TOPLUMSAL HASTALIK RÜŞVET

Rüşvet, toplumları yiyip bitiren bir hastalıktır. Meşru yollar tıkanınca, işler hakça yapılmayınca rüşvet kapıları açılır. O zaman “ işini bil” “işini bilir” “benim memurum işini bilir” diye konuşulmaya başlar.

Haram helal anlayışı, hak hukuk anlayışı dürüstlük, ahlak anlayışı kaybolur. Güçlüler, kuvvetliler hep haklı çıkar, zayıflar ezilir.

“Haram helal ver Allah’ım,

“Kulun durmaz yer Allah’ım” denilirse. Nereden nasıl gelirse gelsin diye düşünülürse, zulüm yayılır.

Bazılarının rüşvet almasından ne olur demeyin. Büyük yangınlar, küçük kıvılcımlardan meydana gelmiyor mu?

 

a)Rüşvet Nedir?

Yapılması meşru olmayan bir iş için görevliye iş gördürmek için maddi manevi çıkar sağlamaktır.

Rüşvet genellikle hukuka, hakka uygun olmayan bir iş yaptırmak, bazen de işi zamanından önceye aldırmak için verilir.

Rüşvet alanla veren de toplumda hak ve adalet düzenini bozar, haksızlıklara ahlakın bozulmasına neden olur.

Menfaat temin etmek için verilen her şey rüşvettir. İşi yapan birine normal zamanda gelmeyip vazife başında gelen her şey rüşvettir. Evliliklerde alınıp verilen başlık parası rüşvettir.

Müslüman Türk ahlakını bozmak için dış güçler rüşveti silah olarak kullanmıştır. Neymiş “Bal tutan parmağını yalar.” “Gemisini yürüten kaptan” gibi yozlaşmaya neden olan sözler adeta atasözüymüş gibi yayılmıştır.

“Üzümünü ye bağını sorma” “işini bilir” gibi sözler yadırganmaz olmuştur.

Rüşvet bu günün olayı değildir. İyilikte kötülükte insanlık tarihi kadar eskidir. Tarihte Nüşirevan, Horasan hükümdarı askerleri ile ava çıkar. Avlanırlar avlarını pişirirler ama tuz yoktur. İki adamını yakın bir köye tuz getirmeleri için gönderir. Askerler gelince sorar:

-Parasını verdin mi?

-Hayır.

-Derhal git, parasını ver. Ver ki, bedava âdeti başlamasın, köy harap olmasın. Derler ki:

-Bir avuç şeyden ne çıkar efendim!

-Zulmün azı çoğu olmaz. Rüşvetin azı çoğu olmaz. Başlangıçta rüşvette zulümde küçücüktü her gelen onu büyüttü. Der.

Bu yüzden adı Nüşirevan-ı adil olmuştur.

Osmanlıda ilk rüşvet 3. Murat devrinde vezir Şemsi Paşa’nın aldığı söylenir. Bir de Kanuni zamanında Rüstem Paşa rüşvet alarak büyük bir servet edinmiştir.

 

b)Biz Rüşvetin Neresindeyiz?

İnancın zayıf, ahlakın bozuk ve adaletsizliklerin olduğu bir yerde rüşvet o oranda yaygındır. 31-01-2001 tarihli Yeni Asya gazetesinin haberine göre Van ticaret ve sanayi odasının hazırladığı “ işte Türkiye gerçekleri” başlıklı raporda Türkiye’nin rüşvette ön sıralarda olduğu açıklanmıştır.

5-Şubat 2011 tarihi Yeni Şafak gazetesinin haberine göre Türkiye’nin rüşvet sıralamasında Avrupa altıncısı olduğumuz açıklanmıştır.

Tuz bozulmayı kokuşmayı önler. Eğer tuzun kendisi bozulduysa bozulma kokma nasıl önlenir?

İnsanlarda vazife aşkı, Allah korkusu yoksa ihtiras yaygınsa, kanunlar aciz kalır, rüşvetin önüne geçilmez. Rüşvet kurnazlık, açıkgözlülük ve işini bilirlik olarak anlaşılır.

İnanmayan, her gayrimeşruyu meşru sayar. Rüşvet ve rüşvetle elde edilen şey meşru değildir. O zaman kötü niyetli insanlar toplumda söz sahibi olur. Layık olmayan kişiler toplumda önemli yerlere gelir. Ve gayri meşruluk topluma yayılır. Bu da o toplum için en kötü haberdir.

Rüşvetin çok yönlü zararları vardır. Alana da verene de zarar verir. Peygamber ( as ): “Rüşvet alanda veren de ateştedir.” Demiştir.

Atalarımız: “ Rüşvet kapıdan girerse, adalet bacadan çıkar.” Demişlerdir.

Rüşvet toplumdaki düzeni bozar. Aileye yansıması ise çok kötü olur. Aile düzeni bozulur. Sevgi saygı kalmaz. Çocuklar hayır etmez. Asi olurlar harami olurlar. İnsanın bedenindeki organlar bile isyan eder. Temiz duygular, insani hisler ölür. O insanda merhamet kalmaz. Aldığı rüşvet hayır etmez, telef olur. Bela ve musibetler eksik olmaz. Can yaktığı için onun da canı yanar.

Bugüne kadar imparatorlukları, iki şey yıkmıştır. Birisi gayri meşru hayat, diğeri rüşvettir. Roma, Osmanlı, hatta Rus imparatorluklarını da bu iki şey yıkmıştır.

Yavuz Sultan Selim devrin âlimine sormuş

-Millet nasıl batar?

-Rüşvet kapıları açılırsa: cevabını alınca:

-Allah rüşvet alana da verene de lanet etsin” demiştir.

Rüşvetin sebeplerine bakacak olursak:

-En önemli sebep, inanç, Allah korkusu ve ahiret düşüncesinin zayıf oluşu ve olmayışıdır.

-Hırs, ölçüsüz davranma, moda israf gibi nedenler, kumar, rüşvete zorlar.

-Menfaat temin etme makam elde etme ve aleyhindeki bir şeyi lehine çevirme,

-Eğlenceye düşkünlük, içki, uyuşturucu, gayri meşru hayat gibi nedenler. Düzgün hayat yaşayanların herhangi bir sıkıntısı olmaz. Dolayısıyla yüzlerini kızartacak pişmanlık verecek iş de işlemezler.

Rüşvet almak vermekte fazla tepki görmüyor, kınanmıyor. Verilen cezalar yetersiz oluyor. Bir önemli husus da ailelerin, yöneticilerin kötü örnek olmasıdır. Karne hediyesi herhangi bir başarı ödüllendirilirken rüşvete dönüşüyor. Sınıf geçmesi tatille ödüllendiriliyor.

Bu senin vazifen, denmiyor. Hayata atılınca da yaptığı işin, görevinin karşılığını bekliyor.

-Çocukluğunda iyi eğitilmeyen, dini duygu verilmeyen çocuk, büyüyünce sapmalar oluyor. Faydacı olamıyor. İnsanların hayırlısının insanlara faydalı olan olduğunu bilmiyor.

-Eğitimimiz, maddi düşünceli insan yetiştiriyor.

-Maddi cezalarla rüşvet hastalığının önüne geçmek mümkün olmuyor. Rüşvet hastalığının tek ilacı maneviyattır.

Bir sünnet düğününde bir yaşlı amca bir gence:

-Mesleğin ne? Dedi.

-Polis deyince:

-Ne kadar maaş alıyorsun? Ama siz yolumuzu bulursunuz deyince genç, biraz kızarak:

-Amca sen ne diyorsun? Ben İmam Hatip okulunun birinci devresinden mezunum. Benim inancım rüşvet almaya, haram yemeye müsaade etmiyor demişti.

c)Din Ne Diyor?

Dinimiz rüşveti insan için, toplum için zararlı gördüğünden için rüşvet almayı vermeyi haram kılmıştır.

Kur’an da

-“Batıl yollarla aranızda mallarınızı yemeyin.” ( Nisa:29 )

-“ Mallarınızı aranızda haksız yere yemeyin.” ( Bakara: 188 ) diye emrediliyor.

Peygamber ( as ):

-“ Rüşvet alan, veren ve aracılık eden lanetlenmiştir.” ( İ. Canan, Hadis Ans: 13 / 441)

-“ Ateşte yanmaya en layık olan rüşvetten oluşan ettir.”( Age:6 / 434 )

-“ Sakın sizden biri kıyamet günü böğüren bir deve, kişneyen bir at, meleyen bir koyun, altın, gümüş elbise olduğu halde beni kurtar dediğini duymayayım: ben size söylemedi mi” diye cevap veririm. ( Age: 6/437 )

-“Rüşvet alanın aldığı şey kıyamet gününde boynuna asılı olarak gelir.” ( Age:6/437 )

Rüşvet, haklıyı haksız, doğruyu yanlış çıkardığı için haramdır. İşe girmek için torpil yapmak, rüşvet vermek hak gaspıdır, rüşvettir.

 

d)Rüşvetin Sonuçları:

Rüşvet, bir toplum için afete benzer. Böyle bir hastalıktır ki bir gün bulaştığı toplumu perişan eder. Daha birçok hastalığı beraberinde taşır. Toplumun direği olan adalet ve güven kalmaz.

Rüşvetçi, hak hırsızıdır. Bir insanın hakkı değil birçok insana zulüm ve haksızlık dokunur. Rüşvet, köre bile ehliyet verdirir. Birçok insan da ondan maddi manevi zarar görür.

Rüşvete alışan doymak bilmez. İşinin görülmesi için rüşvet vermesi gerektiğini söylediler. O da bir miktar parayı bir kitabın içine koydu ve ilgili memura uzattı:

-Boş zamanlarınızda okursunuz…

Ertesi gün geldiğinde işinin yapılmamış olduğunu gördü. Şaşırdı:

-Niye hazır değil bizim iş?

-Ah affedersiniz? Dün verdiğiniz kitabı okumaya dalmışım da… Hazırlayamadım.

-Peki, şimdi ne bekliyorsunuz işimi yapmanız için?

-Verdiğimiz kitabının ikinci cildini…

Şöyle anlatırlar: İki arkadaş yolda giderken bir kuş öter. İkisi de kuşun kendisi için öttüğünü söyler. Anlaşamazlar. Derler ki, yarın muhtara gidelim aramızı bulsun. Akşamdan biri oğlak, diğeri de bir kuzuyu muhtarın kapısından itip, meseleyi anlatarak kendisinin haklı çıkarılmasını ister. Ertesi gün gelirler, durumu anlatırlar. Muhtar:

-O kuş ne senin için ne de senin içini öttü. O kuş benim için öttü der.

Rüşvet, ne alana yarar ne de verene. Rüşvet, kötü bir ahlaksızlıktır, düşmana yarar. Islak elbise gibi alan da veren de evvela ürperir. Sonra ikisi de alışır gider. Alıp verenler üzerinde olumsuz etkilere neden olur. Görevini kötüye kullanma, haksız kazanç sağlama alışkanlığı yayılır. Rüşvet almak adeta meşrulaşır. Zulüm artar. Rüşveti alan her haksızlığa ve adaletsizliğe göz yummak zorunda kalır. Artık insanımıza, devletimize, geleceğimize zarar veren işler, günlük normal işler haline gelir.

 

e)Hediye Rüşvet Midir?

Hediye olarak yumurta alan memur, daha sonra tavuğu rüşvet alır. Hediye rüşvetin kapılarını açar. Memurun görevi vatandaşın işini yapmaktır. Onun için maaş alır. Memura verilen hediye rüşvettir. O memur orada bulunmasa, o hediye ona gelir mi?

Hediye, bir iş ve bir beklenti karşılığında veriliyorsa, rüşvettir. Çünkü hediye karşılıksız olur. Verilen hediyenin rüşvet olmaması için:

-Yapılan işin meşru olması

-Başkalarının zarar görmemesi

-Mesai dışında çalışma karşılığı olması

-Zararı önleyici nitelikte olması

-Rüşvet alışkanlığının çığırını açar durumda olmaması gerekir.

Hediye ne kadar küçük olursa olsun alanın kalbini verene meylettirir.

İnsan duygusal bir varlıktır. Kendisine iltifat eden, yardımda bulunan, hediye veren, rüşvet veren hatta selam veren insana karşı adil davranması, tarafsız iş yapması biraz zordur. Onun için devlet adamının devlet memurunun çok dikkatli olması lazımdır.

Unutmayalım ki, verilen her rüşvet, sunulan bir hediye eninde sonunda devletin kasasından çıkacaktır. Yani devlet millet zarar görecektir.

Bir zamanlar Nahiye Müdürlüğü görevine bakan kardeşim anlatmıştı:

İlköğretim müfettişi ile beraber bir köye giderler. Köy muhtarına misafir olurlar. ( tezgahı, tarlası, sürüsü olmadığı için muhtarı oluştur )  Bakkaldan aldığı yarım kilo peynirle yarım kilo balı muhtar sofraya koymuştur. Birkaç lokma alan müfettiş bey muhtara:

-Muhtar, balın, peynirin iyiymiş bize birer teneke yolla der.

Kardeşim, kesinlikle reddeder. Bir gün bir teneke peynir, bir teneke bal yolcu olur. Tabi parası köy sandığından…

Hz. Ömer’in hanımına bir kadın hediye verir.

Hz. Ömer:

-Bunlar ne? Der.

-“Falanın hediyeleri” cevabını verince,

-Ben halife olmadan sana bu hediyeler verildi mi? Şimdi niye veriliyor? Bunları geri ver. Diyor.

Peygamberimize zekât memuru topladığı zekâtları getirir. Şu sizin, bunlar benim. Bunlar bana hediye verildi der.

Peygamberimiz ona:

-Sen ananın, babanın evinde otursaydın bu hediyeler sana gelir miydi? Der.

 

f)Rüşvet Nasıl Önlenir:

“ Rüşvet için:” Vermeden olmuyor” denilip veriliyor. Alan açıkgözlülük yaptım zannediyor. Görevliler, rüşveti önlemek zor. Çünkü alan veren iki kişi arasında oluyor diyor işin üzerine varmıyor.

Bu devirde oluyor. Ne yapsın geçim darlığı aile geçindiriyor çocukların okutulması gibi gerekçelerle rüşvet almak normalleştiriliyor.

Son zamanlarda eğitim kurumlarımız sadece kuru bilgi veriyor. Paralı meslekleri hedef gösteriyor. Maneviyatsız insan yetiştiriyor. Dürüst davranmak, etrafına güven verecek insan yetiştirmiyor.

Bir padişah bir yere yönetici göndererek, kendisinden en çok korkan insan arıyor. Birini bulup gönderiyor.

Bir müddet sonra gelen haberler diye değil. Şikayet edenlere padişah:

-Benden en çok korkan adamdı o diyor.

Onlarda:

-Efendim siz onun yanında değildiniz ki. Eğer Allah’tan en çok korkan arasaydınız iş böyle olmazdı derler.

Rüşvetin ilacı ahlak, inanç Allah korkusu ve ahirette hesap vereceği düşüncesidir. Bir insan Allah’tan korkarsa; Allah görüyor, Allah biliyor, Allah soracak diye inanıyorsa, pişman olacağı Allah’ın razı olmayacağı bir iş yapmaz.

İnançlı görev yapan birine rüşvet teklif ediliyor. Memur olur diyor ve ekliyor: “ Ben Allah’ın rızasına talibim, bunu istiyorum. Bunu bana verebilir misiniz? Diyor.

İnanan fakir de olsa, rüşvet almaz. İnanmayan zengin de olsa doymaz, rüşvet alır. Çünkü onu frenleyecek, engel olacak bir endişesi yok. İnsanlar nasıl açıktan herkesin göreceği şekilde rüşvet almazsa, Allah’tan korkan da Allah görüp dururken rüşvet alamaz.

Mehmet Akif şöyle diyor:

Ne irfandır ahlaka veren yükseklik ne vicdandır.

Fazilet hissi insanlar da Allah korkusundandır.

Atalarımız ne güzel söylemiş:

-Kork Allah’tan korkmayandan.

-Allah’ı olmayanın ahlakı olmaz.

Rüşvetin bir ilacı da helal lokma hassasiyetidir. Haramdan kaçış, insanı her türlü kötülükten ve her türlü günahtan alıkor.

Bir neden de kul hakkına riayettir. Kul hakkını Allah’ın affetmediği inancı insanı ahlaklı dürüst davranmaya mecbur eder.

Rüşvet ve diğer yolsuzlukları önlemenin tek çaresi din ve ahlak eğitimindedir. Kanunların yetersiz kaldığı yerlerde İslami terbiye caydırıcı rol oynar.

Bir makama torpille gelen, torpil yapmaktan kendini alamaz. Kötü alışkanlıkları olan, gayrimeşru hayat yaşayan, rüşvet almadan edemez.

Hak hukuka inanmayan rüşvet almakta tereddüt etmez. Lüks hayat, yaşayan bu hayatı ancak meşru olmayan yollarla sürdürür. Kanaatkâr olmayan, şükretmeyen doymak bilmez.

Bir arkadaşıma rüşvet teklif ediliyor. Cevabı:

-“Şerefimi almaya gücün yetmez” oluyor.

Şerefli insan rüşvet almaz. Rüşvet alanların çok olması, rüşvet verenlerin çokluğu, bir insanın da rüşvet almasını gerektirmez.

Rüşvet vererek iş yaptıranların, rüşvetle iş görenlerin sonlarına, aileye yansımasına bakılacak olursa, perişanlık, rezillik ve mallarının telef olduğu görülecektir.

 

f)Rüşvetin Caiz Olduğu Olur Mu?

Yıllar önce 16 yaşındaki Van’lı tekstil çalışanı şöyle bir soru sordu.

-Şef namaz kılmama müsaade etmiyor. Ona bazı hediyeler versem, namaz kılmam için müsaade etse rüşvet vermiş olur muyum?

Geçinememek borçlu olmak, az ücret veya maaş rüşvet almak için mazeret olmaz. Başkalarının alması rüşveti meşrulaştırmaz. Çocuk okutmak, kirada durmak rüşvete mazeret teşkil etmez.

İşi yaptırmak veya işi çabuklaştırmak için verilen hediyenin rüşvete girmemesi için:

-Yapılan iş meşru olmalı,

-Başkasını mağdur etmemeli,

-Memurun mesai dışı çalışması olmalıdır.

Hediyenin veya verilen paranın, temin edilen menfaatin rüşvet olmaması için ancak; can, mal, ırz, namusun korunması söz konusu ise, veya ihtiyaç olan bir malın gaspını önlemek için verilmesi, rüşvet sayılmaz.

Burada bir husus var, şartı da şu: tehdit ve tehlike ciddiyse kerhen verilmişse, o zaman rüşvet olmaz.

İş normal bittikten sonra memnuniyetten dolayı verilen hediye, rüşvete girmez. Yeter ki, başkalarından rüşvet beklentisi alışkanlığı kazandırmasın.

“Rüşveti alan da veren de ateştedir” diyor Allah Rasülü ( sav )

Rüşvet insanın meslek hayatını öldürür. Rüşvet yuva yıkar. Rüşvetin eşe, çocuklara yansıması kötü olur. Rüşvetle sahip olunan mal yanar, telef olur veya başka bir zalim onu sahiplenir.

Rüşvetin ahiretteki cezası ağırdır. Rabbim rüşvetin zararlarından insanımızı korusun.


Bu yazıyı 369 kişi okudu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.