VAZGEÇİLMEZ GÖREV CİHAD

Müs­lü­ma­nın vaz­ge­çe­me­ye­ce­ği gö­rev­le­ri var­dır. Bu gö­rev­ler­den biri de cihad’tır.

Cihad nedir?

Cihad, cehd kö­kün­den gelir. Düş­ma­na, küfür ve her türlü ah­lak­sız­lı­ğa karşı ça­lış­mak, gay­ret gös­termek an­la­mı­na gelir. 

Cihad, Ce­nab-ı Allah’ın Müs­lü­man­la­ra farz kıl­dı­ğı bir emir­dir. Kur’an-ı Ke­rim­de 35 yerde geçer. 
Pey­gam­be­ri­miz (sav) ha­ya­tı bo­yun­ca ci­ha­dı terk et­me­miş­tir. As­ha­bı da O’nunla be­ra­ber ci­ha­da sa­rılmış, bu emri ye­ri­ne ge­ti­re­bil­mek için Çin’e kadar gitmiş­tir. 90 ya­şın­da Ab­dur­rah­man bir Avf Kars’ta medfun­dur. Ebu Ey­yu­be’l En­sa­ri Haz­ret­le­ri İstan­bul sur­la­rı di­bin­de şehit düş­müş­tür. Ebu’d-Der­dâ (ra) Bar­tın’da (ya­nın­da bir su ku­yu­su var, pek de tatlı) Daha birçok sa­ha­be Ana­do­lu top­rak­la­rın­da ya­tı­yor. 

Cihad, her de­vir­de is­la­mın teb­liğ edil­me­si, Allah’ın adı­nın ya­yıl­ma­sı ve kö­tü­lük­le­rin yok edil­me­si an­la­mın­da kul­la­nıl­mış­tır. 

Ba­zı­la­rı­nın iddia et­ti­ği gibi Cihad, sal­dı­rı, is­ti­la, kat­li­am an­la­mın­da de­ğil­dir, böyle de ol­ma­mış­tır. Her zaman ada­let­le mu­ame­le ya­pıl­mış­tır. Sırf Allah rı­za­sı gö­ze­til­miş­tir. 

Ci­had­da zulüm yok­tur, baskı yok­tur. Hakk’a davet var­dır. 

Cihad, Müs­lü­man­la­ra farz kı­lı­nan bir ame­li­dir, iba­det­tir. 

Kur’an’da Ce­nab-ı Allah şöyle bu­yu­rur:

– “Allah yo­lun­da mal­la­rıy­la, can­la­rıy­la Cihad eden­ler, rütbe ba­kı­mın­dan Allah ya­nın­da daha üs­tündür­ler, kur­tu­lu­şa eren­ler­de işte on­lar­dır.” (Tevbe:40)

Bir ayette de:

– “Bizim uğ­ru­muz­da cihad eden­le­ri el­bet­te kendi yol­la­rı­mı­za eriş­ti­re­ce­ğiz. Hiç şüphe yok ki, Allah iyi dav­ra­nan­lar­la be­ra­ber­dir.” (An­ke­but:69) buy­ru­la­rak Allah yo­lun­da, din uğ­run­da cihad eden­ler övül­müş ve müj­de­len­miş­tir. 

Ci­had­ta sa­de­ce Allah rı­za­sı gö­ze­ti­le­cek­tir. Başka emel ve is­tek­ler olur­sa, o gay­ret, ya­pı­lan iş cihad olmak­tan çı­ka­cak­tır. 

Pey­gam­ber (as) şöyle bu­yur­muş­tur:

– “Allah yo­lun­da Allah’ın adını yü­celt­mek için sava­şan kimse Allah yo­lun­da­dır” (Bu­ha­ri Cihad:206)
Bir ha­dis­le­rin­de de Allah Ra­su­lü şöyle de­miş­tir.

Pey­gam­ber (as)a bir zat şöyle so­rmuş­tur: 

-Ya Ra­su­lal­lah, bir kimse Allah yo­lun­da cihad eder­ken bir de dün­ya­lık arzu etse du­ru­mu nedir?

Allah’ın el­çi­si şu ce­va­bı ver­miş­tir:

– Ona hiç bir şey yok­tur.” (Ebu Davut Cihad:25)

– Cihad, ilâyı ke­li­me­tul­lah için­dir. Bir ha­dis­te şöyle buy­ru­lur:

– “Kim Allah yo­lun­da ilâyı ke­li­me­tul­lah için deve­nin iki sa­ğı­mı ara­sın­da geçen zaman kadar çaba sarf edecek olana cen­net vacip olur.” (Ebu Davut, Ci-had:42)

– Ci­had­dan Murat, Allah’ın rı­za­sı­nı ka­zan­mak için Allah’ın ke­la­mı­nı yay­mak, di­ni­ni teb­liğ etmek, kö­tü­lüğü yok et­mek­tir. 

Pey­gam­ber (as) şöyle bu­yur­muş­tur:

– “Siz­den biri çir­kin bir iş gö­rür­se, onu eliy­le değiş­tir­sin. Buna gücü yet­mez­se, di­liy­le mü­da­ha­le etsin. Buna imkan bu­la­maz­sa, kal­biy­le buğ­zet­sin. Bu ima­nın en zayıf nok­ta­sı­dır.” (Ri­ya­zü’s-Sa­li­hın:183)

Cihad çeşit çe­şit­tir:

Cihad, günün şart­la­rı­na göre ya­pı­lır. Cihad yapan bu işe ehil ol­ma­lı­dır. Ehil ol­ma­yan kimse, cihad ya­pa­yım der­ken fit­ne­ye sebep ola­bi­lir. 

Her Müs­lü­man ci­had­dan so­rum­lu­dur. Her fır­satta eliy­le di­liy­le, kal­biy­le, malı ile canı ile ka­le­miy­le, elin­den ne ge­li­yor­sa, onun­la cihad ede­cek­tir. Hiç­bir şey ya­pa­ma­yan bile ci­ha­da niyet edecek ve cihad eden­le­rin sa­fın­da yer ala­cak­tır. Yar­dım ede­cek­tir. 

Cihad se­va­bı olan işler:

– Cihad ni­ye­ti ta­şı­ya­na ve cihad eden­le­re des­tek olan­la­ra şehit se­va­bı var­dır. 

– Yaşlı ana ba­ba­ya hiz­met ci­had­dır. Savaş ha­zır­lığı ya­pı­lır­ken bir genç, pey­gam­ber (as)a: “Anamı baba­mı bı­rak­tım da gel­dim ya Ra­sü­lül­lah!” de­yin­ce peygam­ber (as) ona:

Eliy­le safın ge­ri­si­ne alıp: “Sen terk edip gel­di­ğin ana ba­ba­nın hiz­me­ti­ne dön!” demiş, geri gön­der­miş­tir. 

– Za­li­min zul­mü­ne karşı çık­mak, maz­lum­dan yana olmak ci­had­dır. 

– Hak­sız­lık kar­şı­sın­da doğ­ru­yu söy­le­mek ci­haddır. 

– İslam’ı öğ­ren­mek öğ­ret­mek, Allah’ın adını yaymak ci­hat­tır. 

– Allah’ın dini is­la­mı teb­liğ etmek ci­hat­tır. 

– İyi­li­ği em­re­dip, kö­tü­lük­ten sa­kın­dır­mak ci­haddır. 

– Va­ta­nı, bay­ra­ğı, ezanı, mili ve ma­ne­vi de­ğer­le­ri sa­vun­mak ci­had­dır. 

– Allah’ın rı­za­sı için iş yap­mak ci­had­dır. 

– Ha­yır­lı evlat ye­tiş­tir­mek ci­had­dır. Helal ka­zanç talep etmek ci­had­dır. 

– Ha­ram­lar­dan gü­nah­lar­dan ka­çın­mak ci­had­dır. Günün kö­tü­lük­le­ri­ne tepki ci­had­dır. 

– Kü­für­le, kafir ehli ile mü­ca­de­le ci­had­dır. 

– Kö­tü­lü­ğe tepki gös­ter­mek ci­had­dır. Pey­gam­ber (as) şöyle bu­yu­rur:

– “Ci­ha­dın en üs­tü­nü zalim sul­ta­na karşı çıkıp hakkı söy­le­mek­tir” (Tir­mi­zi, Fiten:13)

– Sa­pık­lık­la­ra karşı çık­mak, tepki gös­ter­mek ci-had­dır. Kur’an’da şöyle em­re­dil­miş­tir. 

“Sen Rab­bi­nin yo­lu­na güzel bir şe­kil­de çağır ve on­lar­la en güzel şe­kil­de mü­ca­de­le et! Rab­bin yo­lun­dan sa­pan­la­rı en iyi bi­len­dir. O hi­da­ye­te eren­le­ri de çok iyi bilir.” (Nahl:25)

En büyük cihad, in­sa­nın kendi nefsi ile yap­tı­ğı ci­had­dır. Bu zor bir ci­had­dır. 

Pey­gam­ber (as) 

“Asıl mü­ca­hid, kendi nefsi ile mü­ca­de­le eden­dir” bu­yu­rur. (Tir­mi­zi, Cihad:165)

Bir sa­vaş­tan dö­ner­ken pey­gam­be­ri­miz As­ha­bı­na: “Şimdi küçük ci­had­dan büyük ci­ha­da, nefis ile mü­ca­de­le­ye dö­nü­yo­ruz” bu­yur­muş­tur. 

Nef­sin istek ve ar­zu­la­rı­nı kır­mak, nef­sin en çok sev­di­ği malı Allah yo­lun­da har­ca­mak kolay bir iş değil­dir. 

Cihad Ce­nab-ı Allah’ın em­ri­dir:

Cihad etmek Allah’ın em­ri­dir. Müs­lü­man­la­ra ciha­dı farz kıl­mış­tır. 

Cihad etmek, Allah nez­din­de en se­vim­li amel­lerden­dir. Şehid se­va­bı olan bir iba­det­tir. 

Pey­gam­ber (as)

“Cen­net kı­lıç­la­rın göl­ge­si al­tın­da­dır” bu­yu­ra­rak, cihad et­me­den cen­ne­te gi­di­le­me­ye­ce­ği­ne işa­ret et­miş-tir. 

Bir ha­dis­le­rin­de de “Allah yo­lun­da ayağı toz­lanan­la­ra ce­hen­nem ateşi do­kun­maz” bu­yur­muş­tur. (Ri­ya­zü’s-Sa­li­hın:1308)

Kur’an’da cihad şu ayet­ler­de ge­çi­yor:

– “Allah yo­lun­da cihad edin ki, kur­tu­la­sı­nız.” (Maida:35)

– “Hakk yo­lun­da ge­re­ği gibi cihad edi­niz.” (Haç:78)

– “Allah yo­lun­da mal­la­rı­nız­la, can­la­rı­nız­la cihad edin.” (Tevbe:41)

– “Yoksa Allah içi­niz­den cihad eden­le­ri belli etme­den, sab­re­den­le­ri or­ta­ya çı­kar­ma­dan, cen­ne­te gi­re­ce­ği­ni­zi mi zan­net­ti­niz?” (Al-i İmran:142)

– Mü’min­ler­den (özür sa­hi­bi hariç) otu­ran­lar­la, mal­la­rı ve can­la­rıy­la Allah yo­lun­da cihad eden­ler bir olmaz” (Nisa:95)

Müs­lü­ma­nın, küfür eh­li­ne ve küfre karşı tav­rı­nın nasıl ol­ma­sı ge­rek­ti­ği de şöyle ifade edil­mek­te­dir:

– “Ka­fir­le­re boyun eğme ve on­la­ra karşı olan­ca gü­cün­le büyük bir savaş ver.” (Fur­kan:52)

– “Ey Pey­gam­ber! Ka­fir­le­re ve mü­na­fık­la­ra karşı cihad et. On­la­ra karşı sert dav­ran on­la­rın va­ra­ca­ğı yer ce­hen­nem­dir. O ne kötü bir varış ye­ri­dir?” (Tev-be:73+Tah­rim:9)
– “Mu­ham­med Allah’ın el­çi­si­dir. Be­ra­be­rin­de bulu­nan­lar­da ka­fir­le­re karşı çetin, kendi ara­la­rın­da merha­met­li­dir­ler.” (Fetih:29)

Müs­lü­man, hakkı ve is­la­mı sa­vun­mak­la so­rumlu­dur. Bunda büyük sevap var­dır. 

Pey­gam­ber (as) Hz. Ali’ye şöyle de­miş­tir:

– “Allah’a yemin ede­rim ki, Allah’ın senin se­bebin­le bir tek ki­şi­ye hi­da­yet verip doğru yola ilet­me­si, senin için kızıl de­ve­le­rin ol­ma­sın­dan ve bun­la­rı sa­daka ola­rak ver­me­den daha ha­yır­lı­dır” (Bu­ha­ri, Fe­dai-lü’las­hab:9)

Müs­lü­ma­nın bir gö­re­vi­ de iyi­li­ği em­ret­mek, in-san­la­rı kö­tü­lük­ten sa­kın­dır­ma­sı­dır. 

Kur’an’da:

– “Siz in­san­lar için çı­ka­rıl­mış en ha­yır­lı bir ümmet­si­niz; iyi­li­ği em­re­der, kö­tü­lük­ten sa­kın­dı­rır­sı­nız” (Al-i İmran:110) buy­ru­lur. 

Bir ­gün pey­gam­be­ri­miz as­ha­bı­na şöyle an­lat­mış-tır:

“Kı­ya­met günü biri ge­ti­ri­lir. Onun için ce­henne­me atın emri ve­ri­lir. O ki­şi­nin ba­ğır­sak­la­rı dı­şar­dadır.

Dolap bey­gi­ri gibi et­ra­fın­da döner durur. 

Ce­hen­nem­de­ki­ler ona sorar:

– Sen hiç emr-i bilmâruf, nehyi anil mün­ker yap­madın mı? Der­ler. Seni bu hale ge­ti­ren nedir diye so­rarlar. O kişi:

– Baş­ka­la­rı­na iyi­li­ği em­re­der­dim fakat ken­dim onu yap­maz­dım. Kö­tü­lük­ler­den men eder­dim, ken­dim o kö­tü­lü­ğü terk et­mez­dim” ce­va­bı­nı verir. 

Türk­ler­de cihad an­la­yı­şı:

İslam­dan önce de sonra da Türk mil­le­tin­de hiç-bir zaman cihad, top­rak kav­ga­sı ve is­ti­la ha­re­ke­ti olma­mış­tır. Cihad an­la­yı­şı:

– Zul­mün kal­dı­rıl­ma­sı, 

– Allah’ın adı­nın ya­yıl­ma­sı, 

– Hak ve ada­le­tin te­cel­li­si te­me­li­ne da­yan­mış­tır. 

Türk­ler hakim ol­duk­la­rı top­rak­lar­da;

– Halka zul­met­me­miş­ler­dir. 

– Mal­la­rı­nı yağ­ma­la­ma­mış­lar­dır.

– İnsan­la­rın ca­nı­na, ır­zı­na, na­mu­su­na do­kun­mamış­lar­dır. 

Bunun için başka mil­let­ten, başka din­den olan­lar bile Türk ida­re­si­ni ter­cih et­miş­ler­dir. Kendi ida­re­ci­leri­nin zul­mün­den bıkan halk kar­di­nal kü­la­hı ye­ri­ne:

“Türk sa­nı­ğı gör­mek is­te­riz, Türk­le­rin at­la­rı çeş­me­leri­miz­den su iç­me­dik­çe bize huzur ve ada­let yok­tur.” Di­ye­rek Türk­le­ri ken­di­le­ri davet et­miş­ler­dir. 
Türk­ler­dir savaş hiç­bir zaman imha ha­re­ke­ti olma­mış. İhya ha­re­ke­ti ol­muş­tur. Türk­le­rin en büyük vasfı adil ve mer­ha­met­li ol­ma­la­rı­dır. Türk­ler bunu “Aman di­ye­ne kılıç kalk­maz” şek­lin­de ifade et­miş­lerdir. 
Türk­ler hep yer­yü­zün­de fitne kal­ma­yın­ca­ya kadar cihad etmek ge­rek­ti­ği­ne inan­mış­lar­dır. Os­man­lı’da da böyle ina­nıl­mış­tır. 

Kur’an’da ki;

– “Fitne or­ta­dan kal­kın­ca­ya ve din ta­ma­men Allah’ın olun­ca­ya kadar (Ka­fir­ler­le) sa­va­şın. Eğer in­ka­ra son ve­rir­ler­se, şüp­he­siz ki Allah on­la­rın yap­tık­la­rı­nı çok iyi görür” (Enfal:39) ayeti ge­re­ğin­ce ha­re­ket etmiş­ler­dir. Bu so­rum­lu­luk an­la­yı­şı bu­gün­de mev­cut­tur. 

Osman Gazi, oğlu Orhan Ga­zi­ye va­si­ye­tin­de:
“Adil ve mer­ha­met­li ol. İnsan­la­ra eşit dav­ran. On­la­rı hi­ma­ye et. Allah’ın adını yeryü­zü­ne yay” demiş­tir. 
Türk­ler in­san­la­rı Allah’ın kulu ola­rak gör­dü­ğü için hep on­la­ra fay­da­lı ol­muş­lar ve za­yıf­la­rı hi­ma­ye et­miş­ler­dir. 

Türk mil­le­ti tarih bo­yun­ca uta­nı­la­cak iş yap­mamış­tır. Hiç­bir zaman boş da dur­ma­mış­tır. Din için devlet için bay­rak ve vatan için seve seve şehit ol­ma­yı görev bil­miş­tir. 

Akif şöyle ifade eder:

“Ec­da­dı­nı zan­net­me asır­lar­ca uyudu. 

Ne­re­den bu­la­cak­tın o zaman el­de­ki yurdu?”

Ci­ha­dı terk eden zil­le­te düşer:

Ata­la­rı­mız: “Su uyur, düş­man uyu­maz” de­mişler­dir. Cihad, be­lir­li bir za­man­la sı­nır­lı de­ğil­dir. Ci­ha­dı terk eden mil­let­ler, başka mil­let­le­rin si­ya­si ve eko­nomik ha­ki­mi­ye­ti al­tı­na gi­rer­ler. 

Bugün her şe­yi­mi­ze, her yön­den plân­lı bir şe­kil-de sal­dı­rı­lar ya­pıl­mak­ta­dır. Hı­ris­ti­yan alemi is­la­mı, Müs­lü­ma­nı yok etmek ve Ana­do­lu top­rak­la­rı­na sahip olmak için Haçlı or­du­la­rı kur­muş­tur. Mis­yo­ner or­du­la­rı kur­muş­tur. 

Eğer ha­zır­lık­lı olun­maz­sa, Ana­do­lu işgal edi­lecek­tir. Küfür cep­he­si is­la­ma ve Müs­lü­man­la­ra sal­dırır­ken ci­ha­dı terk etmek, düş­ma­na hiz­met etmek olur. 

Yer­yü­zün­de Müs­lü­man­lar zu­lüm­le kat­le­di­lir­ken Müs­lü­man ola­rak cihad terk edi­le­mez. 

Cihad üze­ri­mi­ze farz iken, var­lı­ğı­mız, va­ta­nı­mız teh­dit al­tın­da iken cihad terk edi­le­mez. 

Tep­ki­siz, teb­liğ­siz Müs­lü­man­lık olmaz. İslam, feda­kar­lık ister is­lam­da “bana ne” yok­tur. Ne­me­la­zımcılık yok­tur. Yaş­lı­lık, emek­li­lik ma­ze­ret ola­maz.

Bugün Cihad gö­re­vi­ni ye­ri­ne ge­tir­me du­ru­mun­da olan için hiç­bir engel yok­tur. Her­han­gi bir şe­kil­de imkan var­dır. 

Düş­ma­nın­da, şey­ta­nın­da is­te­di­ği Müs­lü­man tipi; Cihad ruhu ta­şı­ma­yan, uyu­şuk iğdiş edil­miş hiç­bir da­va­sı ol­ma­yan tip­ler­dir. 

Pey­gam­ber (as) za­ma­nın­da sı­ca­ğı ba­ha­ne edip ci­ha­da ka­tıl­ma­yan­lar için ce­hen­ne­min daha sıcak oldu­ğu haber ve­ril­miş­tir. 

Ka­zan­cı bol, ha­ya­tı rahat ve işi çok olan­la­rın Allah için, insan için har­ca­ya­cak za­man­la­rı ol­mu­yor. 
Pey­gam­be­ri­mi­zin bil­dir­di­ği­ne göre Allah’ın kulun­dan vaz­geç­me­si­nin ala­me­ti, oku­lun boş şey­ler­le uğ­raş­ma­sı­dır. 

Kim olur­sa olsun, her in­sa­nın mut­la­ka ya­pa­cak bir işi var­dır. Ayak­ta duran, eli ayağı tu­tu­lan, dili söyle­yen, kalem tu­ta­bi­len in­sa­nın ya­pa­cak bir şeyi neden ol­ma­sın?

Hiç­bir şey ya­pa­ma­ya­nın, cihad eden­le­rin sa­fın­da ol­ma­sı, gön­lü­nün on­lar­la ol­ma­sı, onun çoluk ço­cu­ğu ile il­gi­len­me­si de ci­had­dır. 

Pey­gam­ber (as) Müs­lü­man­la­ra şöyle em­re­di­yor:

– “Ci­ha­da ça­ğı­rıl­dı­ğı­nız zaman, ci­ha­da koşun” (Hadis Ans:17/866)

– “Müş­rik­ler­le mal­la­rı­nız­la, can­la­rı­nız­la mü­ca­de­le edin” (Ebu Davut, cihad:22)

Beşir (ra) pey­gam­ber (as)a diyor ki:

– Ya Ra­su­lel­lah, bana is­la­mın, ima­nın şart­la­rı­nı anlat. 

Allah Ra­su­lü ima­nın, is­la­mın şart­la­rı­nı bir bir anla­tır. 

Beşir (ra) der ki:

– Ya Ra­su­lel­lah, ze­kat­la hac ve cihad benim gücü­mün dı­şın­da­dır” der. 

Allah Ra­su­lü Beşir’in elini tutar, bun­lar yoksa cen­ne­te nasıl, neyle gi­ri­lecek” der ve el­le­ri­ni hız­lı­ca bı­ra­kı­ve­rir. 

Bir­ ha­dis­le­rin­de de Allah’ın el­çi­si şöyle der; cihat ruhu ta­şıma­dan ölen kimse bir çeşit nifak üzere öl­müş­tür” (Müs­lim, imare:158)

İbret­lik bir olayı size nak­let­mek is­te­rim:

Ken­di­ni ka­le­miy­le, soh­bet­le­riy­le insan ye­tiş­tir-me­ye ve Allah’ın di­ni­ni teb­li­ğe ada­mış bir hoca efen­di. İyice yaş­la­nı­yor ve kan­ser has­ta­sı ol­ma­sı­na rağ­men ça­lış­ma­la­rı­nı ak­sat­mı­yor. Sa­yı­sız güzel in­san­lar ye­tişti­ri­yor. 

Ni­ha­yet elin­de ka­le­mi, ki­ta­bı tu­ta­ma­ya­cak kadar aciz du­ru­ma dü­şü­yor. Bu ha­li­ni gören bir genç yak­laşı­yor ya­vaş­ça tu­ta­ma­dı­ğı ka­le­mi ki­ta­bı alıp rah­le­nin üze­ri­ne ko­yu­yor. 

Hoca efen­di ka­fa­sı­nı kal­dı­rı­yor ve:

– Ya Rabbi, şahid ol ka­le­mi, ki­ta­bı ben bı­rak­mıyo­rum” diyor. 

– Küfür ehli, Allah Ra­su­lü­nü da­va­sın­dan vaz­geçir­mek için her kö­tü­lü­ğü yap­tı­lar. Evin­den, yur­dun­dan bile kov­du­lar. Allah Ra­su­lü kork­ma­dı, yıl­ma­dı gö­re­vine devam etti. Hiç­bir zaman ta­viz­de ver­me­di. 
Bak­tı­lar, ol­ma­ya­cak cazip tek­lif­ler­le gel­di­ler. Allah Rasu­lü hep­si­ni red­det­ti, gö­re­vin­den taviz ver­me­di. 
Am­ca­sı Ebu Ta­li­be gel­di­ler, teh­dit­le ka­rı­şık va­adler­le bu­lun­du­lar. Onun dev­re­ye gir­me­si­ni is­te­di­ler. Ebu Talip bir şey­ler söy­le­mek is­te­di. Pey­gam­ber (as) ın ce­va­bı şu oldu. 

– “Sen ne di­yor­sun amca! Val­la­hi gü­ne­şi sağ eli-me, ayıda sol elime ver­se­ler bu da­vam­dan vaz­ge­çemem” dedi. Nere de Mu­ham­med üm­me­ti? Bu dava vaz­ge­çi­lecek bir dava değil. Ci­had­da huzur var. Ci­had­da var olma var. Cihatta cennet var. Cihad yoksa rezillik var, ce­hen­nem var. 

Meh­met Akif şu mıs­ra­lar­la ci­ha­da ça­ğı­rı­yor. 

Ey dip­di­ri mey­yit, iki el bir baş için­dir. 

Dav­ran­sa­na, el­ler­de senin, başta se­nin­dir

His­ yok, ha­re­ket yok, acı yok, leş mi ke­sil­din!

Hay­ret ve­ri­yor­sun bana sen böyle de­ğil­din!”

Gaf­let­ten uya­na­lım artık. Batıl da­va­la­rı­nı sa­vunan­la­ra karşı biz de varız di­ye­lim. 


Bu yazıyı 16 kişi okudu.

Paylaş

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.