SELAM KELAMDAN ÖNCEDİR

Bismillahirrahmanirrahim.

Es-selamüaleyküm.

Allah’ a hamd, Rasulüne salat ve selam olsun.

Cenab-ı Allah:” Selam verin.’’ Rasulü:” Selamı yayın.’’ Buyurmuştur.

Son zamanlarda selam unutulduğu için, toplum ilişkileri felç olmuştur. Selam veren zorla veriyor, alan da ayıp olmasın diye alırsa alıyor.

Neden böyle oluyor? Selam vermenin selam almanın Allah’ın emri, peygamberin sünneti olduğu ve selamın anlamı unutulduğu için oluyor böyle.

 

A)SELAMIN ANLAMI NEDİR?

Selam, önce Cenab-ı Allah’ın 99 isminden biridir. En’am suresi 127. Ayette müminler için cennette “selam yurdu vardır.’’ Buyrulur.

Namazların sonunda ne diyoruz: ”Allahümme entes selam ve minke’ s selam.” Anlamı: “Allah’ım sen selamsın ve selamet de sendendir.’’

Kur-an’ın bildirdiğine göre; melekler cennetlik olanlara selam verecek. Cennetlikler de birbirine selam vereceklerdir (Zümer:73). Cennette barış ve esenlik yurdu anlamında Daru’s Selam vardır. (Yunus:25).

Selam, ayıptan, kusurdan, eksiklikten kurtulmak, huzur ve esenlik kaynağı, selamete ulaştıran demektir. Karşı tarafa sağlık, iyilik dilemektir.

Es’ selamü aleyküm demek: ”Sağlık, huzur, selamet senin üzerine olsun.’’ Demektir. Sıkıntılardan kurtul, selamet üzere yaşa. Allah seni selamete erdirsin.’’ Demektir.

Karşıdaki de: “Ve aleyküm selam.’’ Diyerek selamı alınca, aynı şeyleri selam verene dilemiş olur.

Bundan sonra “merhaba’’ denilir. Manası da: “bizden sana bir zarar gelmez, rahat ol!’’ demektir. Karşıdakini rahatlatmak olur.

 

 

B)SELAM, DUALAŞMAKTIR

Kur-an’ da 37 ayette selam, selamet kelimeleri geçer. 12 defa da müminler selamlanmıştır.

Müslümanın müslümana hayır duası, selamlaşmasıdır. Selam veren kişi, selam verdiğine onun için Allah’ tan sağlık, afiyet ve selamet dilemiş olur.

Peygamber (as) selam vermeyi ve selam almayı, en güzel amellerden olduğunu bildirmiştir.

Kadı İyaz, selamın “muhafaza’’ manasına geldiğini ve Allah’ ın muhafaza ve korumasını dilemek olduğunu, ayrıca “Allah yar ve yardımcın olsun’’ manasında dua olduğunu söylemiştir.

Selam, esenlik dilemek demektir. Selam veren, kardeşine esenlik dilemiş olur.

Selamın aile içinde de önemi büyüktür. Eşine, çocuklarına, ana ve babasına dua etmiş olur. Bu bakımdan giriş ve çıkışlarda selamlaşmakla dua edilmiş olur.

 

  1. C) İLK SELAM NASIL BAŞLADI?

Peygamberimiz bir hadislerinde şöyle anlatır: “Allah, cennette Adem’i yaratınca: “Git şu meleklere selam ver. Sana ne cevap verdiklerini dinle. Çünkü o senin ve evlatlarının selamı olacaktır.’’ Buyurdu. Adem, gidip meleklere es-selamü aleyküm, demiş, melekler es-selamü aleyke ve rahmetullahi, diye cevap vermişlerdir.‘’ ( Riyaz üs-Salihın: 2/ 846)

Daha sonra meleklerle peygamberler selamlaşmışlardır. Kur-an’ da: İbrahim Aleyhisselam’ ın yanına gelen melekler: “ Selam ediyoruz.’’ Dediler. O da: “ Size de selam olsun.’’ Dedi. (Zariyat:24-25)

Peygamberimiz, miraca çıkarken peygamberlerle selamlaşmıştır. Miraçta Peygamber Aleyhisselam, Allahla selamlaşmıştır. Namazlarda okuduğumuz Ettahıyyatü de anlatıldığı gibi olmuştur.

Bu olayı Peygamberimiz şöyle anlatıyor:

-“Miraçta Rabbimi kalp gözü ile gördüm. Bana “ Konuş Habibim .’’ dedi. Ben:

-Ettehıyyatü lillahi vesselavatü vettayyıbat! (Hamd sana, ibadet Hak Teala’ya mahsustur.) dedim.

Bunun üzerine Rabbim: “ Esselamü aleyke eyyühennebiyyü ve rahmetullahi ve bereketüh.’’ ( Ey Nebi! Allah’ın rahmeti, bereketi, selamı üzerine olsun.) dedi.

Ben de: “ Esselamü aleyna ve ala ibadillahis salihin.’’ (Allah’ın selamı bizim ve Salih kulların üzerine olsun.) dedim. Cenab-ı Allah:

-“Ey Rasulüm. Ben Cebraili bile aramızdan çıkardım. Sen ümmetini aramızdan çıkarmadın.’’ Buyurdu. Bunu duyan Cebrail (as) ‘da:

-“Eşhedü enla ilahe illallah ve eşhedü enne muhammeden abdühü ve rasulühü.’’ (Şehadet ederim ki, Allah’ tan başka ilah yoktur. Yine şehadet ederim ki, Muhammed O’ nun kulu ve rasulüdür.’’ ) diyerek şehadette bulundu.

Araplar birbirlerine Hayyakallah “Allah uzun ömür versin.’’ Derlerdi. Peygamberimizi görünce de es-samu aleyke (ölüm senin üzerine olsun) derlerdi. Peygamberimiz de onlara “ve aleyke’’ (ölüm sizin üzerinize olsun.) diye cevap verirdi.

Cenab-ı Allah, Kur-an’ da Peygamber (as)’a selavat getirip selam ve ona gönülden teslim olmamızı emrediyor.

-“Şüphesiz Allah ve melekleri Nebiye selavat ederler. Ey iman edenler! Siz de ona selavat edin ve O’na gönülden teslim olun.’’ (Ahzab: 56)

Biz ne diyeceğiz: “Es-selatü vesselamü aleyke ya Rasulüllah! Deyip Allah’ın emrini yerine getireceğiz.”

 

  1. D) SELAMIN ÖNEMİ

Müslümanlar arasında selam paroladır. Selam, her millette vardır. Ama bizim selamımız kadar güzel ve etkili değildir.

Selam, Müslümanın Müslüman üzerinde bir hakkıdır.

Peygamber (as): “Birbirinizle karşılaştığınız zaman, selam verin.’’ Diye buyuruyor. (B. Hadis Külliyeti:4/ 7682)

Dinimiz selam vermeye büyük önem verir. Selam vermek sünnet, selamı almak vaciptir. Selam ölçüdür. Selam vermeyen, almayan kınanır. “Selam bile vermedi.’’, “Selamı bile almadı.’’ Denir.

İnsanımız selamın vereceği sıcaklığa, muhabbete her zaman ihtiyacı vardır. Selam, iyi niyet ifadesidir. Değer verme anlamı taşır.

Selamlaşmakla insanlar kaynaşır. Selamlaştıkları zaman dualaşır ve birbirine yaklaşırlar.

Selam, hem vereni hem de verileni rahatlatır. Aradaki kırgınlıkları, dargınlıkları yok eder.

Müslümana selam vermek, ben de Müslümanım mesajı verir. Benden sana zarar gelmez demektir. Allah seni korusun diye dua etmektir.

Bir hadislerinde Peygamber (as) şöyle buyurur:

-“Selam vermek, verilen selamı almak, müminin mümin üzerinde hakkıdır.’’ (Buhari: 4/609)

Yapılan bir araştırmaya göre, selam verme ve selam alma alışkanlığı olanlarda kırgınlık, dargınlık, kin ve nefret gibi düşmanlığa sebep olan kötü huyunun olmadığı ortaya çıkmıştır.

Selam vermeyen ve verilen selamı almayan için Mehmet Akif şöyle der:

-“Bir selam ver be herif, ağzın aşınmaz ya. Hayır,

Ne bilir vermeyi hayvan, ne de sen versen alır.’’

Selam, ihmal edilmemelidir. Ağız alışkanlığı olarak da verilmemelidir.

Peygamber (as) şöyle buyuruyor:

-“ İnsanların Allah yanında en makbul olanı, önce selam verenidir.’’ (Riyazü’ s- Salihın: 859)

-“ Biriniz bir yere gelince selam versin. Kalkıp oradan ayrılırken de selam versin.’’ (Ebu Davut, Edep:150)

-“ Bir sahabi selam vermeden, izin istemeden girer. Peygamber (as) ona: Dön geri! Selam ver,i zin iste, öyle gir.’’ Der. O da öyle yapar.’’ (Age:137)

-“Selam kelamdan önce gelir.’’ (Tirmizi isti’zan:137)

Peygamberimiz Hz. Enes’ e şöyle demiştir:

-“Oğulcuğum! Evine girdiğin zaman selam ver ki, selamın hem sana hem de aile halkına bereket olsun.’’ (B. Hadis Külliyatı:7683)

Bu konuda Cenab-ı Allah’ ın da emri şöyle:

“Evlerinize girerken selam verin.’’ (Nur:61)

“Ey iman edenler! Kendi evlerinizden başka evlere geldiğiniz zaman(fark ettirin) izin alın, ev halkına selam vermedikçe girmeyin. Bu sizin için daha hayırlıdır.’’( Nur:27)

“Size izin verilinceye kadar o eve girmeyin. Geri dönmeniz istenince, hemen geri dönün. Bu sizin için daha nezih bir davranıştır.(Nur:28) (Kapının önünde durulmaz, kapı üç defa çalınır.)

 

  1. E) MÜSLÜMANA SELAMI YAYIN EMRİ VERİLMİŞTİR

İnsanlar arasında bir selamlık ilgiye muhtaç insanlar var. Hepimiz selamın sağlayacağı huzura muhtacız.

Bozulan ilişkiler ve unutulan selam için ABD’ de 21 Kasım “merhaba günü’’ ilan edilmiştir. Biz de kampanyalar açılmaktadır.

Selamlaşmak hem insani, hem de dini görevdir.

Peygamber (as) şöyle buyuruyor:

-“İman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olamazsınız. Yaptığınız zaman birbirinizi seveceğiniz bir şeyi size haber vereyim mi? Aranızda selamı yayınız.’’ (Müslim, iman: 83)

Kin, haset, duyarsızlık gibi hastalıklar ortaya çıkınca, selamı unuttuk. Menfaatsiz selam vermez hale geldik. Tanıyorsak selam veriliyor. Yoksa selamı ihmal ediyoruz.

Cenab-ı Allah emrediyor:

-“Size selam verene dünya hayatının geçici menfaatine göz dikerek, sen mümin değilsin demeyiniz.’’ (Nisa: 94) (İlgisiz kalmayınız.)

Bir hadiste:

-Ey nas! Selamı yayınız, yemek yediriniz, akrabanızı ziyaret ediniz. İnsanlar uyurken namaz kılınız. Selametle cennete giriniz.’’ Buyrulmuştur. (Riyazü’s- Salihın: 852)

Selam barışın, sevginin, muhabbetin anahtarıdır. Selam yayıldıkça Müslümanlar daha birbirini tanır, kardeşlik artar.

Peygamber (as)  Medine’ye hicretinden sonra ilk talimatı “selamı yayın’’ olmuştur.

Müslümanlar arasında ilk tanışma cümlesi “selamün aleyküm’’ dür. Bunun için selam yayılmalıdır. Selam kaynaşmayı sağlar, güven verir.

 

 

 

  1. F) DAHA GÜZELİ İLE SELAMLAMAK

Cenab-ı Allah Kur-an’ da bize:

-“Bir selam ile selamlandığınız zaman, siz de ondan daha güzeli ile selamlayın, yahut aynısı ile karşılık verin.’’ (Nisa:86) diye emrediyor.

Daha güzeli nasıl olur? Selamı alırken, kişinin yüzüne gülümseme ile cevap verilir.

Selamün aleyküm diyene: “Ve aleykümüs selam.’’ Denir.

“Es selamü aleyküm’’ diyene “ve aleykümüs selam ve rahmetullahi ve bereketüh’’ diye cevap verirsek, daha güzeli ile selamlamış oluruz. Bir de selamı aldıktan sonra “merhaba’’ dersek, selam vereni rahatlatmış oluruz, bu da güzeldir.

 

  1. G) SELAM SÖZCÜKLERİ NELERDİR?

Günümüzde yaygın olan selam sözcükleri şunlardır:

-Selam

-Merhaba

-İyi günler, bay bay

-Günaydın, tünaydın

-Elle işaret

-Kafa ile işaret

-Görüşürüz, hello

-Kendine iyi bak gibi. Bunlar selam yerine geçmez.

Müslümanların ortak dili olan selam sözcükleri şunlardır:

-Selamün aleyküm

-Esselamü aleyküm diye verilir

Aleyküm selam

-Ve aleyküm selam

-Ve aleyküm selam ve rahmetullahi ve bereketüh” diye alınır.

Kabirdekilere

-Es selamü ya ehlel kubür diye selam verilir.

Boş eve girilince:

-Es selamü aleyne ve ala ibadillahissalihin denir.

-Peygamberimize “Essalatü vesselamü aleyke Ya Resulüllah!” Diye selam verilir.

-Müslüman olmayan, “selamün aleyküm dese’’, ona “ve aleyke’’ denir. Kafire iyilik rahmet, af dilenmez.

Anlamsız, sığ ve yabancı kelimeler “hello, bay bay’’ hiçbir şey ifade etmez. Selam paroladır. Müslüman selamının içinde anlam vardır. Dua vardır. Sevap vardır. Muhabbet vardır. Sevgi vardır.

Cenab-ı Allah selamı, ilk insanla öğretmiştir. Kur-an’ da En’am: 54- Araf: 46-Kasas: 55- Nahl:35 ve Rad: 24 ayetlerinde selamın “selamün aleyküm ‘’ olarak verileceğini öğretmiştir. En karlı selam, “Eselamü aleyküm’’ dür.

 

H)KİME SELAM VERİLİR, KİME VERİLMEZ?

Peygamber (as) şöyle buyuruyor:

-“Küçük olan büyüğe, binek üzerinde olan yaya olana, yürüyen oturana, sayısı az olanlar çok olanlara selam verir.’’(Buhari, İstizan:5)

-“Küçük olan büyüğe, erkek (uygunsa) kadına selam verir.‘’ (B. Hadis Külliyatı 4/7692)

-“Bir topluluktan bir kişinin selam vermesi, diğer topluluktan da bir kişinin selamı alması yeterlidir.’’ (Age:4/7689)

-Selam, sadece tanıdığına değil herkese verilir.

-Mezarlıkta yatanlara verilir.

-Ev halkına, iş yerinde çalışanlara verilir.

-Telefonu açan verir.

-Çocuklara selam verilir ve alışmaları sağlanır. Peygamberimiz çocuklara selam vermiştir.

-Peygamber (as)’a: “Es-selatü vesselamü aleyke ya Resulüllah ‘’ diyerek selam verilir.

-Uzakta olanlara birileri vasıtasıyla selam gönderilir. O kişinin selamı ulaştırması vaciptir.

-Verilen selam alınmayınca “Aleyküm selam’’ denilerek selam geri alınır. (Burada duymamış, işitme engelli olabilir, konuşamayan olabilir. Kötü zanda bulunulmamalıdır.)

-İnanmayana, başka dinden olana İslam selamı verilmez.

-Haramla günahla meşgul olana

-Kumar oynayana içki içine

-Elinde sigara, ayak ayak üstünde olana

-Çalıp oynayana

-Zulmeden zalime

-Fal, büyü ile meşgul olana

-Allah’a isyan halinde olana

-Abdest bozana, abdest alana

-İbadet ve zikir halinde olana

-Kur-an okuyana

-Ezan okuyana

-Dini sohbet yapana

Boş oturana Peygamberimiz selam vermemiştir.

-Namaz kılana

-Camide zikredene, vaaz dinleyene, Hutbe okuyana ve dinleyene selam verilmez.

 

İ) KADIN-ERKEK SELAMLAŞMASI

Dini bir görev yaparken bazı inceliklere dikkat edilmelidir. Eğer selam, dedikoduya, şüpheye, incitmeye ve zarara sebep olacaksa, selam verilmez.

Kadın erkek selamlaşması, erkekler arasında olduğu gibi senli-benli olmaz. Peygamber (as) tek olan kadınlara selam vermemiştir. Birden fazla kadın olunca onlara selam vermiştir.

Selamlaşılacaksa, önce kadın selam vermez. Erkek selam verir. Kadın selamı içinden alır.

Erkek yaşlı ise, kadın hürmeten selam verir.

Kadın, kendisine nikah düşmeyene selam verir, selam alır. Erkek ne kadar yaşlı olursa olsun, kadın erkeğin elini öpmez. Yaşlı kadınların erkek hürmeten elini öpebilir.

Küçük kız çocuklarının önüne gelenin elini öpmesine müsaade edilmemelidir.

Hz. Aişe (ra) şöyle anlatır:

Peygamber bana:

-“Şu zat Cebraildir. Seni selamlıyor.’’ Dedi.

Ben de:

-“Aleyhisselam ve rahmetullahi ve bereketühü.’’ Dedim. ‘’ der. (Riyazüs Salihin:855)

 

  1. J) SELAM ALIP-VERİRKEN HOŞ OLMAYAN ŞEYLER

İslam’ da karşı cinse bakmak, dokunmak yasaktır. (Nur: 30-31)

Bir şey günaha götürecek, günaha sebep olacaksa o şey yasaktır. Peygamber (as): ”Her organın zinası vardır.’’ Buyurmuştur. Elin zinası dokunmaktır.

Kadınla erkeğin tokalaşması, el öpmesi selamın sulanmasına neden olur. Bunun medenilikle, gericilikle de bir ilgisi yoktur. Dinen yasak olan bir şeydir.

Peygamber (as) kadınlarla tokalaşmamışlardır. Biad olan kadınlar, elini tutmak istemiş, Allah Resulü: “Ben kadınlarla tokalaşmam’’ cevabını vermiştir.

Hz. Aişe (ra): “ Onun eli hiçbir kadın eline değmemiştir.’’ Demiştir.

Peygamber (as) el de öpmemiş ve öptürmemiştir.

Öpüşme adeti ilk defa Avrupa’ da eşcinseller arasında görülmüştür. Son devrin fıkıhçıları kadın erkek tokalaşmasını, selamdan sonra öpüşmeyi asla uygun görmemiştir. Genç kız, eniştesinin elini öpemez.

Öpüşme, sağlık açısından da doğru bir hareket değildir.

İslam’ da ancak anne, baba, büyük anne-baba ve uygunsa hocanın, bir de hürmeten, gönlünü alma bakımından yaşlının eli öpülür.

Musafaha kadın-erkek arasında olmaz. Kadın kadına, erkek erkeğe olur. Sahabe kendi aralarında musafalaşır, salavat getirirlerdi. Kavuşunca ayrılırken din büyüklerimiz el öptürmez, musafahalaşır ve salavat getirirlerdi.

Bazı camilerde namazdan sonra camii dışında cemaat musafahalaşıp, salavat getirmektedir.  Bu bir nevi selamlaşmaktır.

Bir hadiste:

-“İki Müslüman birbiriyle karşılaşıp el sıkışıp musafaha yaparsa, küçük günahları bağışlanır.’’ Buyrulmuştur. (Riyazü’s Salihi:891)

Biri Paygamber (as)’a sorar:

-Birine rastlayınca hürmeten selam için eğilebilir miyim?

Peygamber (as) ona:

-“Hayır.’’ Der.

O kişi tekrar sorar:

-“Musafaha da mı yapamam?’’

Peygamber (as) ona:

-“Musafaha yapabilirsin.’’ Der. (Hadis Ans: 9/422)

Bir hadislerinde de Allah Rasulü şöyle der:”

-“El sıkışın ki kalplerdeki kin gitsin. Hediyeleşin ki, birbirinizi sevesiniz. Aradaki dargınlıklar böylece kalksın.’’ (B. Hadis Külliyatı:7723)

Selamlaşmada eğilmek, geri geri gitmek de doğru bir hareket değildir.

Bir adam Resulüllah’a:

-Ey Allah’ ın elçisi! Birisiyle karşılaşınca önünde eğilebilir miyim?’’ diye sorar.

Allah Resulü ona:

-“Hayır, eğilemezsin.’’ Der.

Tekrar sorar:

-“Ona sarılıp öpebilir miyim?’’

Allah Resulü ona:

-“Hayır öpemez, sarılamazsın.‘’ der.

-Elini tutup musafaha yapabilir miyim? ‘’ der.

Peygamber (as) ona:

-Evet musafahalaşabilirsin.’’ Der. (Tirmizi, İ;sti’ zan:31)

Son zamanlar yayılan sarılma, el öpme ve öpüşme, bazılarının önünde eğilme inancımızda olmayan şeylerdir. Yabancı kültürlerden gelme hareketlerdir. Selamın bir parçası olmadığı gibi, faydası da yoktur.

Biz dünyadan gider olduk

Kalanlara selam olsun

Bizim için hayır dua

Edenlere selam olsun.

Allah’ın selamı Müslümanların üzerine olsun!

Es’ selamü aleyküm.

 


Bu yazıyı 359 kişi okudu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here