Toplumda olumsuzluklara neden olan şeylerden bazılarını zikredelim

Rüşvet sıralamasında başlardayız. Yakın zamana kadar rüşveti bilmeyen toplumumuz, gizli eller tarafından rüşvetçi bit toplum haline gelmiştir. Türk padişahları köylüden alınan tuzun parasını vermiş, koparılan üzüm salkımının yerine para asılmıştır. Çiğnen ilen ekinin bedeli ödenmiştir.

Allah’ın elçisi, İbnü Lutbiyye’ yi zekat memuru tayin etmişti. Bu zat vazifeyi görüp, Medine ye geldiği zaman:

-Şu sizin zekat malınız, şu da benimdir, bana hediye verilmiştir, der.

Resulallah hemen yüksekçe bir yere çıkar, Allah’a hamdü sene ettikten sonra şöyle buyurur.

-Kendisini zekat toplamaya gönderdiğim şu memurun hali nedir ki! Gelmiş, şu sizin zekat malınızdır, buda bana hediye verilmiştir, diyor. Bu adam babasının yahut anasının evinde otursaydı kendisine bir hediye verilir miydi? Yoksa verilmez miydi? Allah’a yemin ederim ki bir kimse hiyanet edip devlet malından( hakkından başka) bir şey alırsa muhakkak kıyamet gününde o insan çaldığı malı boynuna yüklenerek gelir.Çaldığı hayvan deve ise boynunda inleye inleye, sığır ise avaz avaz bağırarak, koyun ise şiddetle feryat ederek gelir.

Bundan sonra Allah’ın elçisi, iki elini koltuk altı beyazlığı görünene kadar kaldırdı, sonra da iki defa:

-Ey Allah’ım emirlerini tebliğ ettim mi? dedi.

Yargıç Afiye b. Yezid, devlet başkanı Mehdi’ye:

-Beni yargıçlık görevinden al diyerek rica da bulunur.

Mehdi sebebini sorar.Bunun üzerine Afiye:

-Bir adam bana güzel bir hediye getirdi.İhtiyacım olduğu halde almadım.Bir gün bana hediye getiren zat, davalı olarak mahkemeye geldi.Kalbimin bana hediye getirenden tarafa meylettiğini hissettim.Almadığım hediye bana bu kadar etki yaparsa bir de alsam ne olacaktır der.

Sultan IV.Murat’ın danışmanı Koçi Bey, 16302 da sultan için yazdığı Risale de, Osmanlı  İmparatorluğunda gerileyişin sebepleri üzerinde durmuş, özellikle ahlak buhranı ve iltimasın yaygın etkisini belirtmiştir.

Yavuz Sultan Selim, Mısır seferinden dönüşte vezirine:

-Devlet nasıl batar? Diye sormuş, veziride:

-Rüşvet kapıları açılırsa Sultanım cevabını vermiştir.

Bu cevap karşısında Y.S.Selim:

-Allah rüşvet alana da verene de lanet etsin diye beddua etmekten kendini alamamıştır.

Kur’an da:“ Mallarınızı  aranız da haksız sebeple yemeyin” diye emrediliyor.(Bakara:188)

Peygamber(as):“Rüşvet alan, veren ve aracı olan ateştedir.” Buyuruyor.(Hadis Ans:4-434+13-441)

-“Rüşvet alan kıyamet gününde aldığı şey boynunda asılı olarak gelir.”(Age:6/437) diyor.

Şimdi sorumluluğu düşünülmeden körlere rüşvet karşılığı ehliyet veriliyor.

Çocuklar, ödül, karne hediyesi diye rüşvete alıştırılıyor.

Kalbin hastalıklarından biri riyadır.Gurur, kibirden kendimizi alamıyoruz.Yani tabii olamıyoruz

Riyada yalan vardır, şirk vardır.

Biri Peygambere gelerek:

-“Ben hem Allah’ın rızasını kazanmak, hem de halk yanında derecemin görülmesini isteyerek bir iş yaptığım oluyor” der.Bu sırada kehf suresinin 110. ayeti inmiştir.Bu konuda bazı ayetler:

-Maun suresinde de:“riya ile namaz kılanlara yazıklar olsun.Onlara şiddetli azap vardır.”(Maun:4)

-“Müşrikler gösteriş için ibadet ederler.”(Maun:6)

-Çalışmış fakat boşuna yorulmuştur, kızgın ateşe atılır”(Gaşiye:3-4)

-“De ki size yaptıkları işler bakımından en çok ziyana uğrayanları bildireyim mi?Bunlar iyi ve güzel işler yaptıklarını sandıkları halde, dünya hayatında ki çabaları boşa giden kimselerdir.”(Kehf:103-104)

Öfkeler yenilemiyor.İntikam duyguları bastırılamıyor.Halbuki Rabbimiz  bizi uyarıyor.

-“O takva sahipleri öfkelerini yenerler, insanları affederler.”(Al-i İmran:134)

-“Öç almayıp bağışlamak, büyüklerin hareketidir.”(Şura:43)

Bu konuda Peygamber(as) şöyle buyurmuştur:

Ebu Hureyre-(r.a) rivayet  edildiğine göre, bir adam Nebi,(sav)’e:

-“Bana bir öğüt ver” dedi.Peygamber efendimiz de ona:

-“Kızma!” buyurdu.

Adam, sözünü birkaç kez tekrar etti.Peygamber(sav) de (her defasında ısrarla):

-“Kızma!” buyurdu.(Buhari,Edep:76)

Niyet okuma,  Suizan besleme her zaman yapılan şeyler sözler olaylar iyiye yorulmuyor.Bu da nice nice kötülüklere sebep oluyor.

Kur’an da:”Ey iman edenler!  Zandan  sakının zannın bir kısmı günahtır:(Hücürat:12) buyrulur.Bir hadiste de :”Kötü” zandan sakının çünkü zan sözlerin en yalanıdır.buyrulur.

Ayıp aramaktan zevk alınıyor.Halbuki Müslüman kusur bulucu, lanetleyici ve kınayıcı değildir.

Kur-an’ın  emri şöyle:“Hakkında bilgi sahibi olmadığın şeyin ardına düşme.Çünkü kulak göz ve gönül ondan sorumludur.”(İsra:36)

-“Çirkin şeylerin yayılmasını arzulayan kimseler için dünyada da, ahirette de çetin bir azap vardır.(Nur:19)

Peygamber(sav):“Bir kimse, mümin kardeşinin bir kusurundan dolayı ayıplarsa, kendisi o kusuru işlemeden ölmez.”(Tirmizi,Kıyamet:53)

-“Kim başkasının ayıbı örterse Allah da  kıyamet günü onun ayıbını örter” diye bildirir.(R.Salıhin:239)

Kur-an’da:“İnsan tartışmaya düşkündür.”(Kehf:54) buyrulur.Münakaşa, inatlaşma hakarete karşıdakini küçük görmeye ve düşmanlığa neden olur.

Bir hadiste:“Münakaşa etme, münakaşanın sıkıntısı eksik olmaz”(1.Canan Hadis Ans:4/191) denmiştir.

Dini tartışma kadar,konusunu tartışma çok yanlıştır.

Hz.Peygamber Kadir gecesinin hangi gece olduğunu haber vermek için  evinden çıkmıştı.İki Müslüman münakaşa ettiğini gördü.Sahabeye dedi ki:

-Size Kadir gecesinin hangi gece olduğunu bildirecektim; falanla falanın münakaşa ettiğini gördüm, gecenin hangi gece olduğunu unuttum.

İki müslümanın münakaşası, Müslümanları hayırdan mahrum etmiştir.

Toplum, haset hastalığına müptela, çekememezlik,  her şeyin, herkese taksimini yapan Cenabı  Allah’a isyandır.

Allah: Birbirinizde olanı hasetle arzu etmeyin, diyor.( Nisa:32)

Felak suresinde haset eden hasetçinin şerrinden Allah’a sığınmamız emrediliyor.

Peygamber(as) Müslüman’ı tarif ederken: “ Kendisi için istediğini başka için istemedikçe gerçek mümin olamazsınız” diyor.

Bir hadislerinde de: “ Ateşin odunu yakıp bitirdiği gibi hasette iyilikleri yok eder.”(Seçme Hadisler:10) diyor.Peygamberimiz bir ölçü koymuştur.“Sizden biri malda,  yaratılışta, evlatta kendisinden  üstün olana değil, kendisinden aşağıda olana baksın”(Seçme Hadisler:91/33)

Bir ölçüde şöyle koymuştur(Müslüman gıpta eder münafık haset eder.)

Haset, ilimde, ibadette, ahlakta ve hayırda olursa, ilim öğretene, Allah yolunda olana olursa güzeldir.Bu hayra vesile olur.

İftira yanan bir ateştir edeni de edileni de yakıyor.

Yüze Rabbimiz Kur-an’ı Kerim’de iftira etmeyi yasaklamış ve iftiracının akıbetini şöyle haber vermiştir:

“Kim yanılır veya suç işlerde sonra da onu bir suçsuz üzerine atarsa şüphesiz iftira etmiş, apaçık bir günah  işlemiş olur.”(Nisa:112)

“İffetli kadınlara zina isnat edipte, sonra 4 şahit getirmeyenlere 80 değnek vurun; ebediyen onların şahitliğini kabul etmeyin.Zira onlar yoldan çıkmış kimselerdir.(Nur:4)

“İffetli mümin kadınlara zina isnat edenlere dünya ve ahirette lanetlenmiş kimselerdir.Kendi dilleri, elleri ve ayakları yapmış olduğu şeyleri şahitlik ettikleri gün onlar büyük azaba uğrayacaklardır.”(Nur:23-24)

“Ey inananlar!:Siz birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın inandıktan sonra yoldan çıkmış olmak ne kötü bir yoldur.”(Hücurat:11)

“Mal toplayarak onu tekrar tekrar sayan diliyle çekiştirip alay eden kimsenin vay haline”(Hümeze:1-2)

“İnanan erkek ve kadınları yapmadıkları bir işten dolayı incitenler şüphesiz iftira etmiş ve apaçık bir günah işlemiş olurlar.”(Ahzap:58)

Peygamber(sav) diyor ki:“Başkalarının iffetine, namusuna dokunmayın ki, kendi hanımlarınız, kızlarınız namuslu kalsın” (Seçme Hadisler:143/11)


Bu yazıyı 219 kişi okudu.

Paylaş

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here