YARDIMLAŞMA DAYANIŞMA

İnfak (yardım) Kur’an’da 200 ayette geçer. İnfak, malın ve canın Allah’a adanmasındır.

Yüce dinimiz vaad etmemiş, sadece tavsiye etmemiş, emretmiştir. Hiç bir dinde hiçbir ideolojide yardım farz kılınmamıştır. O dinin ve ideolojinin insanları hayırda yarışmamışlardır.

İslam kadar insanın korunmasına önem veren başka bir din yoktur. Sebilleri, sadaka taşlarını, vakıfları başka bir dinde, ideolojide görmek mümkün değildir.

Dinimiz, ihtiyaç sahiplerini kendi haline bırakmamış, ‘‘ne halin varsa gör’’ dememiştir. Yardımı emretmiş. Zekâtı farz kılmış, sadakayı tavsiye etmiştir. Sırf Allah rızası için verene ‘‘sen ver ben sana vereyim’’ denmiş, bire ondan bire 700 misline kadar sevap verileceği müjdelenmiştir.’’ Merhamet eden merhamet olunur’’ buyrulmuştur.

Bir hadiste de: ‘‘Kim bir insanın sıkıntısını giderirse, kıyamet gününde Allah da onun sıkıntısını giderir’’ buyrulmuştur.

Peygamberimiz diyor ki:

– Kıyamet günü Allah soracak

– Benim için ne getirdin? Kul:

– Namaz oruç… diye sıralayacak. Allah:

– Bunlar senin için. Sen benim için ne getirdin?

– Senin için ne getirebilirdim ya Rabbi!

– Benim kullarım için yapılan, benim için di’’ buyuracak.

 

Peygamberimiz, veren elin alan elden her zaman üstün olduğunu bildirmiştir. (Buhari Zekat:18)

Mal mülk, devre mülk gibidir. Kısa süre istifade edersin bir başkasına bırakırsın. Ama hesabı senden sorulur.

Bir kutsi hadiste: Ey Ademoğlu infak etki, sana da infak edilsin.’’ (R.Salihın:551)

– ‘‘Ey Ademoğlu! Kesenin ağzını bağlama seninde rızkın bağlanmasın. Sayarak verme sana da sayılır. Malını kapama, sana da rızık kapıları kapatılır.’’(R.Salihın:361) buyrulmuştur.

Allah verenden yanadır. Verene verir.

Bugün dünyada milyonlarca insan açlık çekmekte dir. Böyle bir durumda insanın korunması esastır. Bugün dünyada 1 milyar insan aç. Buna karşılık 1,5 milyar insan obez. Buna BM. Gıda örgütü şöyle bir çare önermiştir: ‘‘Böceklerin besin değeri yüksek, böcek yesinler!’’ (14-5-2013 Yenişafak)

Selçuklu Sultanı Melik Şah, yoksullar için epey para ayırır. Harbiye Nazırı:

– Bu para ile Bizans surları aşılır. Konstantiniyye fethedilir, müjdeye mazhar olunur.’’ deyince Melikşah:

– İnsanın korunması Bizans surlarının aşılmasın dan daha önemlidir’’ cevabını verir.

 

            İnancımızda paylaşmak, faydalı olmak emredilmiştir.

            Üzüntüler, sıkıntılar paylaşılırsa, azalır. Ne derler lafla peynir gemisi yürümez. ‘‘Geçmiş olsun, vah vah yazık’’ demenin faydası yoktur.

Kültürümüzde paylaşmak esastır:

– Ev yapana, düğün edene Allah yardım eder.

– İhtiyaç sahibinin, imdat diyenin yardımına koşulur.

– Bencil davranılmaz.

– Cennete yalnız girilmez. Yalnız girmek isteyen, zaten cennetlik değildir.

– Sizin ihtiyacınız olmayan şeye başkasının ihtiyacı olabilir. Senin için eski olan, başkası için yeni olabilir. Onun yeri çöplük değildir…

Peygamberimiz: ‘‘İnsanların en hayırlısı insanlara en çok yardım edendir’’ buyurur.

Sıkıntı anında peygamber (as) ortaya bir sergi serer; herkes nesi varsa koyar ve eşit olarak paylaştırırmış. (R.Salihın:570)

Mülk, emanet, mülk Allah’ın. Ondan ihtiyaç sahiplerinin hakkını ayırmayan, yani faydalandırmayan Allah yanında sorumlu olur. Malı temizlenmediği için Allah korusun telef olur.

Osmanlıda sadaka taşları vardı. Sabah namazından sonra oyuğa o gün ne verecekse, zengin verir, fakirde o gün ne kadar ihtiyacı varsa alır, gerisini koyardı. Başka bir ihtiyaç sahibine bırakırdı. Bu yardımlarda ırk, din, gözetilmez, her ihtiyaç sahibi nasiplenirdi.

Osmanlı’nın yardım eli her ihtiyaç sahibine, hayvanlara, ağaçlara kadar uzanırdı, Yaralı leylekler için hastaneler vardı. Bursa’da söke’de göç edemeyen zayıf, sakat leylekler için Gurubâ-i Laklakan açılmıştı.

Bir hadiste: ‘‘Zalime de mazluma da yardım edin.

– Mazluma yardımı anladık zalime nasıl yardım edelim? denir. Onu zulmünden vaz geçirecek’’ buyrulur.

 

            Yardımlar, sadakalar Kazayı belâyı def eder, ömrü uzatır:

            Hûd süresi 114. ayetinde: ‘‘İyilikler, kötülükleri götürür’’ buyrulur.

Peygamber (as) da:

– ‘‘Sadaka, kabir azabını söndürür. Mü’min kıyamet gününde sadakasının gölgesinde gölgelenir.’’ (Ramuz el-Ehadis:103/9)

– ‘‘Sadaka, fena ölümden  korur.’’ (Age:103/5)

– ‘‘Sadaka, belâyı def eder.’’ (Age:249/11)

– ‘‘Sadaka verin. Hastalarınızı sadaka ile tedavi edin. Sadaka hastalığı ve bêlayı defeder.’’ (Age:252/4)

– ‘‘Sadaka verin. Sadakada cehennemden azad vardır.’’ (Age:252/3)

– ‘‘Sadaka kazayı defeder.’’ (Age:275/7)

Dilenci bile isterken ‘‘başın gözün sadakası’’ der.

Tevbe sûresinin 3. ayetinde sadakanın malı temizlediği bildirilir.

Sadaka günahları temizler. Tövbe etmeden sadaka verilip af dilenirse, Rabbimiz affeder. Dua eden, duaların kabulü için sadaka verip Allah’tan isterse, Allah ona dilediğini verir.

Yalnız sadakayı gönülden vermek lâzım. Cenab-ı Allah Hâbil ile Kâbil’in sadakalarının birini kabul etmiş, gönülden olmayanı kabul etmemiştir.

Sadaka, ömrü uzatır. Cenab-ı Allah: ‘‘Malınızdan ne harcarsanız kendi yararınızadır.’’ (Bakara:272)

Hayrımı sonra yaparım diye geri bırakmamak gerekir. Ben öldükten sonra hayrımı yaparlar.’’ diye düşünmek yanlıştır. Ölüm anında ‘‘şunu şuraya bunu buraya verin’’ demek yanlıştır. Çünkü o anda o mal mirasçıların olacaktır. İnsan hayrını sağken ve kendi eli ile yapmalıdır.

Peygamberimiz (sav) can boğaza gelip de; ‘‘Falana şu kadar, falana bu kadar’’ deme zaten o mal varislerin olmuştur. İkazında bulunur. (Buhari Zekat:11)

            Sadaka malı arttırır:

Sadaka malı arttırır. Cimrilik ise, malın telef olmasına neden olur.

Kur’an’da: ‘‘Allah yolunda mallarını harcayanların misali, 7 başak bitiren dane gibidir. Her başakta 100 dane vardır. Allah dilediğine katkat fazlasını verir.’’ (Bakara:261)

Peygamber (as): ‘‘Her sabah iki melek iner. Biri: ‘‘Ya Rab infâk edenin malının yerine fazlasını ver. Diğeri de: Ya Rab! Sadaka vermeyenin malını telef et’’ der.

– ‘‘Hiçbir sadaka malı eksiltir olmadı. (Ramuz el-Ehadis:389/2)

– ‘‘İnsan verdikçe Allah da  ona verir.’’ (R.Salihın:577)

 

Bir lokantacı günde on fakiri doyururdu. Niye böyle yapıyorsun? dedim. Ben verdikçe Allah bana veriyor da ondan’’ dedi. Sebe-39: ‘‘Sen ver bende sana vereyim.’’

Fakir fukaradan kaçan birilerinin bahçelerinin nasıl yanıp kavrulduğunu Kalem sûresi:17-33. ayetlerinde Cenab-ı Allah bize misal verir.

 

            Cimrinin malı telef olur.

            Bir hadiste: ‘‘Kesenin ağzını sıkma! Allah da sana sıkar. (Buhari Zekat:21)

– ‘‘İnfak et. Paranı sayıp durma. Sonra sana da sayı ile verilir. Paranı saklama, sonra senden de saklanır.’’ (Müslim Zekat:88)

– ‘‘Dünyada varlığı çok olanlar Ahirette sevapları az olanlardır. Yalnız etrafına bir şeyler verenler hariç. Fakat onlarda ne kadar azdır.’’ (Müslim Zekat:32)

Mal emanettir, elden çıkmadan ihtiyaç sahiplerine ulaşmalıdır. Atalarımız: Sona kalan dona kalır’’ demişlerdir.

Peygamberimiz: ‘‘İyi işler yapmakta acele ediniz.’’ (R.Salihın:93) tavsiyesinde bulunuyor.

Cömert olmak gerekir. Kur’an’da: ‘‘Elini boynuna bağlama. Cimri olma. Büsbütün de saçıp savurma. İsraf etme sonra kınanmışlardan olursun.’’ (İsra:29)

– ‘‘O Cehennem çukuruna düşünce onu malı kurtaramayacak.’’ (Leyl:11) diye haber veriliyor.

Allah kıyamet gününde soracak:

– Bu sıkıntıdan kurtulmak için dünyada bütün malını verir miydin? Kul:

– ‘‘Verirdim’’ diyecek. Allah:

– Biz senden daha azını istemiştik.’’ diyecek.

 

Kur’an’da: ‘‘Cimrilik yaptıkları şey, kıyamet gününde boyunlarına dolanacak’’ (Al-i İmran:180)

– ‘‘Kendiniz için önden gönderdiğiniz her şeyi Allah katında bulacaksınız.’’ (Bakara:110) buyrulur.

Peygamber (as) yarım hurma ile de olsa, ateşten korunmaya çalışın.’’ (R.Salihın:139) demiştir.

Her zaman cömert kazanır. Cimri olan kaybeder.

Mülk Cenab-ı Allah’ın. Yunus der ki:

– ‘‘Mal sahibi mülk sahibi,

Hani bunun ilk sahibi.

Oda yalan, buda yalan,

Var sende biraz oyalan.’’

 

Mal, emanet verilmiştir. Bakalım nerden elde edecek, nereye harcayacak diye. Rabbim onunla bizi imtihan etmektedir.

Fakire verilen bir lokma, sahibine şöyle dermiş:

– ‘‘Azdım beni çoğalttın.

– Küçüktüm beni büyüttün.

– Sana düşmandım beni dost edindin.

– Fani idim beni ebedi kıldın.

– Sen beni koruyordun, bundan sonra ben seni koruyacağım.’’

 

Hz. Ali (ra): Yuh sana ey para! Elden çıkmadıkça faydan dokunmuyor’’ demiştir.

 

Hz. Ebu Bekir (ra): Cimri 7 Şeyden kurtulamaz:

– Ya ölür. Hayırsızın biri ona varis olur.

– Ya Allah zalim birini ona musallat eder.

– Ya şehveti onu azdırır, malı telef olur.

– Ya uygunsuz bir yatırım yapar, malı telef olur.

– Ya malı yanar veya çalınır.

– Ya amansız hastalığa tutulur, malını ona harcar.

– Yada malını bir yere gömer orada unutur.’’

 

            Mal ne işe yarar?

– Allah rızasını kazanmaya,

– Fakirin gönlünü almaya,

– Toplumda denge sağlamaya,

– Kötülükleri önlemeye,

– Sadaka, zekat emrini yerine getirmeye ve Cenneti kazanmaya yarar.

 

 

İhtiyacı olanlara yardım etmek müslüman olmanın İslâm kardeşliğinin bir gereğidir.

Kur’an’da: ‘‘Dini yalanlayanı gördün mü? İşte yo yetimi itip kakar, yoksulu doyurmaz.’’ (Maun sûresi:1-3)

Kur’an’da:

– ‘‘Sevdiğiniz şeylerden Allah için harcamadıkça, hayra erişemezsiniz.’’(Al-i İmran:92)

Müslüman bu ayete göre sevdiği malını Allah için harcar.

 

            Mal mülkle bizi Allah imtihan ediyor:

            Kur’an’da: ‘‘Mallarınız ve çocuklarınız sizin için bir imtihandır.’’ (Tagabün:15)

Çocuklarımızı iyi yetiştirmemiz lâzım. ‘‘Yakacağı insanlar ve taşlar olan cehennem ateşinden koruyun’’ uyarısını unutmamız lazım. (Tahrim:6)

Bir hadiste:

– ‘‘İnsan öldüğü zaman amel defteri kapanır. Üç kimse bundan müstesnadır:

– Sadaka-i cariye sahibi olanlar.

– Topluma yararlı eser bırakanlar.

– Kendilerine dua eden hayırlı evlat yetiştirenler.’’ (Tirmizi Ahkam:36) buyrulur.

Çocuklarınızı iyi yetiştirirseniz hayırlı insan, hayırlı evlat olur. Değilse çapulcu olur. Acımasız merhametsiz olur.

Zengin ama cimri olan birine bir fakir gelir:

– Bana bir ayran içir, der. Oda:

– Git su iç, der.

– Çok su içtim canım ayran istiyor, der.

– Git su iç dedim ya! diye azarlar. Nihayet bakmış. Adam ısrarlı. Bir ayran içirip savmış.

O gece rüyasında cennete girmiş. Burada her şey var.’’ diyerek meleklerden bir şeyler istemiş. Melekler sadece bir bardak ayran getirmişler. Başka şeylerde istemiş. Melekler:

– Burada her şey bulunmaz herkes dünyadan kendi getirir. Sen sadece bir bardak ayran göndermişsin’’ derler. ‘‘İnsan ne yaptıysa onu karşısında bulacak’’ (Kehf:46)

 

Atalarımız: ‘‘Ne verirsen elinle o gider seninle’’ derdi.

 

            Peygamberimiz (sav) şöyle anlatır:

– ‘‘Alatenli, kel, kör üç kişi vardı. Allah bunları imtihan için bir melek gönderdi. Melek alatenliye geldi.

– Ne istiyorsun? Benden bu halin gitmesini cevabını aldı. Melek onu iyileştirdi. Ve Ne istersin? dedi oda develerim olsun isterim dedi. Ona develer verildi.

Melek, kel olanın yanına geldi. Ona da ne istersin? dedi o kelliğinin gitmesini istedi. Başka ne istersin? dedi oda ineklerim olsun isterim dedi. Kellik gitti inekler geldi.

Sıra köre geldi. Ona da Ne istersin? gözlerim açılsın isterim, başka koyunlarım olsun’’ dedi. Körlük iyi oldu, koyunlar verildi.

Bunların malları arttı. Zengin oldular. Melek ihtiyaç sahi kıyafetinde geldi.

Birinden bir deve istedi çok ihtiyacı olduğunu bildirdi. Adam: ‘‘Verilmesi gereken yer çok’’

dedi. Melek geçmişini hatırlattı. Adam bu mal bana dedelerimden dedi, vermedi. Melek: ‘‘Yalan söylüyorsan Allah seni eski haline çevirsin’’ dedi. O eski haline döndü.

Melek, kelin yanına gitti bir ineğe ihtiyacı olduğunu söyledi. Oda Alatenli gibi konuştu, vermedi. Melek yalan söylüyorsan Allah seni eski haline döndürsün’’ dedi. Kel oldu, malı telef oldu.

Sıra köre geldi. Ona eski halini hatırlatıp ondan bir koyun istedi. O adam: ‘‘Ben kördüm. Allah benim gözlerimi iyileştirdi. İstediğini seç al dedi. Melek malın senin olsun. Allah senden razı olsun’’ dedi. (R.Salihın:65)

 

İyilik yapmak yeterli olmaz. Bir insan hayır işlese hayırda en öne geçse, yetmez. Kendisinin iyi olması gerekir. Hayır hasenatın üstünde iyi olmak, iyi niyet taşımak gelir. En önemlisi de çocuklarına iyi örnek olmaktır ki, onları sadaka-i cariye haline getirir.

 

            Varlık sahibi her insan sorumludur. İlgisiz kalamaz:

            Çocuk ölsün de yiyeyim diye bekleyen Akbabanın resmini çekip Avrupa’da ödül alan gazeteci, çıldırarak ölmüştür.

Bugün türedi zenginlerin eğlence çılgınları, onları asla mutlu etmemektedir.

Sokakta kıvranan terk edilmiş ihtiyarı görmeyen kedi, köpek sevdalıları, insanlığını kaybetmiştir.

Biz böyle değildik! Bize ne oldu? Ne oldu söyleyeyim: İnancımızı kaybettik ondan.

Komşu ölüyor, aylar sonra kokusundan rahatsız olan komşu, kapısını çalıyor. Bu insanlık ayıbıdır.

Allah ne diyor: Benden korkun. Herkes yarın için ne hazırladığına baksın.’’ (Haşr:18)

Bir tarafta aç insanlar, diğer tarafta obez, yerinden kalkamayanlar. Hani hayırda yarışan dedelerin torunları nerede?

‘‘Hayır işlerinde yarışın’’ emrine göre (Bakara:48) dedelerimiz, evlenemeyenleri evlendirecek, borçluların borcunu ödeyecek, hizmetçilerin verdiği zararları karşılayacak, ölmüşlere yasin, hatim okutan, ağaç diken ve ağaçları bakan, ücretsiz tedavi ve ilaç tedarik eden, sokaktaki tükürüklerin üzerine kireç tozu, kömür yozu atan vakıflar kurmuşlardı.

Bir ayette: ‘‘Allah’a borç verecek yok mu?’’ (Bakara:245) buyruluyor…

Bu işte merhametli olmak esastır. Kur’an’ın emri:

– ‘‘Mü’minlere merhamet kanadını indir.’’(Fetih:29) Zevk uğruna, eğlence uğruna, gösteriş uğruna servetler harcayanlar, ihtiyaç sahiplerini göremiyor. Onun için gökten bize Allah’ın rahmeti inmiyor: afât felâket oluyor.

Ensarla muhacirlerin kardeşliğini unuttuk.

Huzeyfet’ü-l Adevinin Yermuk savaşındaki şu sözlerini sanki hiç duymadık.

– ‘‘Elimde su matrası, Amcaoğlumu arıyorum. Yaralılar arasında onu gördüm matrayı uzattım. Bir ‘‘Ah!’’ sesi işitti. Suyu ona götürmemi söyledi. Ona koştum, suyu uzattım, tam içecekti ‘‘su’’ diye bir inilti duydu. Suyu ona götürmemi istedi. Ona koştum ruhunu teslim etti. Geriye döndüm. O yaralıda şehit olmuştu. Amcaoğluna koştum oda şehitlik mertebesine yükselmişti. Su elimde kaldı.’’

İnsanların hayırlısı kimdir? Allah Resûlü cevap veriyor: ‘‘İnsanların en hayırlısı, insanlara en çok faydalı olandır.’’

Yardım etmek zordur. Peygamberimiz: ‘‘Mü’min, musibet anında mü’min kardeşini yalnız bırakmaz diyor. (Hadis Ans:9/375)

– ‘‘Bir adam yardım edeceği bir şeyi 70 şeytanın dişinden kurtarmadan veremez’’ (Ramuz el-Ehadis:485/12) diyor.

            Yardımla mal eksilmez:

            Cenab-ı Allah: ‘‘Kim bir iyilik yaparsa, ona o yaptığı iyiliğin on katı vardır.’’ (En’am:160)

– ‘‘Sadakaları Allah alır.’’ (Tevbe:104)

– ‘‘Ey iman edenler! Siz yardım ederseniz, Allah da size yardım eder, ayağınızı kaydırmaz.’’ (Muhammet:7)

– Sen ver, sana verilir.’’ (Sebe:39)

Cömertlik, meyve veren bir ağaç gibidir.

Peygamber (as): ‘‘Sadaka vermekle o kulun malı eksilme.’’ (Tirmizi, Zühd:17)

– ‘‘Kim Müslüman kardeşinin ihtiyacını karşılamaya devam ettikçe, Allah da onun ihtiyacını görmeye devam eder.’’ (Müslim Birr:15) buyurur.

Yardım, malı temizler zararlı tarafını gidermiş olur. Asma budanırsa bol üzüm verir.

Kur’an’da: ‘‘Allah yolunda mallarını harcayanların 7 başak bitiren bir dane gibidir ki, her başakta 100 dane vardır. Allah dilediğine katkat fazlasını verir.’’ (Bakara:261)

 

            Yardımın Önemi:

            Yardım müslüman olmanın şartlarından biridir. Kur’an’da Müslüman dan şöyle bahsedilir: ‘‘O kimseler ki, mallarını gece gündüz gizli ve açık hayra sarf ederler. Onların mükafatını Rableri verecektir. Onlara korku yoktur, üzüntüde çekmezler. (Bakara:274)

Peygamberimiz: ‘‘Yarım hurma ile de olsa ateşten korunun’’ (Buhari edep:34)

Yardım, Allah’ın emrettiği gibi iyi niyetle olmalıdır. Belki bir camiyi yaptırandan oraya 3 tığla veren daha fazla sevap kazanacaktır. Belki fakirin: ‘‘bende olsa bende versem’’ arzusu, veren kadar sevap kazandıracaktır. Birde yardımda yardımcı olmak, sebep olmak vardır. Oda yardım eden kadar sevap kazanır.

Az çok önemli değildir. Önemli olan, nefsin cimriliğinden kurtularak imkânı ölçüsünde verebilmektir.

Biri, Ya Resûlallah 10 dirhemim vardı, 1 dirhem sadaka verdim.’’ Diğeri 100 dirhemim vardı, 10 dirhem sadaka verdim.’’ Üçüncüsü 1000 dirhemim vardı, 100 dirhem sadaka verdim’’ dedi. Peygamberimiz: ‘‘Hepiniz sevapta eşitsiniz. Sizler; sahip olduğunuzun onda birini vermişsiniz’’ buyurur.

Biri peygamberimize geliyor.

– Ben ölümü hiç sevmiyorum’’ diyor.

– Malın var mı? diye peygamber (as) soruyor. O:

– O maldan ahiret için harca, o zaman ahirete meylin artar. Çünkü insan malının olduğu yerden ayrılmak istemez.’’ Diyor.

Allah soracak

– Ben hastalandım halimi niye sormadın? Kul:

– Falan Kulum hasta idi onu ziyaret etseydin, beni ziyaret etmiş olacaktır.

– Ben susadım bana neden su vermedin? diyecek. Kul:

– Ben nasıl sana su verebilirdim? diyecek. Allah:

– Falan kulum susamıştı, ona su verseydin, bana vermiş olacaktın.’’

– Ben açıktım, benim karnımı neden doyurmadın? Kul:

– Ben seni nasıl doyurabilirdim? diyecek.

– Falan kulum acıkmıştı, onu doyursaydın beni doyurmuş olacaktın’’ buyuracak Cenab-ı Allah.

Kur’an’da: Verdiğinin  kat kat fazlasını kendisine ödemesi için Allah’a borç verecek yok mu?’’ (Bakara:245) diyor.

Yardım, insanı borçtan cimrilikten kurtarır.

Yardım Allah’ın nimetlerine şükürdür.

Yardım insanı en hayırlılardan yapar.

 

            Kime yardım yapılmalıdır:

            Dilenmeyi meslek haline getiren, ihtiyaç sahiplerinin hakkını gasp eden dilenciye verirken biraz düşünülmelidir. Akşama kadar kaç kapı dolaşacak? Kaç kişiye el açacak?

Dilencinin kazancı helal değil. O zaman verilen yerini bulmuş mudur. Zekât, sadaka verilmiş olur mu?

Kur’an’a göre yardım, utançlarından dolayı dolaşmayan, iffetlerinden dolayı isteyemeyen, yüzsüzlük etmeyen gizli fakirlere verilecektir. (Bakara:273)

– Yardım ihtiyaç sahibi yakınlardan ve komşudan başlanmalıdır. Zengin komşuya tuz ekmek dağıtılıyor. Bu yardım olmaz.

Bakmak zorunda olduğuna verilen yardım değil, görevdir.

– Sigara içen, alkol kullanan, kumar oynayana verilen para yardım olmaz. Sigara, alkol, kumar parası olur. Öyleyse yardımlar düzgün yaşayanlara Allah’ını, peygamberini bilenlere yapılırsa, yerini bulmuş olur.

– Okuyana, hasta olana, borçlu olana yardım edilir.

 

Kur’an’da: ‘‘Eğer borçlu darlık içindeyse, ona eli genişleyince kadar mühlet verin. Eğer bilirseniz alacağınızı sadaka olarak bağışlamanız sizin için daha hayırlıdır.’’ (Bakara:280)

Peygamberimiz alacağında kolaylık gösterenlere Allah rahmet etsin.’’ (Buhari Buyû:16) diye dua etmiştir.

Borçluda varken geciktirmemelidir. Bir hadiste:

– ‘‘İmkanı varken borcunu geciktiren zalimdir. Zalimin düşmanıda Allah’tır.’’ buyrulur.

Peygamberimiz diyor ki:

– ‘‘Yol üzerinde müslümanları rahatsız eden şeyi kaldıranı cennet nimetleri içinde gördüm’’ (R.Salihın:127)

– ‘‘Kim Kardeşinin ırzını müdafaa ederse, Allah kıyamet günü ondan ateşi uzaklaştırır.’’ (Tirmizi Birr:20)

 

            Nasıl Yardım?

            Yardım gizli yapılır. Riyaya kaçmadan, onur kırmadan bir hediyeleşme gibi yapılırsa, daha başka olur.

– Sağ elin verdiğini sol el görmeyecek’’ der. Atalarımız.

Akşam karanlığında sadaka taşları ile veren belli değil, alan belli değil öyle yaparlardı. Kapılar akşam karanlığında çalınırdı.

– Yardımın gizli verilirse, daha hayırlı olduğu bildirilmiştir. (Bakara:271)

Ancak örnek olmak teşvik etmek düşüncesi ile açıktan verilebilir.

– Dua isteme, dua alma karşılığı yardım olmaz.

– Yardım helâl maldan, helâl kazançtan yapılır. Haramdan hayır olmaz. ‘‘Ben aldığım faizi hayra dağıtıyorum’’ demek gülünç bir şey ‘‘Ben almıyorum bankada bırakıyorum’’ demek iki günahı birden işlediğinin itirafıdır.

– Yardım ne maksatla, kime, nereye verildiyse oraya harcamak zorunludur.

– İşe yaramayacak şeyden hayır olmaz.

Yapılan yardıma ihtiyaç yoksa, hayır olmaz. Verilen yardım kutularında diyelim ki, kahve var. adam kahveden nefret ediyor…

Adam yolcu. Öyle susamış ki, bir kapıyı çalmış çocuk çıkmış.

– Bir bardak su verir misin? demiş. Çocuk:

– Bir bakraç ayran getirmiş. Adam içmiş, içmiş…

– Oğlum annen kızmasın? demiş. Çocuk:

– Yok amca bir bu ayranı dökecektik içine fare düşmüştü’’ demiş.

Adam elindeki kabı yere çarpmış, toprak çömlek kırılmış. Çocuk:

– Anne, amca ayranı içti köpeğin yalağını da kırdı’’ demiş.

 

Yardım başa kakılmamalıdır.

 

Şiddetli bir yağmur yağarken çoban arkadaşını kepeneğin altına almış. Çoban ikide bir benim kepenek olmasa ıslanırdın değil mi? dermiş. Adam, kendini yağmur birikintilerinin içine atmış, bir sağa bir sola yuvarlanıp: ‘‘Bu kadar da ıslanmazdım değil mi demiş. Allah: ‘‘Başa kakma incitme’’ diyor.

– Kaşıkla verip, sapı ile göz çıkarılmamalıdır.

– Bir menfaat umarak yardım yapılmamalıdır.

– Yardım bir yere yığılmamalı. Değişik yerlere verilmelidir. Çünkü Allah’ın hangisini kabul edeceğini bilemeyiz.

– Yardım, Allah’ın ihsanına, ikramına denk olmalıdır.

Para; kedi, köpek parası olmamalı, önce insan. Allah neden köpek beslemedin diye sormaz. Niye aç kulumu doyurmadın? diye sorar.


Bu yazıyı 2.855 kişi okudu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here