UYUŞTURUCU FELAKETTİR

 

Uyuşturucu kullanan aklını ve mantığını kullanamaz. Uyuşturucu öyle bir felakettir ki, kullananları aptallaştırır.

Bugün bilhassa gençliğin etrafında dolaşan tehlikeler ciddi boyutlara ulaşmıştır. Bugün dünya gündeminin ilk sıralarını oluşturmaktadır.

Uyuşturucu belâsı, kullananları hem ruhsal hem de fiziksel açıdan olumsuz etki yapmakta ve çeşitli hastalıklara sebep olmaktadır. Uyuşturucu kullananın ne dünyası vardır ne de ahreti vardır. O hayal aleminde yaşamaya başlar. Hiçbir şeyin onun için önemi yoktur.

Bugün kullananların sayısının kat kat artması, hatta ilk öğretime kadar inmesi, hepimizi ciddi olarak düşündürmelidir.

Üzerinde yeterince durulmaması, genç beyinlerin uyuşmasına neden oluyor. Uyuşturucu kullanımı, Avrupa’yı ve Amerika’yı neredeyse yakalamıştır. Operasyonlarda artık kilolarla yakalanmıyor, tonlarla yakalanıyor. Tırlarla yakalanıyor.

Gençlerimizin kendisi için, ailesi için ve milleti için harcayacağı enerjiyi bitirmek ve beyinleri uyuşturmak için plânlı ve programlı bir şekilde çalışıldığı görülmektedir. İnsanlar sadece para kazanmak için kendilerini bu kadar riske atmaz. İşin içinde başka şeylerde vardır.

Aynı zamanda uyuşturucudan başka bir şey genç nesli bu kadar hayattan, ideallerden koparıp saf dışı edemezdi.

Şer güçlerin maksadı bedeni beyni uyuşmuş, insani ve ahlaki duyguları körelmiş bir nesil oluşturmaktır. Böyle bir nesilden hiçbir şekilde hayır gelmez.

Tarihin hiçbir döneminde, hiçbir felâket yeni nesli ve aziz milletimizi bu kadar tehdit etmemiştir. Çünkü; sadece uyuşturucuya bağımlılıkla kalınmıyor, arkasından bütün topluma, aileye yönelen felâketler söz konusu oluyor.

Başlangıçta genç sadece merakını gidermek ister, denediğini zanneder. İlk anlarda kendini çok cesur ve güçlü hisseder. Kısa sürede esaret başlar her şeyini kaybeder, sağlığı da bozulur. Beyninde kalıcı bozukluklar oluşur. Ruhi problemler başlar, cesaret gider yerine korkular gelir, ölümcül hastalıklar onu tehdit eder. O artık yaşayan ölü olur. Tedavi çoğu zaman imkânsızdır.

Uyuşturucu her şeyi yıkar, mahveder; kişilerin dünyasını yıkar, iş hayatini mahveder, aile düzenini bitirir. Toplum hayatını da alt üst eder.

Bir annenin ibret verici şu sözü ne kadar manidardır: “İki oğlum ölseydi bu kadar üzülmezdim uyuşturucuya alıştılar, her şeylerini kaybettiler ve sürünüyorlar. Onları görmek benim için dayanılmaz bir işkence oluyor. Bir de onların benden zorla para isteyişleri var ki, buna hiç dayanamıyorum.”

Uyuşturucu dünyasında para varsa, uyuşturucu vardır. Hemen vardır. Para yoksa, ahlak, namus ve insanlıktan vazgeçilerek, uyuşturucunun temini mümkündür.

Uyuşturucu batağına düşenlerde ve ülkelerde hiç de huzur ve mutluluk falan yoktur. Felâket vardır, acı vardır, üzüntü vardır. Böyle yanlış propagandalara kanılmamalıdır. Gençliğin aldanmasına ve aldatılmasına müsaade edilmemelidir.

Uyuşturucu ile çaresiz hastalıklar arasında yakın bir ilişki vardır. Uyuşturucu ve AIDS ikisi de tüyler ürperten çağın belâsı… Çünkü uyuşturucu fuhşu davet ediyor. Damardan vurulan iğne de AIDS’i davet ediyor. Sebebi de genellikle aynı enjektör paylaşılıyor.

Uyuşturucu intihardır, azar azar intihardır. Sonu adım adım ölümdür. Kullananı başta sahte dünya, sahte mutluluk ve sahte cennet sunan uyuşturucu, her gün kullananı adım adım ölüme götürüyor. Yetkililerin açıklamasına göre vücuda giren bir gram uyuşturucu, beyinde bir milyon hücreyi götürüyor. Uyuşturucunun 1-2 defa kullanımı bile bağımlılık yapmaya yetiyor.

Uyuşturucu kullananlarda ruhsal çöküntü meydana geliyor. Ahlâk dışı davranışlar görülüyor.

Bazı ilim adamları uyuşturucunun adına “Zeka zehri” demektedir. Çünkü insanda ne akıl bırakıyor. ne de mantık. Uyuşturucu bağımlılığı namus sattırır, ev sattırır, çocuk bile sattırır.

Uyuşturucu çok şiddetli beyin zehridir. Zeka zehri olduğu yetkililerin ifadesidir.

Uyuşturucu insanı uyuşturuyor. Her şeyini elinden alıyor.

Gazetelerde yayınlanan bir olayı nakletmek istiyorum:

“Eroin dünyasının kendisine güzelliğinden dolayı “Prenses Banu” dediği ama sonunda değil güzellik insanlıktan bile çıkardığı Banu’yu dinleyelim:

“Genç bir kızdım, zengin bir ailem vardı. Her istediğim yapılıyordu. Ben arkadaş gruplarıyla diskoteklere alıştım. Önce müzik tutkusu, sonra uyuşturucu alışkanlığı… Kusmalar, hayaller… Pencereden inekler, kızılderililer gördüm. Bize ok atıyorlardı, sandalyeyi cama fırlattım. Ellerim ölü eli gibi çekildi. Eklem yerlerimde sancı, ter, titreme… Ben onun pençesine düştüm. Allah başka gençleri, başka aile çocuklarını korusun o canavardan. Çok mutlu, çok rahat bir aile düzenim vardı. Annem, babam üzerime titrerdi. Bir mühendisle evlendim. Bir oğlumuz oldu. Ama benim o zehire alıştıktan sonra ne yuvamı, ne çocuğumu görür halim vardı. Kocam benden ayrıldı…” (17/01/1983. Hürriyet)

Basına yansıyan bir haberi birlikte okuyalım:

“İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde (DGM) dün görülen bi davada uyuşturucunun insan hayatını ne denli olumsuz etkilediği gözler önüne serildi. “Teşekkül halinde uyuşturucu ticareti yaptığı” iddiasıyla hakim karşısına çıkan Feridun Metin Gönenç, uyuşturucu bağımlılığı yüzünden her şeyini, hatta ailesini bile kaybettiğini söyledi. Hamza Çetin ise “Eşimi bu illetten kurtarmak için çok uğraştım; ama olmadı. Ben kullanmadığım halde eşim için eroin temin ediyordum.” dedi. İstanbul 6 nolu DGM’de görülen duruşmada eroin ve kokain sattığı iddiasıyla hakim karşısına çıkan 36 yaşındaki Feridun Metin Gönenç, uyuşturucu yüzünden her şeyini kaybettiğini söyledi. 13 yıldır bağımlı olduğunu söyleyen Gönenç, 16 kez tedavi girişiminde bulunduğunu; ancak başarısız olduğunu belirtti. Gönenç “Uyuşturucu yüzünden kuyumcu dükkanımı ve ailemi kaybettim. Bir evim vardı, en sonunda onu da sattım.” dedi. Gönenç, 13 yıldır uyuşturucu kullandığını; ancak ticaretini yapmadığını söyledi. Eroin bağımlısı olduğunu kabul eden Demet Çetin ise 8 yıldır eroin kullandığını, krize girdiği zaman eşinin ona uyuşturucu temin ettiğini söyledi. Demet Çetin ile iki yıldır evli olduğunu belirten Hamza Çetin, eşini bağımlılıktan kurtarmak için çalıştığını; ama başaramadığını belirterek, “Tedavi olması için 6 kez hastaneye yatırdım. Ben kullanmadığım halde eşime kriz dönemlerinde uyuşturucu temin ediyordum.” diye konuştu. (14/12/2002. Zaman)

 

UYUŞTURUCUNUN YAPTIĞI TAHRİBAT

 

Uyuşturucu, insanı hem bedenen hem de ruhen çökerten, insanın mutsuzluğuna yol açan bir afettir. Her gün mal kaybından, can kaybına insanın kaybına neden olan felâkettir. Manevi duyguları da törpüler, kötülüklere neden olur. Verdiği zarar telâfi edilemez.

Uyuşturucu, insanın beynini uyuşturur, insanda akıl bırakmaz. Uyuşan beyin vücudu idare etme yeteneğini kaybeder. İnsanı kendi aleyhine iş yaptırır.

Uyuşturucu kullananlar, erken bunama, hafıza kaybı ve felç gibi sorunlarla karşılaşırlar. Depresyon, hayal görme, korku, endişe, intihar etme arzusu taşırlar.

Emniyet Genel Müdürlüğü’nce yayınlanan bir broşür, uyuşturucu hakkında bilmediğimiz gerçekler ortaya koyuyor. Buna göre, vücuda giren 1 gram eroin, beyindeki 1 milyon hücreyi öldürüyor.

Uyuşturucu bağımlısı 28 yaşındaki bir annenin, 8 yaşındaki kızını tecavüz edileceğini bilerek kokainle takas ettiği de belirtilen broşürde yer alan bilgiler şöyle:

- İnsan vücudu kullanılan uyuşturucu madde miktarını bir süre sonra yetersiz buluyor. Bağımlılar madde miktarını sürekli artırmak zorunda kalıyor, bu da ölüme sebep veriyor.

- Uyuşturucunun imal ve taşınması çok pis ve iğrenç koşullarda yapılıyor. Uyuşturucu midede ve vücut boşluklarında bile taşınıyor.

- Uyuşturucu insan kabiliyetlerinin tümünü yok ediyor. Ruhen ve bedenen sağlıklı bireyler kişilik ve karakteri zayıf, korkak, kendine güveni olmayan, asalak ve hasta insanlar haline dönüşüyor.

- Bazı insanlar ilk dozu merakla alıyor ve bir daha uyuşturucudan kurtulamıyor. Çünkü bir çok uyuşturucu madde bir kere alınmakla bağımlılık yapıyor.

- Eroin bağımlılarının vücutları bir süre sonra çok kötü kokmaya başlıyor.

- Uyuşturucu madde satıcıları alıştırma döneminde, uyuşturucunun fiyatını ucuz tutuyor veya ücretsiz veriyor. Bağımlı olduktan sonra fiyatlar sürekli artıyor.

- Elvis Presley de uyuşturucu bağlantılı kalp krizi sonucu ölenlerden… (11/01/2000. Zaman)

 

Uyuşturucunun yaptığı diğer bazı tahribatlar da şöyledir:

- İlk kullanımda yanlış deneme sonucu boğularak ölüm.

- Yüksek dozdaki kimyasal maddeler direkt kalp yetmezliğine neden oluyor.

- Akciğerdeki oksijenin tükenmesi ölümü beraberinde getirir.

- Kalıcı ve geçici hastalıklar ve hasarlar meydana gelir.

Uyuşturucu kullanan annenin kullandığı zehir çocuğa da zarar veriyor:

Hong Konglu bir anne, uyuşturucu âlemine götürdüğü 10 haftalık bebeğinin ölümüne sebep oldu. Lorraly Ng Lok-wan (21) adındaki anne dün çıktığı mahkemede, bebeğini öldürdüğünü kabul etti. Savcılara göre, Ng Lok-wan geçen yıl Şubat ayında 27 saat süren uyuşturucu âlemi sırasında bebeğini kucağında tuttu. Ng Lok-wan, bebeğinin ağzından ve burnundan süt gelmesi üzerine onu hastaneye götürdü, ancak bütün çabalara rağmen bebek kurtarılamadı. Savcılar, hastanede yapılan testlerde bebeğin kanında, onun altı kez ölümüne yetecek miktarda morfin tespit edildiğini söylediler. (31/05/2001. Türkiye)

Uyuşturucuyu genellikle aydın geçinen kesimle, zengin kesim kullanıyor. Bugün üniversite de çok yaygın. Geçim derdi olmayanlar da değişik eğlence şekilleri arıyor. Alem yapıyorlar, aşırı dozdan ölüyorlar. “Lüks otellerde uyuşturucu alemi yapan” diye geçen haber başlıkları ile ölüm haberleri çıkıyor. Çocuk yaştaki kız, yaşlı kimselerle ölü bulunuyor.

Bu çılgınlıklar Avrupa ve Amerika ülkelerinde daha yaygın. Tek kelimeyle Batı batakta. Avrupa insanı, aile tanımıyor, aile mutluluğu tanımadığı için mutluluğu hapta, alkolde ve uyuşturucuda arıyor. değişik şekillerde tatmin yolları arıyor. Sevgiyi de insanda bulamadığı için hayvanda arıyor. Denilebilir ki, bu insanlar topyekün cinnet geçiriyor, her gün biraz daha felâkete sürükleniyor. Toplum hasta, hastaneler bağımlılarla, komaya girenlerle dolu.

Avrupa’da mutluluklar, geçici olarak hapla elde edilen, alkolle, uyuşturucu ile devamı sağlanan sahte mutluluktur. Çocukların ekserisi evlilik dışı. Çoğu insan çocuk istemiyor. Çocuk yerine köpeği tercih ediyor. Onunla yiyor, içiyor, onunla yatıp kalkıyor. Bu durumda “kara ölüm” denilen AIDS yaygın. AIDS’liler ordusu gün geçtikçe artıyor.

İşin üzücü ve düşündürücü yönü de bu sefih hayatın insanımız arasında da yayılmaya çalışılmasıdır. İnsanımızın bataktaki kimselere özenmesidir.

 

NİÇİN BAŞLANIYOR

 

Uyuşturucu alışkanlığı özellikle gençlerde daha çok görülen toplumsal bir yaradır.

Uyuşturucu bağımlılığının bir çok sebebi vardır. Bunlar arasında, başta yabancılaşan, maddi ve manevî değerlerini yitirenler, kişiliğini geliştiremediği için genellikle alkol veya uyuşturucu bağımlılığına sığınmaktadırlar.

Diğer faktörlerden bazıları da: kişilik bozukluğu, güvensizlik ve güçsüzlüktür, irade zayıflığıdır.

Bir başka neden de; gelecekle ilgili kaygılardır. Eğitim, meslek ve iş bulma endişesi önemli bir etkendir.

Bu arada arkadaş baskısı, medyanın kötü örnek sergilemesini de göz ardı etmemek lâzımdır. Çünkü insan hiçbir kötü alışkanlığa tek başına başlamaz. Kötü arkadaş, kötü bir ortam her şeyi kolaylaştırıverir.

Hiçbir kötü alışkanlık, ihtiyaçtan veya gerekli oluşundan dolayı başlamaz ve yayılmaz. Çoğu yavrularımız arkadaşının etkisi ve merak gibi nedenlerle ilgi duymaya başlar.

En önemli husus da geleneksel ve manevi değerlere karşı çıkmanın bir yansıması olarak uyuşturucu alışkanlığı başlar.

Uyuşturucunun baş sebebi özentidir. Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu Başkanlığı tarafından 10 okulda yapılan araştırmaya göre gençler uyuşturucu kullanmaya özenti ile başlıyor. Yapılan ankette 204 öğrenci ve 201 öğretmen katılmış, özenti ile başlama yaşının 15′in altında olduğu ortaya çıkmıştır. (11/01/1996. Türkiye)

Uyuşturucu alışkanlığının yayılmasında birinci derecede medyanın tutumu yatmaktadır.

Bazı televizyon kanalları kurulduğu günden bu yana aralıksız güzellik yarışması düzenliyor. Genç kızlar teşhir ediliyor. Popstar yarışmaları düzenleniyor. Programlarda gayr-i meşru ilişkiler en ince noktasına kadar yayınlanıyor. Sapıklıklar cazip gösterilerek özendiriliyor. Aile hayatı kabul etmeyenler, insani ve ahlaki değer tanımayanlar örnek gösteriliyor. Gençliğin hayatında idealinde bunlar oluyor.

Erken yaşlarda başlanan alkol ve alkol katkılı maddeler uyuşturucuya sevk ediyor.

Bir önemli etken de sigaradır. Sigara alışkanlığı da önce alkole sonra da uyuşturucuya, bunun devamında da fuhşa götürüyor. Bunun da ötesi intihar ve ölüm.

Gençliğin en önemli hastalıklarından biri de çağdaş yaşama hastalığıdır. Çoğu bu çağdaş bataklığında boğulmaktadır. Bazı ölçü ve sınır tanımayan, sanatçı denilen kişiler örnek gösteriliyor. Bu yola sevk edilen gençler onlar gibi yaşamayı hedefliyor. Şöhret ve para sahibi olabilmek için aileden kopuyor, ar haya sınırını aşıyor. Onlar gibi yaşamaya başlıyor. Artık alkolün, uyuşturucunun ve fuhşun pençesine düşmüş oluyor.

Modern dünyanın örnek sanatçı, örnek insan olarak gösterdiği Afife Jale’ler, Burçin Bircan’lar uyuşturucu bataklığında acınacak şekilde ölmüşlerdir.

Uyuşturucuya daha çok içinde manevi boşluk olanlar çabuk başlıyor. Hele böyle alışkanlıkları olan arkadaş çevresine düştüyse, kendini koruması çok zordur.

Bugün şu bir gerçek ki her kötü alışkanlık, özenti ve arkadaş etkisiyle başlamaktadır. Yapılan bir araştırmaya göre sonuç şöyledir:

 

Uyuşturucuya başlama sebepleri:

Arkadaş: % 30,0

Merak  : %21,7

Deneme: %4,3

Çevre   : % 2,9

Kendi isteği : % 2,9

Değişik : % 13,0

(Herhangi bir cevap bulamayanlar ise % 26,1)

Uyuşturucu bağımlığına giden yollardan biri de uçuculardır. Tiner, çakmak gazı, benzin, uhu, bali gibi maddelerdir. Fakir semtlerdeki çocuklar bu maddeleri kullanarak uyuşturucu batağına düşmektedir. Ayrıca kokulu silgi, kokulu yapıştırıcılar da çocukların uyuşturucu kullanmasını kolaylaştırmaktadır. Bu konuda öğretmenlerin ve ailelerin dikkatli olmasında fayda vardır.

Bu konuda herkesin duyarlı olması lâzımdır. Çocuklara ve gençlere uyarıcı  bilgiler verilmeli ve koruyucu tedbirler alınmalıdır. En önemli şey “bir defa” “Bir defadan bir şey olmaz” sözleridir. Bu başlangıç olmaktadır. Aileler bir de eğlence, gezi, yaş günü partileri, mezuniyet geceleri gibi tuzaklara karşı uyarıcı olmaları ve gençleri bilgilendirmeleri şarttır. Bir çok alışkanlık erken yaşta başlamaktadır.

İstanbul Emniyeti’nin 1000 uyuşturucu bağımlısı üzerinde yaptığı araştırmaya göre, en büyük risk grubu olarak tespit edilen gençlerin yüzde 43′ü merak ve özenti ile, yüzde 36′sı ise arkadaşla çevresinin etkisiyle zehir batağına sürükleniyor. Sonuçlar, Narkotik Şube’nin “Öğretim Yılında Uyuşturucu Sorunu ve Mücadele Stratejileri” konulu toplantısında açıklandı. Burada konuşan İstanbul Emniyet Müdürü Hasan Özdemir, zehir ticaretinin teröre maddi destek veren organize bir suç haline geldiğini söyledi.

Özdemir, sadece İstanbul’da gerçekleştirilen 622 operasyonda, bin 800 kişinin 3 ton 650 kg uyuşturucu madde ve 75 adet silahla birlikte ele geçirildiğini bildirdi. Özdemir, 1991 yılından beri İstanbul’da 150 kişinin uyuşturucudan hayatını kaybettiğini vurguladı. Narkotik Şube Müdürü Ferruh Tankuş da ankete göre uyuşturucuya başlamanın temel nedeninin “Ben bağımlı olmam” “Bir kere denemekle bir şey olmaz” düşüncesi olduğunu açıkladı. (18/09/1998. Zaman)

Eğer anne adayı uyuşturucu kullanıyorsa, o zaman uyuşturucu bağımlılığı anne karnında başlıyor. Çocuğun genetik yatkınlıkla uyuşturucuya erken yaşlarda ilgi duyduğu yetkililerin ifadesidir.

Kız – erkek kafelerde, diskolarda, düzenlenen eğlencelerde uyuşturucuda diğer alışkanlıklarla birlikte yayılma imkânı buluyor. Zaten çoğu yakınlıklar ve arkadaşlıklar uyuşturucu kullanımı ve uyuşturucu ticareti üzerine kuruluyor.

Uyuşturucu alışkanlığında çevrenin önemi çok büyüktür. Gençler, uyuşturucu kullanmaya, arkadaşları ile eğlence yerlerinde başlıyorlar. Bu yüzden aileler evlatlarını dikkat etmelidir. Kiminle nerede olduklarını her an takip etmelidir. Gençlerin uyuşturucu ile ve uyuşturucu kullanan, pazarlayan ve sunan kimselerle ilk temaslarının önlenmesi, çok önemlidir.

Büyük şehirlerimizde öğrencilerin % 60′ı sakinleştirici haplardan, sigaradan, biradan, işe başlıyor. “Bir sigaradan bir şey olmaz” “Bir biradan ne çıkar” telkinleri ile başlıyorlar. Başın mı ağrıdı? Alsana hap bu yol, gençleri daha büyük daha kötü alışkanlıklara, uyuşturucu bağımlılığına götürüyor.

Bilhassa bulüğ çağındaki gençler, kendilerini ispatlamak için değişik davranışlar gösteriyor. Bazen kendilerini ispatlamak bazen de merakları nedeniyle kafelere, diskolara, buna benzer yerlere gidiyorlar, değişik eğlencelere katılıyorlar, yediklerinin, içtiklerinin içine azar azar konulan uyuşturucunun farkına varamıyorlar. Kısa sürede o yerlere bağımlı halen geliyorlar, oralara gitmeden edemiyorlar. Artık okul etkiliyor.

İradesi, inancı zayıf olan gençlerde çevrelerinin etkisi, televizyondan ve medyadan gördükleri özenti ile uyuşturucuya başlıyor. Bazıları da bir defadan bir şey olmaz düşüncesi ile uyuşturucu müptelası olup çıkıveriyor. Çünkü her şey ilkle başlıyor. birle başlayıp çoğalıyor. Böylece uyuşturucu bağımlılığı patlama noktasına geliyor.

Uyuşturucu alışkanlığının başlamasında pazar arayanların, taşıyıcı isteyenlerin veya gençlerin cinselliğinden yararlanmak isteyenlerin etkisi ve rolü de unutulmamalıdır.

Okullardaki kokulu kalem, kokulu silgi ve yapıştırıcı gibi maddeler, daha ilkokul çocuklarını ilerde uyuşturucuya kolayca yaklaşacağı konusunda ilim adamlarının uyarıları vardır. Ayrıca boya incelticileri, tiner, çakmak gazları, benzin gibi maddelerin de uyuşturucu alışkanlığında etkili olduğu unutulmamalıdır.

Bir de masum kozmetiklerin uyuşturucu bağımlılığı yaptığı açıklanmıştır: “Akdeniz Üniversitesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sunar BİRSÖZ, parfüm çeşitleri, sprey ve deodorantların uzun süreli kullanılması halinde uyuşturucu bağımlılığına yol açabileceği söylenmiştir.

Ayrıca Birsöz: “Kahve, kolalı içecekler, sigara gibi keyifle tüketilen maddelerin aşırı alınmaları uyuşturucu bağımlılığına zemin hazırlıyor” demiştir. (23.09.1995 Zaman)

08.10.1995 tarihli Zaman gazetesinde yayınlanan açıklamaya göre; “Resmi istatistiklere göre uyuşturucu kullananların % 37’si meraktan dolayı uyuşturucu almaya başlıyor. Genç kitle üzerinde yoğunlaşan uyuşturucu merakının, uygulamaya dönüştürüldüğü yerler ise genel olarak disko, kafe, bar, pavyon gibi yerlerdir. Eğlence yada dinlenme amacıyla disko ve kafeleri seçen gençliği buralarda bekleyen en büyük tehlike uyuşturucu tacirleridir, kötü arkadaştır.

Denetimden uzak disko ve kafeler orta ve lise öğrencilerinin başlıca uğrak yerleridir. Buralarda kendilerine masum adımlarla yaklaşan uyuşturucu satıcıları, başlangıçta para dahi almadan gençleri uyuşturucuya alıştırıyor. Mübtela olan genç, uyuşturucu alacak para bulamayınca, hırsızlık, gasp ve cinayet gibi olaylara karışıyor. Gerekirse vücudunu pazarlıyor.

Ayrıca İzmir Emniyet Müdürlüğü Narkotik Şube Müdürü Fatih Özkan: “Disko ve kafe gibi yerlerin uyuşturucu kültürünün filizlendiği yerler olduğunu, uyuşturucu kullananların ahlak değerinin sıfıra indiğini belirtmiş ve pahalı bir madde olan uyuşturucunun temin edilebilmesi için, mübtelaların her türlü kötülüğü yapabileceğini belirtmiştir.”

Bir haberde 09.10.95 tarihli Zaman gazetesinden: “Alkol, uyuşturucuya sevk ediyor: Gençlerin uyuşturucuya başlamasının altında; çekingenlik, yetersizlik, uyumsuzluk, başarısızlık yatmaktadır. Bir çok genci, yalancı cennetin bataklığı, uyuşturucuya itiyor. Ailedeki uyumsuzluk, geçimsizlik, ailede alkol kullanan birinin varlığı, çocukları uyuşturucunun kucağına itiyor.”

Bu konuda ailelere çok büyük görevler düşmektedir. Çünkü herkesin çocuğu uyuşturucu ile tanışabilir. Bu konuda kimse emin olmamalıdır. Tehlike uzak değil. Benim çocuğum yapmaz dememelidir.

Analar babalar her zaman çocuğunun tavırlarına dikkat etmelidir. Kiminle vakit geçirdiğine dikkat etmelidir. Verdiği harçlığa, çocuğun harcamasına dikkat etmelidir. Bir de kuryelerle teması önlenmelidir.

Uyuşturucuya başlayan gençlerin:

1-     Enerjisi azalır, derslerdeki başarısı düşer.

2-     Sık arkadaş değiştirir. Temiz arkadaşlarından uzaklaşır.

3-     İçine kapanır, etrafıyla ilişkiyi keser.

4-     Dikkati dağılır, durgun, içine kapalı bir hal alır.

5-     Birden sevinir, birden üzülür.

6-     Odasına kapanır.

7-     Kendine bakmaz, temizliğe dikkat etmez.

8-     Ölçüsüz para harcar.

9-     İşini, derslerini, okulunu aksatır.

10- Geleceğe iat her hangi bir planı olmaz, ideal taşımaz.

11- Elleri titrer, aşırı bir şekilde terler.

12- Yatar uyuyamaz, uykusuzluk çeker. Yani herşey alt üst olur, düzen bozulur.

 

NASIL YAYILIYOR

 

Son zamanlarda uyuşturucuda patlama yaşanıyor. Kullanılanlarda büyük artış var, operasyonlarda tonlarla rakamlar zikrediliyor. Uyuşturucunun verdiği zarar ve artan hastalıklar endişe verici boyutlara yayılıyor.

Birkaç gazete haberi:

- “8 ayda 11 ton uyuşturucu ele geçirildi.” (28/08/2004. Yenişafak)

- “Uyuşturucu yaşı 11’e düştü.” (16/07/2004. Yenişafak)

- “Dağ köyler geçimini hayvancılıktan değil esrar üretiminden sağlıyor. Köy evleri esrar üretim merkezi haline geldi.” (16/11/1995. Türkiye)

- “Her on lise öğrencisinden biri uyuşturucu kullanıyor.” (16/07/2004. Türkiye)

Uyuşturucu trafiğinde korkunç artış var. Bu ne demek? Tehlike yayılıyor demek. Eskiden büyük şehirlerde görülen uyuşturucu, son yıllarda ilçelere hatta köylere kadar ulaşmıştır.

Bunun sebebi nedir?

- Başta devletin baş örtüsüne olan duyarlılığı kadar bu konulara ilgi duymamasıdır.

- Medya özendirici, yönlendirici ve yanlış örnekler sergiledikten sonra eğitici programları geç saatlere vermesi ve hep kötü örnekler sergilemesidir.

- Kız erkek arkadaşlığının yaygın oluşu, cinselliğe dayanmasıdır.

- Ailelerin dağılması ve ilgisizliği.

- Gençlerin eğitimsizliği ve bilgisizliği.

- Toplumda sevgi azlığı.

- İnsani ve ahlâkî değerlerin korunamaması, pişmanlık veren, yüz kızartan olayların artması.

- Pop müzik çılgınlığı.

- İnanç ve değer yargılarının kazandırılamaması gibi nedenlerdir.

Bugün kafeler, diskolar uyuşturucu tarlası gibi. Uyuşturucu kültürü buralarda filizleniyor, buralarda yeşeriyor. Ondan sonra ahlâkî değerler sıfıra iniyor. Uyuşturucu temin edebilmek için her türlü kötülük çekinmeden yapılabiliyor.

Bir başka yol da uyuşturucu için internetin kullanılmasıdır. Bir gazete haberi şöyleydi:

“Uyuşturucuyu internet patlattı: İnternetteki yetersiz denetimler sonucunda uyuşturucu maddeler üretimden pazarlamaya kadar sanal alemde kendine yer buluyor. Kullanılan şifreleme teknikleri yüzünden haberleşmeler izlenememektedir.” (28/02/2002. Türkiye)

En son tüyler ürperten haberlerden biri:

- “Uyuşturucu kullanma yaşı 11’in altına indi. Hazırlanan raporda uyuşturucunun Türk toplumunu tehdit edici noktaya ulaştığı, uyuşturucu ve madde bağımlılığının 11 yaşın altına indiği belirtilmiştir. Bebek denecek yaşlarda yüzlerce çocuğun uyuşturucu ve madde bağımlısı olarak kayıtlara geçtiği açıklanmıştır.”

Raporda özet olarak verilen rakamlar şöyle:

- Bin 911 kız, 18 bin 781 erkek çocuk olmak üzere toplam 20 bin 692 sigara bağımlısı.

- 144 kız, 2 bin 577 erkek olmak üzere toplam 2 bin 721 alkol bağımlısı.

- 2 kız, 683 erkek olmak üzere toplam 685 çözücü bağımlısı.

- 12 kız, 328 erkek olmak üzere toplam 340 uyuşturucu bağımlısı.

- 40 kız, 548 erkek olmak üzere toplam 588 hap bağımlısı.

- 11 – 18 yaş arası uyuşturucu ve madde bağımlısı çocukların sayısı 26 bin 398 olurken, 11 yaş grubunun altındaki 328 bağımlı çocuk sayısı da eklenince bu sayı 26 bin 726’ya yükseliyor. (09/11/2004. Yenişafak)

Bir ürkütücü sonuç da şöyle:

- “Liseliler uyuşturucu ve alkol ablukasında” başlığının altında, Uyuşturucu Türkiye’yi bir ahtapot gibi sardı. Yapılan bir araştırmaya göre tüm öğrencilerin % 32’si esrar, % 22’si hap, % 6’sı morfin gibi uyuşturucu kullanmıştır. Bu araştırmaya sağlık bakanlığı tarafından 7 ilde yapılmıştır.” (08/12/2004. Yenişafak)

Buna karşılık ilgisizlik de tehlikeyi büyütüyor.

Bugün genç neslin bataklıklara sürüklenmesi için her şey yapılmaktadır. İşte size bir örnek:

“Mavi yıldız” adıyla anılan bir tür dövme (cilde yapıştırılan çıkartma) öğrencilere satılmaktadır. Bu dövme, üzerinde mavi yıldız taşıyan küçük bir kâğıt parçasıdır. Kalem ucundaki silgi büyüklüğünde olan bu kâğıtlardaki yıldızlara L S D  (uyuşturucu) emdirilmiştir. BU UYUŞTURUCU KAĞIT ELLENDİĞİNDE DERİ YOLUYLA KANA KARIŞMAKTADIR. Bundan başka parlak renklerde ve posta pulu görünümünde, kâğıt dövmeler de satılmaktadır.

Süpermen, Mik-Mause, Palyaço, Disney karakterleri, Bart simpson ve keleb gibi BU RESİMLERDEN HER BİRİ FOLYO KAĞIDINA SARILMIŞ DURUMDADIR. BU, KÜÇÜK ÇOCUKLARA HİTAP EDEREK ASİT SATMANIN YENİ BİR YOLUDUR. Çocuğunuz bunlardan herhangi birini alırsa, bu resmi elletmeyin, ellemeyin. Bu asitlerin çok suretle reaksiyona girdiği bilinmektedir ve bazıları da STRİKNİN ihtiva etmektedir.

Çok dikkatli olmak gerekiyor. Çünkü küçücük yavrular, gencecik çocuklar, uyuşturucu mafyası tarafından evvela küçük dozlarla uyuşturucuya başlatılıyorlar, sonra da alıştırıyorlar. Artık çok paralar gerekmeye başlıyor. Bulunamadığı zaman kanun dışı işler yapılıyor, yaptırılıyor. Genç kızlar satılıyor. Harçlık vermeyen ana baba dövülüyor, öldürülüyor.

Uyuşturucu yüzünden her şeyini kaybetmiş bir gencin feryadı şöyle:

“Beyoğlu’nda bir restoranda garsonluk yapıyordum. İranlı iki samimi arkadaşım vardı. Birlikte onların kaldığı otele gittik. Küçük naylon poşetin içerisinden beyaz bir toz çıkardılar, “Al bunu çek bütün dertlerini unutursun” dediler. Ne olduğunu bile anlayamadan burnuma çektim. Arkası geldi, ikinci, üçüncü gün derken. Küçük naylon poşetteki zehirin esiri olduğumu anladım.

Çok samimi bildiğim arkadaşlarım, işte o andan sonra gerçek yüzlerini gösterdiler. Daha önceki ikram ettikleri eroini parayla satmaya başladılar. Onların beni eroine alıştıran uyuşturucu tacirleri olduğunu o zaman anladım. Eroine olan bağımlılığım beni öyle hale getirdi ki, önüme milyarları ve eroini koyup birini tercih et deseler, gözümü kırpmadan eroini isterim.

Bir kez tedavi oldum, hastaneden çıktıktan sonra kendimle mücadele ediyordum. İçmeyecektim. Eroin bağımlısı arkadaşlarım kahvemin içine gizlice eroin karıştırmışlar. Bu benim için ikinci yıkım oldu. Eroine tekrar başladım. Cihangir’e takılıyordum, oradaki zencilerden bu maddeyi temin ediyordum. Sonumun eroinin pençesinde ölüme gitmek olduğunu biliyorum ama, bir şey yapamıyorum.”

Dikkat edilmesi gereken bir husus da parçalanmış aile çocuklarıdır. Sokakları kendilerine ev edinmiş bu çocuklar, tüketici veya taşıyıcı tuzağına çabuk düşerler.

Misafirliklerde baş ağrısı çekenlere bir hap uzatılması, eczanelerin reçetesiz hap satması, gençlerin içtiği meşrubatın içine, yediği tostun arasına konulması, uyuşturucunun yayılmasını kolaylaştırmaktadır.

Aileler, “benim oğlum, benim kızım içmez, kullanmaz, yapmaz, etmez” dememelidir. Dikkat edilmezse, tehlike çok yakındır. Umulmadık bir şekilde, beklenmedik kimseler tarafından tuzağa düşürülebilir. Bir gazetede şöyle bir haber vardı: Olmaz olsun böyle dede, diye. 69 yaşındaki Nezir dede okul öğrencilerine uyuşturucu satarken yakalanmış, tespit edilerek emniyete getirilen gençler arasında 17 yaşındaki torunu da varmış. Dede para kazanabilmek için başta torununa ikram etmiş. Sonra da uyuşturucu bağımlısı müşterisi olmuş. (25/11/1995. Türkiye)

 

HEDEF TOPLUMUN UYUŞTURULARAK İMHASIDIR.

 

Uyuşturucu pazarında batı pazarı doymuştur. Şimdi hedef, az gelişmiş kalabalık nüfuslu ülkelerdir. Bu ülkelerin arasında ülkemizde Pazar haline getirilmek istenmektedir.

Şer güçlerin talimatında Türk gençlerinin eğlence ile, alkol ile uyuşturucu ile uyuşturulması talimatı vardır.

Amerika Irak’ı işgal ettikten sonra ilk verdiği özgürlük milli ve manevi direncini kırmak için uyuşturucu ve porno filmler dahil her türlü ahlaksızlığı serbest bırakmıştır. Daha önce de Afganistan’da aynı serbestliği getirmiştir. (14/05/2003. Vakit)

1800’lü yıllarda İngilizler, Hindistan’da afyon üretip, bol miktarda Çin’e sokarak Çinlileri uyuşturmaya başlamıştı. Vatandaşlarını uyuşmuş gören yetkililer 1931’de afyon kullanımını ve ithalini yasaklamıştır. Neticede Çin’le İngilizler arasında “Afyon Savaşı” olarak anılan ve tarihe geçen savaş çıkmıştır.

Uyuşturucu bir ülkeyi çökertme silahı olarak tarih boyunca kullanılmıştır.

Sömürgeci ülkeler, milli direnci kırarak o ülke halkını oyalayarak ve uyuşturarak her türlü sömürüye müsait hale getirmektedirler.

Uyuşturucu, doğacak nesillere bile zarar verdiği için bu yola baş vurulmaktadır. Bağımlı olan kadınlardan doğan çocukların beyinleri tahrip olmaktadır. Süt yoluyla da çocuk uyuşturucu bağımlısı olmaktadır.

Millet olarak topyekün uyuşturulmak istenilen ülkelerden biri de Müslüman Türk milletidir. Bu yüzden ülkeyi yönetenler, aileler ve ilim adamları gereken tedbiri almalıdır. İnsanımız maddi ve manevi yok oluş demek olan bu tür tuzaklara karşı uyarılmalı ve eğitilmelidir.

Uyuşturucu tacirleri ellerindeki zehiri satabilmek için gece gündüz çalışıyor, sinsi tuzaklar hazırlıyor. Bunun için:

- Erkek – kız arkadaş ilişkilerini kullanarak gençlere yaklaşıyor. İçlerinden kurye seçiyor. Bunalımlı, yalnızlık çekenlere yaklaşıyor.

- Bazı eğlence merkezlerini seçiyor. Esrarlı sigara içine uyuşturucu katılan meşrubat ikram ediliyor.

- Okul önlerinde seyyar satıcıları kullanıyor.

- Çeşitli bahanelerle gezi ve eğlenceler düzenleniyor.

Unutmayalım, tonlarla yakalandığı bildirilen miktar, devede kulaktır.

 

UYUŞTURUCU BAĞIMLILIĞI

 

Adı üstünde, uyuşturucu; beyinleri, bedenleri, nesilleri, aileleri ve milletleri uyuşturan, esaret altına sokan, düşmanın amansız tuzağı.

Başlangıç noktası, nanevî, ahlakî zayıflık ve kötü alışkanlıklardır. Gençlerin bügünkü yaşayış anlayışı, arkadaş ortamı ve eğlence biçimi uyuşturucuyu davet ediyor. Uyuşturucunun kaynağı da, başı boş gençlerin peşinde ve eğlence yerlerinde dolaşıyor.

Gençler, sigaradan, biradan, uyuşturucuya azar azar geliyor. Pazar arayanlar, taşıyıcı arayanlar başta gençlere ikram ediyor veya fark ettirmeden yiyeceğine, içeceğine azar azar koyuyor.

İlkokul sıralarında, kokulu kalem, kokulu silgi, yapıştırıcı, tiner, çakmak gazları çocukları uyuşturucuya itiyor.

Bir hususa dikkat çekmek istiyorum: Bir tür dövme oluyor, cilde yapıştırılan çıkartma şeklinde. Bunlara uyuşturucu emdiriliyor. Vücuda yapıştırılınca kana karışıyor. Ve yakın zamanda uyuşturucu mübtelası yapıyor.

Bir de kâğıt çıkartmalar var onlar da ellendiği ve yapıştırıldığı zaman etki yapmaktadır.

Yetkili bir ağızdan müthiş itiraf:

“Simitte uyuşturucu: okulların açılmasına az bir zaman kala bakan Işılay Saygın aileleri uyardı. Okul önlerinde satılan simitin üzerine uyuşturucu konulduğu uyarısında bulundu. Çocuklarınıza sahip çıkın. Benim çocuğum yapmaz demeyin. Nice mutaassıp ailelerin çocukları uyuşturucuya kurban gitmiştir” diye uyardı. (10/09/1998. Zaman)

Uyuşturucu kullanım yaşının 11-12’ye düşmesinin nedenleri vardır. Yapılan açıklamalara göre;

- İlk olarak sigara içme yaşı ortalaması 11,

- Her gün sigara içme yaşı ortalaması 12,

- İlk kez sarhoş olma yaşı ortalaması 11,

- İlk kez uçucu madde kullanım yaşı ortalaması 12,

- İlk kez sakinleştirici hap kullanım yaşı ortalaması 11,

- Alkol kullanan öğrenciler içinde anne ve babasının ilişkisini kötü olarak değerlendirenlerin oranı yüzde 14 iken hiç madde kullanmamış olanlar için bu oran yüzde 7,5. (20/02/2002. Zaman)

Bu işin şakası yok. Kimse çocuğundan emin olamaz. Çünkü tehlike, tek bir kaynaktan gelmiyor. Baskılar çok. Bunun için her aile çocuğuna iyi bir aile ortamı hazırlamalıdır. Çocuğun ruh ve beden dengesini kurmalıdır. Kötü örnek olmaktan kaçınmalıdır. Çocuk sokağın ve bodrum katların, arka sokakların insafına bırakılmamalıdır. Ergenlik çağında cinsellikle başbaşa bırakılmamalıdır. Karnı tok sırtı pek felsefesinden vazgeçilmelidir. Yoksa çocuk zararlı şeylere ilgi duyuyor. Sonu üzüntü ve pişmanlık oluyor.

Ailenin sıcak ilgisiyle beraber en güçlü engel inançtır.

Dine ilgi her insanın fıtratında vardır. Bazı şeyler uygun bir şekilde dinen kötü, günahtır, haramdır. Allah soracak ve cezalandıracaktır şeklinde telkin edilirse caydırıcı olacaktır.

Sözün özü, gençlerin uyuşturucu alışkanlığından kurtulma şansı çok zayıftır. En iyisi uyuşturucuya başlamamasını sağlamaktır.

Akdeniz Üniversitesi Profesörlerinden Sunar Birsöz’ün açıklamalarına göre; parfüm, sprey ve deodorantların sürekli kullanılması, uyuşturucuya götürüyor. Ayrıca sigara, kahve ve kolanın aşırı alınması uyuşturucuya zemin hazırlıyor. (23/09/1995. Zaman)

İzmir Emniyet Müdürlüğü’nün açıklamalarına göre; “Kafe, disko, bar ve pavyonlar uyuşturucu kültürünün filizlendiği yerler olmaktadır. Para yetmeyince de her türlü ahlaksızlık söz konusu oluyor.”

Her an çocuğumuz uyuşturucu ile tanışabilir; Her aile her genç uyanık olmalıdır. Çocuklar başı boş kalmamalıdır.

“Al bunu çek, bütün dertlerini unutursun” diyenler, dost değildir. Bir anlık zevk, ömür boyu köleliktir.

Milletleri yıkan şeylerin en etkilisi, fuhuş ve uyuşturucudur.

Bugün uyuşturucu kullanım yaşı, ilk okula inmiştir. Çünkü çocuk, tuzağa düşürülüyor. Ayranına, tostuna uyuşturucu konursa elbette böyle olur. Alkole, sigaraya erken başlayan, elbette uyuşturucuya da erken başlayacaktır.

Aman ne olur anne babalar, yavrularını takip etsin, iyi eğitsin. Gençler de dikkatli olsun.

Gençlik, paslanmış demir gibi için için çürüyor. Çünkü; cinsellik ön plânda, cinsi hayat erken başlıyor.

Uyuşturucuya ve fuhşa en büyük engel aile ve din engelidir. Bu iki gücü iyi kullanmalıyız.

Eğer çocuklarımızı böyle tuzaklardan ve bataklıklardan korumak ve kurtarmak istiyorsak inancını ve aile bağlarını güçlendirmeliyiz.

 

GENÇLİK KİME TESLİM

 

Birkaç habere göz atalım:

Gençliğe uyuşturucu tehdidi korkutuyor. 07/10/1995 tarihli Milli Gazetede yayınlanan rapora göre; İstanbul’da bu yılın ilk 9 aylık döneminde, aşırı dozda uyuşturucudan 14 kişi ölmüş, ölenlerin üçte birini 20 yaşın altındaki gençler oluşturmaktadır.

19/08/1995 tarihli Türkiye gazetesi, “Sinsi Tuzak” diye büyük başlık atmış, altında da şunları yazmıştır: “Gençleri bekleyen tehlike büyüyor. Türkiye, alkol tüketiminde dünyada 3. sıraya yükseldi. 16 yaşındaki gençlerin % 4’ünün uyuşturucu kullandığı ortaya çıktı.”

10/12/1994 tarihli Türkiye gazetesinin bir başka ürkütücü haberi ise şöyle: “Son 10 yılda, uyuşturucu müptelası yüzde 100 arttı. Gençler beyaz zehirin pençesinde. İşte acı gerçek: Uyuşturucuya başlama yaşı ilkokul seviyesine kadar indi. Uzmanlara göre: Türkiye’de eroin patlaması” yaşanıyor.

——-

Tüyler ürpertici bir haber daha 20/07/1994 Türkiye gazetesinden. “İstanbul’da 18 yaşından küçük 158 kişi hakkında kanuni işlem yapıldı. Gençler uyuşturucu kıskacında: Uyuşturucu tacirlerinin gençleri seçmekteki en önemli hedefi, okulları Pazar haline getirmek. Tacirler, önceleri bedava vererek gençlerin uyuşturucu bağımlısı olmalarını sağılıyorlar. Bu gençler daha sonra kendi ihtiyaçlarını karşılamak için satıcılığa da başlıyorlar. Tacirlerin ikinci hedefi, okullardan sonra varlıklı ailelerin çocuklarını da aynı metotla tuzağı düşürmek oluyor.”

Okulların çevreleri tuzaklarla dolu. Bu yerler eğitim ve öğretimi olumsuz yönde etkilediği gibi, öğrencilerin ahlak ve moral değerler yönünden dejenere olmasına neden oluyor. Öğrenci, okulların etrafındaki yerlerde bir çok kötü alışkanlıklar ediniyor ve okulla, aileleriyle olan bağlarını koparıyor.

Bugün üzülerek ifade edeyim ki, öğrencilerimiz kafecilere, biracılara teslim edilmiştir. Küçük yaştaki çocuklara bile, alkolsüz numaralarıyla bira satılıyor. İşte bu alışkanlık, zamanla uyuşturucuya kadar götürüyor.

 

Bu konuda bazı öneriler şunlardır:

- İlkokul öğrencileri de dahil gençlerin davranışları, sürekli izlenmelidir. Dalgınlıkları, uyuklamaları, odasına ve içine kapanmaları, gözlerinin kızarıklıkları ve vücutlarındaki alerjik belirtiler göz ardı edilmemelidir.

- Çocuklar olumsuz çevre ve arkadaşlardan korunmalıdır.

- Aile ilgisi, aile eğitimi sıcak bir şekilde devam etmelidir.

- Yediğine, içtiğine dikkat edilmeli, bira içmesine göz yumulmamalıdır.

- İnanç, ahlak eğitimi ihmâl edilerek yavrular, sorunlu hale getirilmemelidir.

- Gençlerin okul içi ve okul dışı yaşantıları titizlikle ve sürekli izlenmelidir.

- Gençlere ihtiyacından fazla harçlık verilmemelidir.

- Okullardaki kantinler, okul idarelerince sıkı bir şekilde kontrol edilmelidir.

Korkunç gerçek; Avrupa gençliğinin % 90’ı esrarkeş durumdadır. Bu durum diğer dünya ülkelerinde pek farklı değildir.

Kendimizi aldatmayalım. Türkiye’deki uyuşturucu gerçeğini gömemezlikten gelerek bir yere varamayız. Bir şey elde edemeyiz. Biz de uyuşturucuya karşı tavrımız tepkimiz, kültürümüzden, inancımızdan dolayı biraz değişiktir. Fakat bu direnme fazla uzun sürmez.

Gençlik bugün paslanmış demir gibi için için çürüyor. Mânevî boşluğun olduğu kişiler, aileler ve kesimler içine kurt girmiş ağaç gibi kuruyup gidiyor. İnsanımıza yavrularımıza sahip çıkalım diyorum.

Sahip çıkmayacak olursak, çocuğumuzu kaybederiz. Geç kalırsak kurtaramayabiliriz.

İki annenin feryadını size nakletmek istiyorum:

Bir annenin dramı şöyle:

“İçinde uyuşturucu bulunan yapıştırıcıları koklayan 13 yaşındaki İ.H’yi bu alışkanlığından vazgeçirebilmek için ailesi zincire vurdu. Arkadaşları yüzünden uyuşturucu müptelası olduğunu söyleyen İ.H., “Kurtarın beni, tedavi olmak istiyorum.” diyor. İ.H’nın annesi Kadriye hanım, oğlunun durumuna çok üzülüyor.” (06/09/1995. Türkiye)

Bir annenin feryâdı da şöyle:

“Benim çocuğum 13 yaşındayken uyuşturucu kullanmaya başladı. Oğlumu takip için bara gittim, kimle arkadaşlık yapıyor diye bakmaya. Genç bir bayan olduğum için beni herhalde müşteri zannettiler ve erik getirdiler. Tuz zannedilen şeyi bana göstererek “Abla esrar ister misin?” diye sordular. Yani barlarda tuzun içine esrar koyuyorlar. Bunların engellenmesi gerek. Oğlum gençliğini mahvettiği gibi beni de sürekli dövüyor. Çok mağdur durumdayız.” (10/09/1998. Zaman)

 

İNANCIN ÖNEMİ

 

İnancımıza göre insanın sağlığına, aklına, nesline, nefsine ve malına zarar veren şey haram kılınmıştır. Haram olan bir şeyin sadece yenmesi, içilmesi değil, alması, satması, yapması, taşıması da haramdır.

Uyuşturucunun inançlı kişi ve toplumlarda çok az görülmesinin sebebi, inancımızda günah ve yasak oluşundandır. Zaman zaman yapılan dinî telkinlerin müsbet yönde tesir ettiği muhakkaktır. Gençlerin tuzaklara düşmemeleri için öncelikle sağlam bir inanca sahip olmaları gerekir.

Emniyet Genel Müdürlüğü İnterpol Daire Başkanlığı, Milletler Arası Kaçakçılıkla Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından hazırlanan “Uyuşturucu maddeler, öldürücü tuzak” isimli raporda milli ve manevi değerlerin uyuşturucuya karşı panzehir olduğu belirtilerek, dini bağların zayıflamasının uyuşturucu alışkanlığına yol açtığı bildirilmiştir.

Ayrıca raporda, uyuşturucu alışkanlığına iten sebepler şöyle sıralanmıştır:

- Zayıf iradeli, kişiliği gelişmemiş gençler,

- Ailesi tarafından horlanan aşağılananlar,

- Aileleri tarafından aşırı tatmin edilen gençler,

- Seks hayatına erken giren, karşı cinse ilgi duyan çocuklar,

- Manevi terbiye almamış, ruh sağlığı bozuk olanlar, kolay başlıyor.

Çare olarak da okul öğrencilerine kabiliyetlerine göre yönlendirmek, boş zaman bırakmayıp, kötü alışkanlıklar edinmelerine fırsat vermemek şeklinde ifade edilmiştir. (01/05/1995. Zaman)

Beş vakti olanın boş vakti olmaz. Nasıl inanan insan, alkol almıyorsa, uyuşturucu da almaz. İnanç kötülüklere engeldir.

Din kötülüklere karşı panzehirdir.

İnanç sistemlerinin geliştirilmesi, işler hale getirilmesi gençleri uyuşturucudan korumaktadır. Örneğin, ABD’nin en fazla cinayet ve suç işlemede ikinci sırada yer alan New Jersey Eyaleti’nin uyuşturucu merkezi olan Newark’taki Branfort St. Ve New York’un suç işleme rekoruyla meşhur Harlem semtindeki İslam’a dönüş, yörenin birkaç sene içinde en güvenli bölge olmasını sağlamış. Bunları göz önüne alan Amerikalı gözlemciler dini yaşantının geliştirilmesiyle uyuşturucu salgınının engelleneceğini ileri sürmektedir.

İslâm, huzur bozacak, sağlık bozacak ve kayıplara neden olacak, insanın aklına, düşünce yapısına ve ahlakına zarara neden olacak şeyleri yasaklamıştır.

Alkollü içkiler, uyuşturucular, keyif verici maddeler insanın kendisine zarar verdiği için ve başkasına da zarar verdirdiği için din yasaklamıştır. Bugün bir çok kötülüğün sebebi ve anası bu yasaklar değil midir?

Allah insanı güzel bir şekilde yaratmıştır ve canlılar arasında şerefli bir varlık kılmıştır. Her şeyi de insanın emrine ve hizmetine vermiştir.

Kur’an-da: “Kendi elinizle kendinizi tehlikeye atmayın” diye de uyarılmıştır. (Bakara: 195) Uyuşturucu yüzünden ölen kimse intihar etmiş olur.

 

UYUŞTURUCU İLE MÜCADELE

 

Uyuşturucu, sakinleştiren, bazı problemleri unutturan, insana güç, güven verip sakinleştiren ve mutlu eden bir madde olarak görülmemelidir.

Uyuşturucu hakkında yapılan olumsuz propagandalar önlenmeli, bunların aldatıcı olduğu yalan dünya cenneti vaadettiği anlatılmalıdır.

Gençleri uyuşturucuya yönelten problemlere çözüm getirilmelidir.

Gençler bilgilendirilmek suretiyle merak ve özentileri yok edilmelidir. Bir felaket olduğu, merak edilecek ve özenilecek bir şey olmadığı anlatılmalı, ikna edilmelidir. Bunun için konferanslar verilmeli, uyuşturucudan zarar görenlerin resimleri gösterilmeli, ölenlerin hayat hikayeleri ve perişan ölümleri gözler önüne serilmelidir. Ayrıca ders konusu olmalıdır.

Sadece polisiye tedbirleriyle önleneceğini düşünmek yanlış olur. Mücadelede en etkin ve masrafsız yol olan inanç değerlerini kazandırmak gerekir. Çünkü uyuşturucu bağımlılarının inancı tanımayan, dinle tanışamamış kesimlerden olduğu unutulmamalıdır. Gençler inanç boşluğundan kurtarılmalıdır. Karnı doyan insanın beyni doymazsa istenmeyen şeyler olur.

Çevre ve arkadaş grubuna dikkat edilmelidir. Kötü maksatla kurulan eğlence yerleri sıkı bir şekilde denetlenmelidir.

Uyuşturucuya götürecek alkol, sigara gibi alışkanlıkların önüne geçilmelidir. Medya tahrik, teşvik ve kötü yönlendirme yerine, üzerine düşün görevi yapmalıdır.

Sosyal aksaklıklar giderilmeli, insanların önü karanlık gösterilmemelidir. Kimlik kişilik bunalımına düşmemesi için gençlere şahsiyet kazandırılmalıdır.

Aileler çocuklarını başı boş bırakmamalıdır. Devamlı ilgi göstermelidir. Bugüne kadar korunmamız ve bazı kesimlerde uyuşturucunun yaygın olmaması, aile yapımızın sağlam oluşu ve dinimizin koruyucu özelliğindendir.

Bugün ailelerin çoğu çocuğu ile ilgilenmiyor. Ne zaman ki çocuk suç işledi, ceza gördü veya kötü bir duruma düştü o zaman uyanıyor. O zaman geç kalmış oluyor.

Aileler, çocuklarının yakın arkadaşı olmalı, çocuğunun bir grup içine girmesini önlemelidir. İyi arkadaş edinmelerini sağlamalıdır.

Eğer çocuk uyuşturucu kullanıyorsa gerçek suçlu ailedir.

Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu’nun yaptığı bir araştırmada, ailenin uyuşturucu maddelere karşı olan tutumunun gencin davranışlarını belirlemede çok etkili olduğu, dolayısıyla ailelerin bu konuda çocuklarına örnek olacak davranışlar sergilemeleri gerektiği kaydedildi. Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu Başkanlığı’nın “Uyuşturucu madde kullanımının aile üstüne etkisi” konulu araştırmasına göre, aile ilişkileri kişinin toplumsal yaşamının belirlenmesinde büyük rol oynuyor. Ailenin uyuşturucu maddelere karşı olan tutumunun da, gencin davranışlarını belirlemesinde çok etkili olduğu ifade edilen araştırmada, “Ailenin madde bağımlılığını önlemede pek çok rolü var” deniliyor.

 

Önlemler şöyledir:

Araştırmada, anne – babalara çocuklarını uyuşturucu madde bağımlılığından uzak tutabilmeleri için şu tavsiyelerde bulunuluyor:

- Sigara, alkol, kafein gibi maddeler kullanmayarak çocuğunuza örnek olun

- Anne – baba, çocuk için eğitim ve bilgi kaynağıdır. Çocuğunuzu yasal olmayan maddeler, bunların etkileri ve sonuçları hakkında bilgilendirin.

- Anne – babalar aile içi kuralları koyan, ailenin alkol ve madde konusundaki politikasını belirleyen kişilerdir. Dolayısıyla bu konuda bazı kısıtlamalar getirin ve bunları uygulayın.

- Eğlenceli aile etkinliklerinin düzenleyicisi ve katılımcısı olun. Böylece sıkıcılığa, alkol ve diğer maddelerin kullanıldığı etkinliklere alternatif oluşturun.

- Çocuklarınızı arkadaş baskısı ile nasıl başa çıkabilecekleri konusunda eğitin.

- Çocuğunuzun nerede olduğunu bilin.

- Diğer aileler ile iş birliği yaparak çocukların madde kullanmasını engelleyin.

- Madde kullanımını teşhis eden kişiler olun.

- Çocuğunuzun madde kullanımına müdahale edin ve yönlendirin.

- İyileştirici etkinliğe yardımcı olmak için kendi duygularınızı da yönetin.

Aileler uyuşturucu kullanan çocukları nasıl tanıyabilirler:

Çocuğunuzun uyuşturucu kullanıyor olmasından şüpheleniyor, ancak emin olamıyorsunuz. Acaba uyuşturucu kullanan genç nasıl anlaşılır?

Uyuşturucu madde kullanan gençte gözlemlenebilecek değişiklikler şunlardır:

- Eski arkadaş çevresi ile birlikte olmak yerine yeni bir çevreye girmeyi tercih ederler. Yani arkadaş çevreleri değişir.

- Gözlerde kanlanma olabilir.

- Ağız kuruluğu, sık sık terleme, bulantı ve kusma başlıca değişikliklerdir.

- Vücutta iğne ve yara izleri görülür.

- Enerji ve kilo kaybı olur.

- Ev içinde yalnız olmayı tercih eder.

- Dikkat eksikliği başlar.

- Sürekli bir yorgunluk ve uykusuzluk görülür.

- Psikolojisinde değişimler ve ruhsal dengesizlikler görülebilir.

- Madde ihtiyacı hissettiğinde çeşitli davranış değişiklikleri gözlemlenebilir.

Yukarıda sıralanan özellikleri çocuğunuzda gözlemliyorsanız, herhangi bir yargıda bulunmaksızın, çocuğunuzla konuşup onu anlamaya çalışın. Ayrıca bir uzmanla görüşüp çocuğunuzun yardım almasını sağlayın.

Her aile çocuğunu korumak uğruna uyuşturucuyu ve uyuşturucuya götüren şeyleri tanımak zorundadır. Tanımadan yapılacak olan mücadele fayda yerine zarar getirir.

Bugüne kadar bilinçsiz kampanyalar, uyuşturucuyu hep azdırmış, daha çok yayılmasına neden olmuştur. Ana babanın zorla çocuğunu karşısına alıp bilgisiz ve hazırlıksız olarak nasihat etmesi, yarar yerine zarar verecektir. Öğrencileri zorla salonlara toplayıp konferans dinletmek istediğimiz zaman öğrenciler dinlemeyecektir. Sigarayı, alkolü bırakma kampanyaları hep böyle olduğu için bir netice alınamamıştır.

Şöyle bir haber nakledelim: “İstanbul’da 18 bin taksi ve minibüs gençleri beyaz zehire karşı uyarmak için dört gün “Uyuşturucuya Hayır” pankartı ile gaza basacaklar.” (10/09/2004. Yenişafak)

Ne kadar, nasıl faydası olur bilemem…

Hatice Güldiken hanımefendi valiliğin halk gününe katılmış “Oğlumu uyuşturucu belasından kurtarın” diye yalvarmıştır. Çaresiz ve acılı anne evdeki eşyaları satıp uyuşturucu kullanan oğlu için valilikten yardım istemiştir. (17/07/2003. Yenişafak)

Bu annenin çocuğu kurtarılabilir mi bilemem…

Bugün okulların etrafında uyuşturucu almış kızlı erkekli gençleri görüyorum. 12 – 13 yaşlarında Leyla gibi dolaşıyor. Birbirinin koluna girmiş, kimse umurunda değil, ne yaptığının, ne söylediğinin de farkında değil. Belki biraz sonra derse gidecek. Belki de sevgili anne babacığının yanına gidecek…

Çocuğunuz uyuşturucu kullanıyorsa ne yapmalısınız?

Doç. Dr. Ögel, madde kullandığı tespit edilen çocuklarla kurulacak iletişimi dört aşamaya ayırıyor.

 

1- Hazırlık aşaması

- Bırakın duygularınız yatışsın. Sakinleşin ve olaylara sağduyu ile bakar hale gelin. Yeterli gözlemi yapın ve veri toplamaya çalışın.

- Kendinizi suçlamayın. Bu duygunuz öfkeye dönüşebilir ve sorunun çözümüne hiçbir katkıda bulunmaz.

- Konu hakkında iyice bilgilenin. Bilmediğiniz şeyler hakkında fikirler ileri sürmeyin.

- Önyargılardan arının. Her birey farklıdır. Sizin çocuğunuz da diğer uyuşturucu kullananlardan ve bağımlılardan farklı özelliklere sahiptir.

- Ailenin diğer üyelerinden gerekirse fikir alın. Ancak bu durumu herkesin duymasından kaçının.

 

2- Durumun saptanması

- Çocuğunuz gerçekten madde kullandı mı? Öncelikle bundan emin olun. Son günlerini bir gözden geçirin. Yeterli bilgi edinmek için sağlık kuruluşlarına başvurabilirsiniz.

- Eğer madde kullandıysa hangi maddeyi ne kadar süreyle ve ne miktarda kullandığını araştırmaya çalışın.

- Okul öğretmenleri ya da arkadaşlarıyla görüşün. Ancak bunu yaparken çocuğunuzu zora düşürmemesi için çok dikkatli olun, başkalarının anlamayacağı tarzda yapın.

 

3- Konuşma aşaması

- Gencin madde etkisi altında olması konuşmayı güçleştirir ve yararsız olur. Bu nedenle madde etkisinin geçmesi veya etkisinin azalması gerekir.

- Bu konuyu konuşmaktan korkmayın. Korkularınızı ve kuşkularınızı onunla açıkça yaklaşın.

- Konuşurken onu korkutmamaya özen gösterin. Tamamen gerçekçi samimi ve yalın olun.

- Amacınızın ne olduğunu üstüne basarak vurgulayın. Ona yardımcı olmak istediğinizi anlatın. Her zaman onun yanında olacağınızı hatırlatın.

- Onun düşünce, yaşantı ve korkularını anlamaya çalışın.

- Genellikle insanlar madde kullandıklarını inkâr ederler. Eğer inkâr ederse çok fazla ısrar etmeyin. Bu konuda konuşmak isterse onu dinlemeye hazır olduğunuzu belirtin. Bir dönem onu gözleyin. Aradan zaman geçtikten sonra bu konuyu gündeme getirebilirsiniz.

- Madde kullanmasından dolayı onu suçlamayın. Ancak bunun sonuçlarına kendisinin katlanacağını hatırlatın.

 

4- Yönlendirmek:

Yardım ve bilgi alabileceğiniz tedavi kurumlarını öğrenin.

- Genelde bu gençler tedavi kurumlarından çekinirler. Bu nedenle onu tedavi için cesaretlendirin. Eğer bir tedavi kurumuna gitmek istemiyorsa en azından danışmanlık için başvurmasına yardımcı olabilirsiniz. Bu durumu ona “Bir gidip öğrenelim. Ne yapmak gerekiyor? Ona göre karar verelim. Danışmanın hiçbir zararı yoktur” biçiminde açıklayabilirsiniz.

- Genç tarafından söylenen olumlu düşünceleri onun ardından siz de onun sözleri ile yineleyin.

- Sık sık mesajlarınızı yineleyin

- Tüm bu desteklerinizin yanında ondan bu maddeyi kullanmamasını isteme hakkınız vardır. Bırakma konusunda yardıma hazır olduğunuzu belirtin.

- Onun sorumluluğunu onun yerine üstlenmeyin. Onun kendi sorumluluğunu üstlenmesine yardımcı olun.

- Birkaç kez madde kullanımıyla bağımlılık gelişmeyebilir. Bu dönemde daha ağır uyuşturucular kullanmasını ve denemesini önlemeye çalışın.

- Ancak unutmayın hiçbir zaman kişinin isteği dışında maddeyi bıraktırmak ve tedavi etmek mümkün değildir.

- Eğer o madde kullanımını bırakmak istemiyorsa böyle bir durumda ona destek olamayacağınızı belirtin. Karşılaştığı zorlukları onun yerine siz aşmayın. (Örneğin okulla ilgili yada yasal sorunlar) Kendi kararlarının sonuçlarına katlanmayı öğrenmek zorundadır. (01/10/2002. Zaman)

 

UYUŞTURUCU ÇEŞİTLERİ

1- AFYON: Haşhaş bitkisinin kapsülünden elde edilen afyon kuvvetli bir uyuşturucudur.

- “İslâm alimleri, afyon eroin gibi uyuşturucuların bedene, akla, dine, ahlaka ve mizaca verdiği zararlar açısından “İçkiden çok daha berbat” olduğunda ittifak etmişlerdir. Yakın bir zamanda Mısır müftüsü, yakın geçmişte afyonun aynen şarap gibi haram olduğuna fetva vermiştir.” (K. Sitte 7/269 Prof. Dr. İ. Canan)

- “Sıvı yiyecekler dışında benç (uyku veren bitki) afyon, haşhaş gibi aklı gideren herşey haramdır.” (İslam Fıkhı Ansiklopedisi. Prof. Dr. Vehbe Zuhayli 7/448)

- “Esrar afyon ve benzeri sarhoşluk veren şeylerin tümü haramdır. Esrar afyon çok yönlü zarar verdiği için daha çok günahtır. Bütün mezheplere göre; bu yolla kazanılan para da haramdır. Ancak tedavi ve ameliyatlarda kullanılabilir.” (Ahmet Şahin – Fetvalar: 30)

“Afyon, esrar ve uyuşturucu madelerin üretimi, dağıtımı, kullanımı sarhoş edici maddeler gibi haramdır. (Yusuf El Kardavi – İslâmda Helal Haram: 141)”

“Haşhaş otu, sarhoş etse de etmese de haramdır.” (Age: 82)

“İnsanın aklını gideren, vücudunu zehirleyen, sağlığına zarar veren afyon, haşhaş gibi şeylerin yenmesi caiz değildir. ” (Ömer Masuhi Bilmen – İslam İlmihali: 457)

Bazı şeyler defalarca soruluyor. Ona soruluyor, buna soruluyor. İşimize geldiği şekilde fetva arıyoruz. Bizim yaptığımız gibi birileri çıksın istiyoruz. İşin İslâmcasına, takva yönüne bakan olmuyor.

Afyon otu, kozasının sütü zehir ihtiva eder. Zehir kozadadır. Daneler çıkarılırken kırılan kozanın tozu insanı sarhoş eder. Bir yaşlı: “Biz otu kurutur tütün gibi içerdik” demiştir.

Peygamber (as) da bizi şöyle uyarmıştır:

“Çoğu sarhoşluk veren şeyin azı da haramdır”

“ Şüphe veren şeyi bırak, şüphe vermeyene bak.”

Tartışmalı konularda kimin isabet ettiğini bilemezsiniz. Onun için takva yolunu seçerseniz kârlı çıkarsınız. Hem Allah yanında sevgili kul olursunuz.

Mesela; eğlence helâl şarkı haramdır, kolonyağında hanefiler yumuşak, şafiler settir. İşin fetvadan çok takva yolu fayda verir.

Afyon dane olarak sarhoşluk verecek durumda değildir, yenilir. Mesela; üzümün mayalanmamış hali gibi.

Afyon ekip biçmenin hükmüne gelince, eğer üzümün şarap fabrikasına satıldığı gibi uyuşturucu üretmek maksadıyla ekilir ve uyuşturucu yapılan yere satılırsa caiz değildir. Çünkü bir nimet zararlı hale getirilmiş olur.

Gizlice sütünü almak maksadıyla yapılan gizli ekim de caiz değildir.

2- BAZ MORFİN: Afyondan elde edilir. Parlak toz şeklindedir. Afyondan on kat daha güçlüdür.

Önce kullanana keyif verir, sonra uyuşturur, daha sonra da sinir sistemini felç eder.

3- EROİN: Uyuşturucuların en kuvvetlisi ve ölümcülüdür. Tedavisi çok zordur.

4- ESRAR: Kenevirden elde edilir. Esrar, uyuşturucunun basamağıdır denilebilir.

5- KOKAİN: Koku ağacının yapraklarından elde edilir.

6-KODEİN: Eroin bağımlıları, eroin bulamazlarsa bunu kullanırlar.

7- CRACK: Kısa sürede bağımlılık yapar. Bağımlısını paranoyak haline getirir. Bunu daha çok fuhuş mafyası çalıştırdığı kadınlara kullandırır.

8- LSD: Çok etkili ve tehlikelidir. Bazı şeylere emdirilmek suretiyle taşınması ve kullanılması sağlanır.

“Mavi yıldız” adıyla anılan bir tür dövme (cilde yapıştırılan çıkartma) öğrencilere satılmaktadır. Bu dövme, üzerinde mavi yıldız taşıyan küçük bir kâğıt parçasıdır. Kalem ucundaki silgi büyüklüğünde olan bu kâğıtlardaki yıldızlara L S D  (uyuşturucu) emdirilmiştir. BU UYUŞTURUCU KAĞIT ELLENDİĞİNDE DERİ YOLUYLA KANA KARIŞMAKTADIR. Bundan başka parlak renklerde posta pulu görünümünde, kâğıt dövmeler de satılmaktadır.

9- HAP: “Mutluluk Hapı” adı ile piyasaya sürülüyor. Bu haplar bağımlılık yapıyor. Eğer alkolle kullanılırsa korkunç sona çabuk gidiliyor.

10- BALİ: Küçük yaştaki çocuklar arasında kullanımı başlıyor. Ucuz ve kolay temin edilebiliyor. Her çocuk bilhassa parçalanmış aile çocukları bu tehlike ile karşı karşıyadır.

11- KAFEİN: Fazla kullanıldığında bağımlılık yapar ve insan sağlığını tehdit eder.

Bir çoklarımız kahvesiz yapamayız. Yemekten sonra yorgunluk anında onu ararız, bizi dinlendirdiğini sanırız. Aslında enerji vermez, hatta bitkinliğe yol açar. Verdiği zindelik geçicidir.

Bir fincan kahvede 15 mg kafein bulunmaktadır.

Çayda, kolada da kafein vardır. Bu içecekleri sağlık açısından az kullanmak gerekiyor. Kullanmamak en güzelidir.

Fıkıhçılarımız kahve içmeyi hoş görmemişlerdir. (İslâm Fıkhı Ans: 7/449 Prof. Dr. Vehbe Zuhayli)

 

ÇARE NEDİR?

 

Uyuşturucu bağımlılığı her gün korkunç bir artış göstermektedir. Bunun için çok ciddi önlemler alınmalıdır. Devlet yetkililerine, aileye, öğretmelere ve ilim adamlarına büyük görevler düşmektedir.

Şebnem Dergisinin 10. sayısında uyuşturucu kullanan gençlerin uyuşturucu kullanmadan 4 yıl önceki resimleri ile uyuşturucu kullanan halleri yanyana yayınlandı. Bu resimler uyuşturucu belâsının ruh ve beden çöküşünün resmiydi.

Gençler uyuşturucu ile işini, sağlığını, namusunu ve her şeyini kaybediyor. Daha sonra bir hayalet gibi hayal aleminde korkularla, şüphelerle yaşayan birer robot haline geliyor. Bu tehlike karşısında aciz değiliz.

Çareleri kısaca maddeleştirecek olursak:

1- Gençlerdeki manevi boşluğu gidermek, olaylar ve problemler karşısında inancını devreye sokabilecek hale getirmek, ibadet alışkanlığı kazandırmak.

2- Gençlere kimlik, kişilik kazandırmak,

3- Gençlerde utanma, namus gibi duyguları canlandırmak,

4- Kahvehane, disko, bilardo salonları, birahaneler, kafeler gibi yerlerden uzak tutacak bilgi vermek ve meşguliyet kazandırmak,

5- Aile bağlarını kuvvetlendirmek. Aile içi sevgi saygı ve merhamet duygularını diri tutmak,

6- Uyuşturucuya götüren sigara, alkol, kahve, çay, kola gibi maddelerden uzak tutmak,

7- Aile içinde güzel örnek olmak, kötü örneklerden, kötü arkadaştan, kötü çevreden uzak tutmak,

8- Çocukları kaba kırıcı davranışlarla, ağır cezalarla cezalandırarak sokağa itmemek,

9- Tehlikelere ve tehlike gelecek kişilere, yerlere ait bilgiler vermek, uyarmak ve bilgilendirmek,

10- Gençleri spor ve sosyal faaliyetlerin içine çekmek. Okuma alışkanlığı kazandırmak, ibadet hayatına alıştırmak suretiyle çılgın eğlencelerden, müstehcenlikten ve nefsin kötü arzularından alıkoymak,

11- En önemlisi de, eziyetsiz ve masrafsız bir yolda ana babanın şerden ve şerlilerden duaları ile yavrularını korumalarıdır.

Rabbim yavrularımızı ve gençlerimizi her türlü tehlike ve tuzaklardan korusun.

 


Bu yazıyı 2.358 kişi okudu.

Araştırmacı Yazar
Mustafa ÖSELMİŞ