Şirk, inanç hastalığıdır. Sağlam itikadı olmayanların hastalığıdır.

Kur’an da 170 yerde geçen şirk, ortaklık demektir.

Dinde şirk Cenab-ı Allah’a ve tasarrufunda ortaklık tanımaktır.

Hz. Peygamber (AS) ın ifadesiyle: “ Şirk, düz taşta, gece karanlığında karıncanın ayak sesinden daha gizlidir.” ( Ramun el Ehadis: 215/16)

Şirk, küfür yani Allah’ı inkar etmek değildir. Küfür, Peygamber (AS) ın Allah’tan getirdiği dini esaslardan bier veya bir kaçını inkar etmektir. Allah’ı tanımamaktır.

Şirk ise, alemlerin sahibi olan Allah’a inanmakla beraber bazı şeyleri Allah’a ortak kılmaktır, eş tutmaktır.

Firavunlar, Ebu Cehiller ve şeytan elbette Allah’a inanıyorlardı. Şeytan büyüklük tasladı, Firavun kendini tanrı ilan etti. Ebu Cehil putlara Allah’a yaklaştırsın diye taptı. Arap Müşrikleri, putlardan bir şeyler beklemişlerdi, onlara kurbanlar kesmişler, onlara dualar etmişlerdi, onların önünde eğilmişlerdi.

Bazıları Allah’la beraber ateşe, aya, güneşe, yıldızlara tapmışlardı.

Günümüzde bile insanımız Allah’a inandığını söylüyor ama nefsini, maddeyi hatta karşı cinsi putlaştırmak gibi felaketlerden kendini kurtaramıyor.

Şirk, Cenab-ı Allah’ın sıfatlarını başkasında görmektir. Şirk, Allah’a yapılanı başkasına yapmaktır, Allah’tan beklenileni başkasından beklemektir. Allah’ı başka bir varlığa, Allah’ın yarattığını da Allah’a benzetmektir. Allah’tan başkasını tanrı edinmektir. Allah’tan başkasına dua etmek, ibadet etmektir.

Şirk olan sözlerden birkaç örnek verecek olursak, şu ifadelere son derece dikkat edilmelidir:

–         Ölmüş veya diri birine: “ nefsimizin şeytanın şerrinden bizi koru”

–         “ Bize kıyamet günü şefaat et”

–         “ Yetiş ey falan!”

–         “Son anda imanla gitmemizi sağla ey falan!”

–         “ Falan bizi görüyor, halimize vakıftır”

–         “ Bizim hocamız bizi kurtarır” demek ve buna benzer laflar etmek, Allah korusun insanı küfre götürür.

Bir hocamıza biri elini öpüp: “ Yarın bize yardım edersiniz değil mi efendim?” demişti. Hocamız çok kızmıştı ve: “ Defol! Beni de günaha sokma” dedi.

Bir kutsi hadiste şöyle bildiriliyor. “ Dünyada Allah’tan başkasından yardım bekleyene, ahirette;  – “ Falana git seni o kurtarsın”, başkasından bir şey isteyen; “ Git o versin” denilir.

Hz. Peygamber Ebu Bekir (RA) a; “ Falan olmasaydı, falan beni öldürecekti demek şirktir” demiştir. Bunun için rızk ve ecel onun bunun elinde aranmaz. Bir hususa daha dikkat çekmek istiyorum:

–         Konuşmalarımızda da çok dikkatli olmamız gerekiyor. Bilmeden hata yapıyoruz. Kullandığımız kelimeler yanlış oluyor. Telefonda kardeşimiz: “Allah işe karışmasa olur” diyordu. Allah’ın yaratmadığı, karışmadığı iş mi var ki?..

–         İnşallah ( Allah izin verirse) diyerek konuşmalıyız.

–         Allah’tan başka yaratıcı kabul etmek de şirktir. Mesela; Darwinizm’i benimsemek, tabiatı yaratıcı kabul etmek veya varlık aleminin kendi kendine olduğunu düşünmek gibi.

Allah’ı şekillendirmek, yer ve mekan izafe etmek, “Allah şuradadır, şöyledir” demek, insanı küfre götürür.

İhlas Suresinde: “De ki: o Allah birdir. Eşi ortağı yoktur. Allah sameddir. Her yaratığın muhtaç olduğu noksansız bir varlıktır. O doğmamış ve doğurulmamıştır. O’nun hiçbir dengi yoktur” buyurulmuştur.

Yunus “Yücelerden yücesin, kimse bilmez nicesin” derken bunu ifade etmiştir.

Bu konu, şeytanın en çok vesvese verdiği bir konudur. İnancı zayıf olanların kulağına fısıldar durur. İşte o zaman kelime-i şehadet getirilip, şeytanın vesvesesine itibar etmemek gerekir. “Ementübillah = Ben Allah’a inandım” deyip konuyu değiştirmek lazımdır.


Bu yazıyı 1.024 kişi okudu.

Araştırmacı Yazar
Mustafa ÖSELMİŞ