TİCARET

  a)-Çalışmak ne zaman ibadet sayılır?

İşim çok, boş vaktim yok, boş vaktim yok, ibadet edemiyorum. Benim çalışmam da ibedettir diyenler oluyor.

Allah’ın anılmadığı, meşru olmayan bir işte çalışmak, çalışırken alınan ücretin karşılığı verilmiyorsa, böyle çalışma ibadet sayılmaz.  İbadet hayatı olmayanın, İnançsızın çalışmasında İbadet sevabı yoktur.

Kazancın sadakası verilmiyorsa, abdest gusül bilinmiyorsa, hak- hukuk bilinmiyor sadece dünya hırsı ile çalışılıyorsa,bu çalışma nasıl ibadet olur?

Cumaya izin olmayan yerde, üzerine Cuma farz olanların çalışmasında hayır yoktur.

İşin doğrusu, ibadetlerin arasındaki çalışmalarda ibadet sevabı vardır.

Besmele, dini levhalar ve din, dünya çıkarları için kullanılıyorsa oradaki kazançta da hayır yoktur.

 

 b)-Kazanç ne zaman helal olur?

Helal kazanç için emek,  alın teri şattır. Yapılan işte meşru olmalı, işe yalan hile karıştırılmamalı, vadinde durulmalı, borç zamanında önenmelidir.

Besmelesiz işin hayrı yoktur.

Birde kazanç, günah ve haramdan  elde edilmemelidir.

Dinimize göre helal olmayan kazanç yolları şunlardır:

-Müstehcenlikten kazanılan

-İhtiyaç sahibi olmayanın sadaka, zekat,yardım alması

-Dansöz, şarkıcı kadının,, fuhuş yapanın kazancı

-İçki, sigara, uyuşturucu imal edenin elde ettiği,

-Kumar, piyango, şans oyunlarından elde edilen

-Haram kılınan şeylerin alım satımı

-Fahiş fiyat, kara borsacılık, tefecilikten elde edilen

-Buluntu, çalıntı malın satımından kazanılan

-Faizli alışverişten elde edilen

-Rüşvet yolu ile ele geçen

-Yalanla hile ile kazanılan

-Fal ücreti büyücülükten elde edinilen

-Köpek parası haram olduğu bildirilen kazançtır.

Bir şeye haram bulaşmışsa, onun yenmesi içilmesi kullanılması helal değildir.Haram olan şeyin satışı da alışı da haramdır.Buda insanın hayatına ailesine, çoluk çocuğuna yansır.Duası, ibadeti bile kabul olmaz.Atalarımız “haram yiyenin harami evladı olur”

“Hile ile iş gören mihnetle can verir” demiştir.

Meşru iş yapmayanla ilişkilere dikkat edilmemelidir.Allah doğrularla beraber olun diyor.(Tevbe:119) “İnançsızı dost edinmeyin” diyor.(Maide:57) “Babanız kardeşiniz de olsa dost edinmeyin”(Tevbe:23) diyor.

Peygamberimizde:“Kişi sevdiği ile beraber haşr olunacaktır.İnsan dostunun dini üzerindedir.Onun için dost edindiğiniz kimseye dikkat endin.”(R.Salihın:366)

Bir hadislerinde de:“Müminlerden başkası ile düşüp kalkmayın.Yemeğinizi de ancak itikadı düzgün olanlar yesin.”(R.Salihın:365) buyuruyor.

Müslüman, kime destek olacağına, kimin gücüne güç kattığını, iyiliğe mi kötülüğe mi sebep olduğunu bilmelidir.Ucuz gibi menfat gibi şeyler düşünülmez.

Allah: “iyilikte yardımlaşın kötülükte yardımlaşmayın”(Maide:2) inancımız da paranın nerede kazanıldığı gibi nereye harcanıldığı da sorulacaktır.

 

 c)-Nelerde çalışılmaz meslek olmayan işler nelerdir?

Meşru iş yapmayanın işinde çalışmak, onun işini kolaylaştırmak doğru olmaz.İyiliğe sebep olan da kötülüğe sebep olanda bizzat onu işlemiş gibi mesul olur.

Şarap fabrikasında, meyhane de,kumarhanede, faizli muamele yapılan yerde fuhuş yapılan yerde insanların aldatıldığı yerde, haram mal üreten, satan yerlerde, müstehcen ve din düşmanlığı yapılan yayın organında, din düşmanlığı yapılan yerde bir de ibadete izin verilmeyen yerde çalışılmaz.

İnsana nasıl yaşadığı, nelerle meşguldün? Sorusu sorulacak.Nerden kazandın? Denilecek.

Her iş meslek değildir.Meslek, faydalı olan iştir.Faydasız iş yapanın kazancı helal değildir.Meslek olmayan işler nelerdir?

-Alkol satılan, içilen yer işletmek

-Kumarhane işletmek

-Kumar oyunları oynatmak

-Domuz çiftliği veya domuz mamüllerinin satıldığı yer açmak

-Kötü alışkanlık kazandıran salonlar açmak

-Harama götüren bir işle meşgul olmak, bir şey üretmek.

-Fuhuş yapılan yer açmak

– Zararlı yayınlar basılan, satılan yer açmak

-Faizli muamele yapılan yer açmak ve iş yapmak

-Dilencilik yapmak

-Hırsızlık, gaspçılık, mafyacılık yapmak

-Dansözlük, şarkıcılık, mankenlik yapmak meslek değildir.

 

 

d)-Ticarette kar sınırı var mıdır?

Bir sahabi at satın alacaktı fiyatını sordu.Fiyatını öğrenince bu at daha fazla eder, dedi.Fazla fiyatla atı aldı.Kendisine

-Daha ucuza alabilecektin neden böyle ettin dediler.

-Biz alışverişte hile yapmayacağımız hususunda Allah Rasülune söz verdik Cevabını verdi.

İmam-ı Azam hazretleri kusurlu bir malın fiyatını yüksek tutan ve malın kusurunu göstermeyen ortağından ayrılmış, hissesini de fakirlere dağıtmıştır.

İmam-ı Azam:“Dinin alışveriş kısmını bilmeyen haramdan korunamaz”der.

İslam da kar için belli bir sınır konmamıştur.Ahlaki,vicdani ölçüler esastır.Yalan, aldatma, fahiş fiat yasaklanmıştır.Allah:Birbirinizin mallarını haram yollarla yemeyin.(Nisa:29) derken Peygamber(as):Aldatan bizden değildir buyurur.(Müslim, İman:164)

Hanefi mezhebine göre fahiş fiat sınırı, gayri menkullerde  %20, hayvanlarda  % 10, menkul eşyada % 5 olarak fiatının üçte birinden fazlası fahiştir.İnsaf elden bırakılmazsa, helal sınırı aşılmamış olur.Farklı fiyat, pazarlığa bağlıdır.

Dinimizde göre kar haddi belirlenmemiştir.Piyasa ekonomisi esas alınmıştır.Alışveriş, arz talebe göredir.Bazı büyüklerimiz, karın üçte bir sınırını aşmamasını tavsiye etmişlerdir.

   Helal kazancın ölçüsü şöyledir:

-Fiat haddi aşamayacaktır

-Yalan, hile, aldatma olmayacaktır.

-Alıcının durumundan faydalanılmayacaktır.

-Karaborsacılık yapılmayacaktır.

– Mal işe yarar olacaktır.Kusuru varsa bilinecektir.

-Fiat açıkça yazılmalıdır.

-Veresiyede  mal değil fiyat yazılmalıdır.

-Veresiye satıp, peşin fiyatla mal geri alınmaz.

-Alışverişte fırsatçılık yapılmayacaktır.

Seri es.Selati, badem satın alır satmak için Pazara götürür.Bademi 60 dirheme almıştır.63 dirhemden satmak ister Alıcı bademin 90 dirhem olduğunu söyler.Satıcı fiyatı yükseltmez.Alıcı da bu fiyata alamam der,alışveriş olmaz.

 

 e)-Ticaret ahlakı nasıl olmalıdır?

Eski Türklerde hırsızın ve hile yapanın çaldığı mal veya boynuna bir levha asılır.Yaptığı hile yazılıp teşhir edilirdi.Devamlı esnaf denetleniyor, herhangi bir ahlaksızlığa  meydan verilmiyordu.Ahlaksızlık yapana şu cezalar veriliyordu:

1-Bir süre işinden men.

2-Sanatından uzaklaştırma.

3-Dayak cezası.

4-Para cezası

5-Yolsuz cezası(Medeni münasebetleri kesme)

6-İkaz ve nasihat

7-Hapis cezası.

8-Malların müsaderesi(28)

Ahilik teşkilatı, Ahi Evran tarafından kuruldu.Hedef, kamil iman yetiştirmekti.Temel ilkelerden bazıları şunlardı:

İyi huylu,güzel ahlaklı ve herkes için sevgi dolu olmak .

Kini, haseti, düşmanlığı ve dedikoduyu hayatından çıkarmak.

Ahdinde, sözünde  ve sevgisinde vefalı olmak; gözü, gönlü ve kalbi tok olmak.

Büyüklere saygı göstermek.

Gelmeyene gitmek, dost ve akrabayı ziyaret etmek

Herkese iyilik yapmak, iyilikleri istemek ve yapılan iyiliği asla başa kalkmamak.

İnsanlar arasında dil, ırk, renk farkı gözetmemek

Hata ve kusurları daima kendi nefsinde aramak, iyilerle dost olup, kötülerden uzak durmak.

Fakirlerle dostluktan, oturup kalkmaktan çekinmemek.

Hak için hakkı söylemek ve hakkı söylemekten korkmak.

Emri altındakileri ve hizmetindekileri koruma ve gözetmek.

Açıkta ve gizlide Allah’ın emir ve yasaklarına uyma;içi dışı, özü sözü bir olmak.

Yapılan hayırda Allah’ın rızasından başka amaç gözetmemek.

Ahi Evran şöyle demiştir:

-Elin açık olsun, cimri olma.

-Kapın açık olsun, misafire kapı kapama.

-Sofran açık olsun, ihtiyaç sahiplerini kovma.

-Dilini bağlı tut, kötü söyleme.

-Gözünü bağlı tut, harama bakma.

Bazı büyüklerimizin tavsiyeleri de şöyle:

-Satarken malını aşırı methetme.

-Malın ayıbını  alacak olandan gizleme.

-Ölçerken hile yapma, doğru tart.

-Fiyatını haksız yere yükseltme.

Osmanlı Devrindeki Esnaf Nizamnamesine Ait Bazı Hükümler:

-Ve ekmekçilerin işlediği, içi ve karası olmaya

-Kasaplar, koyunu geceden temizleye ve arı (temiz) satalar ve semizini saklayıp zaifini boğazlamıyalar.

-Ve aşçının pişirdiği et, çiğ olmaya ve pak koparalar…ve kasesi ve bezi temiz ola ve kazanı kalaysız, çanakları sırçasız olmaya ve hizmetkarları kafir olmaya ve bellerinde faturalı (önlükleri) temiz ola

-Ve börekçilerde gözlene !…hamurları arı undan ola… miyanesi soğanlı ola ve koyun etinden gayrı et karıştırmayalar…

-Üzüm, incir ve benzeri meyvelerin (onu, onbir)akçaya (%10 kar ile) satıla…Bahçelerden gelen yemişler, yüzlemeye olmaya.Üstü nasılsa altı da öyle ola…Pazar yerinden önce satılmaya.Yolda karıştırıp almak isteyeni, muhtesip (belediye görevlisi) tutup siyaset ede…

-Yoğurtçular da gözlene nişasta ve su katmayalar…Kaymakçılar, peynirciler, turşucular dahi gözlene.Turşu, sirke ile kurula;kepek ekşisi ile kurulmaya…Helvacılar,pekmezciler,şerbetçiler,hoşafçılar bile gözlene…

-Ve terziler, dikmek için aldıkları kaftanları vaktinde vere…İşlenen astar 8 arşından eksik olmaya… -Ve ipekçiler de gözlene…Şeritleri, düğmeleri kalp(sahte) olmaya.

Bürüncükcüler, çukacılar, takıyeciler,  dahi gözlene…Altunlu kadifenin klaptani eksik ve seyrek olmaya…

-Berberin yaşı 30 dan aşağı olmayacak, evli olacak, asla içki içmeyecek, beş vakite devam edecek.

Meşhurdur Fatih Sultan Mehmet gizlice esnafı, malları teftiş ederken bir esnaftan yoğurt ve peynir vermesini ister.

Esnaf yağı verir:“Ağam unla peyniri yan komşudan alır mısın? O siftah etmedi” der.

Fatih yan komşu esnafa unla peynir ver der.O da unu verir. “Peyniri yan komşum siftah etmedi” der ona gönderir.

Fatih çok memnun olur ve çok duygulanır:“Ben bu insanlarla Allah’ın izniyle dünyayı fethederim.Allah bu milletin ahlakını bozanlara lanet etsin” der.

 

 f)-Yalan-yemin  karıştırılan ticaret helal olur mu?

Cenabı Allah buyurur ki:

-Ölçtüğün zaman tas taman ölçün ve doğru teraziyle tartın.Bu hem daha  iyidir hem de netice bakımından da daha   güzeldir.(İsra:35)

Ticarette  dinimizin koyduğu ölçüler vardır. Helal kazanmak, meşru ticaret yamak, doğru sözlü, dürüst olmak gibi.

Bir hadiste: “Doğru sözlü güvenilir tüccar, ahirette peygamberlerle, sıddıklarla ve şehitlerle beraber olacaktır.”

( Tirmizi Büyü:4)

-“ Aldatan bizden değildir.”(Müslim, iman:43)

Kur-an’da ölçü ve tartıda hile yapmak yasaklanmıştır. (Hut:84-86-En’am:152-İsra:35-Mutaffifin:1)

Kayle Bint’i Ümmi Enmar isimli hanım sahibi anlatıyor:

Bir Umre esnasında merve’de Peygamber efendimiz’e:

-Ey Allah’ın Rasulü! Ben alışveriş yapan bir kadınım. Bir şey satın almak istediğimde, düşündüğümde az bir ücret veriyorum. Daha sonra normal ücretine yükseltiyorum. Bir şey satmak istediğim zamanda onun normal ücretinden fazla talep ediyorum, daha sonra normal değerine indiriyorum dedim.

Bunun üzerine Resulallah şöyle buyurdu:

-“Ey kayle böyle yapma! Bir şey satın almak istediğinde onun normal ücretini teklif et. Ya alırsın ya alamazsın. Bir şey satmak istediğin zaman da yine malın normal ücretini iste ya satarsın yada satamazsın.”(İbn-i Mace, Ticaret, 29)

Aldatmak, aldanmaktır.

Bedir savaşı sırasında Ebu Huzeyfe bin elyamani ile Ebu hasil adlarındaki Müslümanlar, Mekke’den gelirken müşrikler tarafından yolları kesilir. Bunlara savaş için mi gittikleri ve Muhammed’e katılıp katılmayacakları sorulur.

Savaşa katılmayacaklarına dair söz verirler. Bu iki arkadaş nihayet peygamberin yanına gelir. Durumu anlatırlar. Düşman 1000 kişi, Müslümanlar ise 300 kişidir. Peygamberimiz: “Müslüman verdiği sözü mutlaka tutmalıdır.” Diyerek onları savaşa sokmamıştır. İşte İslam ahlakı budur. Allah’ın elçisinin bir lider olarak başarılı olmasının nedenlerinden biri de budur, yalana iltifat etmemiş ve verilen sözü mutlak yerine getirmiştir. Müslüman, doğruya da olsa yemin etmez. Yemin ederse, yeminini bozmaz.

Cenabı Allah bir ayette şöyle emreder:

-“Anlaşma yaptığınız zaman, Allah’ın ahdini yerine getirin ve Allah’ı üzerinize şahit tutarak, pekiştirdikten sonra yeminleri bozmayın…” (Nahl:91)

Hz. Peygamberde bu konuda şöyle der:

-“ Alışverişte yemin, malın kazancını giderir.” (R.Salihin:1752)

-“ Bir şeyi satarken yeminden sakının, o her şeyi mahveder.” (R.Salihin:1753)

Hz. Ebu Bekir(ra): “ Amelsiz tutulmayan sözden Allah razı olmaz” der. Yemin kefaret gerektiren bir davranıştır. Doğru söz yemin gerektirmez. Yalancı, yalana meyli olan yemin eder. Çok yemin eden yalan söyleyen güvenini yitirir. Bunlar ciddi insan işi değildir. Bunların şakası da yoktur

Allah kur-an’da: “Ey iman edenler, Allah’tan korkun doğru söz söyleyin” diye emrediyor. (Ahzap:70)

Peygamberimiz de: “ Yalan kötülüğe kötülük cehenneme götürür. Yalan söyleye söyleye insan Allah katında yalancılar defterine yazılır.” (R. Salihin:1571)

-“Yalan söylenin ağzının kokusundan melekler uzaklaşır.” Ramuz El Ehadis:104/11

Yalanı tasdik etmekte yalandır.

Yalancıya Allah lanet eder.

Yalan münafıklık alametidir.

Yalan rızkı eksiltir.

Yalan, büyük günahtır.

Ticarette bir de borcunu zamanında ödemektir.

Borç vermek, borçluğa mühlet vermek, borçluyu incitmemek İslam’ın teşvik ettiği davranıştır. Böyle davranmak çok sevaplı bir iştir. Borçlu olanın da borcunu zamanında en güzel şekilde ödemesi böyledir.

Borçlu dürüst davranmalıdır. Varken yok dememeli, zamanı geçirmemeli, tam olarak ödenmelidir. Peygamberimiz: “ ödememek niyetiyle borç alan, Allah’ın huzuruna hırsız olarak çıkacaktır.” Buyurur.

“ Varken borcu geciktirmek zulümdür”( Tirmizi büyü:66) Alacak ve borcu şahitlendirmek ve yazıya geçirmek Allah’ın emridir. ( Bakara:282)


Bu yazıyı 449 kişi okudu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here