Yakışıksız Yılbaşı Kutlamaları

Yılbaşı, Hrıstiyanlarca Hz. İsa’nın doğumu olarak kabul edilip kutlanır. “Noel” denilen bu yortuyu? katolik ve protestanlar 25 Aralıkta, Ortodokslar ise 6 Ocakta kutlarlar. Son yıllarda bu ayrılık giderilmeye çalışılmış, yılın son günü ve gecesi kutlanmaya başlanmıştır.

Yılbaşı kutlamaları gibi bazı kutlamalar var ki; yıkım ve yozlaşmayı teşvik ediyor, unutmayı ve unutturmayı sağlıyor. Bazı kutlamalar da, her gün anılması ve kutlanması gereken değerleri bir güne sığdırıyor.

Taklit ettiğimiz kutlamalar, israfı, tüketimi körükleyen bir oyun olmanın yanında adet ve geleneklerimize uymuyor; yozlaşmaya neden oluyor, bizi benliğimizden, kimliğimizden koparıyor, maddi manevi kayıplara neden oluyor. Neticede Müslüman-Türk olarak kendimiz kalamıyoruz. Benzeşmeler oluyor; değişip, başkalaşıp gidiyoruz.

*          *          *

            Bizde ilk yılbaşı eğlenceleri ve kutlamaları şöyle başladı:

Yıl 1829, İstanbul’da bazı devlet adamlarına, paşalara ve halkın ileri gelenlerine misyonerler tarafından İngiliz gemisinde düzenlenen yılbaşı eğlencelerine davetiye çıkarıldı. Sonraki yıllarda bu biraz daha yayıldı. Misyonerlerin gayretleriyle Anadolu’ya geçti. Evler, dükkanlar çam ağaçlarıyla süslendi. Eğlenceler düzenlenmeye başlandı.

1935 yılında Başbakan İsmet İnönü, 31 Aralık öğleden sonra ve 1 Ocak günlerini 2739 sayılı kanunla tatil kabul ettirmiştir.

Bir zamanlar bazı kesimlerin hristiyanlardan daha yaman yılbaşı kutladığını gören Fener patriği şaşkınlıkla: “Noel bizim bayramımız!” demiştir.

Ermeni patriği de: “Müslüman olan Türklerin noele bu kadar önem vermesi, beni hayrete düşürdü. Türkler kendi bayramlarından daha çok noeli kutluyor.” Diyerek şaşkınlığını ifade etmiştir.

Eskiden haçlı saldırılarında her zaman karşı koyan bu millet şimdi misyonerlere karşı koyamıyor. Haç takanlar, kiliseye gidenler, vaftiz olanlar artıyor. Kendimize ait mübarek günler, geceler, bayramlar gelip geçiyor, birçoklarının haberleri bile olmuyor. Ama yılbaşı gelmeden hazırlıklar yapılıyor ve yozlaşmanın boyutu fazla oluyor.

*          *          *

a- Noel Baba Safsatası:

Noel baba kim? Noel’in bizimle ilgisi ne?

Noel, hristiyanların inanç ve kültürü ile ilgilidir. Bizim yılbaşımız 1 Muharrem günüdür. Noelin, Noel babanın bizim inanç ve kültürümüzle hiçbir ilgisi yoktur.

Noel baba Müslümanların babası değildir. O bir efsane ve hurafedir. O Hristiyanların babasıdır.

Noel baba, barış elçisi olarak takdim ediliyor; hediye veren, dostluğu simgeleyen bir kişi olarak gösteriliyor. Kendini bilmez bazıları Noel baba soytarılığına soyunuyor. Bazıları çocuklarına aldığı hediyeleri: “Noel Baba aldı!” diye çocuklarını aldatıyor.

Noel baba bir hırsızdır. Kapıyı bırakıp, bacadan giren bir hırsızdır. İnancımızı, büyüklerimizi unutturuyor. Hani bizim Hızır’ımız, Dede Korkut’umuz, Yunus’umuz, Mevlana’mız…?

Daha ne kadar uyuyacağız, uyutulacağız?

Noel safsatası İncil’in hiçbir yerinde geçmez. İsa peygamberin havarileri böyle bir şey kutlamamıştır. Noel, İsa peygamberden iki asır sonra icat edilmiştir.

Batıda Noel baba üzerine söylenen yalanlar, artık batı insanını bile rahatsız eder hale gelmiştir. Buna rağmen noel baba teması, Türk çocuklarının beyinlerini yıkayan hurafe olarak yaşatılmaktadır. “Noel babamız” ifadesi bile Müslümanlık-Türklük adına utanç vericidir.

Noel kutlamaları aklı başında olan herkesi rahatsız eder hale gelmiştir.

İngiliz Baş Piskoposu Dr. David Jenkis: “Noel baba efsaneden ibarettir. Noel baba safsatadadır.” demiştir. Birmingham şehir konseyinde, halkın Noel baba temasını kullanmasını ve dükkanların, işyerlerinin ışıklandırılmasını yasaklamış, “Yılbaşı kutlu olsun” mesajlarının da rahatsız edici şekilde kullanılması yasaklanmıştır. (23.12.1993 Türkiye Gazetesi)

*          *          *

b- Yozlaştırma Hareketi:

Dinimizle, peygamberimizle alay eden, karikatürlerle aşağılayan batı ile güya İsa peygamberin doğum yıldönümünü kutluyoruz. Bir peygamberin karşı olduğu her rezaleti yapmakta sakınca görmüyoruz.

365 günün birikimini bir gece alıp götürüyor. Bir yıl koruduğumuz şeyleri bir gecede kaybediveriyoruz. Her şey serbest, Devlet sarhoşun emrinde!…

Hristiyanlar bizim hangi günümüzü, hangi gecemizi ve hangi bayramımızı kutluyor? Yahudi protokollerinde:

–          “Bir Yahudi hiçbir zaman yabancıların adet ve ahlakını benimsemeyecek, asla onların temsilcisi olmayacaktır. Bir Yahudi her halukarda yine Yahudi kalacaktır.” denmiştir.

Uyutuluyoruz, uyuşturuluyoruz. Başkalarının sefil hayatı bize sevimli gösterilip empoze ediliyor. İnancımıza, kültürümüze zıt olan şeylere bile tepki gösteremiyoruz. Neredeyse kendimizi inkar ediyoruz. Körpe dimağlar Noel Baba efsanesiyle dolduruluyor. Okullarda sınıflar süsleniyor. Evlerde sofralar kuruluyor. İşyerleri, evler çamlarla süsleniyor.

BBC’nin yayınladığı misyoner adlı kitapta şöyle denilmektedir:

– “Türkleri hıristiyan yapmak imkânsızdır. Onları hıristiyanlaştırmak için, onları önce dinlerinden uzaklaştır-mamız gerekir. Bunu yaparken her türlü faaliyetin adına çağdaşlık deyiniz.”

Misyonerler bugün ücretsiz incil dağıtıyor.

Hac taktırıyor.

Milli, manevî değerlerimizi unutturuyor.

Bize ters olan şeyler güzel gösteriliyor.

Bize batı toplumunu hasta eden şeyler, ilaç diye sunuluyor, yıkım yapılıyor. Kokuşmuşlukta huzur arattırılıyor. Çılgınlıklar eğlence diye sunuluyor.

Noel Babanın babalığı, gayri meşrudur. Her müslüman, Noel Babanın babalığını red ederek, hıristiyan olmadığını haykırmalıdır ve isbatlamalıdır.

Ankara’da öğretmen, çocuklara her biriniz bir Türk büyüğünün kıyafetine girin gelin, demiş.

Bir yetkilinin çocuğu Noel Baba kıyafetine girmiş de gelmiş…

Geçen yıl bir ilköğretim okulunda sınıfa Noel Baba dağıtılmış, bacım sordu.

Ne yapayım? Kendisine:

Git, müdüre iade et. Noel Babanın gayrimeşru babalığını kabul etmiyorum de, dedim. Öyle yapmış, Noel Baba dağıtıldığından müdür de sınıf öğretmeni de habersizmiş…

Bugün yabancılaşmanın, yabancılaştırmanın ve misyoner faaliyetlerinin boyutu korkunçtur. Aile yuvalarımız çökertiliyor, müstehcenlik yayılıyor. Yavruları-mız elden çıkıyor, evden uzaklaşıyor.

Kendimize gelmemiz lâzım, uyanık ve tepkili olmamız lâzım ki, değerlerimizi ve kendimizi koruyalım.

Yılbaşında yaşananlar iğrenç bir yabancılaşmadır. Biz önce şuna karar vermeliyiz. Biz Müslüman mıyız, Hristiyan mıyız? Ne olduğumuza karar vermeliyiz. “Ben Müslümanım” diyen, tavrını değiştirmelidir.

*          *          *

c- Yılbaşı Denince Neler Akla Geliyor?

            Düşünelim iyi şeyler mi akla geliyor, kötü şeyler mi?

Akla gelen şeyler şunlar değil mi?

–          Çam kesmek,

–          Çılgınlıklar,

–          İçki tüketimi, fuhuş,

–          Kayıplara neden olan, hayat boyu üzüntü verecek anlık zevkler,

–          Yuva yıkan, maddi kayıplara neden olan kumar,

–          Hasta eden piyango,

–          Çılgınca israf ve ülkemize fatura…

Bunlardan hangisi olumludur? Hangisinin ne gibi bir faydası vardır?

Bize bunların hangisi yakışıyor?

*          *          *

d- Çirkin Benzeşme:

İslam kimliğinden çekinenler oluyor; ibadetini gizliyor, “Ben Müslümanım” demekten çekiniyor. ”Müslüman” deyiverirler diye çekiniyor.

Kimliğimizi inkar, yarınların felaketi olur. Bir millet başka bir millet olmaya kalkarsa, kendi olarak kalamayacağı gibi, başkası da olamaz. Sürahi bardak olmak isterse ne olur?

Kur’an’da: “Bir toplum kendisindeki özellikleri değiştirmedikçe, Allah onlarda bulunanı değiştirmez.” (Rad:11) buyrulur.

İnancımız, başkalarına benzemeyi, onların yaşayış biçimlerini benimsemeyi asla hoş görmez. Çünkü dış benzerlik, ruh benzerliğine, inanç benzerliğine kadar götürür. Onun için olumsuz yönde benzerliklerden kaçınılmalıdır.

Hani bir karga kilisenin kırık camından içeriye girmiş, kutsal sudan içmiş, ortalığı dağıtmış, putun üstüne pislemiş. Papaz içeriye girince kızmış ve kargaya:

–          “Müslümansan niye kutsal şaraptan içtin? Eğer Hristiyansan niye putun üstüne pisledin?” demiş.

Sahi yaptığımıza göre biz kimiz? Kime benziyoruz?

Hicret sırasında Yahudilerin tek Muharremin 10. günü oruç tuttuğunu gören Peygamberimiz Yahudilere ibadette bile benzememek için tek olarak 10. günü oruç tutmalarını yasaklamıştır. Ateşe tapanlara benzememek için ateşin karşısında namaz kılmayı yasaklamıştır.

Bu konuda birkaç hadis şöyledir:

–          “Başka bir topluluğa benzeyen, onlardandır.”

–          “Kim bir toplumun yaptıklarına razı olursa, o da onlar gibi olur.” (Buluğu’l-Meram:4/365)

–          “Bizden başkasına benzemeye çalışan, bizden değildir. Yahudi ve Hristiyanlara benzemeyin.” (Tirmizi: İsti’zan:7)

–          “Şüphesiz ki, bir zaman gelecek, sizden önce gelen milletlerin yoluna karış karış yaklaşacak, tıpatıp onlara uyacaksınız. O derece ki; onlar kelerin deliğine girseler, siz de onlara tabi olacaksınız.” O zaman:

–          Ey Allah’ın elçisi! Bunlar Yahudiler ve Hristiyanlar mıdır? diye sorulunca Allah’ın elçisi:

–          Onlardan başka kimler olacak?” buyurdu. (Müslim, İlim:6)

*          *          *

            Bir Müslüman, Hristiyanların isyanına ve çılgınlıklarına katılamaz. Onlar gibi eğlenemez. İsa peygamberin kaldırmak için geldiği yakışıksız şeyleri onlarla beraber yapamaz. İsa peygamberin doğum gününü günah gecesi olarak geçiremez. Gecenin karanlığında kalmayan, gecenin karanlığının bile örtemeyeceği rezaletleri yapamaz. Eğer Müslümansa, Hristiyanlaşamaz. Bir gece de olsa onlara benzeyemez.

*          *          *

e- Cenab-ı Allah Kur’an’da Bize Ne Diyor?

–          “Dinlerine uymadıkça Yahudiler de, Hristiyanlar da asla senden razı olmazlar. Deki: Doğru yol ancak Allah’ın yoludur. Sana gelen bilgiden sonra onların arzularına uyacak olursan, ant olsun ki, Allah’tan sana ne bir dost ne de bir yardımcı vardır.” (Bakara:120)

*          *          *

–          “Müminler müminleri bırakıp da kafirleri dost edinmesin. Kim bunu yaparsa, artık onun Allah yanında hiçbir değeri yoktur.” (Al-i İmran:28)

*          *          *

–          “Ey iman edenler! Hristiyan ve Yahudilerden birisine uyarsanız; imanınızdan sonra sizi inkarcılığa sevk ederler.” (Al-i İmran:100)

*          *          *

–          “Ey iman edenler! Kendinizden başkasını sırdaş edinmeyin. Çünkü onlar size fenalık etmekten asla geri durmazlar. Hep sıkıntıya düşmenizi isterler. Gerçekten kin ve düşmanlıkları sözlerinden bellidir. Kalplerinde gizledikleri ise daha büyüktür.” (Al-i İmran:118)

*          *          *

–          “Müminleri bırakıp, kafirleri dost edinenler, onların yanında güç ve şeref mi arıyorlar? Bilsinler ki izzet yalnız Allah’a aittir… Kafirlerle beraber oturmayın. Yoksa siz de onlar gibi olursunuz…” (Nisa: 139-140)

*          *          *

–          “Ey iman edenler! Yahudi ve Hristiyanları dost edinmeyin. Zira onlar birbirlerinin dostudurlar. Birbirlerinin tarafını tutarlar. İçinizden onları dost tutanlar onlardandır…” (Maida:51)

*          *          *

–          “Ey iman edenler! Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden, dininizi alay ve oyun konusu edinenleri ve kafirleri dost edinmeyin. Allah’tan korkun, eğer mümin iseniz.” (Maida: 57)

*          *          *

–          “Yeryüzündekilerin çoğuna uyacak olursan, seni Allah’ın yolundan saptırırlar…” (En’am: 116)

*          *          *

–          “Bir toplum kendilerindeki özellikleri değiştirinceye kadar Allah onlarda bulunanı değiştirmez…” (Rad: 11)

*          *          *

            Bu ayetlere göre kim Yahudi ve Hristiyanların;

–          Arzularına uyar,

–          Onları dost edinir,

–          Onları sırdaş edinir,

–          Onlara benzer,

–          Allah yolundan saptıranlarla olur,

–          Kim dinimizle alay eden, Peygamberimizi karikatürlerle küçük düşürenlerle beraber yılbaşı kutlar?

*          *          *

f- Eğlence Çılgınlığı:

Yılbaşını sadece oyun, eğlence zannetme gafletine düşülüyor. Yapılanların bir gece ile sınırlı kalacağı zannediliyor.

Bütün eğlenceleri müstehcenlikler ve bu eğlenceleri seyretmek asla uygun değildir. Olumsuz etki yapar.

Böyle şeyleri seyretmenin manevi riski büyüktür. Bizden, ailemizden ve çocuklarımızdan çok şey alır, götürür. Manevi hislerimiz ölür, gözümüzün gönlümüzün nuru söner, içimiz kararır. Günaha da gireriz. Organlarımız bile bize itaat etmez olur, isyan eder, ibadete yanaşmaz. İbadet etsek de zevk almaz, ibadetten vazgeçiverir.

Hristiyanlar eğlenirken “Bak ne güzel eğleniyorlar” demenin bile riski vardır.

Peygamber (as): “Kadın şarkıcıyı seyretmek helal değil, yüzüne bakmak helal değildir onun parası da helal değildir ve köpek parası gibidir.” buyurur. (Ramuz-el Ehadis: 269/6)

Prof. Dr. Hamdi Döndüren: “Kadın şarkıcının kendisini bizzat veya televizyonda görüntü ile birlikte dinlemenin riski büyüktür.” der. (Aile İlmihali: 188)

Yılbaşı kutlamaları bizim milli ve manevi değerlerimizle asla bağdaşmıyor. Aslında bir avuç azınlık kutluyor, tabak kırıyor, ceket yakıyor, zehir içmiş gibi tabakların üzerinde tepiniyor. Alkol, kumar, fuhuş, Noel şapkası, Noel baba soytarılığı, çam kesme vb. neresi iyi bunların? En korkuncu da; çocuklarımız bu rezaletleri seyrediyor.

Yılbaşı hazırlıklarını gören Diyanet İşleri Bakanı 30.12.2004 tarihinde aynen şu açıklamayı yapmıştır:

–          “Bu tür eğlencelerde, aklı ve sağlığı tehdit eden içki içmeyi, aile bütçesini sarsan kumarı ve israf boyutundaki harcamaları, milli ve dini değerlerimizle bağdaştırmak asla mümkün değildir. Ayrıca milli ve manevi değerlerimize ters bu tür eğlence ve adetler, kültürel tahribata yol açmakta, bizleri milli kimliğimizden uzaklaştırmaktadır. Bunun için kültürel mirasımızdan, dini anlayış ve heyecanımızdan kaynaklanan değerlerimizi yaşatmaya gayret edelim ve bu değerlerimizi genç kuşaklara aktarmaya çalışalım. Dini ve milli değerlerimizle çelişen başka kültürlerin örf ve adetlerini körü körüne taklit ve özentiden kaçınalım. Yılbaşı kutlamalarını vesile edinerek, Allah ve Resulünün razı olmayacağı tavırlar yerine, geçmiş senelerde yaptıklarımızı gözden geçirerek ve gelecek yeni yılda hayatımıza daha iyi nasıl yön verebileceğimizi düşünelim.”

Bu alışılmış şekliyle İsa peygamberin doğum gününü kutlamak İsa peygambere hakarettir. Bir peygamberin doğum günü böyle kutlanmaz.

Acizlik, çaresizlik göstererek yılbaşı eğlencelerine katılmak bir Müslüman için kendini ret manası taşır.

*          *          *

g- Milli Piyango Rezaleti:

            Öncelikle “milli” kelimesi burada hiç yakışmıyor. Kumarın millisi olmaz.

Açıklanan miktarın yüksek oluşu, hem kumara teşviktir hem de toplumsal rahatsızlıkları körüklemektedir. Milyonlarca insan seraba sürüklenmekte, sonunda da hayal kırıklığı yaşamaktadır. Birkaç kişi çıldırıyor, milyonlar ise üzülüyor. İntihar olayları görülüyor. Birçoklarının kimyası, psikolojisi bozuluyor.

Piyango; çalışmadan alın teri dökmeden ümit kapısı olarak gösteriliyor, insanımızın ruh sağlığı düşünülmüyor.

İlim adamlarımız piyango çılgınlığına karşı uyarıyor. Bunlardan birisi olan Samsun Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi Başhekimi psikiyatr Lütfü Ural: “Hiç kimse piyangonun insan ve toplum psikolojisine yararlı olduğunu söyleyemez. Piyango; toplumun psikolojisini bozuyor. Ümitlerimiz bir emeğin karşılığının sonucu olmalıdır.” demiştir.

Birkaç örnek vermek istiyorum. “İkramiye vurdu, hayatı karardı. 2005 yılında 5 milyon ikramiye isabet eden Ahmet Bayram borçları nedeniyle intihar etti.” (12.04.2009 Yeni Şafak Gazetesi)

“Piyango talihlisi barakada öldü. Milli piyango talihlisi Mehmet Sarıoğlu, köylülerin aralarında para toplayarak yaptığı bir barakada soğuktan donarak öldü.” (20.01.2008 Yeni Şafak Gazetesi)

Dr. Mehmet Yavuz: “Büyük beklentilerle alınan biletlere ikramiye çıkmaması durumunda, hayal kırıklığının kişide ruhsal bunalımlara yol açar. Ayrıca piyango kumar alışkanlığına götürür. Talih kuşu depresyon dağıtıyor.” dedi. (22.12.2009 Yeni Şafak Gazetesi)

Yani piyango çıkana da yaramıyor, çıkmayana da… Çıksa bir türlü, çıkmasa bir türlü. İşin doğrusu bilet almamak.

Piyango şans oyunudur. Kumardır. Maida suresi 90. ve 91. ayetlerinde şeytan işi pislik olarak nitelendirilmektedir. Piyangodan alınan para helal değildir. Onunla sevaplı iş de yapılmaz. Çünkü haramdan hayır olmaz.

Hiçbir din alimi, piyango bileti ve parası helaldir dememiştir. Hepsi de: “Şans oyunudur, kumardır.” demişlerdir.

Halil Günenç: “Piyango kumarın bir çeşitidir. Bunun için piyango bileti almak kesinlikle haramdır. O yolla kazanılan para da gayri meşrudur.” demiştir. (Günümüzün Meselelerine Fetvalar 2/198)

*          *          *

 h- Çam Kesme, Çam Devirme Çılgınlığı

            Noel ağacı ne demek? Anadolu çölleşirken, erezyon, hava kirliliği derken, akciğerlerimiz olan güzelim ağaçlar kesiliyor, evler vitrinler süsleniyor.

Zorla yetiştirdiğimiz ağaçları bize ait olmayan bir gece için kesmek, hangi mantığa sığar? Ağaç dikmeyi, koruyup yetiştirmeyi ibadet sayan inancımızla nasıl bağdaşır? Biz: “Yaş kesen baş keser” diyen Fatih’in torunlarıyız. Hem “Yeşil Türkiye” sloganı ağaç dikme kampanyaları sürdüreceğiz, hem de çam katliamı yapacağız. Bu nasıl iştir?

*          *          *

ı- Yılbaşı Kutlamanın İslam’da Yeri Yoktur

Bizim için yılbaşının takvim başlangıcı olmaktan başka bir önemi yoktur. Yılbaşını farklı geçirmek, bir Hristiyan gibi eğlenmek Hristiyanlara benzemek olur.

İslam Peygamberi (sav): “Kim başkalarına benzerse o da onlardandır.” buyurmuştur.

İslam alimlerinin ittifakla kabul ettiği bir kural vardır: “Bir Müslümanın, başka bir dinin şiarı olan bir işi kendi ihtiyarı ile yapması küfürdür.”

Hicret ederek Medine’ye gelen Peygamber (as) Medinelilerin oynayıp şenlik yaptıkları iki günlerinin olduğunu öğrenir.

–          “Bu nedir?” der.

–          “Müslüman olmadan önce kutladığımız, eğlendiğimiz bayramlarımızdır.” derler.

Peygamberimiz o günlerde Müslümanların eğlenmesini ve o günleri kutlamasını men etmiştir.

Son devrin fıkıh alimlerinden Halil Güvenç Hoca Efendi şöyle diyor:

–          “Esefle kaydedelim ki; İslam aleminde nice kimseler, bilerek veya bilmeyerek Müslüman olmayanlara ayak uydurarak onların bayramlarında yaptıklarını yapıyor, dini merasimlerine katılarak adetlerine uyuyorlar. Müslüman olmayanların bayramlarını bayram edinmek, onlara uyarak şenlik yapmak caiz değildir.” (G.M.F. 1/63-64)

–          “Müslüman olmayanların bayramlık eşyalarının ticaretini yapmak caiz değildir. Çünkü İslam küfrün şiari olan günü tanımadığı için o günlere ait olan bayramlıkların ticaretini yapmak, İslami olmayan şiarın teşhirine vesiledir.” (Age: 1/157-158)

Prof. Dr. Faruk Beşer Hoca Efendi de:

–          “Yılbaşı gibi başka inançların şiarı olan günlere, o günü kutlama maksadıyla katılmak, tebrikleşmek, hediyeleşmek, hindi almak, ziyafet çekmek küfürdür. Tövbe etmeyen birinin imanının ve nikahının boşa gitmesinden korkulur.”

Prof. Dr. Ramazan El-Buti: “Yılbaşı kutlamalarının İslam’da yeri yoktur. Hristiyan ülkelerde yılbaşı kutlama etkinliğini kaybetmesine rağmen, İslam ülkelerinin bu kutlamalara ısrarla sahip çıkması İslam’ın temel bilgi eksikliğinden kaynaklanmaktadır.” (28.12.1994 Zaman Gazetesi)

İmam-ı Rabbani: “Hinduların bayram günlerine, ateşe tapanların Nevruz günlerine ve Hristiyanların Noel gecelerine ve diğer paskalyalarına hürmet etmek, o zamanlarda onların adetlerini onlar gibi yapmak insanı imandan çıkarır.” demiştir.

Bugün bize düşen, uyanmak kendimize gelmek ve ailemizi, çocuklarımızı ve etrafımızdakileri uyandırmaktır. Burada bir hadis-i şerifi nakletmek istiyorum:

–          “Beni İsrail arasında bozgunculuk şöyle başladı: Bunlardan birisi günah işleyen diğer birisine rastlar, ‘Be adam, Allah’tan kork, yapmakta olduğun işi bırak, zira o iş sana helal değildir.’ der. Ertesi gün yine aynı adama rastlar. Böyle olduğu halde o adamla yiyip içmekten, düşüp kalkmaktan çekinmezdi. Onlar böyle yapınca Allah-u Teala bunların kalplerini birbirine benzetti.” (Riyazü-s Salihin ve Tercemesi sf: 237)

 

*          *          *

i- Sonuç:

            Eskiden: “Müslüman mahallesinde salyangoz satılmaz” denir, sattırılmazdı. Karşı konurdu, uyarma görevi yapılırdı. Şimdi yozlaşmayı benimsemeyene: “Sen nereden çıktın!” deniyor.

Televizyon kanalları, oteller, eğlence mekanları önceden hazırlık yapıyor, programlarını, sanatçılarını açıklıyor.

Devlet, sarhoşların isterlerse evlerine kadar taşınacağını duyuruyor.

Yılda bir defa diyerek ahlak kuralları çiğneniyor, biletler kapışılıyor.

Kim bilir kaç can kaybımız olacak? Ne kadar namus kirletilecek? Ne kadar milli servet heba olacak? Ne kadar kumar zedeler, piyango zedeler olacak?…

Yılın ilk günü basın: “Güle güle Noel Baba, günaydın sarhoş Türkiye!” diye manşet atacak. Altta da kazalar, cinayetleri tüketilen alkol, sergilenen rezaletlerin haberleri olacak.

Gelin ey Müslüman Türkiye!
Yılbaşı, olmasın gözyaşı…

–          Özel hiçbir şey yapmayarak, Noel babanın gayri meşru babalığını ret ederek Hristiyan olmadığımızı ispatlayalım.

–          Yapılan çirkinliklere katılmayarak iki dinin, iki medeniyetin farkını ortaya koyalım.

–          Noel Baba yerine çocuklarımıza Hızır (as)’ ı, Dede Korkut’u, Mevlana’yı, Yunus’u anlatalım.

–          Kim ne yaparsa yapsın biz toplumsal isyana katılmayalım. İğrenç yozlaşmaya razı olmayalım.

–          Bir Hristiyan gibi davranarak, gençlere kötü örnek olmayalım.

–          Çam kesmeden, içki içmeden, kumar oynamadan, maddi manevi zarar görmeden yeni yıla girelim.

–          Vitrin süsleyene, soytarı kılığında sokaklarda dolaşana itibar etmeyelim.

–          Gençlerimizi, o gece başlayacak kötü alışkanlıklar kazanmasından koruyalım.

–          Hristiyanlar, çılgınlıklar yaparak peygamberlerine isyan ederken biz farklı davranalım; iffet abidesi olan Hz. Meryem’in ve kıyamet kopmadan gelip haçı ve putu kıracak, domuzu ve Deccali öldürecek olan İsa Aleyhisselam’ın ruhlarını şad edelim.


Bu yazıyı 572 kişi okudu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.