TÜRK DÜŞMANLIĞI

     a)Türk milleti nasıl bir millettir?

Türk milleti, İslam’a büyük hizmetlerde bulunmuş, yüce bir millettir. İslam için, adalet için ve insanlık için rahat yataklarında yatmamışlar, hala ayakta duran eserler bırakmışlardır. Hemen hemen eser bırakmadan ölen bir Türk büyüğümüz yoktur.

Fatih Sultan Mehmet, Trabzon’a feth’e giderken sara hatun çektiği çilelere bakıp

-Trabzon için bunca zahmet niye?  Demişti. Fatih:

-Elimize islam’ın kılıcı verilmiştir. Eğer biz bu zahmeti ihtiyar etmezsek, bize gazi demek yalan olur ana! Cevabını vermişti.

Kore’ye giden askerlerimiz yiyeceklerini paylaştığı koyu Budist olan halkın arasında İslam’ın yayılmasını sağlamışlardır.

1972 Temmuz ayında Cezayir’de toplanan İslam kongresinde konuşan Suudi Arabistan temsilcisi şöyle demiştir:

-“Eğer Türkler olmasaydı mukaddes topraklar haçlıların ayakları altında kalacaktı, bu nasıl unutulur?”

Türk milleti yüce bir millettir.

Türkler namuslu insanlardır. Bunun böyle olduğu birçok yabancı dost ve düşman tarafından açıkça ifade edilmiş, yabancı kaynaklarda Türkler namuslu insanlar olarak belgelenmiştir. T.H. Gatuler: “Türkler saffet ve sadelikle tanınırlar. Namuskarlıkları herkesin malumudur. Türk’ün sözü dünyanın en sağlam senet ve imzaları kadar muteberdir.” Derken. Arap mütefekkiri Cahiz de: “Türkler pek namuslu insanlardır. Ne harpte, ne sülfte hile yapmazlar, fırsattan istifadeye tenezzül etmezler, özleri ve sözleri doğrudur” demiştir. İngiliz müellifi Th. Thornton ise Türklerin namuskarlığını şu sözlerle ifade etmiştir: “namuskarlık Türk tüccarının belirgin özelliğidir. Hilekarlıklarına hiçbir tedbirin fayda vermediği Yahudi’den, Rum’dan,  Ermeni’den Türk’ü ayırt eden bu özelliktir.

Napolyon’un ilk yenilgisi Akka’da cezzar Ahmet Paşa karşısında olmuştur. Bu yenilgiden sonra Napolyon şöyle demiştir: Akka’da durdurulmasaydım bütün doğuyu ele geçirecektim.

İngiliz kralı 8. Edwart İstanbul’a Atatürk’ü ziyarete geldiği zaman, Atatürk kendisine bir akşam ziyafeti vermişti.Bu ziyafetle yakından ilgilenen Atatürk ,İngiltere mutfağını tetkik ettirmiş ve sofrayı buna göre hazırlatmıştı. Kral Edwart bu incelik karşısında hislenmiş ve yemek sırasında ona: “ sizi tebrik ederim. Kendimi vatanımda hissediyor gibiyim. Teşekkürler” demişti.

Sofrada hep Türk garsonlar hizmet ediyordu. Bunlardan biri çok heyecanlandığından, elindeki büyük kayık tabakla birden bire ayağı kayıp yere yuvarlandı. Yemekler halılara dağıldı. Misafirlerde ev  sahipleri de aşırı derece sıkılmışlardı. Fakat Atatürk’ün bir anda misafirine dönerek yüksek sesle şöyle dediği duyuldu: “ Bu millete her şeyi öğrettim, fakat uşaklığı öğretemedim”.

Tarihçi Hammer şöyle itirafta bulunmuştur: “ Osmanlı Türkleri büyük zafer ve başarılarını yalnız askeri üstünlükleri sayesinde kazanmamışlardı. Büyük üstünlüklerine, kabiliyet ve faziletleri ile beraber sağlam bir disiplin ve hassas bir adalet katmak suretiyle buna muvaffak olmuşlardı.

Türklere karşı savaş ancak dini taassup dolayısıyla yapılmaktaydı, fakat Türk’ün adil idaresini gördükten sonra bu taassup derhal unutuluyor ve yerine bu dürüst ve adil iradeye karşı candan gelen bir sempati hasıl oluyordu. Sık sık vuku bulan seferler dolayısıyla Türk ordusu geçtiği yerleri harap etmiyor, aksine o bölgenin ticaretini yükseltiyordu. Her şeyin fiyatı malumdu; Osmanlı parası halis altındandı ve kıymeti yüksekti. Bu sebeple küçük çocuklar bile, sefere giden Osmanlı askerleri ile emniyetle alışveriş edebiliyorlardı…”

Alman Prof.’un İtirafı da şöyledir:

Alman Profesör Neumark, Türk talebelerine şöyle demiştir. “Çok samimi itiraf edeyim ki, Avrulalılar Türkleri sevmez.Kilisenin Türk ve İslam düşmanlığı Hıristiyanların hücrelerine kadar sinmiştir.Çünkü sizler en az 400 sene sırtımız da ve ensemiz de at koşturdunuz.Selçuklu ve bilhassa Osmanlı, İslam uğruna her şeyini feda etmeseydi, İslam bugün belki sadece Hicaz da varlığını devam ettirirdi.Kaldı ki, Vahhabiliği kuranlar da İngiliz Dominyon Bakanlığının adamlarıdır.Batı, her yerde İslami sapık inançlara kanalize etti.Ama Osmanlı, Asr-ı Saadet-i devam ettirdi.Onun için faraza laiklik şöyle dursun Hıristiyan olsanız bile size düşman olarak bakmaya devam ederler.Sizler farkın da değilsiniz ama onlar şu gerçeğin farkındadırlar.Tarihten Türk çıkarılırsa tarih kalmaz.Osmanlı arşivi tam olarak ortaya çıkarsa bugünkü tarihlerin yeniden yazılması gerekir.Ve sizler gerçek Hüviyetinize döndüğünüz an Avrupa’nın refahı ve medeniyeti yıkılır.Bu bakımdan sizi silah ile yenemeyenler sizleri kendilerine benzeterek hakimiyet sağlamaya çalışıyorlar”

Roma Üniversite’si Profesörü Anna Masala da şöyle diyor:

“Türkler barbar değildir.Bu tanımların tam aksine Viyana’ya kadar uzanan Osmanlı İmparatorluğu hakimiyeti altında bulundurduğu Hıristiyanlara baskı yapmayarak büyük bir adalet örneği vermiştir.Bugün dahi Anadolu’da birçok Hıristiyan medeniyetine ait eserler muhafaza edilmektedir.Bütün bunlara rağmen barbarlık iddiaları tamamen haksızlıktır.”

 

 b)-Batının tarihi hastalığı Türk düşmanlığı:

Batı Türkler hakkında hep iftiralar uydurmuş ve Türk düşmanlığını hep gündem de tutulmuştur.Türkler için ilkel millet, barbar insanlar olduklarını ilan etmiştir.Çorçil: “Türkler Hıristiyan olmadığı için insan sayılmazlar” demiştir.

Kitaplarda, ansiklopediler de Türk kelimensin karşılığını utanç verici şeyler yazmışlardır.Amerika’nın Larusu Webster de Türk maddesi: “Vahşi, ters, zalim adam” şeklindedir.Genel evlerinin kapısına “Türk” yazmışlardır.Avustralya’nın Victoria Eyaletin de iki İngiliz firması Turk’s head (Türk kafası) adı altında tuvalet fırçası üretip marketlerde satışa sunmuşlardır.(15-07-1995 Zaman)

Abdülaziz Fransa seyahati sırasında Paris’te kuvvet ölçmek için bir alet görmüş, aletin vurulduğu yere de “Türk Kafası” yazıldığını okuyunca Yaveri Halil Paşa’ya:

-Haydi görelim seni Hali demiş.Halil Paşa bütün gücü ile alete bir yumruk indirmiş, ölçü aleti parça parça olmuştur.Abdülaziz yüksek sesle Fransızca olarak:

Türk’ün kafasına vurulmaz.Vurulursa da kırılmaz buna “Avrupa Kafası” demeli diyerek Fransızlara iyi bir ders vermiştir.

Siyonist teşkilatını gizli emellerinde Türk ahlakının bozulması, genç nesillerin dejenere edilmesi, aile hayatının yıkılması, edebiyatın müstehcen ve şehevi hale getirilmesi, mukaddes şeylere hürmetin yıkılması, kalabalıkların oyun ve eğlencelerle oyalanması emredilmiştir.(K.Yaman,İhanet Planları:179)

Patrikhane’nin ihanet programında Türklerin ezeli düşman ilan edilmesi, ufak hataların büyütülerek Avrupa’nın Türklere düşman edilmesi, Türker’in iktisadan, ahlaken çürütülmesi, Türkler’in rüşvete, zinaya teşvik edilmesi, Türk büyüklerine iftiraların atılması yer almıştır.(Age:225)

Bu inanç ve bağlılıkla Türkler, Türklüğü ve Müslümanlığı ortadan kaldırmak için girişilen her türlü saldırının ve bilhassa haçlı sürülerinin karşısına dikilmiş sel gibi Müslüman Türk kanı akıtarak düşmanlarını ağır ağır yenilgilere uğratmış, İslam’a karşı girişilen her türlü saldırının karşısına dikilmiştir.Bu gerçeğin 1972 Temmuz’un da Cezayir’de toplanan İslam kongresinde Suudi Arabistan  temsilcisi şu sözlerle ifade etmiştir:

“Eğer Türkler olmasaydı, mukaddes topraklar haçlıların ayakları altında kacaktı.Bu nasıl unutulur…”

Amerika, Avrupa hep Rumları, Ermenileri Türkler aleyhinde kışkırtmış ve her zaman madden, manen destek olmuşlardır.Türklere verdikleri sözlerden, yaptıkları anlaşmalardan çark etmişlerdir.Bu milletin emeğini yiyenler bu millete ihanet etmişlerdir.Şöyle manidar bir olay olmuştur.

M.Kemal Mersin’de büyük binaları göstererek sorar:

-Bu köşk kimin demiş?

-Kirko’nun

-Ya şu kimin?

-Yorgo’nun

-Ya şu?

-Salamon’un

M.Kemal sinirlenerek sorar:

-Onlar bu binaları yaparken siz neredeydiniz?

-Bir ihtiyar cevap verir:

-Biz Yemen’de Tuna boyların da, Balkanlarda, Kafkaslarda, Çanakkale’de, Sakarya’da paşam…

Türk düşmanlığına dair birkaç örnek verelim:Darwinizm, Türk düşmanlığının fikri ve temelidir.Darwin, insan ırklarının bazılarının Maymunlara daha yakın olduğunu, en gelişmiş olanları da Avrupalı ırklar olduğunu ileri sürmüştür ki, bu da gerek 19. gerekse 20. yüzyılda ki ırkçı ideolojilere bulunmaz bir destek sağlamıştır.Darwin kendince “Yarı maymun ırklar” olarak gördüğü milletler arasında Türk milletini de saymış hatta “Türkler yakında Avrupalı medeni ırklar tarafından yok edilecek şeklinde kehanetler savurmuştur.Bu sözleriyle Darwin Osmanlıyı parçalama hesapları yapan İngiliz emperyalizminin sözleri bilimsel dayanağı olmuştur.Böylece bu teoriyi temel alan Avrupalı milletler Sevr’in çirkin politikalarını uygulamaya koymuşlardır.

1981 yılında İsrail başbakanı Menahem Begin’in “bir Türkü öldür rahat et” yolundaki sözleri üzerine İsrail’in dikkati çekildi.İsrail başbakanı Menahem Begin’in Irak nükleer santralının bombalanmasından sonra düzenlediği basın toplantısında Libya ve Irak’a derslerini verdiklerini gerektiğinde başkalarına da ders verilebileceğini belirterek, “bizde bir söz vardır bir Türk’ü öldür rahat et” şeklinde ki sözler Ankara da büyük tepki yarattı.

“En iyi Türk ölü bir Türk’tür.” Cümlesidir batı dünyasının atasözü haline gelmiştir.Belçika televizyonunda Filamen parlementosu Jampeter Peumans: dünyanın en iğrenç halkı Türklerdir” demiştir.(02-12-2010 Yeni Şafak)

Almanya da saksonya eyaletinde bir okulda 9 yaşında ki Türk çocuğu tuvalete gitmek için izin istediğinde öğretmen Drink gidemezsin sen Türksün, burada hakların yok cevabını vermiştir.(12-12-2010 Yeni Şafak)

İngiltere de dua kitabın da “katı yürekli, sert acımasız ve Hıristiyan olmayan” diye vasıflandırılan Türk aleyhinde ki sözler 320 yıl sonra kaldırabilmiştir.(19-04-1981 Tercüman)


Bu yazıyı 453 kişi okudu.

1 Yorum

  1. gerçekten biz Türkler böyleydik. ama sonradan neden değiştik ?
    bu değişikliğin sebebi kim ?
    kimler bizi bu hale getirdi ? şimdi bizim batılılardan bir farkımız kalmadı …
    sokağa çıkamaz olduk resmen :(

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here