür. Çünkü o ölmemiştir. Allah yanında diridir. Allah tarafından rızıklandırılmaktadırlar.

Çanakkale şehitliğini gezen herkes dikkat edecek olursa, şehitlerin konuşmalarını dinler gibi olur.

Düşman askerlerinin ifadelerine göre; şehitler savaşlarda askerlerimizin yanında savaşmışlardır. Malazgirt’te, İstanbul’un, Fethinde, Çanakkale’de, milli mücadele de hep askerlerimizin yanında olmuşlardır.

Bir Kore gazisinden dinlemiştim: Kore’de asker ihtilam oluyor. “Komutanım göle gidip yıkanmam lazım” diyor. Düşmana yakın olduğu için “hayır” cevabını alıyor. Israr ediyor, gene izin yok. Baktı olmayacak gizlice göle gidiyor. Yıkanırken etrafını on kadar Çin askeri sarıyor. Bir müddet bekledikten sonra “Allah’ü ekber!” diyerek doğruluyor. Çin askerleri silahlarını bırakıp ellerini kaldırıyor. İç çamaşırını giyen asker, hepsini komutanına getirirken, duruma bakıp askerler gülüşüyor, Çin askerlerine soruyorlar: “Bu ne? On kişi bir Türk’e esir mi oldunuz?

Çinliler cevap veriyor:

– O yalnız değildi ki, bizim kadar yanında askerler vardı.

Bir zamanlar Rus askerleri, bir grup Çeçen askerinin etrafını çevirir. Şeyh şamilin torunlarına değil de havaya ateş açarlar. Komutan onları mahkemeye verir. Askerler mahkemede:

-Gökten bize ateş edildi. Biz ona cevap verdik” şeklinde ifade verirler.

Çanakkale’de Çorçil’in “Biz Türklerle değil, Allah’la savaştık” demesi de bir gerçektir.

Cenab-ı Allah’ın iki ordusu vardır; “Biri, Cündül-lah denilen melekler (Ebrehe’yi ve ordusunu perişan eden Ebabil Kuşları)

İkincisi; diri olan şehitlerdir. Onlar yataklarında yatıp durmazlar.

 

Şehitler çürümezler toprağa haram kılınmıştır!

Nakillerde, yol yapımında, kanal açılırken çürümeyen şehit cenazeleri görülmüştür.

-İstanbul surları dibinde çalışma yapan işçinin baltası bir şehidin ayağına gelmiş, çürümeyen beden-den kan fışkırmıştır.

Dicle barajının altında kalmasın diye Hz. Elyasa ve Hz. Zülküf nakledilirken 3200 yıllık naaşlarının çürümediği görülmüştür.

Naaşları nakleden heyet ve Ömer Kalkan hoca: “Naaş’lar sanki dünkü gibiydi” demiştir.

Kazıyı yapan işçi: “Onları görünce hayatım” değişti demiştir.

-E-5 karayolu yapılırken nakledilen Yunus Em-re’nin cesedinin aynen durduğu görülmüştür.

– Bir mezar kazılırken yandaki mezarda açılma olmuş güzel kokular gelmiş ve yatan kadının cesedinin bozulmadığı görülmüştür. Mezar kazan bayılmıştır. Kadının doğumda öldüğü ortaya çıkmıştır.

– Bir ana, yıllar önce Sakarya depremin de ölen oğlunun mezarına gömülmeyi vasiyet eder.

Kadın vefat edince, deprem şehidinin mezarı açılır. Cesedin bugün gömülmüş gibi olduğu görülür.

– Şüpheli ölümünün ardından rahmetli Turgut Özal’ın mezarı açıldı. Adalet Bakanı Sadullah Engin: “Özal’ın naaşı bozulmamış” demiştir.

– Şehidin cesedini Allah toprağa ve ateşe haram kılmıştır.

– Bunlar sadece birkaç örnektir.

 

Allah yolunda şehit düşenlerin mükafatı boldur:

Şehit Cenab-ı Allah’ın emri olan cihadı yerine getirdiği, iyiliği emredip kötülüğe tepki gösterdiği için bir üstünlüğü vardır. (Bakara:216)

Kur’an’da: “Allah cennet mükabilin de mü’minlerin canlarını ve mallarını satın almıştır” (Tevbe:111) buyrulur.

Bir ayette de: “Şehitlere Allah tarafından ecir, derece, mağfiret ve rahmet vardır” buyrulmuştur. (Nahl:96)

-“Kim Allah yolunda savaşır; öldürülür veya galip gelirse, biz ona büyük ecir vereceğiz” (Nisa:174)

Bu konuda Peygamber (as) şöyle buyurur:

-“Şehid öldürülürken, pire ısırığı kadar acı hisse-der” (Ramuz’ul Ehadis:216/10)

-Bir adam peygamber (as)a gelerek sorar:

– Müslüman olup Allah yolunda şehit olsam. Allah beni affeder mi?

Peygamber (as) cevap verir:

– Evet İslam, geçmişi temizler” (Riya-zü’s; Salihın:1318)

– “Allah şehidin kul hakkından başka günahlarını affeder.” (Age:1317)

Peygamber (as) şöyle müjde veriyor:

-“Şehit ölmeden önce akan kandamlası ile günahları af olur.

– Ruhu bedenden ayrılmadan cennetteki yerini görür.

– Kabir ve cehennem azabından kurtulur.

– Başına cennet tacı giydirilir.

– Yakınlarından 70 kişiye Allah’ın izniyle şefaat eder.” (büyük Hadis Kulliyatı:3/6125)

-“Şehit, cennete girdikten sora dünyada her şey kendinin olsa bile geri dönmek istemez. Ancak şehit, gördüğü itibar nedeniyle geri dönmek tekrar, şehit olmak ister” buyurur. (Müslim, ima-re:109)

Şehitlerin en güzel mükafatı devamlı okunan Fatihalar, Yasinler ve binlerce hatimlerdir.

 

Şehit sevabı kazanmak için

Her şehit olmak isteyen, düşman tarafından öl-dürülme durumu olamaz.

Bugün nice nice yatağında ölenler vardır. Allah’ü âlem şehittir. Şehit sevabı olan işler işlemiştir. Şehit sevabı işleyenlere umulur ki, Allah şehit muamelesi yapacaktır.

 

Şehit sevabı olan işler nelerdir:

-“Samimi olarak ‘Şehitlik arzulayan, yatağında ölse bile şehit sevabı alır” (Ramuzul Ehdais:422/12) (Rs:1327)

– “Malını Allah yolunda harcamak, şehit sevabı kazandırır. (Saff 10-13)

“Allah’a ve peygambere itaat eden, şehitlerle beraber haşr olunur” (Nisa 69)

“Ümmetimin ahlakını bozulduğu bir zamanda bir sünnetimi ihya edene yüz şehit sevabı vardır.”

“Her gün beş vakit namazı kılan, şehit sevabı alır”

“Âşık olup, aşkını gizleyen iffetini koruyan şehit sevabı alır.”

“Abdestli yatıp gece ölen şehit olur.”

“İlim öğrenme yolunda ölen şehit olur.”

“Allah yolunda ölen şehit olur.”

“Güvenilir, doğru satıcı, şehitlerle haşr olunur.”

– Faziletli ameller, insanın şehit muamelesi görmesine neden olacaktır”. Mesela;

– Peygamber (as)a hangi amel daha faziletlidir. Sorusuna Peygamber (as):

– “Allah’a, peygambere imandan sonra;

  • Cihad ve makbul olan haçtır. (R.S.1290)
  • Vaktin de kılınan namaz, ana babaya iyilik, Al-lah yolunda cihadtır.” (Rs. 1291)
  • “Allah yolunda savaşanlar için Allah cennette dereceler hazırlamıştır. (Rs:1305)
  • Allah yolunda ayağı tozlananlar Cehennem ateşi dokunmaz” (RS:1308) buyurmuştur.

Şehit sevabı kazandıracak ameller ve şehit olmayı gönülden arzu eden, şehit sevabı kazanacaklardır.

Sonuç olarak: Bir ideal vardı “Ölürsem şehid kalırsam gazi” bu bizi tarih boyunca yaşatmıştı. Şimdi “Ne şehit ne gazi” olarak yozlaştı. Bunu düzeltmeliyiz.

 

Savaşlarda şehitlerle melekler yardım ederler

Tarihimizi süsleyen bize gurur veren zaferlerimiz, maddi güç ve kaba kuvvetle kazanılmamıştır.

Şehitlik, arzusu olmasaydı, kimse cepheye koşmazdı.

İman olmasaydı, kimse vatanı savunmazdı

İngiliz komutanı Hamilton Çanakkale hezimetin-den sonra şöyle demiştir:

-“Bizi Türklerin maddi gücü değil, manevi gücü mağlup etmiştir. Çünkü onların barutu bile kalmamış-tı. Fakat biz gökten inen güçler karşısında mağlup ol-duk:

Bir Alman subayı şöyle anlatır:

– “Palulu Ali, kolunu kaybetti ve yere yığıldı. “Ölmeyeceksin Ali!” deyip ona sarıldım.

– Ali bana: “Ben gidiyorum. Bak, peygamber beni kucaklamaya geliyor. Köyde dört yaşında oğlum var, onunla ilgilenirsen memnun olurum” dedi. (Savaştan sonra çocuğu alıp Almanya’ya götürdüm.)

– Evet Çanakkale’de Allah Rasulü yardıma geldi. Savaştan sonra Alasonyalı, Cemal Öğüt hacca gider. Peygamber (as)ın türbedarı ile görüşür. Türbedar Allah Rasulünün dostu ve aşığıdır. Aynı zamanda Osmanlı dostudur. Ona;

– Bu Osmanlı sevgisi neden diye sorar.

Türbedar anlatır:

– 1915 tarihinde Hintli bir alim hacca gelmişti. Medine’de iken çok üzgündü. Sebebini sordum. Bana şu cevabı verdi:

– Bunca yıl sonra gelmek nasip olmuştu. Allah Rasulünün ziyaretine geldim. Fakat müsade ettim ki, Rasulüllah makamında değil, müslümanlara yardıma gitmiş!”

– Kıbrıs harekatı sırasında paraşütle yere inen bir subay Rauf Denktaş’ı görür ve onu birkaç adım kenara çektikten sonra şunları söyler.

– Sayın Denktaş, biliyor musun ben az öncesine kadar materyalisttim. Elimle tutup, gözümle gördüğüme inanırdım. Az evvel paraşütle atlattık. Semada süzülürken her paraşütün üzerinde elbiseleri kanlı, yeşil elbiseli atları üstünde Malazgirt şehitleri indiriyordu. Şimdi artık inanıyorum.” der.

– Meleklerin yardımına gelince;

– Meleklerin çeşitli görevleri vardır. Bunlardan birkaçı şunlardır:

– İnananları koruyan Hafaza melekleri vardır. İnananlara yardım eden ve dua eden melekler vardır.

– Rasulüllah zamanında çölde zülmen şehit edilen bir sahabenin oğlu, babasının yüzünü açıp görmek ister. Yüzü parçalandığı için oradakiler müsaade etmezler. Allah Rasulü der ki;

– “Melekler kanatları ile onu gölgeliyorlardı.” (R. Salihın 1325)

“Kâbeyi yıkmaya gelen Ebrehe ve ordularını tarumar eden küçücük Ebabil kuşları gibi görünen melekler değil miydi? (Fil Suresi)

– Kur’an’da müşriklere karşı müslümanlara yardım eden meleklerin yardımını haber veren ayetler vardır:

1-“Siz güçsüz olduğunuz bir zamanda Allah Bedirde size yardım etmişti” (Al-imran:123))

“Sen şöyle diyordun: “Rabbinin 3 bin melekle sizi takviye etmesi sizin için yeterli değil mi? (124)

Bir sahabi şöyle diyor:

Düşmanla savaşırken kılıcımı sallıyorum düş-manın kellelerini uçuracağım, ama benim kılıcım ulaşmadan düşmanın kellesi uçuyordu.”

2-“Düşman sizin üzerinize aniden gelse, Rabbiniz 5 bin melekle sizi takviye eder.” (125)

3-Rabbin, meleklere: “Muhakkak ben sizinle beraberim. Haydi iman edenlere destek olun. Ben kafirlerin yüreğine korku salacağım. Vurun boyunlarına! Vurun onların bütün parmaklarına! Diye vahy ediyordu.” (Enfal:12)

4-Ey iman edenler! Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani size ordular saldırmıştı da biz onlara karşı bir rüzgar ve sizin görmediğiniz ordular göndermiştik.”  (Ahzab:9)

5-“Rabbin, fil sahiplerine neler etti görmedin mi?

Onların kötü plânlarını boşa çıkarmadı mı?

Onların üstüne sürü sürü kuşlar gönderdi.

O kuşlar onların üzerine pişkin tuğladan yapılmış taşlar atıyordu.

Böylece Allah onları yenilip, çiğnenmiş ekine çe-virdi.” (Fil suresi) (Ebrehenin askeri çoktu, ortalığı darmadağın eden filleri vardı)

Melekler, cündullahtır. (Allah’ın askerleridir) Müslümanlara yardım ederler. Bu desteğin ve yardımın devamını Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyorum.

Bu millet müslüman kaldıkça, Allah yâr ve yardımcısı olacaktır.

Rabbim devletimizi, milletimizi ve inananları korusun.


Bu yazıyı 9 kişi okudu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.