Şirk Koşmak

ŞİRK NEDİR?

Şirk, itikad bozukluğu ve inanç hastalığıdır.

Şirk, Cenab-ı Allah’ın sıfatlarında ve tasarrufunda ortak tanımaktır.

Şirk, Cenab-ı Allah’a inanmakla beraber Allah’a eş tutmak, ortak kılmaktır. Meselâ; Araplar, Allah’a da inanıyordu, putlara bizi Allah’a yaklaştırsın diye tapıyorlardı.

Şirk, Allah’la beraber başka bir şeyden yardım beklemek bir şey istemek veya bir şey beklemektir.

Daha açık ifadeyle şirk, Allah’a yapılanı başkasına, başkasına yapılanı da Allah’a yapmaktır.

Peygamber (sav)in ifadesiyle: “Şirk, gece karanlığında karıncanın ayak sesinden daha gizlidir.” (Ramuz
el-Ehadis:215/16) buyurmuştur. Yanındaki Hz.Ebu Bekir’e de:

– “Sana şirkin küçüğünü, büyüğünü giderecek bir haber vereyim mi?” demiş. O’da:

– “Evet ya Rasûlallah” deyince Peygamberimiz:

– “Ey Allah’ım, şirk koşmaktan sana sığınırım. Bilmediklerim için beni affet.” Diye dua et. “Hatta: Falan olmasaydı falanca beni öldürecekti demen bile şirktir.” Buyurdu.

      a) Kur’an’da Şirk:

      Kutsal kitabımız Kur’an’da şirkten bahseden ayetler şunlardır:

1. “Allah’a ibadet edin ve ona hiçbir şeyi ortak koşmayın. (Nisa:36)

2.   “Allah kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz; bundan başkasını dilediğini bağışlar. Allah’a ortak koşan kimse büyük bir günah ile iftira etmiş olur.” (Nisa:48)

3. “Allah ile birlikte başka ilah edinme; sonra kınanmış ve Allah’ın rahmetinden uzaklaştırılmış olarak cehenneme atılırsın.” (İsra:39)

4. “Lokman oğluna öğüt vererek: Yavrucuğum! Allah’a ortak koşma! Doğrusu şirk, büyük bir zulümdür demişti.” (Lokman:13)

5. “Heva ve hevesini tanrı edinme!” (Casiye:23)

6. “Allah, hakkında hiçbir delil indirmediği bir şeyi Allah’a ortak koşmanızı ve Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır.” (Araf:33)

7. “De ki: Allah’ı bırakıp ta sizin için fayda ve zarara gücü yetmeyen şeylere mi tapıyorsunuz? Hakkı ile işiten ve bilen yalnız Allah’tır.” (Maida:76)

8. “Allah’ı bırakıp ta kıyamet gününe kadar kendisine cevap veremeyecek şeylere tapandan daha sapık kim olabilir? Oysa onlar, bunların tapmalarından habersizdirler.” (Ahkaf:5)

9. “Allah ile birlikte başka bir tanrıya tapıp yalvarma! O’ndan başka tanrı yoktur. O’nun zatından başka her şey yok olacaktır. Hüküm O’nundur. Siz, ancak O’na döndürüleceksiniz.” (Kasas:88)

10. “Hepiniz O’na yönelerek, O’na karşı gelmekten sakının, namazı kılın, müşriklerden olmayın.” (Rum:31)

11. “Allah’a ortak koşarsan işlerin mutlaka boşa gider ve hüsranda kalanlardan olursun!” (Zümer:65)

12. “Eğer Allah’a ibadet etmek istiyorsanız güneşe de aya da secde etmeyin. Onları yaratan Allah’a secde edin.” (Fussilat:37)

13. “Cinler, Allah’a ortak koştular. Oysa ki, onları da Allah yaratmıştır. Bilgisizce O’na oğullar ve kızlar yakıştırdılar. Haşa! O, onların ileri sürdüğü vasıflardan uzak ve yücedir.” (En’am:100)

14. “Melekler, Allah’ın çocuklarıdır.” Diyen müşrik Araplar, “İsa, Allah’ın oğludur” diyen Hristiyanlar ve “Üzeyr, Allah’ın oğludur diyen Yahudilerin ağızlarından bilgisizce çıkan bu sözler yalandan başka bir şey değildir.” (Kehf:5)

15. “Müşrikler, ayetlerimiz okununca: “İşittik, bunların benzerini biz de söyleyebiliriz. Bu öncekilerin masallarıdır, dediler.” (Enfal:31)

16. “Müşrikler, şeytandan dilekte bulundular.” (Nisa:117)

17. “Müşrikler, insanları Peygambere yaklaşmaktan vazgeçirmeye çalışırlar, hem de kendileri ondan uzaklaşırlar. Oysa onlar, farkında olmadan ancak kendilerini helak ederler.” (En’am:26)

18. “O müşrikler: Muhammed sizin gibi bir beşer olmaktan başka nedir ki! Siz şimdi gözünüz göre göre büyüye mi kapılıyorsunuz? Dediler.” (Enbiya:2-3)

19. “Müşrikler, putlar için bunlar Allah katında bizim şefaatçilerimiz” dediler.

20. “Ey iman edenler! Müşrikler ancak bir neçistir, pisliktir.” (Tevbe:28)

21. “Her şeyin yaratıcısı Allah’tır. O’ndan başka tanrı yoktur.” (Mümin:62)

22. “Rabbiniz O Allah’tır. O’ndan başka tanrı yoktur. O, her şeyin yaratıcısıdır. Öyle ise O’na kulluk edin. Güvenilip dayanılacak tek varlık O’dur.” (En’am:102)

23. “Allah, Meryem oğlu Mesih’tir.” Diyenler kafir olmuşlardır. (Miada:102)

24. “Onlar, Allah’ı bırakıp kendilerine ne zarar ne de fayda veremeyecek şeylere tapıyorlar: ‘Bunlar Allah katında şefaatçilerimizdir.’ Diyorlar.” (Yunus:18 – Zümer:3)

25. “Allah’ı bırakıp da sana fayda ve zarar veremeyecek şeylere tapma. Eğer bunu yaparsan zalimlerden olursun.” (Yunus:106)

26. “Allah ile birlikte kimseye yalvarmayın, kulluk etmeyin.” (Cin:18)

Kur’an’daki şirkle, müşrikle ilgili bu ayetler, neyin şirk olduğunu, nasıl müşrik olduğunu bize haber vermektedir.

Özet olarak, Kur’an’a göre şirk kesin yasaktır.

Kuran’a göre:

– Şirk koşanları Allah bağışlamaz.

– Şirk koşan, Allah’ın rahmetinden uzaklaşır.

– Şirk, Allah’a iftiradır.

– Şirk, günahların en büyüğüdür.

– Şirk, zûlümdür, sapıklıktır.

– Şirk koşanın amelleri boşa gider.

 

      b) Şirk Çeşitleri:

Şirk çeşit çeşittir. Belli başlı şirk çeşitlerini şöyle sıralayabiliriz.

1. Heva ve Hevese Uymak:  Nefse, nefsin arzularına uymak Kur’an’da kınanmıştır. Şöyle buyrulur: “Heva ve hevesini tanrı edinen, Allah’ın saptırdığı, kulağını, kalbini mühürlediği, gözüne perde çektiği kimseyi gördün mü?” (Casiye:23)

2. Allah’tan Başkasını Allah’tan Çok Sevmek: Kur’an’da şöyle bildiriliyor:

– “İnsanlardan bazıları, Allah’tan başkasını Allah’a denk tanrı edinir de onları Allah’ı sever gibi severler.” (Bakara:165)

3. Allah’tan Başka Yaratıcı Kabul Etmek: Yaratıcı, tek Allah’tır. O’ndan başka yaratıcı kabul etmek şirktir. Kur’an’da şöyle buyrulur: “Hüküm Allah’ın, hakimiyet Allah’ındır. Yaratan O’dur. Yaşatan O’dur. Öldürecek olan da O’dur. O’ndan başka her şey yaratılmıştır. Yok olacaktır.”

– “O, gökleri ve yeri yoktan yaratandır.” (Şura:11)

4. Allah’tan başkasından korkmak, ecelini, rızkını başkasının elinde aramak.

5. Allah’a eş ve ortak koşmak. (Yusuf:106)

6. Medyumu, falcıyı, büyücüyü güç olarak görmek, onlara bir şey sorup inanmak, tasdik etmek.

Kur’an’da: “Gaybı Allah’tan başkası bilmez.” Buyrulmuştur. (En’am:59)

7. Ruh çağırmak, reenkarnasyona inanmak

8. Allah’a karşı aracı kabul etmek. (Zümer:3)

9. Allah’a, çocuk isnat etmek. (Tevbe:30)

10. Allah’a yer ve şekil belirtmek.

11. Allah’tan başkası için iş yapmak.

12. Allah’la arada vasıta kılmak.

13. Allah’tan başka tanrı edinmek.

14. Gaybı bildiğini iddia etmek. (En’am:50 + Araf:188 + Sebe:14 + En’am:59 + Neml:65 + Lokman:34 + R.Salihın:1701)

15. Riya ve gösteriş için ibadet etmek.

16. Uğur – uğursuzluk aramak. (Yasin:18 + Neml:47)

Peygamber (as) şöyle buyurur:

– “Uğursuzluk inancı sizi yolunuzdan alıkoymasın.” (Hadis Ans:11/208)

“Uğursuzluk çıkarmak şirktir.” (Tirmizi Siyer:47)

17. Büyü yapmak yaptırmak ve büyücüye inanmak (Taha:69)

18. Şeytana tapmak. (Zümer:17 + En’am:142 + Nisa:117)

19. Tabiatı yaratıcı kabul etmek. (En’am:76 + 177 + 178)

20. Darwinizme inanmak. (Haşr:34)

21. Puta tapmak. (Yunus:18 + Zümer:3)

 

      c) İbadette Şirk:

      İbadeti Cenab-ı Allah emretmiştir. İbadet ancak O’na yapılır. İbadetin hangisi olursa olsun başkasına yapılması şirktir. İbadette Allah’tan başkası ortak da edinilemez.

Namaz kılarken her rekatında: “İyya kenağbudu ve iyyakenastain” denir.

Bir sahabi Peygamber (as) a sorar:

– “Ya Rasûlallah! Malımızı gösteriş olsun diye sadaka olarak versek Allah bize sevap verir mi?” Peygamberimiz:

– “Hayır!” diye cevap verir.

– “Hem gösteriş hem de Allah rızası için versek?” der. Peygamber (as):

– “Allah, ancak kendi rızası için yapılan işleri kabul eder.” Buyurur ve şu ayeti okur: “Sana kitabı indirdik. O halde sen de dini yalnız Allah’a tahsis ederek ihlasla ibadet et. İhlasla ibadet yalnız Allah’a mahsustur.” (Zümer:2-3)

Müşrik Araplar ibadeti hem Allah’a hem de putlara yaptıkları için müşrik olmuşlardı.

Fatiha’yı Allah’la başkalarına taksim de yanlıştır. Şunun için, bunun için hassaten Allah rızası için Fatiha demek ortak koşmaktır. Bölüştürmektir. Bir şey hem başkasına hem de Allah’a olmaz. Bir şey ya Allah içindir ya da değildir.

İbadetlerde de Allah’tan başkası karıştırılmamalıdır.

Ebu Said (ra) şöyle anlatmıştır:

– Peygamber (as) bir gün yanımıza geldi. Biz Mesih Deccalini konuşuyorduk. Bize şöyle buyurdu:

– “Size ondan daha ürkütücü bir şey haber vereyim mi?” Biz:

– “Evet” dedik Allah Rasûlü:

– “Şirk-i hafidir (Gizli şirktir). Mesela kişi, kalkar namaz kılar, bu namazını kendisine bakanlar sebebiyle güzel kılar. İşte bu “gizli şirktir” dedi… (İ.Canan hadis Ans:17/619)

 

      d) Peygambere Uymak Şirk Midir?

Peygamber (as) bir davetçidir. Peygamberlik görevi sürerken tepliğinin özü “Allah’a iman et, kurtul” olmuştur.

Peygamber (as)a uymak, Allah’ın emridir. Kur’an’da:

– “Allah’a itaat edin, Rasûlüme itaat edin.” (Miada:92)

– “Peygamber size ne getirdiyse onu alın. Size neyi yasakladıysa ondan da sakının.” (Haşr:7)

– “Allah’a ve peygambere itaat edin, amellerinizi boşa çıkarmayın.” (Muhammed:33 ( buyrulmuş, peygambere itaat etmemiz emredilmiştir.

Peygambere itaat etmekle onu Allah’la aramıza sokmuş olmayız. Bize mektup getiren bir postacı mektubu gönderenle aramıza girmiş mi olur?

Peygamberi sevmek, sakal-ı şerifi öpmek, saygıdan dolayıdır. Tapınma değildir.

Peygamberimize salavet getirmek, Allah’ın bize emridir. (Ahzah:56)

Peygamber (as)a Allah şefaat etme yetkisi vermiştir. (Taha:109) Şefaatini istemekle hiçbir sakınca yoktur.

Peygamber (as)a ezandan sonra dua etmek ve duasını almakla da şirke düşülmez.

Hacer-ul – Esvede peygamber öptü diye öpülür. Yoksa ondan fayda bekleme ve zararı giderme düşüncesi taşıyamaz. Hz.Ömer (ra) Hacer’ul – Evsed’i öpmüş ve: “Ey taş bilirim ki sen ne fayda verirsin ne de zarar verirsin. Seni peygamber öptü diye öpüyorum.” Demiştir. Ayrıca Peygamberin dibinde eğleştiği ağaca aşırı ilgi gösterildiği için onu kökletmiştir.

Yalnız şu ifadelerden kaçınılmalıdır:

– “İmdat ey Muhammed!”

– “Ey Muhammed bizi kurtar!”… gibi

Bir de peygamber Allah’ın nurundan yaratılmıştır diyerek O’nu Allah’ın bir parçası olarak görmek ve göstermek de yanlıştır.

 

      e) Kişilerle İlgili Şirk:

      Allah’la kul arasına birinin sokulması şirltir. Ancak dini öğreten, dini anlatan Allah’la kul arasına girmiş olmaz. Çünkü; dini öğrenmek de farzdır, öğretmek de farzdır.

Bir insana sığınılması, ondan beklenti içine girilmesi şirktir. Kişiler yol gösterici, öğretici olabilir ama önder ve rehber peygamber (as) dır. Peygamber öldü sen falana uy olmaz. O’nun önderliği, rehberliği kıyamete kadardır.

Kişilere teslimiyette ölçülü durmak gerekir. Kişiye kayıtsız şartsız teslimiyet olmaz. İtaat olmaz.

Bir kişi için “falanca son anda yardım eder, imanla gitmemizi sağlar, kıyamette de kurtarır” demek şirke götürür.

Rahmetli H.Salih Tnrıbuyruğu Hoca Efendi çok muhterem biri idi. İhtiyardı biri ona elini öpüp:

– “Son anda ve kıyamette bana yardım et hocam!” Demişti. Hoca öyle bir tepki gösterdi ki:

– “Defol! Beni de günaha sokma, git tövbe et!” demişti.

– “Falanca günahları affettirir, sıratta koltuğunun altına alıp geçirir, kıyamette şefaat eder.” Yanlış olur.

– “Sen gel, ihvan sana sevaplarından verir kurtarır.” (Bak.Lokman:33)

– “Sen, zaman zaman halini falana arz et, o Allah’a arz eder” gibi ifadeler şirk kokan ifadelerdir:

Risale-i Kuşeyri de şöyle denmektedir:

-“Kişinin havada uçacak kadar kerametlerle donatıldığını görseniz dahi buna kanmayın. Siz onun Allah’ın emirlerini ve yasakları karşısındaki tavrına, hududu koruyup korumadığına, şeraiti uygulayıp uygulamadığına bakın.”
(Risale-i Kuşeyri:1/103)

Kişiler için günahsız düşüncesi yanlıştır. Kişiye saygıda, sevgide, övgüde ölçülü davranılmalıdır. Zaten kendini bilen insan, aşırı ilgiden, elinin öpülmesinden, karşısında divan durulmasından rahatsız olur. Çünkü o şu hadisi bilir. “İnsanların kendileri için ayakta dikilmelerinden memnun olan kimse cehennemdeki yerini hazırlasın.” (Tirmizi, Edep:47)

Birilerinin resmini taşımak, Onu karşısına koyarak ibadet etmek, onunla rabıta kurarak namazda, zikirde onu düşünmek şirktir.

Allah’ın sıfatlarından bazılarının birilerine yakıştırılması da şirktir.

Mesela; Gavs (sığınılan), Gavs-ı Azam, Gavs-ı Ekber (büyük sığınak) denmez. Çünkü tek sığınılan yüce Allah’tır. Denirse, şirk koşulmuş olur. Ekber Azam sıfatları yüce Allah’a mahsustur.

Bu konuda Halil Günenç Hoca Efendi şöyle der:

– “Kişilerin makam ve derecelerini iyi bilen Allah’tır. Onlar için falan zat kutb-ı zamandır veya Gavsdır. Falan halimizi bilir, kalbimizden geçeni bilir” demek asla caiz değildir. Bunun kişinin durumuna göre şirk olduğunu söyleyenler vardır.

– “Falanın ruhu hazırdır, bilir” demek küfre götürür. Hz.Peygamber bile vahiy gelmezse, cevap veremezdi. Kur’an Onun gaybı bilmediğini bildirir. (A’raf:188) (Günümüz Meselelerine Fetvalar:1/99-100)

Ancak bazı ağzı dualı kişilerin duası alınabilir. Duada vesile kılınarak “Falanın yüzüsuyu hürmetine”, “falanın aşkına” denilebilir. (Maida:35)

Mesela; ilacın, doktorun iyileşmek için vasıta olduğu gibi insanın kurtuluşu için inancı, itikadı düzgün olanlar da vasıta olabilir.

El öpmek dinin emri değildir. Hele bir kadının yaşlı da olsa bir erkeğin elini öpmesi kesin olarak yasaktır. Peygamberimiz el öptürmemiş ve elini başkalarına vermemiştir.

“Falanın elini öp günahsız olursun” sözü insanı günaha sokan bir sözdür.

Kimse hatasız kusursuz ve günahsız kabul edilemez. Kusursuzluk, Allah’a mahsustur. Peygamberlerin bile “zelle” denilen hataları olmuştur.

Salih kimseler, Allah izin verirse başkalarının hidayetine sebep olur. Fakat o kişiye iltica olunmaz, sığınılmaz.

Kimseden yardım beklenmez. Papazların kendilerinde gördüğü vaftiz, aforoz yetkisi kimsede yoktur.

Birilerinden şifa umulmaz, birilerinden ilahi enerji almak için secde edilmez. Ayak suyunda şifa aramak şirktir.

Kimse, kimseyi uzaktan görmez. Falanca bizi görüyor; halimize vakıf oluyor, falanın ruhu hazır… gibi sözler şirk kokan sözlerdir.

Ayrıca kişiye kurban kesilmez.

Kur’an’da Hıristiyan ve Yahudiler için: “Onlar, Allah’tan başka birde hahamlarını ve rahiplerini kendilerine rab edindiler.” (Tevbe:31) burularak şirkin en büyüğüne işaret edilmiştir.

Bir önemli husus da Allah’a itaat edildiği gibi kişiye veya nefsine itaat eden Allah’a ortak koşmuş olur. Allah’ın koyduğu helal ve haramı kendine göre değiştiren, nefsinin istediği doğrultusunda hareket eden, Allah’a ortak koşmuş olur. Casiye Sûresinde:23 “Hevasını tanrı edinen” ifadesi kullanılmıştır.

 

f) Ölülerle İlgili Şirk:

      Günümüzde dine göre değil bid’atlere göre yaşanıyor. Ölülere akla hayale gelmeyecek davranışlarda, isteklerde bulunuyoruz. Ölülerin kemiklerini sızlatacak, onlara azap verecek şeyler yapıyoruz.

Kabirleri, türbeleri tapınılan yerler haline getiriyoruz. Birçoklarının hayatını ölüler yönetiyor. Ölülerden yardım istenip şirk düşülüyor.

Kabirler, türbeler dua yeri, namaz yeri, adak yeri, mum yakma, bez bağlama ile istek yeri haline getirilmiştir. Kabirde yatandan şifa beklenerek şirke düşülüyor.

Türbelere akın eden insanların hepsinin beklentisi var. Hastalar var, hastası olanlar var, geçimi bozuk, işi bozuk olanlar var. Çocuk isteyenler var. Evlenmek isteyenler var. Üç İhlas bir Fatiha bekleyen insandan çok şey bekleniyor.

Türbelere kurbanlar kesiliyor, adaklar kesiliyor. Allah’tan başkası için kesilen hayvanın eti bile yenmez. Leş hükmündendir.

Kur’an’da şöyle bir uyarı var:

– “De ki: Ne dersiniz; size Allah’ın azabı gelse veya kıyamet gelip çatıverse size, Allah’tan başkasına mı yalvarırsınız? Doğru sözlü iseniz söyleyin.”

“Bilakis yalnız Allah’a yalvarırsınız. O da sizden dilerse o belayı kaldırır ve siz ortak koştuğunuz şeyleri unutursunuz” (En’am:40-41)

– “Allah’la birlikte kimseye yalvarmayın” (Cin Sûresi:18)

Müslüman, namazların her rekatında dediği gibi: “Rabbimiz! Ancak sana kulluk ederiz ve yalnız senden medet (yardım) umarız.” (Fatiha:5) diyecektir.

Diyanet işleri başkanlığı tarafından türbelere uyarı levhaları asılmıştır. Bu levhalarda şunlar yazılıdır:

– Para atılmaz.

– Adak adanmaz.

– Mum yakılmaz.

– Kurban kesilmez.

– El-yüz sürülmez.

– Bez, çaput bağlanmaz.

– Taş, para yapıştırılmaz.

– Türbelerin içinde yatılmaz.

– Yiyecek şeyler bırakılmaz.

– Eğilerek, emekleyerek girilmez.

– Türbe ve yatır etrafında dönülmez.

– Türbe ve yatırlardan medet (şifa)

umulmaz.

Bu uyarılara rağmen her türbede her gün aynı şeyler tekrar tekrar yapılmaktadır.

Bir insan türbeye gitse, bir şeyler yapsa ve yaptıklarının faydasını gördüğüne inansa, şirke düşmüş olur.

 

      g) Nasıl Şirke Düşülür?

      Bazı şeylerin şakası olmaz. İnsan ciddi de olsa, şaka da olsa, bilse de bilmese de şirke düşebilir. Bilmemesi mazeret değildir, insanı kurtarmaz. Müslüman, haramı, helali, günahı, sevabı, küfrü ve küfre götüren halleri bilmek, öğrenmek zorundadır.

Özek olarak insan şu hallerde şirke düşer:

– Allah’tan beklenileni başkasından beklerse,

–  Allah için yapılanı başkasına yaparsa,

– Allah’ın sıfatlarını başkasında görürse,

–  Allah’tan başkasına güvenip dayanırsa,

–  Allah’ı şekil olarak düşünürse,

–  Allah baba, Allah dede derse,

–  Teslise inanırsa, Darwanizme inanırsa,

– Başkasından şefaat, kurtuluş beklerse,

–  İbadetine riya karıştırırsa,

–  Yaratılanlardan birine tapar gibi
davranırsa,

–  “Allah gibi” derse,

–  Ölülerden beklenti içine girerse, şirke düşer. O zaman iman gider, imana bağlı olan nikah gider.

Bir önemli husus da müşriklere benzememeye çalışmaktır. Eğer müşriklere benzerse ve müşrik işi işlerse, şirk tehlikesi vardır.

Müşrikler, Hz.Peygambere geldiler ve dediler ki: “Anlaşalım; bir yıl sen bizim putlarımıza ibadet et, bir yıl da biz senin Allah’ına ibadet edelim.” Bunun üzerine Kafirun Sûresi nazil oldu.

“Rasûlüm dedi ki: Ey kafirler! Ben sizin tapmakta olduklarınıza tapmam. Siz de benim taptığıma tapmıyorsunuz. Ben de sizin taptıklarınıza asla tapacak değilim sizin deniniz size benim dinim banadır.” Buyrularak böyle bir anlaşma ve benzeme ret edilmiştir.

Kur’an’da: “Ey iman edenler! Eğer kafirlere uyarsanız sizi eski dininize döndürürler de, hüsrana uğrayanların durumuna düşersiniz.” (Al-i İmran:149) sizi inkarcılığa sevk edenler” ifadeleriyle de müşriklere uyulması yasaklanmıştır.

Peygamberimiz de: “Müşriklere benzemeyini” (Ramuz El-Ehadis:276/16) “Onlarla; malınızla, canınızla mücadele ediniz.” (Age:270/10) “Onlara selam vermeyin (Age:62/9) “Onlardan yardım istemeyiniz” (Age:134/7) “”Onların ikramını almayın” uyarılarında bulunmuştur.

 

h) Şirkin Cezası:

Şirkin cezası ağırdır. Şirke düşenin:

1. O güne kadar işlediği güzel amelleri boşa gider, günahları kalır.

2. İman gittiği için nikahta gider.

3. İman ve güzel ameller gittiği için ebedi cehennemlik olur.

4. Cenaze namazı kılınmaz, onun için dua istenmez, edilmez.

5. Mirasçı olamaz.

6. Kestiği hayvanın eti yenmez.

 

Kur’an’da: “Yeryüzünde gezip dolaşın da daha önce müşriklerin akıbetlerinin ne olduğunu görün.” (Rum:42)

“Allah, kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz.” (Nisa:48)

“Meryemoğlu Mesih Allah’tır diyenler kafir olmuşlardır. Halbuki, “Ey İsmailoğulları Rabbim ve Rabbiniz olan Allah’a kulluk edin. Bilin ki kim Allah’a ortak koşarsa, Allah ona cenneti haram kılar. Artık onun yeri ateştir ve zalimler için yardımcı yoktur.” Demişti. (Maida:72)

– “Lokman, oğluna öğüt vererek: Yavrucuğum! Allah’a ortak koşma! Doğrusu şirk, en büyük zulümdür.” Demişti. (Lokman:13)

Bir kutsi hadiste de: “Kulum bana şirk koşmadıkça, bana dünya dolusu günahla gelse, onu dünya dolusu mağfiretimle karşılarım” buyurulmuştur. (H.H.Erdem, İlahi Hadisler:5)

Tevbe Sûresi’nde, müşrikler için af dilenmeyeceği, cenaze namazlarının kılınmayacağı, kabri başında dua edilmeyeceği bildirilmiştir. (Ayet:80-84-113 + Münafıkun:6)

 

      Tevhîde Gel Tevhîde

 

Buyruğun tut Rahmân’ın

Tevhîde Gel Tevhîde

Tâzelensün imânın

Tevhîde gel tevhîde

 

Yaban yerlere bakma

Cânın odlara yakma

Her gördüğüne akma

Tevhîde gel tevhîde

 

Mâsivâdan gözün yum

Ne umarsan Hakk’tan um

Gitsün gönülden hümûm

Tevhîde gel tevhîde

 

Sen seni ne sanarsın

Fâniye aldanırsın

Hoş bir gün uyanırsın

Tevhîde gel tevhîde

 

Koyup kuru taklîdi

Candan eyle tevhîdi

Bulmağa her ümidi

Tevhîde gel tevhîde

 

Sûrete tapma sakın

Mânâ yüzüne bakın

Olmağa Hakk’a yakın

Tevhîde gel tevhîde

 

Sakın nefse inanma

Kendini bildim sanma

Şirk âtesine yanma

Tevhîde gel tevhîde

 

Olmaz sevdâlardan geç

Mevti anar mısın hiç?

Yolcu gider kalma geç

Tevhîde gel tevhîde

 

Aziz Mahmûd Hüdâyî

 

 

     B – RİYA ŞİRKTİR:

Riya, gösteriş, övünme ve imrendirmedir. Riyada yalanlar vardır. Riyada Allah’a ortak koşmak vardır.

Mâûn Sûresinde: “Riya ile namaz kılanlara yazıklar olsun!” denmiştir.

Bir gün biri peygambere gelerek:

– “Ya Rasûlallah; ben, hem Allah’ın rızasını kazanmak hem de insanlar yanında derecemin yükselmesi için iş yağtığım olur, ne dersini?” diye sorunca Kahf Sûresi’nin 110.ayeti nazıl oluyor. “Kim Rabbine kavuşmayı arzularsa, doğru dürüst işler işlesin. Rabbine ibadet ederken hiçbir kimseyi ortak tutmasın” buyruldu.

Bir ayette de: “O riyakarlar, işlediklerinden hiçbir şey kazanamazlar.” (Bakara:264) buyrularak riyakarların amellerinin boşa gideceği bildirilmiştir.

Hanzala kahramanca savaşmış ve ağır bir yara almıştı. Arkadaşları peygamber (as)a:

– “Hanzala şehit oldu ya Rasûlallah!” dediler. Peygamber (as):

– “Hayır! Hanzala kahraman desinler diye savaşıyordu. Hanzala münafık oldu” buyurdu.

Yapılan bir ibadet, yapılan bir iyilik teşhir edilmemelidir. Başkaları görsün istenmemelidir. Çünkü; riya, yapılan iyi şeyleri boşa çıkarır.

Peygamberimiz, işinde, amelinde halka gösteriş yapanı Allah’ın kıyamet gününde rezil edeceğini ve ona: “Git amelini kimin için yaptıysan karşılığını ondan iste, o versin” diyeceğini haber vermiştir.

Bir şey yaparken, birilerine saygılar sunarken, ilim öğrenirken, yararlı bir iş yaparken riya ve gösterişe bulaşmamak gerekir.

 

     C – TAĞUTA ve TANRIYA TAPINMAK

Tağut: Sapık, zorba, put, şeytan ve şeytani güç demektir.

Peygamber (sav) şöyle buyurur:

– “Çocuklarınıza ilk önce Allah’tan başka tanrının olmadığını öğretin.” (Müslim, Cena’z:1)

Küçükken Allah’tan başka tanrı olmadığına inanan , büyüyünce Tağuta ve başka tanrılara tapmaz. Allah’tan başka tanrı edinmez.

Sahabe çocuklarına ilk önce şunu öğretirlerdi: “Allah’a iman ettim, tağutu ret ettim.” Bu sahabenin sağlam bir iman sahibi olmalarını ve şirkten korunmalarını sağlamıştır.

Kur’an’da Cenab-ı Allah bizi şöyle uyarıyor:

– “Allah’a kulluk edin, tağuttan sakının.” (Nahl:36)

– “Kim tağutu red edip Allah’a inanırsa, kopmayan sağlam bir kulpa yapışmıştır.” (Bakara:256)

Gelelim “tanrı” kelimesine. Tanrı, Allah’tan başka tapılan varlıkların adıdır. Bu kelime daha önce Türklerin kullandığı bir kelimedir. Müslüman olduktan sonra da kullanılmaya devam edilmiştir.

Tanrı, ilâh ve mâbut manalarına gelir.

Tanrı ile Allah kelimeleri eş anlamlı değildir. Tanrı, Allah kelimesinin yerini tutmaz.

Kelime-i tevhitte: “Allah’tan başka tanrı, ilah yoktur.” Denilir. Allah’tan gayrisi red edilir.

Tanrıda çokluk manası vardır. Tanrılar, Yunan tanrıları, Roma Tanrıları gibi…

İlâh kelimesi de putların adı olarak kullanılmıştır.

Süleyman Çelebi Vesile’t ün’Necat adlı eserinde: “Birdir Allah, O’ndan artık tanrı yok” diyerek iki kelimeyi ayrı ayrı kullanmıştır.

Tanrıya ibadet olmaz, tanrıya dua olmaz. Biri: “Tanrım ver, tanrım beni affet” dese, tanrı veremez, bağışlayamaz. Dolayısıyla eli boş kalır. Yani tanrı diyen, Allah demiş olmaz.

Bir zamanlar “Tanrı uludur” diye ezan okunması, bu aziz milleti derinden yaralamıştır.

Cenab-ı Allah’ın 99 ismi vardır. (Esmâ’ul – Hünsa) denilen 99 ismin arasında tanrı yoktur.

Sanatçı Cem Karaca dönüş ve değişim sonrası şöyle bir ifade kullanmıştı: “Tanrıyla değil, Allah’la barıştım. Eskiden tanrı demeyi tercih ederdim. Tanrı, çokluk ifade ediyor. Allah kelimesinin kendi içinde taşıdığı “Kendine gel efendi!” ifadesi tanrıda cılız kalıyor.” (16.01.2000 Gazeteler)

Kur’an’da şöyle uyarılar var:

– “Kafirlerin tanrılarına sövmeyin ki, onlar da bilgisizce Allah’ınıza sövmesin.” (En’am:108)

– “Allah’la beraber başka tanrı edinme!” (İsra:22)

– “Allah’tan başka tanrı yoktur.” (En’am:102)

Görülüyor ki, ayetlerde, Allah ayrı, tanrı ayrı kullanılmıştır. Tanrı kelimesi, yerine göre kullanılabilir. Ama Allah kelimesinin yerine kullanılamaz.

Allah’tan başka tanrı edinmek şirktir. Allah’tan başka tanrı edinenler için Kur’an’da: “Onların çoğu Allah’a ortak koşarak inanırlar” denilmiştir. (Yusuf:106)

Araplar, putları tanrılaştırmışlardı. Hıristiyanlar da İsa peygamberi putlaştırmışlardı. Bu günde modern putçuluk adına tanrılar edinmek İslâm inancı ile bağdaşan bir durum değildir.

 

     D – KULLUK KİME OLUR?

     Allah’tan başkasına kulluk olmaz.

Kur’an’da şöyle emredilir:

– “Rabbine kulluk et.” (Hûd:22)

– “Bana kulluk et.” (Taha:14)

– “Ölünceye kadar rabbine kulluk et.” (Hıcr:99)

Bu ayetlere göre kulluk sadece Cenab-ı Allah’a yapılacaktır. Ne beklenirse, ne istenirse Allah’tan istenecektir. Sadece Allah’a güvenilip, O’na dayanılacaktır.

M.Akif şöyle demiştir:

“Allah’a dayan sâye sarıl hikmete râm ol.

Yol varsa budur, bilmiyorum başka çıkar yok!”

Bir şair de:

     “Güvenirsen Allah’a güven,

Murad almaz yüz çeviren.” Demiştir.

Peygamber (as) der ki:

– “Ümmetim hakkında en çok korktuğum şey şirktir. Ümmetim tekrar güneşe, aya ve putlara tapacaklar demiyorum. Beni korkutan, Allah’tan başkası için yapacakları amellerdir. Allah’tan başkası maksatla ön plana çıkan gizli arzulardır.” Buyurmuştur. (İ.Canan, Hadis Ans:17/619)

Başkalarının isteği veya zoru veya görmesi, işitmesi için ibadet olmaz. Kula itaat edilmez. Kur’an’a sünnete uymayan konularda kula itaat edilmez. Ancak meşru olan konularda itaat olur.

Peygamber efendimiz bir gurup sahabeyi bir iş için bir yere gönderirken içlerinden birini başkan tayin ediyor. Diğerlerine de “buna itaat edin” diyor. Yolda başkanı kızdıran bir olay oluyor. Başkan “odun toplayın” diyor. Odunlar toplanıyor, yakılıyor ve “girin bu ateşe” diyor. Bir kısmı: “Biz ateşten kaçtık, Muhammed’e sığındık” derken bir kısmı “Peygamber itaat edin dedi” diyerek ateşe yöneliyor. Bu arada girilir – girilmez tartışması yapılırken ateş sönüyor, başkanın öfkesi de gidiyor.

Durum peygambere anlatılıyor. Peygamber (as): “Eyer o ateşe girseydiniz vallahi kıyamete kadar o ateşte olurdunuz” diyor.

Peygamber (as) Selman (ra)a şöyle diyor:

– “Ya Selman! Bana secde etme! Ben ölünce kabrimi de secde etme! Ancak Allah’a secde et!” (Ramuz el-Ehadis:497/5)

Buradan anlıyoruz ki Cenab-ı Allah’tan başkasına secde edilmez. Allah’tan başkasına kurban kesilmez.

Eski dinlerde tanrılara, tanrıçalara, krallara kurban kesilirdi. Kaza, belalara kızlar kurban sunulurdu.

Kurban, yalnız Allah için kesilir. Kevser Sûresi’nde: “Rabbin için kurban kes!” buyrulur.

Allah’tan başkasına kurban kesmek, kanını alnına veya oraya buraya sürmek şirktir.

Maida Sûresi’nin 3.ayetinde Allah’tan başkasına kurban kesmek haram kılınmış, kesilenin de leş hükmünde olduğu bildirilmiştir.

Ölmüş kimselere de kurban kesilmez. Zira kurban bir ibadettir O, Allah’tan başkasına yapılmaz. Allah için kesiyorum ama falan haçtan dönen için de veya çocuk için de veya şu siyasi kişi için de kesiyorum denmez. Bu apaçık şirktir.

 

Sadece Canab-ı Allah için yapılan şeyler nelerdir?

– Allah’tan başkasına kulluk yapılmaz, ibadet edilmez.

– Allah’tan başkasına secde edilmez, iki büklüm önünde eğinilmez.

– Allah’tan başkasından yardım beklenmez, başkasına dua edilip ondan bir şey istenmez.

– Allah’tan başkasına kurban kesilmez.

– Allah’tan başkasına güvenilip dayanılmaz. İnsanın eceli, rızkı sadece Allah’ın elinde ve takdirindedir. Onun bunun elinde aranmaz.

Kur’an’da şöyle bildiriliyor:

– “Allah kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz; bundan başka günahları dilerse bağışlar. Allah’a ortak koşan kimse, büyük bir günahla iftira etmiş olur.” (Nisa:48)

 

     E – ALLAH’TAN BEKLENİLENİ BAŞKASINDAN BEKLEMEK

Allah’tan beklenilen başkasından beklenirse şirk olur.

Kur’an’ın bize bildirdiğine göre Allah’tan başkasından yardım beklenmez.

Peygamber (as) şöyle buyurur:

– “Kim Allah’tan başka birine tutunursa, kendisi ona bırakılır.” (Ramuz el-Ehadis:413/3)

Allah’tan başkasına dayanılmaz, sığınılmaz, bir şey beklenmez, şefaat istenmez.

– Ölenin, dünyada bir tasarrufu kalmamıştır. Kendisi dirilerden fatiha beklerken, ölülerden bir şey beklenmez, çocuk istenmez.

– Falcıya, büyücüye gidilip onlardan bir şey beklenmez. Onların dediğine inanılmaz. Çünkü, Allah’tan başka kimse gaybı, gizliliği bilmez. (Neml:65)

– Noel babadan bir şey beklenmez.

– Hızır’dan bir şey beklenmez.

– Ölenlerin ruhundan bir şey beklen-mez. “Ey falan yetiş” denmez.

– Doktor beni iyileştir denmez. Doktor vasıtadır. Şifa Allah’tandır.

Yardım, Allah’tandır. Allah’tan beklenilen, kuldan beklenmez. Allah’tan istenilen, kuldan istenmez.

İbrahim (as), Nemrut tarafından ateşe atılınca yanmadı. Ateşe atıldığında ona Cebrail (as) gelip:

– “Sana yardım edeyim mi?” Deyince İbrahim (as):

– “Hayır! Ben Allah’tan isterim” dedi. “Allah bana yeter” dedi.

İslâm büyükleri şöyle der: “Eğer İbrahim (as)ın Cebrail’den bir beklentisi olsaydı, ateş onu yakardı.”

Kur’an’da: “Yardım ancak Allah’tandır.” (Al-i İmran:126)

Yusuf peygamber, zindanda arkadaşından yardım istedi ve zindanda çok kaldı.

İ.Birgüvi Hazretleri şöyle der: “Medet ya Rasûlallah!” demek teklikelidir. Demek ki, Allah bırakılıp peygamberden bile yardım istemek şirktir.

“Falanın sayesinde işimiz oldu” denmez.

Bir insanın son anda imanlı gidip gitmemesi de Cenab-ı Allah’ın lütfuna, ihsanına bağlıdır. Kurtuluş ve hidayet ancak Allah’tandır. Rabbı dilerse, kul kurtulur. “Allah sonumuzu hayretsin”, “Allah’ım iman Kur’an nasip et demek bundandır.

Papazların kendilerinde gördüğü vaftiz, aforoz yetkisi kimsede yoktur. Zaman zaman dışardan birileri geliyor. Bunlar Moan tarikatı temsilcileri oluyor veya Hinti Mataji gibi kimseler oluyor. Veya Seyyid adı ile dolaştırılan kimseler oluyor. Veya şifa dağıttığı söylenen kimseler oluyor. Böyle kişilerden beklenti içine girilmez.

Nuh peygamber oğlunu, Lüt peygamber hanımını, İbrahim peygamber babası Azer’i, peygamberimiz amcası Ebu Talib’i kurtaramamıştır.

Benim hocama biri geldi sorular sordu elini öptü ayrılırken; “Ölürken, kabirde, sıratta, kıyamette bize yardım edersiniz değil mi efendim!” deyince hocam çok kızdı. “Defol! Beni de günaha sokma, git tövbe et” demişti.

Bir de Allah’a yaklaşmak için vasıta aranmaz. (İsra:56-57) Resimle rabıta kurulmaz. Resim, İslâm’da olmayan bir şeydir. Ancak bazı salih kimseler vesile kılınabilir. “Sevdiğin kullar aşkına duamı kabul et” denilebilir. Peygamberimiz vesile kılınabilir. Adem (as) cennetten çıkarıldıktan sonra affını istedi. “Ya Rab! Muhammed’in aşkına beni bağışla!” diye yalvardı. (Maida:35)

 

     F – ALLAH’LA İLGİLİ NELERE DİKKAT EDİLMELİDİR?

Cenab-ı Allah’a imanımız tam, itikadımız düzgün olması gerekir. Adını saygı ile anmalıyız. Allah’ı sevmeliyiz, başkalarına da sevdirmeliyiz. Yapacağımız bir hata için Allah’tan korkmalıyız. Allah’ın emir ve yasaklarına uymalıyız.

– Cenab-ı Allah’ı asla bir şekil olarak düşünmemeliyiz.

– Allah için adres göstermemeliyiz. O mekandan münezzehtir.

– Allah bir yerde bir kimse de tecelli etmez.

– Cenab-ı Allah, peygamberin dışında kimseyle konuşmaz ona görünmez. Bir insanın rüyasına da girmez.

– Allah’ın adını olur olmaz yeminle anmamalıyız.

– Allah’ın adı ile lanet okumamalıyız.

– Kahpe felek, zalim felek ifadelerini kullanmamalıyız.

– Cenab-ı Allah’a ve yarattıklarına sövmemeliyiz. Bir şeye sövmek, onu yaratana kadar uzanır.

Geçen bir kardeşimiz soruyordu: “Bir insan dine, kitaba, peygambere ve kutsal olan şeylere sövse, Allah’a dil uzatsa nikah gider mi?” diye.

– “Böyle bir durumda Allah korusun iman gider, imana bağlı olan nikah gider. O güne kadar yapılan ibadetlerin sevapları gider. Sadece işlenilen günahlar kalır.” Dedim.

– “Peki ne yapılması lazım?” Diye sordu. Cevap:

– “Önce pişmanlık duyulur. Kelime-i Şehadet getirilerek yeniden iman edilir. Tevbe istiğfar edilir. Evli ise nikah tazelenir.”

 

     Cenab-ı Allah’a Karşı Şu İfadeleri Kullanmaktan Kaçınılmalıdır:

Bazı sözler vardır ki, şirk kokar. Birkaç örnek verecek olursak:

– Yarattı, yaratıcı, yaratmak kelimeleri Allah’tan başkası için kullanılmamalıdır. Çünkü; yaratmak, Allah’a mahsustur. Allah, her an yaratmaktadır. (Rahman:29)

– “Kurtar, koru, imdat, yardım et, yetiş ey falan!” kelimeleri, Allah’tan başkası için kullanılırsa şirke düşülür.

– Falan halimize vakıftır bizi görür ve bilir.

– Falan olmasaydı falan beni öldürecekti.

– Allah işe karışmazsa

– Yaratıcı tabiat

– Allah şuradadır, buradadır.

– Koca Allah, Allah baba, Allah dede

– Allah be, Hay Allah be!

– Ey Allah’ım neredesin? Duymuyor musun? Görmüyor musun? Eğer görüyorsan, duyuyorsan…

Bu ve bunun gibi ifadelerin kullanılması son derece tehlikelidir.

Dikkat edilecek bir husus da
Cenab-ı Allah’la araya herhangi bir aracı sokmamaktır. Yapılan bir şeyi Allah rızası için yapmaktır.

Bir sahabi bir gün Peygamber (as)a gelerek şöyle der:

– Ya Rasûlallah, bana öyle bir amel söyle ki, bana faydası olsun, başkalarına da faydası olsun. Aynı zamanda Allah da razı olsun.”

Peygamber (as) şöyle cevap verir:

– “Bir şey ancak Allah için olur” demiş ve Zümer Sûresi’nin 2.ayetini okumuştur. Anlamı şöyledir:

– “Şüphesiz ki kitabı sana hak olarak indirdik. O halde sen de dini Allah’a has kılarak ihlasla kulluk et.”

Buradan anlıyoruz ki bir şeyi Allah’la, Allah’ı da başka şeyle karıştırıp, paylaştırmamız gerekir. Mesela “şunun için, bunun için… hassaten Allah rızası için Fatiha” ifadesi yanlıştır. Eğer bir şey Allah içinse başka şey için olmaz. Şayet başka şey içince Allah için olmaz. “Allah için de oluversin” demek ortak koşmak olur.

 

     G – CENAB-I ALLAH’LA İLGİLİ KÜFRE GÖTÜREN SÖZLER ve HALLER NELERDİR?

     Cenab-ı Allah’ın şanına layık olmayan söz ve davranışlar insanı dinden imandan eder.

Şirk koşan, pişman olup yeniden iman etmedikçe Allah onu affetmez. Çünkü şirk, günahların en büyüğüdür.

Peygamber (as) şöyle buyurur:

– “Büyük günahların en büyüğü Allah’a ortak koşmaktır.” (B.H.Külliyat:4/287)

Ömer Nesefi, İslâm inançlarının Temelleri AKAİD adlı eserinde insanı küfre götüren haller başlığı altında şunları sıralamıştır:

1. Ayet ve hadislerin açık manalarını bırakıp gizli manalar çıkarmak, “Kur’an’ın ve Sünnetinin manaları gizlidir. O gizli manayı ancak üstad bilir.” Demek.

2. Kur’an ve sünneti reddetmek, yalanlamak.

3. Büyük veya küçük haramı, günahı helal saymak.

4. Dinle, dinin hükümleri ile alay etmek.

5. Allah’ın rahmetinden ümit kesmek. Kur’an’da “Kafirlerden başkası Allah’tan ümit kesmez buyrulmuştur. (Yusuf:87)

6. Allah’ın azabından emin olmak (Araf:99)

7. Gaybtan haber verdiğini iddia edeni ve haberini tasdik etmek. Hz.Peygamber (as): “Kim kahine gelir, söylediğini tasdik ederse Allah’ın Muhammed’e indirdiğini inkar etmek olur” buyurur. (Müslim:39/35)

 

     Allah’a iman konusunda insanı küfre götüren haller:

1. Allah’a yakışmayan şey isnat etmek, isimlerinden, emirlerinden biri ile alay etmek “Allah bize zulmediyor. Ben; Allah mallah tanımam, beni Allah bile göremez” gibi sözler söylemek.

2. Allah’ın cennette mükafatlandıraca-ğını kabul etmemek.

3. “Allah’ın ortağı vardır, eşi vardır, oğlu kızı vardır” demek.

4. Şuna Allah’ın gücü yetmez demek.

5. “Allah’ın eli uzundur” demek. (El isnat etmek)

6. “Eğer Allah bana şunu emretseydi yapmazdım” demek.

7. Allah’ın yarattıklarından şunun ne hikmeti var? Demek.

8. Allah yukarıdadır, aşağıdadır diyerek Allah’a yer isnat etmek.

9. “Allah’tan korkmaz mısın?” Denilince “Korkmuyorum” demek.

10. Hasta olmayan birine “Seni Allah unuttu” demek.

11. “Ben Allah’ın takdiri olmadan yapa-rım” demek.

12. Hanımına: “Sen bana  Allah’tan daha sevgilisin” demek.

13. Bir kimsenin yaptığı bir iş için “bu işi ben yaptıysam kafir olayım” demesi. (Kafir olmaya rıza gösterdiği için kafir olur)

14. Yalan olduğunu bile bile “Allah biliyor seni oğlumdan çok seviyorum” demek.

15. Gaybı bildiğini iddia etmek.

16. Biri için “Onun hakkından Allah bile gelemez, ben nasıl geleyim” demek.

17. “Allah’ım; bana rahmetini vermek hususunda cimrilik etme” demek.

18. “Allah yalanını mübarek kılsın, bereketli kılsın” demek.

19. “Allah’ın hiç işi kalmadı da bunu mu yarattı” demek.

20. Allah; filanı çok veriyor, bana az veriyor, böyle adalet mi olur” demek.

21. “Falancanın ruhu burada hazırdır” demek.

22. Allah izin verirse yaparsın diyene “verse de vermese de yaparım” demek.

23. “Eğer ahirette Allah adaletini gösterirse senden hakkımı alırım” demek

24. Ölenin ruhunun başka birine geçtiğini söylemek

25. Allah’ın ruhunun bir kimseye geçtiğini söylemek

26. “Ben Allah’ı gördüm, O’ndan emir aldım veya emir alıyorum” demek.

27. Bir kuşun ötmesinden birinin öleceği manasını çıkarmak. Kuşun ötüşünü veya bir hayvanın önünden geçmesini uğursuz sayıp işinden, yolundan dönmek

 

 

 

 

 

 


Bu yazıyı 2.378 kişi okudu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here