Tövbe Etmek

Zaman zaman günahlarımız, hatalarımız yüzünden ilahi ikazlar, ilahi uyarılarla karşı karşıya kalıyoruz. Bunun için günahlarımızı hatırlamaya, pişman olmaya ve esaslı bir tevbe etmeye ihtiyacımız var.

Cenab-ı Allah Kur’an’da :

–         “Ey mü’minler, Allah’a topyekün tevbe edin. Umulur ki, kurtulursunuz,” buyuruyor.

Necip Fazıl Kısakürek’in ifadesiyle :

“Ağlayın su yükselsin,

Belki kurtulur gemi,

Anne seccaden gelsin,

Bize dua et emi.”

Peygamberi günde 70 kere – 100 kere tevbe eden Muhammed ümmeti, neden tevbe etmez, neden irkilip günahlardan vazgeçmez, neden biatı yenilemez, neden imanı tazelemez?

Tevbe, organları, abdest aldırmak, temiz hale getirmektir. Elin, dilin, kalbin, gözün, kulağın mânen yıkanmasıdır.

Tevbe, Allah’a hicrettir. Günahlardan Allah’a yöneliştir. Ortada şeytan ve şeytanî insanlar, kol geziyor. Her köşe başında tuzak kurmuş, avını bekliyor.

Böyle bir dünyada müslüman : “Her günah içinde küfre giden bir yol vardır.” Uyarısına kulak vererek, küfre girmekten korunmalıdır.

Günahkârlar, “günahkârım” diyenler, tevbe etmeye yönelip, günah kirlerinden arınmalıdır.

Günahları yüzünden başı belâdan kurtulmayan mutsun insanlar, günahlardan arınarak, huzur ortamına kavuşmalıdır.

Kur’an’da : “Başınıza gelenler işlediğiniz günahlar yüzündendir” buyrulmuştur.

Başımıza gelen her sıkıntı için, her musibet için sormalıyız, araştırmalıyız. Acaba ne hatam, ne günahım oldu ki bu şekilde muamele görüyorum demelidir.

 

1.                  Tevbe Nedir?

 

Tevbe, pişmanlık duymak ve günahlardan dönüştür. Söz vermedir.

Hz. peygamber (s.a.) :

“Pişmanlık tevbedir.” (Ramuz el Hadis:238/1)

“Tevbe, günahlardan sonra o günahı bir daha yapmamaktır.” (Age:198/15)

Tevbe; duadır, tevbe yalvarıştır.

Tevbe, kulun aczini bilmesi ve günahlarını af edecek bir Allah’ının olduğunu hatırlamasıdır.

Tevbe kapısı, kurtuluş kapısıdır.

Tevbe, Allah’a dönüşü sağlar ve insanın kurtuluşunu gerçekleştirir.

Tevbe, pişmanlık, günahı terk ve bağışlanmak için Allah’a yalvarıştır.

Tevbe, göz yaşıdır.

Kimse mâsum değildir. Herkes günah işler. Önemli olan, pişman olup tevbe etmektir.

Günah, işleyinceye kadar caziptir. İşlenince pişmanlık başlar. Rahatsızlık başlar. İşte bu sırada günahlara bir daha dönmemek üzere veda etmektir, tevbe.

 

2.                  Niçin Tevbe Edilir?

 

Kul, bilerek veya bilmeyerek günah işlerse, kalbinde siyah bir nokta oluşur. Eğer tevbe edilemeyecek olursa, o siyahlık büyür. Günah işlemeye devam edilecek olursa o siyahlık, kalbi karartır. O zaman insanın hayatı da kararır.

Tevbe etmeyen, temizlenmediği için günahlardan kopamaz. İbadetlere devam edemez. İbadet etse de zevk alamaz. Mânevi bir perişanlık, o kişiyi hayattaki çirkin şeylerden uzaklaştırır.

Günahkâr ve kötü psikolojisinden kurtulabilmek için tevbe edilir.

Tevbe eden, rahatlar, rahatlamak için tevbe etmek gerekir.

Bugünkü şartlarda insanın günaha bulaşmaması çok zor, büyük dikkat ister. İnsan ne kadar dikkatli olursa olsun olaylar, şartlar insanı günaha bulaştırabilir. Bu yüzden herkes, her zaman tevbe ve istiğfar etmelidir.

Küfürle iman çizgisi arasındayız. Küfre giden yola düşmemek için tevbe etmeliyiz.

Günahlardan korunmak için tevbe etmeliyiz.

Kur’an’da :

–     “Ey İman Edenler! Hepiniz Allah’a tevbe

edin ki, kurtuluşa eresiniz.” (Nur:3)

–         “Samimi tevbe ile Allah’a dönün.” (Tahrim:8) emri vardır. Bunun için tevbe etmek her müslümana vaciptir.

Hz. peygamber : “Allah’a tevbe edin, ondan af dileyin. Ben günde yüz kere tevbe ediyorum.” (Müslim, Zikr:12) buyurur.

 

3.                  Kimler Tevbe Etmelidir?

 

–         Hatasız kul olmadığına göre, her Allah’ın kulu tevbe etmelidir. Hz. peygamber günde 70 defa bir rivayete göre de günde 100 defa tevbe ettiğini söylemiştir.

–         Her günahkâr tevbe etmelidir.

–         Nefsine uyan herkes tevbe etmelidir.

–         Allah’ın yap dediğini yapmayan, yapma dediğini yapan her insan tevbe etmelidir.

–         Namaz kılmayan kul, tevbe etmelidir.

–         Allah’a isyan eden, tevbe etmelidir.

–         Gaflete düşen, tevbe etmelidir.

–         Kafasından yanlış düşünceler geçen,tevbe etmelidir.

–         Tevbe etmeyen, tevbeyi geciktiren, tevbe etmelidir.

Sözün özü, kul tevbe etmelidir.

Tevbe edememek cezadır. Tevbe edemez hale gelmeden tevbe edilmelidir.

 

4.                  Günahsız Kul Olur mu?

 

Hatasız kul olmadığına göre, günahsız kulda yoktur. Günah, insana mirastır. Günahsız yaşamak zordur.

Günahsız denilen insanların günahının kokusu olsaydı, yanına yanaşılmaz, rengi olsaydı yüzüne bakılmazdı.

Şair : “İnsan beşer, durmaz şaşar, Eyler hata üçer beşer” demiştir.

Atalarımız : “Düşmez kalkmaz bir Allah’tır” demişlerdir.

Hz. İsa, birini recmetmek için toplanan kalabalığa vazgeçmelerini ister, kalabalık vazgeçmez. Hz. İsa : “Öyleyse ilk taşı günahsız olanınız atsın” der. Elindeki taşı yavaşça yere bırakan gider,bırakan geder. Nihayet meydanda kimse kalmaz.

Kusur ve acz, insan içindir.

Câhız : “Herkesin eksiklikten nasibi ve bir miktarda günahı vardır. İnsanlar ancak iyiliklerinin çokluğu, hatalarının azlığı ile birbirinden üstün olurlar” der.

Allah’ın korumasıyla ancak peygamberler hatasızdır. Ashab-ı Kiram bile kendini günahsız görmemiştir. Cennetle müjdelendiği halde Aşere-i Mübeşşere bile korku ile ümit arasında olmuş, her an tevbe istiğfar etmekten geri kalmamıştır. Günah işleyen kendini Tevbe sütununa bağlar, af olunduğunu hissedinceye kadar kendini çözmezdi.

Kusursuzluk, Allah’ın sıfatıdır.

Günahını, hatasını inkar eden şeytandır. Şeytan : “benim günahım yok” der ve tevbe kapısını kendine kapatır.

Peygamberimiz şöyle buyurur : “Mü’min günahını üzerine yıkılacak dağ gibi görür.” (Büyük Hadis Külliyatı:5/331)

“Hata işleyenlerin en hayırlısı, tevbekâr olandır.” (Age:332)

“Günahların gökyüzünü dolduracak kadar da olsa, af dilediğinde seni affederim” (Age:5/333)

Kulun kendisini hatasız, günahsız görmesi, çok günahının olduğundandır. Kendini hatasız ve günahsız görmek, büyük günahlardandır.

Efendim “kul, hatasız olmaz” diyerek hata işlenmez. Böyle hatalar ise af olmaz. Hata, kasden işlenirse, büyük günah olur. Cenab-ı Allah yanılarak veya unutarak işlenen hataları af eder. Bilerek günah işlemek isyandır.

Hata işlemek, kulun aczinin ifadesi, af etmek ise Allah’ın büyüklüğünün nişânesidir.

Kimse, “günahım çok” demesin. Allah beni af etmez, demesin. Unutmasın ki, Allah’ın affı, kulun günahından daha büyüktür.

Kimse, günahlarından dolayı kötümser olmasın. Tekrar tekrar günah işlese de, tevbesini defalarca bozsa da yine tevbe etsin.

Hz. peygamber (s.a.) : “Günahı olmayan insan yoktur. Fakat günahkârların en iyisi tevbe edenlerdir” demişlerdir.

Bedbin olanlara da peygamberimiz :

“Eğer siz günah işlemeseydiniz, Allah sizi helâk eder ve yerinize günah işleyecek, sonra da tevbe edecek kimseler yaratırdı.” buyurmuştur. (İ. Canan, Hadis Ans:11/285)

bazı hatalar vardır ki, insanın Allah’a yaklaşmasına vesile olur. Nasıl mı? öyle bir dönüş döner ki, Allah’la arasındaki günah perdesi kalkıverir.

Bir de tevbe, iyiliklerini artırır ki, sevaplar günahları gideriverir. Hûd sûresi 114. ayette bildirildiği gibi sevaplar günahları yok ediverir.

Öyleyse her gün günahlara karşı iyiliklerimizi arttıralım. İyilikler yaparak günahlardan kurtulalım.

 

5.                  Günah Nedir?

 

Günah, insanın dünyada ve ahirette zarar görmesine neden olan ve Allah’ın “yapmayın” dediği şeydir. Bunlar faydasız çirkin şeylerdir.

Bazı hatalar, insanın Allah dönüşünü ve yönelişini sağlarken bazı hatalarda vardır ki, insanın helâkına sebep olur. Hele bunlar bile bile işlendiyse, diğer yandan büyük günah olduğu bildirilen davranışlardansa ve bunda ısrar ediliyorsa, Allah korusun.

İmam-ı Gazali’ye göre Günah ve günahkârın durumu :

1-     Israrla ve günahlara aldırış etmemekle, küçük günahlar büyür.

2-     Günahı küçük görmek ve günahı işlemekten çekinmeyip, işlemeye devam etmek, insanı küfre kadar götürür.

3-     Günahlardan kaçınmayıp, işlediği günahları övünmek insanın kalbini karartır.

4-     Gizlice işlediği günahı gizlemeyip ona buna yaymak anlatmak, o günahın yayılmasına, meşrulaşmasına neden olur.

5-     Günahı açıktan işlemek, insandan utanıp, Allah’tan korkmamak, Allah’ın okulu terk etmesine neden olur.

6-     İyi tanınan birinin günah işlemesi, kötü çığır açılmasına neden olur.

 

Günah Çeşit Çeşittir:

 

–         Farz ve vacipleri terk eden, dönüş yapıp bunları ödeyebilir. Namaz kılmıyorsa namaza başlar, kaza eder.

–         İçki, faiz, zina, kumar gibi günahlar, bir daha yapmamak şartı ile ter edilir, tevbe edilir, dönülür.

–         Kul hakkı, iade edilir, helallaşılır. Yeter ki şirk koşulmasın, her günahın çaresi vardır.

İnsan, Hıristiyanlıkta olduğu gibi dinimizde günahkâr doğmaz. Müslüman günah işlerse günahkâr olur, tevbe ederse de günah kirinden temizlenir.

Günah işlemek alın yazısı da değildir.

Kur’an’da : “Allah kimseye zulmetmez. İnsanlar kendi kendine zulmeder.” Buyrulur. (Yunus:44)

Şair : “Hiç kuluna zulmeder mi Hûdası,

Kulun çektiği kendi cezası” demiştir.

Kul : “Ya Rabbi! Sen, benim için günah işleyeceksin”, yazmışsın bende günah işledim diyemez. Kul günah işlemekte de, sevap işlemekte de serbesttir. İradesini isterse hayra, isterse de şerre kullanır. Bunda zorlama ve yönlendirme olmaz.

İyi insan, iyilikten zevk alır,iyilik yapar. Kökü insanda kötülükten zevk alır, tevbe etmeyi de düşünmez.

Bu konuda dikkat edeceğimiz hususlar vardır:

1-     Günah işleyen ayıplanmamalıdır. Günahı yüzüne vurulmamalıdır. Başkalarına da anlatılmamalıdır.

Peygamberimiz : “Günahından dolayı kimseyi ayıplamayız. Başkasını ayıplayanın, o hal başına gelmeden ölmez” buyurur.

2-     Günah işleyene, günahından dolayı “Sen küfre girdin” diye, küfürle itham edilmemelidir.

3-     Günahkâra : “Allah seni af etmez, senin günahın çok” diyerek Allah’ın işine karışılmaz. Allah’la kul arasına girilmez. İslâm’da aforoz yoktur. Günah itirafı da yoktur.

4-     Bir de günah işleyenin günahından konuşulmaz, günahı anlatılmaz, anlattırılmaz. Ancak tevbe etmesi, günahı terk etmesi tavsiye edilir.

Yapılacak şey şudur : Günah ortamlarında günahkârlarla yaşamaya razı olmamak, o ortamı ve günahkârı terk etmektir.

 

6.                 Günahlardan Kaçınmak Nasıl Olur?

 

Günah işlemek, bir şeyin günah olup olmamasına aldırış etmemek, günah işlerken Allah’tan korkmamak, kuldan utanmamak, “inandım diyen bir kimsenin yapabileceği şey değildir.

Günah işleyen, Allah’a isyan, peygambere muhalefet etmiş olur.

Kulun Allah’a borcu şöyle özetlenebilir :

1-     Allah’ın farz ve vaciplerini yerine getirmek.

2-     Günahlardan kaçınmak.

Allah’a muhalefet, şeytanın işidir. Adem Âleyhisselam günah işlediği için cennetten kovulmuştur.

Cenab-ı Allah her kulu, Kiramen Katibin denilen yazıcı melekleri vasıtasıyla fişliyor. Kıyamet günü yaptığı herşey, önüne konulacak ve nisanın organlarına sorulacak : “Sen ne işle meşguldün” denilecek. O da şahitlik edecek.

Peygamberimiz : “Hacer’ul Esved bembeyazdı, Onu insanların günahı kirletti” demiştir. (Kıssite:12/4577, İ.Canan)

Günahlar, insanıda kirletir. Günah, manevî huzuru, manevî yücelişi ve Allah’a yaklaşmayı engeller. Ama günahtan sonra yapılacak her içten, samimi tevbe de insanın derecesini yükseltir. Bazen günah, sevap kazandırmaya vesile de oluverir.

Önemli olan husus; kasten günah işlenmez. Allah kötülüğü bilmeyerek yapıp yanılan, sonrada hemen tevbe eden kullarının tevbelerini kabul eder. Fakat, “Allah af edicidir” diyerek günah da işlenmez. Samimi müslüman bilerek günah işlenmez.

Günahları küçük de olsa unutmamak gerekir. Hz. peygamber, Hz. Aişe’ ye : “Ya Aişe ehemmiyetsiz gibi görülen işlere aman dikkat et” demiştir. (Age:17/626) Günahın azı, küçüğü olmaz.

Günahın küçüklüğü, büyüklüğü tevbe için fark etmez. Tevbe edilip vazgeçilmezse, küçük günahlarda insanın helâkına sebep olur.

Günah kirlerinden tevbe ederek temizlenmezsek, küçük de olsa o günah insanı hayırlı hizmetlerden alıkor, Haktan, Hakikatten uzaklaştırır.

Bir kutsi hadiste Cenab-ı Allah bizi şöyle uyarıyor :

“Ey Ademoğlu! Dünya zevkleri karşına gelince ölümü hatırla, günah işlemeyi kasdettiğinde tevbeyi hatırla”

Kötüden, kötülükten, bize zarar verecek pisliklerden kaçınmazmıyız? Kaçınırız. Öyleyse günahlardan, haramlardan da son derece kaçınmalıyız.

Günahlardan kaçınmadan mânevi huzura eremeyiz.

Kur’an’da :

–         “Ey İnsanlar! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Babanın evladı, evladın babası için bir şey yapamayacağı günden kaçının. Sakın şeytan Allah’ın affına güvendirerek sizi kandırmasın.” (Lokman:33)

Seni Allah affeder, Allah büyük der, insana günah işletir.

–         “Gaflet içinde oyalanıyor, gülüyorsunuz da ağlamıyorsunuz” (Necm:60-61) şeklinde uyarı var. Günah işleniyor, tevbe edilmiyor. Bunun sonucu azap var.

–         “Artık kazanmakta olduklarının cezası olarak az gülsünler, çok ağlasınlar” (işlenen günahların cezası ahirette şiddetlidir, onun için gülmeleri değil, ağlamaları gerek.) buyruluyor. (Tevbe:82)

 

Günahlardan Uzaklaşma Yolları Nelerdir?

 

Günahlardan uzaklaşmak isteyen herkes için mutlaka bir yol vardır. Günahtan uzak kalmak isteyen :

1-     Allah’ın gazabını ve cehennemi düşünmelidir.

2-     Günahları sebebiyle helak olanları hatırlamalıdır.

3-     Günahların ferdî, ailevî ve sosyal felâketlere neden olduğunu düşünmelidir.

4-     Günah işleyenlerle ilgili, günahtan uzak kalanlarla ilgili Allah’ın ve Rasulü’nün buyruklarını hatırlamalıdır.

5-     Birde günahkâr olanları ve tertemiz yaşayanları gözünün önüne getirmelidir.

6-     Her günahta Allah’ı inkara giden bir yol olduğunu düşünmelidir.

İnanıyorum ki bu yollar akıl sahibi müslümanları günah işlemekten, günah işlemeğe devam etmekten alıkoyacaktır.

 

Bundan Başka Günaha Düşmemek İçin Neler Yapılmalıdır:

 

1-     İbadetteki ihmale son verilmeli, az ve eksik olan ibadetlere devam edilmelidir. Çünkü amellerin devamlı olanı makbuldür.

2-     Günahlara tevbe edildiği gibi, günaha düşmemek için dua edilmelidir.

3-     Şüpheli şeylerden, anlamsız boş şeylerden kaçınılmalıdır.

4-     İyi arkadaş, iyi çevre edinilmeli ve iyi ortamlarda yaşanmalıdır. Utanma duygusu taşınmalıdır.

5-     İyi insanlar örnek alınmalıdır.

6-     Her an Allah anılmalı, hiç hatırdan çıkarılmamalıdır.

7-     Günaha düşmek istemeyen, günaha düşme korkusu taşımalıdır.

8-     Bir gün Allah’ın mutlaka herşeyin, iğneden ipliğe hesabını soracağı unutulmamalıdır.

9-     Önemli bir hususda insanın nefsinin arzularına karşı ve şeytanın fitnesine karşı uyanık olmasıdır. Böylece günaha düşülmemiş olunur.

10- Bana yapılsa razımıyım düşüncesi taşınmalıdır. Hz. peygamber : “Başkasının iffetine dokunmayın ki, kendi kızınız, eşiniz iffetli kalsın” buyurmuştur.

11- Allah biliyor, Allah görüyor, Allah soracak “inancı, insanı günah işlemekten, kötü davranmaktan alıkor”

 

7.                 Günahta Israr Etmek

 

Günahta ısrar, en büyük günahtır. İnsan hata edebilir ama hatasında ısrar etmez. Hatadan dönmek en büyük fazilettir. Günahta ısrar, insanı küfre bile götürebilir.

İnsanın hataya düşmesi bir cezadır. Hatadan dönüp tevbe edemiyorsa, bu ona en büyük cezadır.

Hz. peygamber :

“Günahlarına tevbe edip, bir daha o günahı işlemeyenler, günah işlememiş gibidir” der.

Bir Habeşli müslüman Peygambere sordu :

–         “Ey Allah’ın Rasulü, ben kötü şeyler işledim, bir daha işlememek üzere tevbe etsem, kabul olur mu?” dedi.

Hz. peygamber ona :

–         “Evet”, buyurdu.

–         “Ey Allah’ın Rasulü, ben kötü iş işlerken Allah beni görür mü?” diye sordu.

Peygamber :

–         “Evet”, buyurdu.

Bunun üzerine O Habeşli müslüman,bir çığlık attı ve orada ruhunu teslim etti.

Hiç Allah görüp dururken, Allah’ın yazıcı melekleri yazıp dururken günahda ısrar edilir mi? Sonra Allah’a ne deriz?

Polis görüp dururken kim suç işlemeye cesaret edebilir? Polis herşeyi göremeyebilir. Ama Allah herşeyi görür ve bilir.

Rabbimiz bir kutsi hadiste şöyle buyurur :

“Mağfiret dileyin, günah işlemekte ısrar etmeyin; Çünkü günahlarda ısrar ederek af istemek yalancıların tevbesidir.” (Fikri Yavuz, 40 Kutsi Hadis:31)

Hz. Enes’in annesi şöyle der :

–         “Ey Allah’ın Rasulü! Bana bir vasiyette bulun”

Hz. peygamber :

–         “Ey Enes’in Annesi! Günahları terk et. Zira günahları terk etmek, en faziletli hicrettir.” (Peygamberin Vasiyetleri, S:59)

Hz. Ömer (r.a.) şöyle demiştir :

“Günahtan sakınmak, tevbe ile uğraşmaktan çok daha kolaydır.” Öyleyse ilk iş, günahtan sakınmak, günah işlemekten korunmaktır.

 

8.                 Zorla İşletilen Günahtan Sorumluluk Doğar mı?

 

Zaman zaman soruluyor : İnsan, zorla işletildiği günahtan sorumlu olur mu? Ve böyle bir günaha tevbe gerekir mi?

Meselâ; tecavüze uğrayan, zorla içki içirilen imana ve nikaha zarar veren söz söyleyen veya bilmeden bir günaha bulaştırılan günahkâr olur mu?

Cebir ve zorlama ile veya aldatarak tuzağa düşürülerek işletilen günahtan sorumluluk olmaz. Zorlayan, kandıran günahkârdır. Tecavüze uğrayan zina etmiş olmaz, mazlum durumundadır. Ama bir şey var, o da tecavüze uğrayan karşı tarafı ümitlendirici, tahrik edici şekilde giyinmemiş ve davranmamış olmalıdır. Zorla içki içirilen, bütün direnmesinin sonunda sarhoş olduysa ne söylerse söylesin, ne yaparsa yapsın imanıda, nikahı da zarar görmez.

Yalnız bu zorlamalarda, tehdit ciddi olmalıdır. Gerekli tepki ve direniş gösterilmiş olmalıdır.

Birde istemeden işlenilen hatalar vardır veya bilmeden yaptığımız yanlışlıklar vardır ki, bunlarında fazla üzerinde durup, geçmişe dönüp dönüp üzülmeye gerek yoktur. Çünkü kasıt yok. Sonra Cenab-ı Allah bilerek, isteyerek, işlediğimiz günahlardan dolayı sorumlu tutacaktır.

Unutmayalım ki, bilmeden veya istemeyerek işlenen günahla,bile bile ve isteyerek işlenen günah bir değildir.

Gelelim bütün bunlara tevbe gerekir mi?

Her günaha tevbe gerekir. Bilinmeyen küçük hatalarımıza da tevbe gerekir. Çünkü kula tevbe etmek yaraşır. Tevbe, kulluk borcudur. Tevbe etmek, kulun aczinin ifadesidir. Tevbe, Allah’a  yalvarış ve duadır. Ayrıca tevbe eden, sevap kazanır ve Allah’a yaklaşır. Onun için her halükârda tevbe etmek gerekir.

Ayrıca bir günahtan tevbe edeni Cenab-ı  Allah başka bir günaha daha düşmesini önler, ona yardım eder.

Günah işlenmeye devam edilecek olursa, Allah o kulunu terk eder. Duasını ve ibadetini de kabul etmez. Kulluk defterinden siler.

 

9.                 Tevbeden Başka Çare Yoktur

 

Yahudi, akşam dükkanı kapatmış :

–         “Eyvah gene zarar ettik”,  demiş.

Bir sürü alış veriş ettiğini gören komşuları :

–         “Ne zarar etmesi” demişler.

Yahudi :

–         “O değil” demiş “Ömürden birgün daha gitti, hayattan zarar ettik” demiş.

Her gün ömür sermayesinden zarar ediyoruz. Zararla kapatmadığımız gün çok az. “Allah’a sunabileceğimiz gün ise hemen hemen yok gibi”  Herkes kendi kendine sorsun. “Ya Rabbi! Bugünümü senin için geçirdim” diyebileceğimiz kaç günümüz var?

Hz. peygamber :

“Günah işleyenin kalbinde siyah bir nokta oluşur, tevbe etmezse, o siyahlık, bütün kalbi karartır” buyurmuştur. Günah işlendikten sonra hemen tevbe etmezsek, kalbimiz kararacaktır. Onun için tevbe de ihmal ve ümitsizliğe düşmemek gerekir.

Mevlana :

“Gel, gel, kafir olsan da gel,

Putperest olsanda gel,

Tevbeyi yüz defa,

Bozmuş olsan da gel.

Bizim kapımız ümitsizlik kapısı değil.” demiştir.

Tevbe etmeyen günahkârların bulunduğu toplumun duası kabul olmaz, Allah’ın rahmeti o toplum üzerine inmez. Musa Âleyhisselam kıtlık yüzünden yağmur duasına çıkar bir türlü yağmaz.

Musa (s.a.) :

–         “Ya Rabbi! Neden yağmur yağmıyor?” der. Allah:

–         “İçinizde isyankârlar var” diye vahyeder.

Lokman (s.a.)’a :

–         “Dünyanın en zelili kimdir?” diye sorarlar. O:

–         “Günahlarını hatırlayınca üzülmeyen ve tevbe etmeyendir. Günahı da gülerek işleyendir” demiştir.

Hz. Ali (r.a.) insanı iki şey mahveder :

1-     Tevbe ederim ümidiyle günah işlemek

2-     Sonra yaparım diye tevbeyi geciktirmek, demiştir.

İnsan, günahkâr psikolojisinden bir an önce kurtulmazsa, sağlığı bozulur, huzuru kaçar, hem dünyada hem de ahirette helâk olur.

 

10.             Tevbenin Şartları

 

Tevbe etmenin şartları vardır. Bunları şöyle sıralayabiliriz :

1-     Önce pişmanlık duyulmalıdır.

2-     Günah kesin olarak terk edilmelidir.

3-     Bir daha o günahı işlememeye kesin karar verilmelidir. Peygamberimiz : “Günahı terk etmeden tevbe eden Allah’la alay ediyor demektir” buyurur. (Ramuz El Hadis:197/2) Sonra kötülükler terk edilmeden Allah’ın affına sığınılmaz.

4-     Günah kula karşı işlendiyse hak iade edilip helallaşılır.

Peygamber : “Herşeyin tevbesi vardır. Ama kötü ahlak sahibinin tevbesi yoktur. Zira o kimse günahtan tevbe etmez, vazgeçmez de günah işlemeye devam eder” buyurarak ahlaken düzelmeden tevbesinin kabul olmayacağını bildirmiştir. (Age:128/10)

 

Tevbe Etmeden Önce Neler Yapılmalıdır?

 

1-     Bir miktar sadaka vermek,

2-     Abdestli olmak,

3-     Mübarek zaman gözetmek, mübarek mekân seçmek,

4-     İki rekat nafile namaz kılmak (Evvabin, kuşluk, teheccüt namazlarından sonra tevbe etmek)

5-     Tevbeden önce istiğfar etmek, “Estağfirullah” demek.

6-     Peygamberimizi, Evliyaullahı vesile kılmak,

7-     Haram lokmayı bırakmak.

8-     İbadetlere sıkı sarılmak gerekir.

Cenab-ı Allah bir kutsi Hadiste :

“İnsanları cezalandırmak istediğimde; camilerle ilgilenenleri, rızam için birbirini sevenleri ve seher vakti istiğfar edenleri görünce onları cezalandırmaktan vazgeçerim” diyor. (H.H. Erdem, İlahi Hadisler:43)

Kur’an’ı Kerim’de şöyle buyrulur :

“Rabbini hamd ile tesbih et ve bağışlamasını dile! Muhakkak ki, o çok bağışlayandır.” (Nasr:3)

Önce Allah’a hamd, Rasulüne salat getirilecek dua ve tevbeye ondan sonra geçilecektir.

Bir şartta Allah’ın kullarını sevmek ve sevindirmektir. Hasta ve fakir aileler ziyaret edilebilir; İhtiyaç sahiplerinin ihtiyacı giderilebilir.

Hz. Ali (r.a.) şöyle diyor :

Tevbenin 6 şartı vardır :

1-     Geçmiş günahlar üzerine pişmanlık.

2-     Kazaya kalmış farzları iade.

3-     Kul hakkı varsa, iade edip helallaşmak.

4-     Günahı, hatayı yapmamaya kararlı olmak.

5-     Nefsi itaat ve ibadete boyun eğdirmek.

6-     Vücutta haramdan oluşan et varsa, onu eritmek.

Suç kime karşı işlendiyse, af etme hakkı ona aittir. Ondan özür dilenmelidir. Hak ona iade edilmelidir.

Günah kula karşı işlendiyse, kul ile helallaşılmalıdır. Kul hakkını Allah affetmiyor. Kul ile helâllaşma “helâl et”, “helâl olsun” ile olmaz. Önce ne helâl edilecek bilinmelidir. Sonra da hakkın iadesi gerekir.

Hacca giden bile makbul haç yapabilmesi için üzerinde kul hakkı olmaması lâzım.

Allah şehidin üzerindeki kul hakkınıda helâl etmiyor.

Bu ne demek : “Kul hakkı ile Allah’ın karşısına çıkılmayacaktır.”

 

11.             Nasıl Tevbe Edelim

 

Cenab-ı Allah : “Ey İman Edenler! Nasuh (ciddi,samimi) dönüşü olmayan bir şekilde tevbe edin” buyuruyor. (Tahrim:8)

Hz. Ömer (r.a.) : “Memeden çıkan sütün geri dönmediği gibi tevbe edeninde günaha dönmemesi nasuh tevbesidir.” diyor.

Bir büyüğümüz de :

“Nasuh tevbe, insanın dili ile tevbe ederken, kalbi ile pişmanlık duyması, bedeni ile de günahlardan uzak durması ile olur” demiştir.

Bugün bazılarının taptığı öğle tevbeler var ki, tevbeye muhtaç. Hem günah işliyor hem de tevbe ediyor. Günahlarından dolayı pişmanlık duymuyor, üzülmüyor, ve bir damla göz yaşı dökmüyor, güle oynaya tevbe etmeye çalışıyor. Şuursuzca dua ediyor.

Tevbe, yalnız sözle değil, tevbe gönülle olur. Gözle beraber gönülde ağlamalıdır.

Tevbe ederken, tevbenin şartlarını yerine getirdikten sonra tevbe etmek gerekir. Hele oruçlu olunur ve günahı silecek iyilik yapılırsa, Allah o günahı af eder inşallah.

 

12.             Tevbe Etmek Her Kula Vaciptir

 

Cenab-ı Allah Kur’an’ı Kerim de :

–         “Rabbınızdan af dileyin, sonra O’na tevbe edin” (Hûd:3)

–         “Ey Mü’minler! Hepiniz Allah’a tevbe edin. Ta ki korktuğunuzdan emin ve umduğunuza nâil olasınız.” (Nur:31) buyurur.

Hz. peygamber :

“En hayırlınız, tekrar tekrar günah işlediği halde tevbe edendir.” (K.Sitte:11/280) buyurmuş, bütün günahlarının af olunduğu bildirilmesine rağmen günde 100 defa tevbe ettiğini bildirmiştir.

Günah işlese de işlemese de günahı küçük olsa da büyük olsa da kula tevbe etmek vaciptir. Allah : “Tevbe edin” diyor.

Ayrıca tevbe edeyim diye günah işlenmez. Günah işlemeden de tevbe edilir. İşte o zamanda Allah onu günah işlemekten korur. “Günah işleyince tevbe edeyim” demek Allah’a kulluk edebine yakışmaz. “Benim günahım yok, niye edeyim” demek, büyük günahtır. Çünkü günahsız kul olmaz.

 

Ne Diyelim? Ne Yapalım?

 

1-     Mübarek yerlerde, mübarek zamanlarda bilhassa namazlardan sonra ve hayırlı bir iş yaptıktan sonra günahlar hatırlanıp tevbe edilmelidir.

2-     Ağzı dualı Allah’ın sevgili kullarının duaları alınmalıdır. Peygamberimiz ve Evliyaullah vesile kılınmalıdır.

Kur’an’da : “Allah’ın rahmetine yaklaşmaya yol arayın” buyruluyor. (Maida:35) Büyüklerimiz vesile kılınabileceği ifade ediliyor. Yalnız türbelere koşup oralarda istekte bulunulmaz.

3-     Birde hayır hasenet yapıldıktan sonra, sadaka dağıtıldıktan sonra tevbe edilmelidir. Çünkü Cenab-ı Allah “Şüphesiz iyilikler, kötülükleri yok eder” (Hud:114) buyuruyor.

4-     Namazlardan önce ve sonra 3 defa “Estağfirullah” denmelidir. 3 defa da “Allahümme ecirna minennar” yani : “Allah’ım beni Cehennem ateşinden koru” denmelidir.

5-     “Allahümme inneke afüvvün kerimun tuhubbul affe fağfuanni”

6-     “Allahümme mağfirli velivalideyye velil mü’minine yevme yegumul hisab” denilerek, Allah’tan af istenmelidir.

Ben bunları biliyorum dersen allahım beni affet demesini demi bilmiyorsun. “Affet beni Allah’ım” dersin.

Tevbe, devamlı olmalıdır. İp kuyu taşını biçer. Damlalar mermeri deler, neden? Kuvvetli olduğundan mı? Hayır. Devamlı olduğundan.

İbadette az da olsa devamlılık esastır. Duada tevbe de devamlılık esastır.

 

13.             Günahtan Sonra Hemen Tevbe Edilmelidir

 

İslâm’da tevbe için günah itirafına, papaza, merasime, kiliseye gitmeye ihtiyaç yoktur. Tevbe etmek isteyen isterse, hemen Allah’a yönelebilir.

Furkan Sûresinin 70. ayetinde buyrulduğu gibi “Tevbe edip, ameli salih işleyenlerin, Allah kötülüklerini iyiliklere çeviriverir.”

Tevbe edilmeyecek, tevbe geciktirilecek olursa, tevbe edilmeyen günah, başka günahlara neden olur. Bir büyüğümüzün ifade ettiği gibi günah, ıslak elbise gibidir. İlk anda ürperti verir, sonra çıkarılmayacak olursa, insan o ıslak elbiseye alışır gider.

İnsan hata yapar, yapmaz değil. İnsan hata yapmaktan değil, hatadan dönmekte gecikmekten korkmalıdır.

Lokman (s.a.) oğluna :

–         “Sakın tevbeyi geciktirme! Zira ölüm ansızın gelir” demiştir.

Bugün dünyanın cazibesi, günahların çokluğu ve sürekli işlenmesi, içine düştüğümüz gaflet, birde; sonra tevbe ederim düşüncesi, insanı tevbe etmekten alıkoymaktadır.

Sevgili peygamberimiz şöyle der :

“Günah işleyince hemen abdest alarak iki rekat namaz kılan, sonrada Allah’a tevbe eden her insan mağfiret olunur” buyurmuş ve Al-i İmran Sûresinin 135. ayetini okumuştur. Mealen : “Onlar fena bir şey yaptıklarında veya zulme uğradıklarında Allah’ı zikrederler, günahlarının affını isterler, günahlarını Allah’tan başka bağışlayan kim vardır” (İ. Canan, K. Sitte:6/120)

Allah’ın ve peygamberimizin buyruğuna göre; günahtan sonra hemen tevbe edilecek ve tevbe sürekli yapılacaktır.

Bazıları : “Günah işlemiyorum, niye tevbe edeyim” diyor. Bu düşünce doğru değildir. Bu bile tevbe etmeye nedendir. Bazıları da günahları için “Ben o günah için tevbe ettim”  diyor. Bu da son derece yanlıştır. Tevbe bırakılıvermez. Zira; tevbenizin kabul olup olmadığına Allah’tan cevap mı geldi ki, bırakıyorsun? Tevbenin devamlı olanı makbuldür.

Ashab-ı Kiram bir hata işlediği zaman Allah kendilerini af edinceye kadar tevbe sütunu denilen bir direğe bağlarlar tevbe ederlerdi.

Biri, Hz. Ali’ye sorar :

–         Günah işledim ne yapayım? Hz. Ali:

–         Tevbe et, der. O zat :

–         Tevbe ettim gene günah işledim, deyince, Hz. Ali :

–         Gene tevbe et, der. O zat sorar :

–         Ne zamana kadar tevbe edeyim? Hz. Ali :

–         Şeytan yenik düşünceye, senden ümidini kesip vazgeçinceye kadar tevbe et, der.

 

14.             Allah’ın Rahmetinden Ümit Kesilmez

 

Rabbimiz şöyle buyurur :

“Ey Günah işlemekte haddi aşanlar! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyiniz. Çünkü Allah tevbe edenlerin günahlarını af eder.” (Zümer:53) buyurur.

Allah, af edeceğim deyip dururken, ümit kesmek niye?

Allah, kabul etmeyeceği tevbeyi zaten yaptırmaz. Tevbe edebilmek, Allah’ın bir lütfüdür, tevbenin kabul olacağına işarettir.

“Allah beni af etmez, Allah onu af etmez, Allah falanı af etmez” demenin inancımızda yeri yoktur. Allah af edicidir, dilediğini af eder. Adam 99 kişiyi öldürmüş, sonra Allah af etmez diyen peşin hükümlü papazı da öldürmüş, ama Allah onu af etmiş. (Büyük Hadis Külliyatı:5/9752)

Ümitsizlik, battım, günahkârım, kötüyüm düşüncesi ile daha da kötü olunur. Bugün intiharın sebepleri araştırıldığında bir çoğunun altında günah ve ümitsizlik yatar, çünkü ümitsizlik, insanı karamsarlığa götürür, daha çok günah işlemesine neden olur. Ayrıca ümitsizliğe düşen, kendine kurtuluş kapısını kapamış olur.

Allah Kur’an’da Kafirlerden başkasının ümit kesmeyeceğini bildirmiştir. Demek ki, Allah’ın rahmetinden tamamen ümit kesen kafir olur. Bir de Allah’ın rahmetinden tamamen ümit var olanın durumu da kötüdür.

 

15.             Kimler Af Olmaz?

 

Peygamber : “Müşrik olarak ölenle, bir müslümanı haksız yere öldüren hariç Allah bütün günahkârları bağışlar” demiştir. (K. Sitte:11/294)

Nisa sûresinin 93. ayetimde : “Kim bir mü’mini kasten öldürürse, onun cezası ebedî kalacağı cehennemdir” buyrulur.

İmam-ı Azama der ki : “Allah’a eş koşmaktan ve küfürden başka işlenen kötülüklerden, sahibi tevbe etmiş de, mü’min olarak ölmüşse, onun durumu, Allah’ın dilemesini bağlıdır.” (Fıkhı Ekber:149)

Bediuzzaman : “Herbir günah içinde küfre gidecek bir yol vardır. Onun için çabuk tevbe istiğfar edilmeli küfre götürecek yola bir sed çekilmelidir” denmiştir.

Hz. peygamber (s.a.), Tevbe etmediği takdirde affa uğramayanların kimler olduğunu şöyle sıralamıştır:

–         Allah şirk koşan,

–         Müslüman kardeşine kin besleyen,

–         Zina eden, hırsızlık yapan,

–         Akraba ilişkisini kesen,

–         Hayat ve ihtişamına mağruru olan,

–         Ana babaya meşru olan bir konuda isyan eden,

–         Haksız yere müslüman kanı döken,

–         Faiz yemekte sakınca görmeyen,

–         İçki düşünü olan. (Tergib ve Terhip:4/359)

 

Kimse Allah’ın Rahmetinden Ümit Kesmemelidir

 

Adam yıllarca yaptığı yanlışlıklardan sonra, günah işlemenin manasızlığını anlamış dönmüştü. Fakat düşünüyordu.

–         Hiç Allah benim gibi bir günahkârı kabul edip affedermi ki… Ardından da devam ediyordu:

–         Beni Allah affetmez. Çünkü ben haddi aştım, belki Allah’ın kulluk defterinden silindim.

Bu ümitsizlik içinde Musa peygambere gitti ona : “Beni kulluk defterinden sildi mi, silmedi mi?” soruver, der.

Musa (s.a.) : “Ya Rabbi! O kuluna ne cevap vereyim?” dedi.

Cenab-ı Allah : “O, defterden silinmedi ama cehennemliklerin defterinde” diye bildirdi. Musa (s.a.) :

–     “Silinmemişsin.” Cehennemlikler defterindeymişsin” deyince adam, bir nâra atar ve şükür secdesine kapanır.

Musa (s.a.) yanlış anladı zanneder, tekrar adama : “Sen cennetlilerin değil, cehennemliklerin defterindeymişsin” der. Adam :

–         Bende onun için sevindim ya. Önemli olan kulluk defterinden silinmemiş olmam. Bundan sonra cehennemliklerin defterine beni yazdıran işleri bırakıyorum, tevbe ediyorum, Allah’ın beni iyi kullarının arasına yazar umuyorum. Ya kulluk defterinden silinseydim, ya Rabbim beni terk etseydi, ne olurdum diye sevinç yaşları döker.

–         O sırada Cebrail (s.a.) gelip : “Ya Musa! Rabbim o kuluna, niyetine göre muamele etti. Cehennemlikler defterinden sildi. Bundan sonra ona düşen, cennetlikler defterine yazdıracak iş yapmaktır.” der ve ilave eder : “Birde o defterde kalabilmek için gayret sarfetmektir.”

Kur’an’da : “Allah kuluna verdiği nimeti değiştirmek, kul kendi halini değiştirmedikçe” buyruluyor. (Rad:11) Demek ki, Allah’ın bize tavrının değişmesi, bizim yaşantımızın değişmesine bağlıdır.

Rasulallah hastalanan bir Yahudiyi ziyaret edip ona İslâm Dini’ni anlattı. O da İslâm Dini’ni kabul etti. Sonra öldü.

Onun yanından çıkınca şöyle buyurdu :

–         “Vasıtamla bir nefsi cehennemden azât eden Allah’a hamd olsun.”

Hz. Ömer b. Hattab (r.a.) şöyle anlattı :

–         Rasulallah, can vermekte olan bir Hıristiyanın yanına gitti. Ona :

–         “Allah’a tevbe et” Buyurdu ama o Hıristiyanın dili dönmedi.

Gözleri ile tevbesini ima etti. Bunun üzerine, Rasulallah tebessüm etti. Dediler ki :

–         Neden tebessüm ettin, ya Rasulallah?

–         “O gözleri ile tevbesini imâ edince”, allahü Teâlâ şöyle buyurdu :

–         Ey Meleklerim! Şahit olun. Onun imâsını kabul ettim. Onun imanını boşa çıkarmayacağım.

Bakın bunlar bize birer örnek olmalıdır. İnsanın cennete de cehennemde de yeri vardır. Nereye gitmek isterse, oraya gider.

 

16.             Göz Yaşları İle Tevbe Edilmelidir

 

İnsan, hem ağlayan hem de gülen bir varlıktır. Ağlamanın da gülmenin de ölçüsünü ayarlamalıdır.

Peygamber (s.a.) çok gülmeyi hoş görmemiştir, “Çok gülmeyin. Çok gülmek kalbi öldürür” demiştir.

Dengeli gülünür ve dengeli ağlanırsa, insan vücudu için ikisininde faydası vardır. Ağlanmazsa, yağmursuz toprak gibi insan çoraklaşır. Kuru göz rahmeti önler.

Gözün yaşlılığı salihlerin alametidir. “Bir göz yaşarırsa, Allah o bedeni ateşe atmaz” diyor peygamberimiz.

Kalbin karalığını ağlamak giderir. Günahlar ise ağlamaya manidir. Eğer günahlardan dolayı ağlanırsa, cehennem ateşini söndürür.

Kibir, göz yaşı ile kırılır, kalp göz yaşı ile yumuşar. Onun için vakit geçmeden ağlanmalıdır. Ağlayarak Allah’a yalvarılmalıdır.

Dünyada ağlamayan, ahirette ağlar. Mevlana : “Akıllılar önceden ağlar, ahmaklar sonradan ağlar” der.

Yunus :

“Gözyaşı siler günahı

Hakka aşıkım vallahi” demiştir.

Ağlamaya ihtiyacımız var. Ağlarken kalp de ağlamalı, gözle beraber ağlamayan kalp hastadır. Bulut ağlarsa rahmet yağar. Mum ağlarsa etraf aydınlanır.

Ashabtan biri peygamber (s.a.)’a : “Cehennemden ne ile korunayım?” deyince, peygamber (s.a.) : “göz yaşı ile. Zira Allah korkusundan ağlayan gözü Cehennem ateşi yakmaz” demiştir. (Ramuz el Hadis:243/16) herkes ağlamalı, dualar, tevbeler, göz yaşları ile yapılmalıdır.

Gökten inen damlaların bitkilere hayat verdiği gibi, dirilttiği gibi, gözden inen damlalarda, ölü gönülleri diriltir ve günah kirlerini temizler.

 

17.             Tevbe Eden Günahsız Gibidir

 

Hz. peygamber (s.a.) :  “Günahlarından dolayı tevbe eden, günahsız gibidir.” (Ramuz el Hadis:196/12) buyurur.

“Tevbe, günahları yıkar, iyilikler kötülükleri giderir. (Age:96/10)

Kur’an’da : “Elbette Allah çokça tevbe edenleri ve temizlenenleri sever.” (Bakara:222) buyrulur.

Peygamberimiz : “Günahlarınız semaya ulaşacak kadar çok da olsa, arkadan tevbe etmiş iseniz günahınız mutlaka affedilir.” (K. Sitte:17/627) der.

Bir ateistin, bir kafirin, tevbesi ve İslâm oluşu ile bütün günahları af olunur. Anasından doğmuş gibi olunur.

Peygamberimizin bir müjdesini daha burada zikredelim :

“Kim la ilâhe illallhü vahdehula şerikeleh lehül mülkü velehül hamdü ve hüve ala küllişeyin kadir diye günde 100 defa derse, ona on köle azat etmiş sevabı verilir. Ayrıca lehine 100 sevap yazılır. 100 günah da silinir. Bundan başka şeytanın şerrinden üç gün muhafaza olunur.”

Kim günde 100 defa : “Sübhanellahi velhamdülillahi velailâhe illallahü vallahü ekber vele havle vele kuvvete illa billahil aliyyil azim” derse, hataları deniz köpüğü kadarda olsa af olunur. (K. Sitte:6/121) buyurmuştur.

Allah Rasulü günah işleyen bir kadından bahseder. Kadın, pişman olmuş, cezasını çekmiştir. Cenaze namazı kılındıktan sonra “Meleklerden ayak basacak yer yoktu. O öyle bir pişmanlık duymuş, öyle bir tevbe etmişti ki, 70 Medineli müslümanı kurtaracak halde idi” demiştir.

Hz. Ömer (r.a.) öyle bir tevbe etmişti ki, herşey değişiverdi.

 

18.             Allah Tevbe Edeni Sever

 

Bakara sûresi 222. ayette : “Allah tevbe edenleri sever” buyrulur. Eğer günah işleyen, tevbe ederse, Allah onu af eder; o, Allah’ın sevgili kulu oluverir. Kutsal zamanlarda “Yok mu tevbe eden” diye melekler nida eder durur.

Kur’an’da : “Kim kötülük yapar ve kendine zulmeder de sonra Allah’tan af dilerse, Allah’ı çok bağışlayıcı ve merhametli bulur.” (Nisa:110)

Eğer kul, Allah’ın bol olan rahmetinden istifade edememişse, suç kulundur.

Kul Allah’ı af edici olarak bilmelidir. Bir kutsi hadiste : “Kulum beni nasıl bilirse öyle muamele ederim. Ben kulumun zannına göreyim” buyrulur. (K. Sitte:3/289)

Şeytan kovulunca yemin ederek Allah’a :

–         “Kullarını saptıracağım” demiştir. Allah da :

–         “Tevbe ettikleri takdirde ben de kullarımı affedeceğim” buyurmuştur.

–         Kutsi hadiste : “Ellerini bana kaldırıp yalvaran kulumun ellerini boş çevirmekten haya ederim” diyor Allah. (H. H. Erdem İlahi Hadisler:14)

–         “Bana bir karış yaklaşana, ben bir arşın yaklaşırım. Bir arşın yaklaşana bir kulaç yaklaşırım. Bana yürüyerek gelene, koşarak varırım” (Age:25) buyurur.

İki günahkârdan biri, günahları ter ederek tevbeye koyulur. Arkadaşı :

–         “Seni tanıyorum, yaşadığın hayatı biliyorum. Bu kadar günahtan sonra Allah sen nasıl af edecektir?” der. O da:

–         “Öyle deme. Allah’ın rahmeti boldur. Bir dilenci kapını defalarca çalsa ne yaparsın? Bir şeyler verip hiç olmazsa gitmesini sağlamaz mısın?”

“Sonra            dilenci senin kapından, alamasa başka kapıya gider. Ya ben nereye giderim? Benim kapım tek” der.

 

19.             Tevbe Kapısı Her Zaman Açıktır

 

Ölüm gelinceye kadar tevbe etmeyenlerle, kafir olarak ölenler af olmaz.

Kur’an’da : “Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin; doğrusu kafirlerden başkası Allah’ın rahmetinden ümidini kesmez” (Yusuf:87)

–         “Sapıklardan başkası, Rabbinin rahmetinden ümidini kesmez.” (Hicr:56)

–         “Ey kendine kötülük edip aşırı geden kullarım! Rahmetimden umudunuzu kesmeyin. Rabbinize yönelin. Azab size gelmeden önce ona teslim olun” (Zümer:53-54) buyrulur.

Hz. Peygamberde :

–         “Kim güneş batıdan doğmadan önce tevbe ederse, Allah O’nun tevbesini kabul eder.” (Büyük Hadis Külliyatı:5/9749)

–         “Allah kulunun tevbesini can gırtlağa gelmedikçe kabul eder.” (Tırmizi Daavat:99) + (Kısitte:17/629)

–         “Tevbe kapısı açıktır.” (Ramuz:242/2)

Demek oluyor ki, ölüm döşeğine yatmadan, can boğaza gelmeden Azraili ensende hissetmeden yapılan tevbeleri Cenab-ı Allah kabul edecektir. Firavun, suların arasında “Ya Rabbi!” dedi ama, tevbesi kabul olmadı. Çünkü ölmü ona yaklaşmış, o da onu hissetmişti. Geç kaldı.

Hal böyle iken kurtulmak için çalışmayana şaşılır. Allah’ın rahmetinden ümit kesen, kendine yazık etmiş olur. Müslüman ümit kesmez.

İnsan uzun süre yaşayacağını zanneder. Uzun vadeli plânlar kurar, ölümü, ölmeyi hiç düşünmez. Nasıl olsa tevbe ederim diye tevbeyi geciktirir. Ama ölüm ansızın geliverir. İşte en büyük yanılgı budur. Ölüm anındaki çırpınma fayda vermez.

 

20.             En Güzeli Korku İle Ümit Arası Yaşamaktır

 

Ümit kesmek, “Allah affetmez” demek küfürdür. Tamamen ümit var olmak, Allah beni mutlaka af edecektir demek de çok yanlıştır.

Öyle ise korku ile ümit arasında yaşanacaktır.

“Allah beni af etmez” diye günahı ter etmemek ne kadar yanlışsa, Allah’ın affına güvenerek günah işlemek de o kadar yanlıştır.

Hz. peygamber : “Mü’min Allah’ın gazabını bilseydi asla cenneti ümit etmezdi. Kafirde Allah’ın rahmetini bilseydi asla ümit kesmezdi” buyurmuştur.

Günahımız ne olursa olsun, bize düşen,dönüş yapmak istiğfar edip göz yaşı dökmek, gönülden ağlamak, göz yaşlarıyla günah kirlerini yıkamaktır.

Günahkârın biri, bir din büyüğüne demiş ki:

–         “Ben tevbe edeceğim ama Allah’ın af edeceğinden ümidim yok. Çünkü günahım, büyük” o da ona:

–         “Hangisi büyük dersin senin günahın mı Allah’ın affı mı?”

–         “Elbette Allah’ın affı büyük” demiş. Bunun üzerine :

–         “Öyle ise neden ümidini kesiyorsun? Ümit keseceğine tevbene devam et” demiş. Başka ne yapılabilir ki? Tevbe, tevbe… Gene tevbe…

 

21.             Tevbenin Kabul Olup Olmadığı Belli Olur mu?

 

Kul, gönülden duyacağı pişmanlıktan sonra günahlardan tamamen elini ayağını çekebilmişse, artık ufak tefek şeytanın tuzaklarına düşmüyorsa, kesin olmamakla beraber af olunduğuna ümit edebilir.

Tevbenin kabul olduğuna dair bazı işaretler de vardır :

1-     Bir daha günah işlemeye kalbinde bir meyl bulunmaz.

2-     Kalbinde bir genişlik, bir huzur hisseder. Kalbi daralmaz.

3-     İyi iş işlemekten, iyi insanların yanında bulunmaktan zevk duyar.

4-     Hırs, tamah göstermez, az da olsa meşru ve helâl ile yetinir.

5-     İbadetten ve Allah’a kulluktan zevk alır.

6-     Eline, beline, diline sahip olur.

7-     Mübarek bir insan olur, ona bakan Allah’ı hatırlar.

8-     İnsanlar ondan zarar görmez.

Günaha soğuk bakıyorsa tevbesi kabul olmuştur, demektir.

 

22.             Tevbenin Faydaları

 

Tevbenin olumlu etkileri inkâr edilemez.

Tevbe eden, rahatlar, günah kirlerinden temizlenir, karamsarlıktan, stresten bunalıma düşmekten korunur.

Tevbe, kötülükleri sona erdirir. “Ben Allah’a tevbe ettim” “Allah’a söz verdim” der, kötülüklerden uzak durur. Allah’a yönelmek insanı kötülüklerden uzaklaştırır.

Tevbeden sonra, af olma ümidi, insanı rahatlatır. Bir günahtan başka bir günaha düşmekten korur.

Tevbe etmek, kimlik kaybını önler, şahsiyetinin gelişmesini sağlar. Çünkü, yaptığı hatadan dolayı yüzü kızarmaz. Aksine alnı açık, şahsiyetli bir insan olarak yaşar. “Günahkârım” psikolojisinden kurtuluru; Eksiklik, eziklik duymaz.

Tevbe, insanı manen yüceltir. Allah’a yaklaştırır. İnsanın iyi yönde gelişmesini sağlar.

Tevbe eden insan, Allah’ın razı olacağı bir hayat yaşar. Allah’ın yasaklarına meyletmez.

Tevbe eden, affolur.

Tevbe eden, Allah’ın rahmetine kavuşur ve kurtulur.

Biz ne yapacağız? Geçmiş için tevbe istiğfar edip, ibadet hayatına ve Allah’a kulluğa yöneleceğiz. Bize bu düşer, bize bu yakışır.

 

Şairin dili ile şöyle yalvaracağız:

Benden kaçıp sana geldim Yâ Rabbi,Bağışla kulunun hatalarını,Dert oldum dermana geldim Yâ Rabbi,

Bağışla kulunun hatalarını,

Kabul et ne olur dualarını…

Senden başka bir ilaha tapmadım,

Eğri, bozuk, yanlış yola sapmadım,

Helâl sayıp hiçbir günah yapmadım,

Bağışla kulunun hatalarını,

Kabul et ne olur dualarını…

Bilemedim çok sızlanıp dövündüm,

Gafletimle, nisyânımla övündüm,

“Sebekat rahmeti” dedin sevindim,

Bağışla kulunun hatalarını,

Kabul et ne olur dualarını…

Benimçün onları nârına atma,

Rahmet et, mücrimler safına katma,

Seninim! Mahşerde beni ağlatma…

Bağışla kulunun hatalarını,

Kabul et ne olur dualarını…

Hak aşkıyla yanan sîne yanar mı?

Kevser’i özleyen suyla kanar mı?

Bu dil senden başkasını anar mı?

Bağışla kulunun hatalarını,

Kabul et ne olur dualarını…

Hâbib-i Edîb’in nûru aşkına,

Ashâb-ı Güzîn nûru aşkına,

Alperen, müridin nûru aşkına

Bağışla kulunun hatalarını,

Kabul et ne olur dualarını…


Bu yazıyı 5.035 kişi okudu.

Etiketler: , , , , , , , , ,