TIBB-I NEBEVİ

Pey­gam­ber (as)ın tıpla il­gi­li söz­le­ri­ne gö­rüş­le­ri-ne ve tav­si­ye­le­ri­ne Tıbb-ı Ne­be­vi denir. 

Pey­gam­ber (as)her ko­nu­da in­san­lı­ğa reh­ber, önder ve yol gös­te­ri­ci ola­rak gön­de­ril­miş­tir. O, in­san­la­rın hu­zu­ru ve mut­lu­lu­ğu için va­zi­fe­len­di­ril­miş son pey­gam­ber­dir. 

İnsan­lık her şeyin doğ­ru­su­nu, fay­da­lı­sı­nı ondan öğ­ren­miş­tir. Bugün in­san­lık neye sa­hip­se hep O’nun ese­ri­dir. Bugün ne kadar ha­ki­kat­le­ri bil­di­ren ve zik­re­den ha­dis-i şe­rif­le­rin 15 asra yakın bir zaman önce söylen­miş ol­ma­sı, tak­di­re şa­yan­dır. 

Allah Ra­su­lü has­ta­lık­lar hak­kın­da, bu­laş­ma, korun­ma ve te­da­vi ko­nu­la­rın­da bil­gi­ler ver­miş, ay­rı­ca sağ­lı­ğın ko­run­ma­sı­nın in­sa­nın gö­re­vi ol­du­ğu­nu bildir­miş­tir. 

Kı­sa­ca­sı Tıbb-ı Ne­be­vi Pey­gam­ber (as)ın te­mizlik sağ­lık ve has­ta­lık­lar­la il­gi­li ko­run­ma­da ve te­da­vi ko­nu­sun­da yap­tı­ğı tav­si­ye­le­re ve ya­pıl­ma­sı­nı is­te­di­ği şey­le­re denir. 

Tıbb-ı Ne­be­vi Vahiy mah­su­lü­dür:

Pey­gam­ber (as) daha önce hiç kim­se­den ders al­ma­mış­tır. Okuma yazma bil­mi­yor­du. O ümmi idi. 
İlk ayet “Oku!” diye ge­lin­ce Pey­gam­be­ri­miz “Ben oku­mak yaz­mak bil­mem” ce­va­bı­nı ver­miş­ti. Pey­gamber (as)ın ho­ca­sı Ce­nab-ı Allah’tır. O’nu pey­gam­ber ola­rak gön­de­ren Allah’tır. O hep va­hiy­le ha­re­ket etmiş­tir. Bunun için Pey­gam­ber (as) ya­nıl­ma­mış, yan­lış söy­le­me­miş­tir. Ko­nu­şur­ken vahye da­ya­na­rak ko­nuşmuş­tur. Görüş ve tav­si­ye­le­ri de vahiy çer­çe­ve­sin­de ol­muş­tur. 

Pey­gam­be­ri­ne Allah ge­le­cek­le il­gi­li bil­gi­ler vahy et­miş­tir. Geç­miş­le il­gi­li bil­gi­ler ver­miş­tir. Gizli olan şey­ler hak­kın­da bil­gi­ler ver­miş­tir. Me­se­la; 300 mü­nafı­ğın ar­ka­sın­da namaz kıl­dı­ğı­nı bil­dir­miş­tir.

Bir ha­dis­le­rin­de;

– “Bana Kur’an’la be­ra­ber o kadar daha vahy edil­di bu­yur­muş­tur. (Ebu Davut, Sünen:4604)

Buna göre ha­dis-i şe­rif­ler ve ilahi ha­dis­ler de vahiy yolu ile bil­di­ri­len bil­gi­ler­dir. Yoksa O, ken­di­li­ğin-den ko­nuş­ma­mış­tır. 

Bir gün pey­gam­be­ri­mi­ze so­ru­lar sor­du­lar, “Ceva­bı­nı yarın ve­re­yim” dedi. Efen­di­miz vahiy bek­li­yordu. Vahiy gel­me­di ve şu ayet-i ke­ri­me indi. “Her­han­gi bir şey için “İnşal­lah” de­me­den ben onu yarın ya­pa­ca­ğım deme!” (Kehf:23) diye uya­rıl­dı. Demek ki, cevap ver­mek için Ceb­ra­il (as)ın bilgi getir­me­si­ni bek­le­miş­ti. 
Ce­nab-ı Allah O’nun şöyle de­me­si­ni bil­dir­di. 

– “Deki: Ben pey­gam­ber­le­rin ilki de­ği­lim. Bana ve size ne ya­pı­la­ca­ğı­nı bi­le­mem. Ben sa­de­ce bana vahye di­le­ne uya­rım. Ben apa­çık bir uya­rı­cı­yım” (Ahkaf:9)
Diğer bir ayet­te de Ce­nab-ı Allah:

“O pey­gam­be­rin bil­dir­dik­le­ri­ni, vahye di­len­den başka bir şey de­ğil­dir. O pey­gam­ber kendi ar­zu­su­na göre ko­nuş­maz” (Necim:3-4) bu­yur­muş, Pey­gam­ber (as)ın Vah­yin dı­şın­da ko­nuş­ma­dı­ğı­nı, ha­re­ket et­me­diği­ni bil­dir­miş­tir. 

Bu du­rum­da ha­dis­le­re Kur’an’dan ayrı bir gözle ba­kı­la­maz. O ne de­diy­se doğ­ru­dur. Ha­dis­le­ri iti­bar­sızlaş­tır­mak Müs­lü­man için büyük hata olur. Öy­ley­se her bir Mu­ham­met üm­me­ti, vahye boyun eğ­mek­le mü­kel­lef­tir.

Pey­gam­ber­den önce durum:

İslam’dan önce Arap­lar­da sağ­lık ku­ral­la­rı bi­linmez­di. Te­miz­li­ğe dik­kat edil­mez­di. Has­ta­lık­lar­dan korun­ma bi­lin­mez­di. Çok yan­lış şey­ler ya­pı­lır­dı. 

Has­ta­la­rın iyi ol­ma­sı için büyü ya­par­lar ve put­lara kur­ban su­nar­lar­dı. 

Has­ta­nın içine şey­tan gir­di­ği­ni kabul eder­ler, muska ya­zar­lar­dı. 

Şaşı olana de­ğir­men taşı dö­ner­ken ona bak­tı­rırlar­dı. 

Ve­ba­dan ko­run­mak için mer­kep gibi anı­rır­lar­dı. 

Has­ta­la­ra kur­şun dö­ker­ler­di. 

Has­ta­nın iyi ol­ma­sı için put­la­ra yal­va­rır­lar­dı. 

Ko­run­mak için hay­van ke­mi­ği ta­şır­lar­dı. En çok tav­şan ke­mi­ği ta­şı­nır­dı. 

Çürük diş­le­ri­ni diğer diş­le­rin sağ­lı­ğı için gü­ne­şe doğru atar­lar­dı.

Daha bun­lar gibi akıl almaz şey­ler ya­par­lar­dı. 

Pey­gam­ber (as) gel­dik­ten sonra Allah Resul’ünün tav­si­ye­le­ri ile bu batıl şey­ler­den vaz­ge­çil­di, in­san­lar sağ­lık ku­ral­la­rı­nı öğ­ren­di. 

Du­ru­mu an­la­tan şöyle bir olay olur. Mı­sır­lı bir dok­tor, iş­le­ri bo­zu­lur, müş­te­ri gel­mez olur. Pey­gam­ber (as)a ge­le­rek:

– Benim has­tam kal­ma­dı. İnsan­lar sağ­lık ku­ral­ları­na uy­duk­la­rı ve öl­çü­lü yiyip iç­tik­le­ri için hasta ol­muyor­lar, ben mem­le­ke­ti­me dön­mek is­ti­yo­rum” diyor, izin is­ti­yor. 

Av­ru­pa’da ise durum daha kö­tüy­dü. Te­miz­lik nedir bi­lin­me­di­ği için her türlü has­ta­lık ya­yıl­mış­tı. 

Av­ru­pa’da yı­kan­ma ya­sak­tı. Vaf­tiz suyu ko­run-ma­lıy­dı. Kir­le­ri bı­çak­la ka­zı­tır­lar­dı. Pis ko­ku­yu yok etmek için domuz yağı sü­rü­nür­ler­di. 

Ver­say Sa­ra­yın­da tu­va­let yoktu. Ev­ler­de la­zım­lık kul­la­nı­lır. Sabah so­ka­ğa dö­kü­lür­dü. So­kak­la­rın te­mizli­ği için domuz sü­rü­le­ri bes­le­nir­di. Men­dil bi­lin­mez­di. Sümük atma ya­rış­la­rı dü­zenle­nir­di. 1780 de so­kak­lar ge­çil­mez olun­ca, yet­ki­li­ler evle­rin ar­ka­sın­da çukur açıl­ma­sı ka­ra­rı­nı aldı. 

19.​ncu yüz­yı­lın baş­la­rın­da has­ta­la­rın içine şey-tan gir­miş gözü ile ba­kı­lır­dı. Has­ta­lar şef­kat mer­ha­met gör­mez­di. Zin­ci­re vu­ru­lur­du veya ya­kı­lır­dı. 

İncil’de: “Yı­kan­ma­mış el­ler­le yemek yemek in­sanı kir­let­mez” de­ni­yor­du. 

Şöyle nok­ta­la­ya­lım: “ibn-i Sinan’ın El Kanun fiz tıp eseri 12, y. Yıl­dan 18.y.yıla kadar 6 asır ba­tı­nın üni­ver­si­te­le­rin­de ders ki­ta­bı ala­rak oku­tul­muş­tur. 
İbn-i Sinan’ın 720 kadar ilaç­tan bah­se­den ese­rinin kay­na­ğı, pey­gam­ber (as)ın sün­ne­ti­dir. Pey­gam­beri­mi­zin ha­dis­le­ri tıbba temel teş­kil et­miş­tir. Tıbba sün­net yol gös­ter­miş­tir. Pey­gam­ber (as) ne söy­le­diy­se bugün hala ge­çer­li­dir. Konuşmacılar Başta:

– Sallü ala Ra­sü­li­ne Mu­ham­med!

– Sallü ala şefi, zü­nü­bi­na Mu­ham­med!

– Sallü ala ta­bi­bi gu­lü­bi­na Mu­ham­med deyip söze baş­lar­lar. Pey­gam­ber (as)a sa­la­vat ge­tir­dik­ten sonra ko­nu­şur. Pey­gam­be­ri­miz gö­nül­le­rin­de kalp­le­rin­de ta­bi­dir. 

Sağ­lık ve te­miz­lik ko­nu­sun­da Tıbb-ı Ne­be­vi:
Pey­gam­ber (as) be­de­nin el­bi­se­nin ye­ni­lip içi­lenin ve ya­şa­nı­lan or­ta­mın temiz ol­ma­sı­na büyük önem ver­miş­tir. Çünkü Allah ona:

– “El­bi­se­ni te­miz­let” (Müt­tes­sir:4)

– Allah te­miz­le­nen­le­ri sever” (Tevbe:108) 

– “Kur’an’a temiz olan­lar do­ku­na­bi­lir” (Vakıa: 79)

– “Temiz olan­lar­dan yiyin” diye em­ret­miş­ti. 
Pey­gam­ber (as) da bu ko­nu­ya çok önem ver­miş “Te­miz­lik iman­dan­dır” bu­yur­muş­tur. (Müs­lim, ta­ka­ret:1)
Bir ha­dis­le­rin­de de: “Her Müs­lü­ma­nın yedi gün-de yı­kan­ma­sı, Allah’ın onun üze­rin­de­ki hak­kı­dır.” (Müs­lim, Cuma:9) bu­yur­muş­tur. 

Pey­gam­be­ri­miz sık sık şu duayı yap­mış­tır:

“Allah’ım! Bana afi­yet ver. Bana mer­ha­met et. Beni doğru yola ilet. Bana sıh­hat ver ve beni rı­zık­lan­dır” (Müs­lim, zikir:35)

Et­ra­fın­da­ki­le­re de sağ­lık­lı ol­ma­yı tav­si­ye etmiş ve “Kuv­vet­li mü’min, zayıf mü’min­den daha ha­yır­lı­dır ve daha se­vim­li­dir” de­miş­tir. (Müs­lim, kader:34)
İnsan için her şeyin başı sağ­lık­tır. Bunun için­de te­miz­lik ve sağ­lık­lı bes­len­mek önem­li­dir. Pey­gam­beri­miz göre sağ­lık, dünya ni­met­le­ri­nin ba­şın­da gelir. 

Bir ha­dis­le­rin­de:

– “İnsa­nın be­de­nin­den ay­rı­lan şu yedi şey gömün bu­yur­muş­tur:

1- Saçı

2- Tır­nak­la­rı

3- Kanı

4- Adet ka­nı­nı

5- Dişi

6- Pıh­tı­yı

7- Doğum atık­la­rı­nı”

İnsan sağ­lı­ğı­na zarar veren her şeyi ya­sak­la­mıştır. 

Bir sa­ha­bi, “bütün gün namaz kı­la­ca­ğım oruç tuta­ca­ğım ge­ce­le­ri hep iba­det ede­ce­ğim diyor. Pey­gambe­ri­miz ona den­ge­li ya­şa­ma­yı tav­si­ye et­tik­ten sonra ona “Vü­cu­du­nun senin üze­rin­de hakkı var­dır” diyor. (Müs­lim, sıyam:81)

Ab­dest, gusül, oruç, namaz hep sağ­lık ve te­miz­liği de ge­ti­rir. Allah Ra­su­lü: “Oruç tutun ki, sıh­hat bu­lası­nız” bu­yur­muş­tur. 

Hz. Enes’e:

– “Ey Enes! Ab­dest al. Çünkü ab­dest sağ­lı­ğı korur” de­miş­tir. 

– “Öf­ke­le­nen ab­dest alsın”

– “Na­maz­da şifa var­dır” bu­yur­muş­tur. 

Pey­gam­ber (as) Maddi, ma­ne­vi te­miz­li­ği be­ra­ber is­te­miş­tir. Beden te­miz­li­ği­nin ya­nın­da kalp te­miz­li­ği­ni em­ret­miş­tir. Çünkü biri ol­ma­dan di­ğe­ri işe ya­ra­maz. İbadet bile olmaz. 

Saç­la­rı ta­ran­ma­mış dar­ma­da­ğın olan biri için: “Bu adam saç­la­rı­nı dü­zel­tecek bir şey bul­ma­dı mı?” demiş, kı­na­mış­tır. Pey­gam­be­ri­mi­zin evin­de ayna vardır. Kapı çal­dı­ğı zaman ve dışa çı­ka­ca­ğı zaman sa­çı­nı ba­şı­nı dü­zel­tir­di. Mi­sa­fir­le­ri kar­şı­la­ya­ca­ğı zaman, el­bise­si­ni de­ğiş­ti­rir­di. 

Şöyle bu­yur­muş­tur:

“El­bi­se­ni­zi yı­ka­yın. Fazla tüy­le­ri­ni­zi alın, diş­le­rini­zi te­miz­le­yin. Çev­re­ni­zi temiz tutun.” (Ramuz el-eha­dis:75/12)

Bir ha­dis­le­rin­de de:

“Bı­yık­la­rı­nı­zı kı­sal­tın, kasık kıl­la­rı­nı te­miz­le­yin. Mis­vak kul­la­nın ve tır­nak­la­rı­nı­zı kesin.” (age:22/1)
“Süm­kür­dü­ğü­nüz zaman onu kay­be­din ki, baş­ka­sı­na zarar ver­me­sin. “ (Müs­net:1/179)

* * *

Pey­gam­be­ri­miz (sav) dövme yap­ma­yı ve es­te­tik mü­da­ha­le­yi ya­sak­la­mış­tır. 

– “Ya­ra­tı­lı­şı de­ğiş­ti­re­ne Allah Lânet etsin” (Bu­hari, tef­sir:59)

– “Dövme ya­pa­na yap­tı­ra­na Allah lanet etsin.” (Bu­ha­ri Libas:82)

Pey­gam­ber (as) ço­cuk­la­rın sün­net et­ti­ril­me­si­ni em­ret­miş­tir. Bugün Müs­lü­man ol­ma­yan ya­ban­cı dok-tor­lar bile sağ­lık için sün­net ol­ma­yı tav­si­ye et­mek­tedir. Alman Prof. “Kan­se­ri ön­le­mek için Alman ço­cuk­ları­nı sün­net et­tir­me­li­yiz” de­miş­tir. 

Pey­gam­ber (as)a göre sağ­lık ve te­miz­lik için tırnak­la­rın ke­sil­me­si çok önem­li­dir. 

Şöyle de­miş­tir:

– “Tır­nak­la­rı kesin ve gömün” (Ramuz el-eha­dis: 335/4)

– “Uzun tır­nak­la­rın di­bin­de cü­nüp­lük, kir ve pislik var­dır” (ibn-i Mace:5/427)

– Pey­gam­be­ri­miz bir gün Hz. Ali’ye şöyle de­miş-tir:

– “Ey Ali! Uza­yan tır­nak­la­rı­nı kes. Zira za­rar­lı yara­tık­lar tır­nak­lar için­de ba­rı­nır.”

Ebu Vasıl (ra) an­la­tı­yor: “Tır­nak­la­rım uza­mış­tı. Pey­gam­ber (as) ile Mu­sa­fa­ha ettim. Bana şöyle dedi:

– “Siz­den öy­le­le­ri var ki, gök­ten gelen ha­ber­ler­le il­gi­le­nir. Hal­bu­ki tır­nak­la­rı yır­tı­cı kuş tır­na­ğı gibi uza­mış­tır. Dip­le­rin­de kir, pas ve pis­lik var­dır.” (İbn-i Han­bel:5/427)

Mekke’nin fet­hin­den sonra Ebu Süf­yan’ın ha­nı­mı Hint Pey­gam­be­ri­mi­zin hu­zu­ru­na gel­miş­ti. Müs­lü­man olmak is­ti­yor­du. Pey­gam­be­ri­miz (sav) hin­din uzun tır­nak­la­rı­nı gördü. Onu din­le­me­di dedi ki:

– “El­le­ri­ni te­miz­le­me­dik­çe ve tır­nak­la­rı­nı kesme­dik­çe senin bi­atı­nı kabul etmem.”

Üze­ri­ne sü­rü­len oje tır­na­ğı güzel gös­ter­se de için­de­ki pis­li­ği ört­mek­ten başka işe ya­ra­maz. 
Pey­gam­ber (as) el­le­rin yı­kan­ma­sı üze­rin­de de çok dur­muş­tur:

İncil’de: “Yı­kan­ma­mış el­ler­le yemek in­sa­nı kirlet­mez” den­miş­tir. (Matta İncil:15/20)

Rahip Anton: Ömrü bo­yun­ca yı­kan­ma gü­na­hı­nı ir­ti­kap et­me­miş­tir. 

Rahip Ab­ra­ham’ın yü­zü­ne ve el­le­ri­ne 50 sene su değ­me­miş­tir. 

İsken­de­ri­ye Rahib: “Ya­zık­lar olsun bir za­man­lar el­le­rin yüzün yı­kan­ma­sı­nı haram ad­det­tik” de­miş­tir. 
16. yüzyılda Hey­kel­tı­raş Mic­ha­len­ge­lo’ya ba­ba­sı şöyle de­miş­tir:

– “Yı­kan­mak­tan sakın her türlü has­ta­lık sudan gelir ge­re­kir­se adam tut kir­le­ri­ni kazıt ama sakın yıkan­ma!”

Meş­hur J.J. Ruso, sa­at­ler­ce la­zım­lık üze­rin­de edebi­ mü­naka­şa­lar yap­mış­tır. Men­dil kul­la­nıl­ma­dı­ğı için şö­mi­ne kar­şı­sın­da sümük atma ya­rış­la­rı dü­zenlen­miş­tir. (Hayat Ans: Hamam mad­de­si)

17. Yüzyılda Av­ru­pa’da te­miz­lik ve banyo bi­linmez­di. Vaf­tiz suyu git­me­sin diye yı­ka­nıl­maz­dı.” (Yılmaz Öz­tu­na, Tür­ki­ye Ta­ri­hi:11/274)

Hal­bu­ki asır­lar önce Pey­gam­ber (as) şöyle demiş­ti:

– “Ye­mek­ler­den önce ve sonra el­le­ri­ni­zi yı­ka­yın” (Tir­mi­zi Et’ime:39)

– “Ya­tak­tan kal­kın­ca el­le­ri­ni­zi yı­ka­yın” (Bu­ha­ri, vüdu:26)

El, dışla en çok temas eden or­ga­nı­mız­dır. Yı­ka­nıp temiz tu­tu­la­cak olur­sa, has­ta­lık­la­ra kal­kan olur. 
Bir araş­tır­ma­ya göre el­le­ri­ni yı­ka­ma­yan bin­ler­ce in­sa­nın öl­dü­ğü bil­di­ril­miş­tir.

Bir de yiyip içer­ken sağ el kul­la­nı­lır. Pey­gam­beri­mi­zin tav­si­ye­si­ne göre te­miz­lik sağ elle ya­pıl­maz. 

Pey­gam­ber (as)ın ağız ve göz sağ­lı­ğı­na ver­di­ği önem:

Ağız, vü­cu­dun ka­pı­sı ol­du­ğu için pey­gam­ber (as) ağız te­miz­li­ği­ne ve diş ba­kı­mı­na büyük önem ver­miş-tir. 

En çok hasta olma yeri de ağız­dır de­ni­le­bi­lir. Dok­to­run ilk sözü “ağ­zı­nı aç” olur. 

Pey­gam­be­ri­miz ye­mek­ten önce ve sonra ağzın çal­ka­lan­ma­sı­nı ve mis­vak kul­la­nıl­ma­sı­nı ay­rı­ca ab­dest alır­ken ağza su alın­ca işa­ret par­ma­ğı ile diş­le­rin ovulma­sı­nı tav­si­ye et­miş­tir. 

Şöyle bu­yur­muş­tur. 

– “Kok­muş ağız ve sa­rar­mış dişle ya­nı­ma gel­meyin” (Ramuz el-eha­dis:335/4)

– “Süt iç­ti­ği­niz zaman ağ­zı­nı­zı su ile çal­ka­la­yın çünkü süt yağ­lı­dır.” (Bu­ha­ri, Vüdu:52)

– “Ye­mek­ler­den sonra par­mak­la ağ­zı­nı­zı hilalleyin ve ağ­zı­nı­zı çal­ka­la­yın. Bu diş­le­re sıh­hat verir.” (age 249/10)

– “Mis­vak kul­la­nın. Mis­vak ağzı, diş­le­ri te­miz­ler. (Bu­ha­ri Savm:27)

– “Eğer mis­vak kul­la­nı­lır­sa ağzı te­miz­ler diş­le­ri güç­len­di­rir Age:325/1)

Ya­pı­lan araş­tır­ma­la­ra göre mis­vak özü­nün ağızda­ki mik­rop­la­rı öl­dür­dü­ğü ve ağız ko­ku­su­nu yok et­tiği, diş­le­rin çü­rü­me­si­ni ön­le­di­ği tes­pit edil­miş­tir. 
Diş fır­ça­sı 1780 yı­lın­da İngil­te­re’de kul­la­nıl­ma­ya baş­la­mış­tır. Domuz kı­lın­dan ya­pıl­dı­ğın­dan kılın içi delik ol­du­ğu için mik­rop ba­rın­dır­ma özel­li­ği var­dır. 
Ay­rı­ca “Mis­vak gözün ci­la­sı­dır” bu­yur­muş­tur göze ismid sü­rül­me­si­ni man­tar su­yu­nun göze şifa ol­duğu­na, ab­dest alır­ken göze su içi­ril­me­si­ni, kuru göz has­ta­lı­ğı için gözya­şı­nı tav­si­ye et­miş­tir. 

Pey­gam­ber (as)ın çevre te­miz­li­ği­ne ver­di­ği önem

Allah’ın em­ri­ne göre; yer­yü­zü­nün den­ge­si bozul­ma­ya­cak­tır. (Rah­men:8)

“İnsan­la­rın yap­tık­la­rı şey­ler se­be­biy­le ka­ra­da ve de­niz­de düzen bo­zu­la­cak­tır. (Rum:41)

Pey­gam­ber (as) çev­re­nin ye­şil­len­di­ril­me­si­ni emret­miş­tir. “Kı­ya­met kop­mak üzere olsa bile elin­de­ki fi­da­nı dik” bu­yur­muş­tur. 

Ölü ara­zi­le­rin kul­la­nıl­ma­sı­nı ve ihya edil­me­si­ni tav­si­ye et­miş­tir. Be­lir­li böl­ge­le­rin ot ve ağaç­la­rı­nın ke­sil­me­si­ni, hay­van­la­rı­nın öl­dü­rül­me­si­ni ya­sak­la­mış-tır. Ba­tak­lık­la­ra ağaç di­kil­me­si­ni tav­si­ye et­miş­tir. 
İlim adam­la­rı ba­tak­lık­la­ra ağaç di­kil­me­si­nin hasta­lık­la­rı ön­le­ye­ce­ği­ni ve kü­re­sel ısın­ma­yı ön­le­ye­ce­ği­ni ifade et­mek­te­dir­ler. Ay­rı­ca ku­rak­lı­ğın ön­le­ne­ce­ği­ni bil­dir­miş­ler­dir. 

En önem­li­si st­res­li, bu­na­lım­lı olan bu günün in-sa­nı­nın me­si­re yer­le­ri­ne ih­ti­ya­cı dü­şü­nü­lür­se peygam­be­ri­mi­zin tav­si­ye­le­ri ne kadar ye­rin­de­dir. 

Taif hal­kı­na şun­la­rı söy­le­miş­tir:

– “Nevac va­di­si­nin ağaç­la­rı ve ça­lı­la­rı tah­rip edil­me­ye­cek­tir. Av hay­van­la­rı da öl­dü­rül­me­ye­cek­tir.” (Bu­ha­ri, Cihad:71)

Çevre te­miz­li­ği ve insan sağ­lı­ğı ko­nu­sun­da şunla­rı söy­le­miş­tir:

– “Süm­kür­dü­ğü­nüz zaman onu gömün” (Müs-ned:1/179)

– “La­ne­te sebep olan üç yere ab­dest boz­mak­tan sa­kı­nın, suya, yola ve göl­ge­lik­le­re” (i. Canan: Hadis Ans:10/92)

– Şu yedi şeyi gömün:

Saçı, tır­nak­la­rı, kanı, adet ka­nı­nı, diş pıh­tı­yı ve doğum atık­la­rı­nı” Ramuz el-eha­di­si:549/17)

– “Av­lu­la­rı­nı­zı ve boş ara­zi­le­ri­ni­zi te­miz­le­yin” (i.

Canan Hadis Ans:10/390)

Bir ha­dis­le­rin­de de:

-“Bana üm­me­ti­min amel­le­ri gös­te­ril­di. İyi ameller ara­sın­da yolda ezi­yet veren şeyin gi­de­ril­me­si, kötü amel­le­rin ara­sın­da da yere tü­kü­rül­müş tükü­rük vardı. (Müs­lim, Me­sa­cid:58) bu­yur­muş­lar­dır. 

* * *

Yeme iç­me­de Tıbb-ı Ne­be­vi

Ce­nab-ı Allah in­sa­nı ter­te­miz ya­rat­mış­tır. İnsan temiz ve he­lal­den yerse, ken­di­ni kir­let­mez. Çünkü in-san ye­di­ğin­den iba­ret­tir. Pey­gam­ber (as): “Her doğan islam fıt­ra­tı üze­ri­ne doğar sonra ana ba­ba­sı onu Ya­hu­di, Hı­ris­ti­yan veya Me­cu­si yapar” bu­yur­muş­tur. 

Allah in­sa­nın temiz ve he­lal­den ye­me­si­ni vahy et­miş­tir. 

– “Temiz olan şey­ler­den yiyin ve güzel işler yapın” (Mü’Minun:51)

– “Size temiz olan­lar helal kı­lın­dı” (Ba­ka­ra:168)
“(Pey­gam­be­ri­miz için­de) Temiz şey­le­ri helal, pis şey­le­ri de haram kılar” buy­rul­muş­tur. (A’raf:157)
Pey­gam­ber (as) Do­mu­zu, ölü hay­van etini, kanı, hay­va­nın haram kı­lı­nan or­gan­la­rı­nı ya­sak­la­mış­tır. 
Al­ko­lü, alkol kat­kı­lı mad­de­le­ri haram kıl­mış­tır. Yani insan sağ­lı­ğı­na za­rar­lı olan şey­le­rin ye­ni­lip içilme­si­ni hoş gör­me­miş­tir. 

Ye­me­den önce eller yı­ka­na­cak­tır. Şöyle bu­yur-muş­tur: “Ye­mek­ten önce ve sonra el­le­ri­ni­zi yı­ka­yın. Bu be­re­ket­tir” (Tir­mi­zi, Et’ime:39)

Yemek yer­ken “sağ elle yiyin” (Tir­mi­zi Et’ime: 19)

“Ab­dest bo­zar­ken sağ eli­ni­zi kul­lan­ma­yın. Sağ el-le te­miz­lik yap­ma­yın” (Bu­ha­ri, Vüdu:19)

“Bir yere da­ya­na­rak ye­me­yin” (Bu­ha­ri, Et’ime:13)
– “Bes­me­le ile baş­la­yın, altın kap­lar­dan yiyip içme­yin.” (Ebu Davut, Eş­ri­be:19)

* * *

Pey­gam­ber (as)ın sün­ne­ti­ne göre;

– “He­lal­den yiyin”

– “Kız­gın ye­me­yin. Ye­me­ğe üf­le­me­yin”

– “Lok­ma­la­rı küçük tutun”

– “Yer­ken ko­nuş­ma­yın”

– “Yer­ken acele et­me­yin”

– “Artık bı­rak­ma­yın”

– “Çok ye­me­yin”

– “Ağ­zı­nı­zı ka­pa­tın, önü­nüz­den yiyin”

– “Doy­ma­dan kal­kın”

– “Has­ta­la­rı­nı­zı ye­me­ye iç­me­ye zor­la­ma­yın” (Tir­mi­zi, Tıp:4)

Pey­gam­ber (as) neden tuzla baş­la­mış­tır. 
Pey­gam­ber (as) ye­me­ye baş­la­ma­dan önce bir mik­tar tuz al­dık­tan sonra ye­me­ye baş­la­mış­tır. 

Bunun ne­de­ni­ni bir ilim ada­mı­mız şöyle izah etmiş­tir. 

Ye­mek­ten önce ağza alı­nan tuzla tü­kü­rük bez­le­ri daha fazla salgı yapar. Ağız­da­ki kar­bo­nat par­ça­lan­ması daha çabuk olur sin­di­ri­mi ko­lay­laş­tı­rır. Mik­rop­la­rı öl­dü­rür diş çü­rü­me­le­ri­ni önler.

Pey­gam­be­ri­mi­zin söz­le­rin­de ha­re­ket­le­rin­de her­han­gi bir ma­na­sız­lık yok­tur. Her sö­zü­nün, her hare­ke­ti­nin mut­la­ka bir se­be­bi var­dır. 

Pey­gam­ber (as) yi­yecek ve içe­cek­le­rin ağ­zı­nın ka­pa­tıl­ma­sı­nı tav­si­ye et­miş­tir. (R. Sa­li­hin 22)

“Ayak­ta su iç­me­yin” (Age 775)

“Suyu üç yu­dum­da için, iç­me­den bes­me­le çekin, için­ce de “Şükür el­ham­dü­lil­lah” deyin (Age:761)
“Bir kap­tan su içer­ken kabın içine so­lu­ma­yın” (Bu­ha­ri, Es­ri­be:25)

Otu­ra­rak iç­me­nin şu fay­da­la­rı tes­pit edil­miş­tir. 
Sağ­lık­çı­la­rın tav­si­ye­sin­de bu yönde ol­muş­tur. Ayak­ta içil­di­ği zaman suyun doğ­ru­dan ba­ğır­sak­la­ra in­mek­te, mi­de­de­ki asit sal­gı­sıy­la bu­luş­ma­dı­ğı için zarar­lı mad­de­ler­den arın­ma­mak­ta ve has­ta­lık­la­ra, hazım­sız­lık­la­ra neden ol­mak­ta­dır. 

Pey­gam­ber (as) zem­ze­min şifa ol­du­ğu­nu söy­lemiş­tir. Şöyle baş­vur­muş­tur: 

– “Zem­zem mü­ba­rek­tir, do­yu­ru­cu­dur, has­ta­ya şifa­dır” (Ramuz el-eha­dis:143/6) Prof. Dr. Ahmet Özel hoca şöyle de­miş­tir.

– “Zem­zem hangi ni­yet­le içi­lir­se onun davası­dır. Şifa ni­ye­tiy­le içi­lir­se, şifa olur. Su­suz­luk için içi­lir­se su­suz­lu­ğu gi­de­rir. Aç­lı­ğı gi­der­mek ni­ye­tiy­le içi­lir­se, do­yu­rur. 

Ya­pı­lan araş­tır­ma­ya göre asır­lar­dan beri ek­silme­miş­tir. 

– Su­suz­lu­ğu gi­de­rir, idrar olmaz.

– Do­yu­rur.

– Bo­zul­maz.

– İçenin ni­ye­ti­ne göre fayda verir.

– Daha az kü­kürt taşır, bol mi­ne­ral taşır.

– Kay­na­ğı bi­lin­me­mek­te­dir.

– İçinde bak­te­ri bu­lun­maz. Dünya sağ­lık teş­ki­latı­nın tes­pi­ti­ne göre dün­ya­da en içi­le­bi­lecek, sağ­lık­lı sudur. 

Zem­zem bir mu­ci­ze­dir. 

Yeme içme ko­nu­sun­da pey­gam­ber (as) çok hassas dav­ran­mış­tır. Yavaş yavaş yen­me­si­ni, iyice çiğnen­me­si­ni, doy­ma­dan kal­kıl­ma­sı­nı az yen­me­si­ni tavsi­ye et­miş­tir. Gö­bek­li bir Müs­lü­ma­na par­ma­ğıy­la bebe­ği­ni işa­ret ede­rek “bu böyle ol­ma­ma­lı” de­miş­tir. Çok ye­di­ği için ge­ği­ren adama da “Bırak şu geğir­me­yi canım!” de­miş­tir.

Ata­la­rı­mız da: “Az ye, az uyu ve az konuş” di­yerek ne kadar doğru söy­le­miş­tir. 

Gün geç­tik­çe obez nüfus ar­tı­yor. Ha­re­ket­siz­lik ve öl­çü­süz yeme içme alış­kan­lı­ğı ve hazır gı­da­lar obezlerin sa­yı­sı­nı art­tı­rı­yor. Öyle ki, sal­gın has­ta­lık ha­li­ne geldi. Sağ­lık risk al­tı­na gi­ri­yor.

Araş­tır­ma­la­ra göre alkol, si­ga­ra ve uyuş­tu­ru­cudan sonra ölüm se­be­bi obe­zi­te­dir. Binde kola tü­ke­ti­mi obe­zi­te­ye neden olu­yor. An­ne­ler öl­çü­yü ka­çı­rın­ca doğan çocuk obez do­ğu­yor. 

Obe­zi­te bir­çok has­ta­lı­ğa neden olu­yor. Başta bey­nin per­for­man­sı­nı dü­şü­rü­yor. Di­ya­be­ti te­tik­li­yor kan­ser ris­ki­ni art­tı­rı­yor. 

Çok yeme alış­kan­lı­ğı­mız var. Et­ra­fın et­ki­si de fazla, yemek, pasta rek­lam­la­rı kış­kır­tı­yor. Pro­te­in fazla­lı­ğı hep­ten zarar. Nef­si­mi­zi ikin­ci ede­mi­yo­ruz. Her ca­nı­mı­zın is­te­di­ği­ni bulma yeme im­ka­nı­na sa­hi­biz. 

Pey­gam­ber (as) has­ta­lık­lar­dan ko­run­ma yol­la­rını gös­ter­miş­tir. Önce has­ta­lı­ğa neden olan pis­li­ğe karşı çık­mış temiz ol­ma­yı öner­miş­tir. Sağ­lık için, iba­det­le­rin ka­bu­lü için maddi ma­ne­vi kir­ler­den arın­ma­yı öğ­ret­miş­tir. 

Bu ko­nu­da şun­la­rı söy­le­miş­tir:

– “Has­ta­ya yak­laş­mak­ta teh­li­ke var­dır.” (Ebu Davut: 3923)

– “Cüz­zam­lı­dan as­lan­dan kaçar gibi kaçın” (Buha­ri Tıp:19)

Yer­le­re tü­kü­rül­me­si­ni ya­sak­la­mış, tü­kü­rün­ce örtül­me­si­ni is­te­miş­tir. 

Ha­yız­lı ni­fas­lı ka­dı­na yak­la­şıl­ma­sı­nı ya­sak­la­mış-tır. 

Yola suya göl­ge­lik­le­re ab­dest boz­ma­yı ya­sak­lamış­tır. 

“Yemek ka­bı­nı köpek ya­lar­sa, için­de­ki­ni dökün kabı ilki top­rak­ta olmak üzere yedi defa yı­ka­yın. Kedi ya­lar­sa bir defa yı­ka­yın” bu­yur­muş­tur. (Tir­mi­zi ta­ha-ret:68)

Neden top­rak? Mik­rop öl­dü­rü­cü bak­te­ri­le­rin top­rak­ta fazla ol­du­ğu gö­rül­müş­tür. 

El­le­rin ağzın sık sık yı­kan­ma­sı­nı diş­le­rin temizlen­me­si­ni tav­si­ye et­miş­tir. 

1- Ağzı te­miz­ler.

2- Diş et­le­ri­ni güç­len­di­rir

3- Gözü ci­la­lar

4- Bal­ga­mı gi­de­rir

5- Dişin çü­rü­me­si­ni önler

6- Sün­ne­te uygun olur

7- Me­lek­le­ri se­vin­di­rir

8- Allah’ın rı­za­sı­nı ka­zan­dı­rır. 

9- Ha­se­na­tı art­tı­rır.

10- Mi­de­ye sıh­hat verir” bu­yur­muş­tur. (Ramuz el eha­dis:325/1)

Mis­vak özü­nün mik­rop öl­dü­rü­cü özel­li­ği ol­du­ğu, ağız ko­ku­su­nu, ağız il­ti­ha­bı­nı ön­le­di­ği tes­pit edil­miş­tir. Diş ma­cun­la­rı­na mis­vak özü kon­ma­ya baş­lan­mış­tır. 

Bir ha­dis­le­rin­de:

– “Siz­den biri es­ne­di­ği zaman elini ağ­zı­na koy-sun” (Ra­ma­zan el-eha­dis:38/11)

– Bi­ri­niz es­ne­ye­ce­ği zaman gücü nis­pe­tin de onu gi­der­me­ye ça­lı­şın (Bu­ha­ri, edep:125)

Bir başka ha­dis­le­rin­de şu uya­rı­la­rı yap­mış­tır.

– “Siz­den biri ak­sı­rın­ca iki avu­cu­nu yü­zü­ne koy-sun ve se­si­ni kıs­sın” (Ebu Davut, edep:90)

Ken­di­si bir men­dil­le ağ­zı­nı ka­pa­tır veya ko­lu­nu ağ­zı­na gö­tü­rür­dü. 

Tıb­bın keşfi şöy­le­dir. Ak­sı­rın­ca sa­ni­ye­nin onda biri kadar za­man­da 300 km hızla 85 mil­yon bak­te­ri­yi ha­va­ya fır­la­tır­sı­nız.

Yarım saat sonra bile ha­va­da bin­ler­ce zer­re­ci­ğin uçuş­tu­ğu tes­pit edil­miş­tir. Bir ak­sır­ma 85 mil­yon bakte­ri­yi et­ra­fa sa­ça­bil­mek­te­dir. 

Ak­sı­rık ön­le­ne­mez. İnsanı ra­hat­la­tır. Bunu için sün­ne­te göre ak­sı­rı­ğı gelen yü­zü­nü boş yere çe­vi­re­rek sol elini veya men­di­li­ni veya ko­lu­nu ağ­zı­na gö­tü­re­cek­tir. 

Ak­sı­rın­ca da “Şükür el­ham­dü­lil­lah” der. Bunu duyan, “yer ha­mü­kel­lah” der. Ak­sı­ran “Yeh­di­na yehdi Kümüllah” diye cevap verir. 

Pey­gam­ber (as) her türlü olum­suz­lu­ğu ya­sak­lamış­tır. 

“Güç­leş­tir­me­yi­niz, ko­lay­laş­tı­rı­nız. Müj­de­le­yi­niz nef­ret et­tir­me­yi­niz”

“Ço­cuk­la­rı­nı­za güzel isim verin” (Ebu Davut, edep:4948) bu­yur­muş kötü anlam içe­ren kö­tü­lü­ğü akla ge­ti­ren isim­le­ri de­ğiş­tir­miş­tir. 

– “Bana güzel ol­ma­yan şey­ler­den bah­set­me­yin.” (Age:28)

– “Siz­den biri ken­din­den üstün olana değil aşa­ğı-da olana bak­sın, im­ren­me­sin, ha­li­ne şük­ret­sin” (Bu­hari Rıkak:30)

Hırsı, kıs­kan­ma­yı, im­ren­me­yi, ha­se­di di­ni­miz hoş gör­mez Kur’an’da:

– “Allah’ın sizi bir­bi­ri­niz­den üstün gör­dü­ğü şeyle­ri, baş­ka­sın­da olup da siz de olma yani ha­set­le arzu et­me­yin” diye em­re­dil­miş­tir. (Nisa:32)

Baş­ka­la­rı hak­kın­da olum­lu dü­şün­mek, in­sa­nı mutlu eder yani iyi­lik ge­ti­rir. İyi or­tam­lar­da, iyiler­le ya­şa­ma­yı tav­si­ye et­miş­tir. 

Sağ­lık için spor yap­ma­yı tav­si­ye et­miş­tir. Peygam­ber (as) sağ ta­ra­fa yat­ma­yı tav­si­ye et­miş­tir. 

Yü­zü­ko­yun ya­ta­nın aya­ğı­nı dürt­müş ona “Allah’ın sev­me­di­ği yatış” de­miş­tir. “Ya­tar­ken sağ ya­nı­nıza yatın” bu­yur­muş­tur. 

Bugün mo­dern tıb da böyle diyor. Beyin hüc­re­le­ri­nin ve kal­bin sağ­lı­ğı, uy­ku­ya dal­ma­nın ko­lay­laş­tı­ğı ve din­len­me­nin ko­lay­lı­ğı ile il­gi­li ol­du­ğu açık­lan­mış­tır. Sol ta­ra­fa yat­ma­nın kalp sağ­lı­ğı açı­sın­dan doğru ol­ma­dı­ğı, açık­lan­mış­tır. (12-10-2018 Akit)

Bir ha­dis­le­rin­de de:

“Nazar değen yı­kan­sın, ab­dest alsın” bu­yu­rur (Ebu Davut T. P:15)

Ya­sak­la­dı­ğı şey­ler­den biri de ayak­ta ih­ti­yaç gider­mek­tir. Sıç­ra­ma­lar için kabir aza­bı­nı haber ver­miştir. Ayak­ta idrar yap­mak pros­tat has­ta­lı­ğı­na sebep ol­du­ğu açık­lan­mış­tır. 

Tıb­bın bir açık­la­ma­sı da ayak­ta işe­me­nin me­sane il­ti­ha­bı­na sebep ol­du­ğu­dur. Ayak­ta ih­ti­yaç gi­de­rilin­ce bir kısım idrar içer­de kalır, tam bo­şal­ma olmaz. Ayak­ta idrar yap­mak me­sa­ne kan­se­ri­ne, me­sane­de taş oluş­ma­sı­na, me­sa­ne il­ti­ha­bı­na, me­sa­ne­de üre­yen mik­rop­lar böb­rek il­ti­ha­bı­na, pros­tat bü­yü­me-si­ne sebep ol­du­ğu açık­lan­mış­tır” (8,3,2017 Akit)

Bir gün pey­gam­ber (as)elin­de altın ve ipek ol­duğu halde; bu iki şey er­kek­le­re ha­ram­dır” bu­yur­muş­tur. (Riyaz üs-Sa­li­hın:810)

Bin er­ke­ğin par­ma­ğın­da altın yüzük gö­rün­ce onu çı­kar­tıp at­mış­tır. Ben bunu size haram kıl­ma­dım mı?” de­miş­tir. (Age 189)

Bazı bü­yük­le­ri­miz nişan ta­kar­ken al­tı­nı er­ke­ğin par­ma­ğı­na tak­ma­mış­lar ve er­ke­ğin altın yü­zük­le namaz kıl­ma­ma­sı­nı tav­si­ye et­miş­ler­dir. 

Bir Prof. Üni­ver­si­te de ders ve­rir­ken öğ­ren­ci­le­re “En uygun yatış şek­li­ni bul­dum” diyor ve sağ ta­ra­fa yat­ma­nın fay­da­la­rı­nı an­la­tı­yor. Bir öğ­ren­ci söz alı­yor. 14 asır önce islam pey­gam­be­ri “Sağ ta­ra­fı­nı­za yatın” bu­yur­muş efen­dim” diyor.

Altın ka­dı­nın süs eş­ya­sı­dır. Er­kek­ler­de er­kek­lik hor­mo­nu­na zarar verir, ka­dın­sı dü­şün­ce­le­re, dav­ranış­la­ra sebep olur. Ay­rı­ca ri­ya­ya, gös­te­ri­şe ve gu­rurlan­ma gibi dü­şün­ce­ye neden olur. Pey­gam­be­ri­miz hep gümüş yüzük tak­mış, er­kekle­re onu tav­si­ye et­miş­tir. Gümüş yüzük, er­ke­ğe sünnet­tir (Ramuz El hadis:550/15) 

Son za­man­lar­da gü­mü­şün an­ti­bi­yo­tik ol­du­ğu açık­lan­mış­tır. Ba­zı­la­rı gös­te­riş­ten, zen­gin­lik­ten değil sağ­lık için gümüş eşya kul­lan­mak­ta­dır. 2013 yı­lın­da gü­mü­şün za­rar­lı bak­te­ri­le­re karşı olum­lu so­nuç­lar ver­di­ği an­la­şıl­mış­tır. (14,2,2018 Akit)

* * *

Pey­gam­ber (as) mik­rop­tan bah­set­miş­tir:

Pey­gam­ber (as) Hz. Aliye “Ya Ali! Uza­yan tır­nak­la­rı­nı kes zira için­de za­rar­lı ya­ra­tık­lar var­dır” de­miş­tir. 

“Has­ta­ya yak­laş­mak­ta teh­li­ke var­dır” (Ebu Da-vut:3923)

“Ken­di­li­ğin­den has­ta­lı­ğın bu­laş­ma­sı yok­tur. Uğur­suz­luk diye de bir şey yok­tur” (Bu­ha­ri, Tıp:1966) bu­yu­ra­rak mik­rop­tan bah­set­miş­tir. 

Bir ha­dis­le­rin­de: “Yi­yecek, içecek kap­la­rı­nın üs-tü­nü örtün. Su tu­lum­la­rı­nın ağ­zı­nı bağ­la­yın” bu­yur-muş­tur. (R. Sa­li­hin:22)

622 de Me­di­ne’ye göç eden pey­gam­be­ri­miz, sıtma­nın yay­gın ol­du­ğu­nu gö­rün­ce 30 bin hurma ağacı di­ke­rek ba­tak­lık­la­rı ku­rut­muş­tur.

Daha sonra 9. Asır­da Ibn-i Sina, El-Ka­nun Fit tıp adlı Ese­rin­de mik­rop­tan bah­set­miş ve: “Has­ta­lık­la­rı yapan bir kurt­tur. Ne yazık ki, on­la­rı gö­recek bir aleti­miz yok” Te­miz­lik kurt­çuk­lar­dan gelen has­ta­lık­la­rın önünü alır” de­miş­tir. 

Daha sonra Fatih’in ho­ca­sı Ak­şem­sed­din 1540’li yıl­lar­da Mad­det-ü’l Hayat adlı ese­rin­de has­ta­lık­la­rın se­bep­le­ri üze­rin­de dur­muş, mik­rop için “küçük can­lılar” de­miş­tir. Bun­la­rın ku­luç­ka dev­re­si­ni açık­la­mış­tır. 

Ay­rı­ca; “Has­ta­lık­la­rın in­san­lar­da teker teker peydah ol­du­ğu­nu san­mak hata olur. Has­ta­lık bu­laş­ma yolu ile geçer” de­miş­tir. 

Adına mik­rop den­me­miş­tir. Pas­tör 1822 de mikro­bu değil adını keş­fet­miş­tir. 

Pey­gam­ber (as)ın dil­le­re do­la­nan bir ha­dis-i var şöyle bu­yur­muş:

– “Siz­den bi­ri­nin ye­me­ği­ne sinek dü­şer­se, onu ba­tı­rın sonra da çı­ka­rıp atın. Çünkü si­ne­ğin ka­na­dı­nın birin de zehir di­ğe­rin­de şifa var­dır. Sinek önce ze­hir­li ka­na­dı­nın üze­ri­ne düşer. Ken­di­ni ko­ru­mak ister” (Ebu Davut:3944 + Ramuz el-Eha­dis 66/4)

Ce­nab-ı Allah her can­lı­ya bir sa­vun­ma si­la­hı ver­miş­tir. Si­ne­ğe de ka­na­dı­nın bi­ri­nin al­tı­na bu si­la­hı ver­miş, sinek dü­şer­ken o ta­ra­fı­na düşer. Diğer ka­nadın­da da o zehri yok edici pan­ze­hir var­dır. Pey­gam­ber (as) bunu bil­di­ği için “Ba­tı­rın” de­miş­tir. 

Si­ne­ğin dü­şer­ken hep mik­rop ta­şı­yan ka­na­dı­nın üze­ri­ne düş­tü­ğü gö­rül­müş­tür. 

1870­li yıl­lar­da Alman Dok­tor Bri­fe­ild si­ne­ğin bir ka­na­dı­nın mik­rop ta­şı­dı­ğı­nı keş­fet­miş­tir. 

Avust­ral­ya­lı bilim adam­la­rı si­nek­ten an­ti­bi­yo­tik elde et­miş­ler­dir. Daha önce de İngi­liz bilim adam­la­rı si­nek­ten an­ti­bi­yo­tik elde et­miş­ler­dir. (1.10.2002- Hür­ri­yet)

Bir bil­gi de şöyle!

Ro­nald Sher­mann, buz­do­la­bın­da sa­yı­la­rı bin­le­ri bulan taze sinek lâr­va­la­rı (kurt­çuk­la­rı) bu­lun­du­ru­yor. Bu lâr­va­lar­la has­ta­la­rın ya­ra­la­rı­nı te­da­vi edi­yor. Dr. Sher­mann’ın te­da­vi et­ti­ği has­ta­lar­dan biri, sol aya­ğından ra­hat­sız olan 77 ya­şın­da­ki Frank Ces­serly’dir. Dört sene bo­yun­ca dok­tor­lar bu has­ta­nın aya­ğın­da­ki ya­ra­nın iyi­leş­me­si için uğ­raş­mış­lar, fakat mu­vaf­fak ola­ma­mış­lar. So­nun­da has­ta­ya o böl­ge­nin ke­si­lip alın­ma­sı ge­rek­ti­ği­ni söy­le­miş­ler­dir. Bunun üze­ri­ne hasta, o böl­ge­nin ke­si­lip alın­ma­sı ge­rek­ti­ği­ni söy­le­mişler­dir. Bunun üze­ri­ne hasta, Ro­nald Sher­mann’ın lâr­va­la­rı ka­pan­ma­yan ya­ra­la­rın üze­ri­ne koyma tek­li­fini kabul et­miş­tir. 

Sinek lâr­va­la­rı­nın ya­ra­la­rı de­zen­fek­te et­ti­ği­ni, ta­bi­atın bağ­rın­da ya­şa­yan hal­kın keş­fet­ti­ği bi­li­ni­yor.

Avust­ral­ya­lı Abor­jin­ler ve Maya Kı­zıl­de­ri­li­le­ri bu biyo­me­to­du yüz­yıl­lar­dan beri kul­lan­mış­lar­dır. Pey­gam­ber­ler (as) şi­fa­nın Allah’tan ol­du­ğu­nu bil­dir­miş, derde der­man ara­ma­yı tav­si­ye et­miş­tir. Haram olan, pis olan şey­ler­le te­da­vi­yi ya­sak­lamış:

“Allah şi­fa­yı haram kı­lı­nan şey­ler­de ya­rat­ma­mıştır” bu­yur­muş­tur. (Bu­ha­ri, Eş­ri­be:248)

“Ha­ram­dan şifa olmaz” (Müs­lim, Eş­ri­be:12) “İçki ile te­da­vi olu­yo­ruz” diyen bi­ri­ne: “İçki deva değil, dert­tir” de­miş­tir. (Tır­mi­zi T.P.8)

Pey­gam­be­ri­miz has­ta­la­nan Sad bin Ebu Vak­kar’a zi­ya­re­te git­miş­ti. “Bana Haris bin kel­de­yi ça­ğı­rın, o iyi bir he­kim­dir” den­miş­tir. (Ebu Davut TıP:12)

Has­ta­la­rı ot­lar­dan ilaç yapan bil­gi­li kim­se­le­re gön­der­miş­tir. 

Şöyle ta­li­mat ver­miş­tir. “Kim bil­gi­si ol­ma­dı­ğı halde he­kim­lik yap­ma­ya kal­kar­sa, sebep ol­du­ğu za­ra­rı öder” (İbn-i Mace, Tıp:16)

Pey­gam­ber (as) için der­man ara­mak, te­da­vi yolla­rı­na baş­vur­mak ge­re­kir şöyle bu­yu­rur. 

“Her der­din bir der­ma­nı var­dır. Allah ver­di­ği der­din de der­ma­nı­nı da ya­rat­mış­tır. İhti­yar­lık ölüm hariç” bu­yur­muş­tur. (Müs­lim Selam:69+Tır­mi­zi Tıp:2)
Pey­gam­be­ri­miz has­ta­la­rı, 

– Ha­va­sı serin, yay­la­la­ra gön­der­miş­tir.

– Per­hiz de­va­nın ba­şı­dır de­miş­tir. 

– Ayak­la­rın­dan şi­ka­yet edene kına yak­ma­sı­nı tav­si­ye et­miş­tir.

– Se­ya­hat et­me­yi tav­si­ye et­miş­tir.

– Has­ta­lar için derin su ku­yu­la­rı aç­tır­mış­tır. 

– Ba­tak­lık­la­rı ku­rut­muş­tur.

– Aşırı gü­neş­ten ka­çı­nın de­miş­tir. Gü­neş­te fazla ısı­nan suyu kul­lan­dır­ma­mış­tır. 

– Has­ta­ya üç adım­dan fazla yak­laş­ma­yın tav­si­ye-sin­de bu­lun­muş­tur. 

– Has­ta­ya yeme iç­me­ye zor­la­ma­yın de­miş­tir 

– Der­man aran­dık­tan sonra duaya baş­vu­rul­ması­nı tav­si­ye et­miş­tir. Hasta de­ve­si­ne oku­yup üf­le­ye­ne, duana kat­ran ka­rış­tır­ma­sı­nı tav­si­ye et­miş­tir. 

– Ken­di­si için Allah’a dua et­miş­tir. Hasta zi­ya­retle­rin­de has­ta­lar için dua et­miş­tir. 

– Kur’an’ın şifa ol­du­ğu­nu

– Kan al­dır­ma­nın şifa ol­du­ğu­nu (ayın 15-17-19-21, gün­le­ri) tav­si­ye et­miş­tir. Kan al­dır­ma­nın has­ta­lıkla­ra şifa ol­du­ğu­nu haber ver­miş­tir. 

– Pey­gam­ber (as) do­mu­zu, ölü hay­va­nı, diri hayvan­dan ko­pa­rı­lan eti, al­ko­lü, gayri meşru iliş­ki­yi, eşek etini, mid­ye­yi ve kanı ya­sak­la­mış­tır. 

Pey­gam­ber (as)ın tav­si­ye et­ti­ği bazı gı­da­lar

– Kuru üzüm

– Çö­re­ko­tu

– Bal

– Hurma

– Nar

– Sirke

– Kim­yon

– Zey­tin yağı

Kur’an’da adı geçen gı­da­lar:

– İncir

– Balık eti

– Zey­tin

– Kabak

– Süt

– Üzüm

– Bal 

– Ayva

– Et

– Çö­re­ko­tu

İlk ka­ran­ti­na­yı uy­gu­la­yan pey­gam­ber (as)dır:

Bu ko­nu­da şun­la­rı söy­le­miş­tir. 

– “Bir yerde veba ol­du­ğu­nu işi­tir­se­niz, oraya gir­me­yin. Orada ise­niz ora­dan çık­ma­yın” (Bu­ha­ri, Tıp:30)

– “Hasta olan de­ve­yi sağ­lam olan de­ve­nin ya­nı­na sok­ma­yı­nız” (Bu­ha­ri Tıp:31)

– “Cüz­zam­lı ile ara­nız­da bir mız­rak boyu ol­du­ğu halde ko­nu­şun” (Ramuz el-Eha­dis:471/2)

Pey­gam­ber (as) hasta zi­ya­re­ti­ne üç gün sonra gi­der­di. Arada me­sa­fe­nin ol­ma­sı­na dik­kat eder­di. 
Pey­gam­be­ri­miz­den sonra ka­ran­ti­na uy­gu­lan­ması çok son­ra­la­rı ya­yıl­mış­tır. Dünya sağ­lık ör­gü­tü peygam­be­ri­mi­zi örnek ala­rak 1952 yı­lın­da uy­gu­la­ma başla­mış­tır. 

Sonuç ola­rak;

Pey­gam­be­ri­miz (sav) alem­le­re rah­met, in­san­lı­ğa önder, reh­ber ola­rak gön­de­ril­miş­tir. Bir de­fa­sın­da ya­nın­da­ki­le­re “Benim bil­di­ği­mi bil­sey­di­niz, ye­mez iç­mez, dağ­la­ra çı­kar­dı­nız. (İbn-i Mace Zuhd:19)

Pey­gam­ber (as)a çok şey vahye edil­miş­tir. Bizim bu zik­ret­tik­le­ri­miz, sa­de­ce bazı ör­nek­ler­dir. Bun­lar bizim aynı za­man­da uy­ma­mız ge­re­ken sün­net­ler­dir. 
Sün­net, her Müs­lü­ma­nı bağ­lar. Çünkü sün­ne­te uy­ma­dan ümmet olun­maz. 

Pey­gam­ber (as)ın ha­di­si, sün­ne­ti Kur’an ayet­le­ri gibi Ce­nab-ı Allah ta­ra­fın­dan vah­yo­lun­muş­tur. Pey­gam­be­rin ha­di­si­ni inkar, sün­ne­ti­ni red sa­pıklık­tır. Kur’an-ı ya­lan­la­mak olur. Allah bizi Ra­su­lü­nün yo­lun­dan ayır­ma­sın, şe­fa­atin­den mah­rum et­me­sin.


Bu yazıyı 21 kişi okudu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.