YAZ KUR’AN KURSLARI

Okullar kapanıyor yaz Kur’an kursları açılıyor. Ana babalar ne ederiz, nasıl ederiz, oğlumu, kızımı nasıl zabdederim derdinde.

Çocuk evde mi kalacak? Sabahtan akşama televizyon, bilgisayar ve telefonla mı meşgul olacak, sokakta onun bununla mı oynaşacak derdi sardı.

Bir eğitimci olarak söylüyorum; eğitim, kesintisiz olursa, kazanılan bilgiler kalıcı olur. Yoksa okulda aldığı eğitim kesintiye uğrar, bildiklerini unutur.

Bir de okullardaki ahlaki eğitim, çocuğun iyi insan olması için yeterli olmuyor. Bu eksiklik cami gibi bir ortamda, din görevlisinin nezaretinde giderilirse, çocuk olumlu yönde gelişir. Çocuk iyi şeyler öğrenir. İyi şeyler öğrenmeyenler, kötü şeyler öğrenir, kötü alışkanlıklar edinir, kötü arkadaşlıklar kurar.

Bakın, insanı sapıtmak için yemin eden şeytan daha çok çocuklara musallat oluyor. Boş olanı, boş şeyler yapanı azdırıyor, sapıtıyor.

Yazın ana baba çocuğunu takip edemiyor. Çalışan ana babalar çocuklarına hiç hükmedemiyor. Çalışmayan ana babayı çocuk, istediği gibi bir yalanla kandırıyor.

Şu bir gerçek ki, çocuklarımız ve gençlerimiz tehdit altındadır. Etrafında korkunç tuzaklar vardır. Başka taciz, tecavüz, çocuğu tuzağa düşüren avcı denilen kötü arkadaş, sigara, alkol, uyuşturucu alışkanlığı olmak üzere çocuğu mahveden tehlikeler yaygındır. Telefon ve internet tuzağını da unutmamak gerekir.

Atalarımız: “Bakarsan bağ olur, bakmazsan dağ olur” demiş, ilgisizliğin kötü sonucunu ifade etmiştir. Bugünkü gençlerin en büyük hastalığı maneviyatsızlık hastalığıdır.

Ana babaların “aman hasta olmasın” diye üzerlerine titrediği evlatları için aman ahlaksız olmasın, aman maneviyatsız olmasın dertleri olmuyor. Sırtı pek karnı tok ama beyni aç evlatlar yetiştiriliyor.

Bugüne kadar çok ağlayan genç gördüm.

“Ah vah, keşke” diyen analar babalar gördüm. Evladına beddua eden ana babalar gördüm.

İnsan sadece biyolojik bir varlık değil, karnı doyunca beyini de doyması gerekiyor. Değilse yırtıcı hayvanlardan vahşi oluyor. Herkes ondan zarar görüyor. Ana baba da zarar görüyor.

Bugün problemli olan çocuk, genç ve yetişkin herkese bakılsın; mutlaka eksik kalmış olduğu görülecektir. İnanç zayıflığı veya inançsızlık görülecektir.

 

Tatil Ne Demek?

Okullar kapanınca çocuk camiye gelsin camide “okulda öğrenmediklerini öğrenir” deniliyor. Bazı ana babalar: “Oğlum, kızım çok yoruldu, dinlensin” diyor.

Tatil, karne mükâfatı olarak dış ülkelere bile gönderiyor, yurt içi gezilere veya denize gönderiyor. Bazıları da dans, bale kursuna gönderiyor. Bazıları da evde bir yaz çocuğu hapsediyor.

Eski bir Türk atasözü var: “Oturak olmayasuz” Bir atasözümüzde: “Durgun suda mikrop ürer” diye. Boşluk, kötü huylara, kötü alışkanlıkların kazanılmasına neden olur.

Bizde tatil anlayışı yanlış. Tatil deyince çalışmayı bırakmak, yatıp kalkmak, bir yere gitmek olarak anlaşılıyor.

Sıla-i Rahim, okuma, eksik giderme, noksanı tamamlama terk ediliyor. Kazandıracak değil kaybettirecek yerlere gidiliyor. Para kaybı, maneviyat kaybı, zaman kaybı, üretim kaybı oluyor.

Hâlbuki tatil kazanma, değerlendirme zamanı olmalıdır.

Tatil, başıboşluk değildir. Kulluk tatile çıkmamalıdır.

Adam arıyorsun: “Yok” cevabını alıyorsun. Nerede diyorsun “tatilde” deniliyor. Tatil, ortadan kaybolmak değildir.

Zaten haftanın iki günü tatil, senenin yarısı tatil kaytarmalar, raporlu günler hesap edilirse, tatil pek çok oluyor.

Boş zaman yoktur, boşa geçirilen zaman vardır.

Boş geçen vakit insanı tembelliğe iter.

Tatil iyi değerlendirilmediği, iyi yerlere gidilmediği için dinç gidiliyor, yorgun dönülüyor. Tatil kaybettiriyor, kayıplara neden oluyor. Neden derseniz; ahlaken çökmüş, kokuşmuş, maneviyatın olmadığı, isyan yerlerine gidiliyor da ondan.

Gidilen yerler dinlendirecek, bilgi edinilecek, manevi kayıplara neden olmayacak yerler olmalıdır. O zaman “tebdil-i mekân da hayır olur” işte.

Peygamber (as): “Seyahat edin sıhhat bulasınız” buyurmuştur. Bugün deniz temiz midir? Yüzme havuzları temiz midir? Hem madden ve manen kirli yerlerdir.

Cenab-ı Allah: “Yeryüzünde gezin dolaşın inkârcıların sonunun ne olduğunu görün” diyor. ( Al-i İmran:37 ) Ders, ibret alınacak yerlerin görülmesi, insan üzerinde olumlu etkiler bırakacaktır.

Yanlış anladığımız yanlış değerlendirdiğimiz bir husus da emeklilik yıllarıdır.

Emeklilik şiddetle arzulanıyor. “Ah bir emekli olsam” deniliyor. Emekli olunca her türlü çalışmaya son veriliyor. Hâlbuki Cenab-ı Allah:

-“Bir işi bitirince hemen başka bir işe giriş, onunla meşgul ol!” ( İnşirah:7) diye emrediyor.

Çalışırken yapılamayan görevler, emeklilikte çok güzel yapılır. Artık para kazanma derdi yoktur. Sevap kazanma, Allah rızası kazanma ve cennet kazanma zamanı gelmiştir.

Emeklilikte bomboş yatılmaz. Kabuğuna çekilme zamanı değildir. Emekli maaşının helal olabilmesi için hayırlı ve faydalı işler yapılmalıdır. Çalışmalar devam etmelidir. Çünkü emeklilik, son fırsattır. Bu fırsat çok iyi değerlendirilmelidir.

En kötü israf zaman israfıdır. Ömrün telef edilmesidir.

Kur’an da: “O gün size verilen nimetlerin hepsinden sorguya çekileceksiniz.” (Tekasür:8) diye haber veriliyor. Ömrün her anının hesabı verilecek; nerede nasıl tükettiği sorulacak.

Son anda da Azrail ümüğümüzü sıkacak Kuran’ın haber verdiğine göre: “Kendine yazık etmiş kimselerin canını alırken: “ne işle meşguldün” diye sorulacak. (Nisa:97)

Büyüklerin her konuda görevi kötülüğe çığır açmamak, kötü örnek olmamak, iyiliği güzelliği tebliğ ederken, kötü olan her şeye tepki göstermektir.

 

 Üzerimizde Çocukları Gençleri Yetiştirme Görevi Var:

Çocuklar en kıymetli varlığımız deniliyor. Fakat bazı şeylere verdiğimiz değeri ona vermiyor, görevimizi yapmıyoruz.

Bugün ihmal ettiğimiz şeylerin başında çocuklarımız geliyor dense, abartılmış olmaz. Dünyaya getirmek yedirip içirmek en güzel oyuncaklar almak, markalı giyindirmekle görev bitmiyor.

Hayvan, dünyaya getirir emzirir, büyütür, salıverir. Bizde de: “Saldım çayıra, Mevlam kayıra” deniliyor. Takip yok, koruma yok, yetiştirme yok.

Sonra da şikâyetler, beddualar, lanetler bitmiyor. Daha sonra da evladın şikâyetleri okunanlar lanetler atılan dayaklar iade ediliyor.

Soruyorum, her ana babada kendine sorsun:

-“Kaç kişi evladım hayırlı evlat olur, bana saygılı davranır, cenaze namazımı kılar, ardımdan okur, sadaka-i cariyem olur, bana hayır dua eder” diyebilir?

Çocuklar, Allah’ın bize emanetidir. Cenab-ı Allah onu bize İslam fıtratı üzere tertemiz yaratıp teslim etmiştir. “Bakalım nasıl yetiştirecek” diye imtihana tabii tutmuştur.

Kur’an da bize:

-“Emanete hainlik etmeyin!”( Enfal:27)

-“Kendinizi ve aile fertlerini, yakacağı insanlar ve taşlar olan cehennem ateşinden koruyun.” (Tahrim:6)

-“Sakın mallarınız ve evlatlarınız sizi Allah’ı anmaktan alıkoymasın” ( Münafıkun:9) diye emrediyor.

Peygamber (as) da: “Her çocuk İslam fıtratı üzere doğar, ana baba onu ya Hıristiyan ya da Mecusi yapar” buyurmuştur. (Buhari Muh. Terc:4/529)

Bu nesli çok iyi yetiştirmemiz lazım. Yoksa başıboşluk onu suç makinesi haline getirecektir.

Kendisi namaz kılıp evladına “uyusun” demek ne garip merhamettir.

Rahmetli Adnan Menderes, Celal Hocaya şöyle diyor:

-Çocuklarıma terbiye ver dinlerini öğret.

Rahmetli Celal Hoca:

-Peki “diyor ve ekliyor”: Efendim bu milletin diğer çocukları ne olacak? Diye soruyor.

Bunun üzerine İstanbul İ.H. Lisesi açılıyor.

Çocuklarımız için her imkânı sağlıyoruz, büyütüyoruz ama yetişmesi, adam olması için gayret etmiyoruz. Fırsatları değerlendirmiyoruz. Kendi dinini öğretmediğimiz için misyonerlerin tuzağına düşüyor, haç takıyor veya ateist, satanist oluyor.

Bunun vebali kimin?

Şöyle anlatılır:

Harman zamanı çocuk ağacın dibine yatırılmış, gök gürlüyor. Saman ve buğdaylar ıslanmasın diye toplanıyor derken bir yağmur, bir yağmur. Buğday çuvalları arabaya yükleniyor eve getiriliyor bir de bakıyorlar ki, çocuk yok. Koşuyorlar, çocuğu sel almış götürmüş…

İşimiz çok… Çocukları unutuyoruz.

Geleceğimizi iyi hazırlamıyoruz.

Başka sigortaları yaptırıyoruz. Paralar yatırıyoruz, esas sigortamız olan çocukları unutuyoruz.

Soruyorum: Bugün kaç kişi evladından emin! Ben ölünce evladım namazımı kılar vasiyetimi yerine getirir. Beni unutmaz. Ardımdan okur, hayır yapar, ruhuma bağışlar, benim için dua eder… Diyebilir?

 

Tatili Nasıl Değerlendirelim?

Yaz tatili çocuklarımız için Kur’an öğrenmesi, dinini öğrenmesi ve manevi yönden şekillenmesi için önemli bir fırsattır.

Ana baba içinde fırsattır. Gözü arkada kalmaz. Kendisin veremediği ahlak ve din terbiyesini çocuk camide öğrenir. Çocuk ibadet şekillerini öğrenir.

Yaz tatili manevi aşı zamanıdır.

Yaz Kur’an kursları çocukların korunmasını, kötü alışkanlıklar edinmemesini, güzel bir ortamda güzel arkadaşlarla vakit geçirmesini sağlar. Bu arada iyi yönde etkilenmeler olur.

İmam-ı Şafi Hazretleri şöyle der:

-“Sen nefsini hayırlı bir işle meşgul etmezsen, o seni şerli bir işle meşgul eder.”

Peygamber (as):

-“İnsanların çoğunun aldandığı iki şey vardır; sıhhat, boş vakit” (Buhari:12/2162)

-“Kendisine fayda vermeyen şeyi terk etmesi, insanın iyi müslüman oluşundandır.” (Riyazüs-Salihın:67)

-“Allah’ın kulunu terk ettiğinin alameti o kulun o şeylerle uğraşmasıdır.”

 

 Çocuk Dinini Öğrenmezse Neler Olur?

-İmanını koruyup güçlendiremez ve ibadet ehli olmaz.

-Sevap kazanacağım derken bile günaha düşer.

-Bid’at ve hurafelerle yaşar.

-Onun için dini hasetler yok olur, ölçü, dünya ve menfaat olur.

-Haramı helali birbirine karıştırır.

-İyi bir insan olamaz. Acıma, merhamet duygularını kaybeder.

-Onun için küfre açılan kapılar çoğalır.

-Sevgisi-saygısı olmaz ana babasına bile merhametsiz davranır.

-Utanma duygusu ölür. Hiçbir çekincesi olmaz.

-Boş vakit geçirir zaman öldürür.

-Çocuk dünya ehlinden olur, ahireti olmaz.

Çocuklar dinlerini öğrenmezse ne olur biliyor musunuz? Size 3 belge sunacağım.

-Yardım bahanesiyle ser güçler çocuklara kancayı takıyor. Kendi ideolojilerini aşılıyor.

-“Meclis İnsan Hakları Komisyonu Başkanı:

5 bin Türk çocuğu Hıristiyanlaştırılıyor açıklamasını yaptı.” (6-Şubat 2013 Akit)

-9 yaşındaki çocuğun 400 sanal arkadaşı var. Aileler dikkat! Uyarısı yapıldı.(1-Ocak 2013 zaman)

Tatili, tatil anlayışımızı değiştirirsek, o zaman güzel ve faydalı işler yapabiliriz.

Mesela; evimizde kitaplık olmalı, çocuklarımız okuma alışkanlığı kazanmalı. Evde kitap okuma saati olmalı. Çocuklarımız kitap okuyarak bilgilerini, kültürlerini geliştirmeli.

Bilgili insanın hem kendisine faydası olur, hem de başkalarına faydası olur.

Şair: “Bilgisize, görgüsüze olma kul,

Ara tara başına bir çare bul” demiş.

Cenab-ı Allah’ın ilk emri “oku!” olmuştur. Ne ile okuyacak Rabbinin adı ile okuyacaktır. Ne yazık ki Kur’an “oku!” diyor biz okumuyoruz.

 

Din Eğitiminin Önemi:

Bir yaz tatili Söke de bir imam pamuk ağasına diyor ki, “camide kurs açtık, köyün çocukları geliyor, sen de gönderde bir şeyler öğreteyim” ağa karşı çıkıyor:

-“Hoca sen işine bak benim oğlum mühendis olacak kafasını karıştırma” diyor. Aradan yıllar geçmiş çocuk mühendis olmuş İzmir de yazıhane açmış. Bu arada baba kanser tedavisi görürken ölmüş. Oğluna haber salmışlar. Oğlu cenazeye yetişmiş, namaz kılınacak abdest alması gerekiyor. Abdest almayı beceremiyor, köyün çocukları görüşüyor. Mühendis bey sıvadığı kollarını indiriyor ve:

-“Bu adam bana dini öğretmedi, namazını kılmıyorum” diyor, arabasına atlayıp İzmir’e dönüyor.

Adam ölüm döşeğinde çocuklarına soruyor:

-Mezarıma gelir misiniz? Gelirseniz ne okursunuz?

Büyük oğlan sükût ediyor, ortanca başını eğiyor. Küçük:

-Senin eve getirdiğin açık saçık dergiler var ya onları getirir okuruz diyor.

-“Bak şu saygısızlığa” diye azarlıyor. Çocuk:

-O dergileri eve getirirken sen bize saygı duydun mu? Diyor.

 

Bir baba Hz. Ömer’e evladından şikâyet ediyor. “Beni dövdü” diyor. Hz. Ömer (ra) çocuğu dinliyor. Çocuk babasından şikâyetçi oluyor. “Anamı iyi seçmemiş bana güzel isim koymamış, beni helal gıda ile beslenmedi ve bana dinimi öğretmedi” diyor. Hz. Ömer (ra) adamı çağırıyor ona:

-Oğlun böyle böyle diyor doğru mu? Diyor.

-“Evet” cevabını alınca:

-“İyi ki başını yarmamış” diyor.

Şair şöyle diyor:

-“Dinin yoksa neyin vardır?

Var tabutun kendin kaldır.

Din dayanak Hakk’tan kula,

Dinsiz adam heder ola.”

Bugün gençliğinin sancısı maneviyat noksanlığındandır. Karnı aç değildir. Beyni açtır. Çalkalanıp duran bir tencere sütü bir kaşık yoğurt ne hale getiriyorsa, maneviyat da gençliğin durulmasında aynı rolü oynayacaktır.

Okullardaki insani ahlaki ve dini eğitim yetersizdir. Sigara, alkol, uyuşturucu kullanma yaşı 10-11 yaşlarına kadar düşmüştür. Okullar dağılırken çocukların konuşmalarını ve davranışlarını görüyorsunuz.

Çocuklardan şikâyet etmeyen yok; ana baba şikâyetçi, öğretmenden bir şeyler bekliyor. Öğretmeni şikâyetçi. Sokakta herkes şikâyetçi ne olacak bu çocukların hali? Sonu ne olur bunların?

Atalarımız: “Kork Allah’tan korkmayandan”, “Allah’ı olmayanın ahlakı olmaz” demişlerdir. İnsan üzerinde din kadar etkili başka bir kuvvet yoktur.

Din eğitimi almayan insan hastalıklı oluyor. Çocuklarımızı mutlaka din eğitimi vermeliyiz. Birçok şeyin kursunu aldırırken, din eğitimini aldırılmazsak tepegöz yetiştirmiş oluruz.

Unutmayalım din eğitimi yaşı, küçük yaşlarda olur. Atalarımız: “Ağaç yaşken eğilir” demişlerdir. Peygamberimiz: “Çocuğa yedi yaşında namazı öğretin” buyuruyor. (Ramuz el-Ehadis:317/1)

Buluğ çağına gelince çocuğun kafasını başka şeyler meşgul ediyor.

Çocuğun ana baba üzerinde en büyük hakkı, dininin öğretilmesidir. Bu işin ihmali olmaz. Geciktirilmesi olmaz.

Peygamber (as) hutbe okurken biri dinini öğrenmek istediğini söyler. Peygamberimiz hutbeyi bırakır, ona bir şeyler söyler, ondan sonra hutbeyi tamamlar.

Bir günde Ashabı ile otururken şöyle der:

-“Ahir zamanda ana babaları yüzünden yazık o çocukların haline!”

-İnançsız ana babalardan mı? Denir. Allah Rasülü şu cevabı verir:

-Mümin ana babaları onları kıydı.

-Nasıl oldu bu? Derler. Cevap:

-“Ana babaları onlara dinlerini öğretmedi” buyurur.

Bir zamanlar radyoda 3 acizler yurdunda terk edilmiş baba ile program yaptım iki saat gözyaşları ile evlatlarını kötülediler, beddua ettiler.

Onlara bir soru sordum:

-Bu çocukları kim yetiştirdi? Nasıl yetiştirdi. Dinlerini öğrettiniz mi? Sustular.

 

Kur’an Öğretmenin Öğrenmenin Sevabı:

Kur’an öğrenmek okumak ve ona uymak her müslümanın başta gelen görevidir.

Hem “müslümanım” diyeceksin hem de kutsal kitabını bilmeyeceksin. Bu nasıl Müslümanlık?

Cenab-ı Allah:

-“Sana vahyolunanı oku!” (Kehf:27) diye emrediyor.

Peygamberimiz de: “En hayırlınız, Kur’an-ı öğrenen ve öğreteneninizdir.” (R. Salihın:995)

-“Kur’an okuyun. Kıyamet gününde Kur’an şefaatçidir.” (Müslim Misafirin:252)

-“Ölü için Yasin okunursa azabı hafifler.” (Ramuz el-Ehadis:79/4)

-“Kur’an okuyunuz. Her okuduğunuz harf için on sevap verilir.” (R. Salihın:1003)

-“Evlerinizde Kur’an okuyunuz Kur’an okunmayan evde hayır az, şer çok olur. O ev oturanları sıkar.” (Ramuz el-Ehadis:80/10)

-“Bir gurup bir evde Kur’an okursa, kalpleri huzur bulur, rahatlar. Allah’ın rahmeti onların üzerine olur. Melekler onları kuşatır, Allah onları melekler yanında anar.” (R. Salihın:1027)

-“Kur’an okunan evde melekler hazır olur, şeytanlar çekilir.” (Ramuz el-Ehadis:1027)

-“Kalbinde Kur’andan bir şeyler olmayan kimse, harap bir ev gibidir.” (Tirmizi Fezail-i Kur’an:5/3079)

-“Kim Kur’an-ı önüne alırsa, Kur’an onu cennete götürür. Kim de arkasına alırsa, onu da cehenneme götürür.” (Ramuz el-Ehadis: 227/9) buyurur.

 

Kur’an Kursu Öğrencileri Nasıl Davranmalıdır?

-Her gün camiye isteyerek severek gitmelidir.

-Öğrenme arzusu taşımalıdır.

-Verilen günlük dersleri (sure, dua) aynı gün yapılmalıdır.

-Başka dini kitap okumalı, Hadis okumalı, Tercüme okumalıdır.

-Caminin kutsallığına göre giyinip davranmalıdır.

-Görevli ve arkadaşları ile saygılı, uyum içinde olmalıdır.

-Erkek öğrenciler namaza kalıp camide namazlarını kılmalıdır.

-Dini konularda bilmediğini sorup öğrenmelidir.

-Camide gürültü yapmamalıdır.

-Camiden çıkınca doğru evine gitmelidir.

-Gelip giderken elinde alfabe veya Kur’anla edepli gelip gitmelidir.

-Kötü arkadaş edinmemelidir.

-Evde verilen dersini iyi çalışmalıdır ve öğrendiğini uygulamalıdır.

 

Camide Görevli Olan Nasıl Davranmalıdır?

-Eğitim uzmanlık işidir. Ama istenirse, karşı taraftaki çocuklara bir şeyler öğretilmesi zor bir iş değildir.

-Evvela yaptığı işin kutsallığına inanılmalı, ilahi rıza ve sevap kazanma arzusu ile hareket edilmelidir.

-İş zorlaştırılmamalı kolaylaştırılmalıdır.

-Çocuklar arasında disiplin sağlanmalıdır.

-Kalıcı bilgiler, hayati bilgiler verilmelidir.

-Allah, Peygamber, Kur’an, İbadetler sevdirilmelidir.

-Sabırlı olunmalıdır. Kaba, kırıcı, aşağılayıcı davranılmamalıdır.

-İş ciddi tutulmalı, sulandırılmamalıdır.

-Çocukları camiyi sevdirmeli ve namazı camide kılmaları sağlanmalıdır.

-Peygamber (as) ın çocuklara davranışı göz önüne alınarak davranılmalıdır. Camiden soğutacak davranışlardan kaçınılmalıdır.

-Her gün bir sosyal, dini davranış öğretilmelidir.

-Öğrencilerin sıkılmaması için dini hikâyeler anlatılmalıdır.

-Ailesine ve diğer insanlara karşı sevgi, saygı ve merhamet duyguları kazandırılmalıdır.

-Başarılı çocuklar takdir edilip ödüllendirilmelidir.

-Ev ödevi verilmelidir.

-Abdest, namaz gibi ibadetler tatbiki olarak öğretilmelidir.

-Zaman zaman ikramlarda bulunulmalıdır.

-Ailelerin katılacağı programlar, geziler ve oyunlar düzenlenmelidir.

-Bilgi yarışmaları, kitap okuma yarışmaları, Hadis ezberleme yarışmaları gibi yarışmalar düzenlenmelidir. Çocuğun yaz tatili faydalı ve kazançlı geçirmesi sağlanmalıdır.

 

Sonuç:

Okullarda ahlak, din eğitimi yetersiz. Gençlerin taşkınlıkları da bundan.

Toplumda ahlak ve manevi çöküntünün olduğu, insani ve dini değerlerin zayıfladığı inkâr edilemez.

Bu hızlı yozlaşmanın önüne geçmek de zor değil. Aileler, eğitimciler ve din görevlileri vazifelerini yaparlarsa, ortalık güllük gülistanlık olur.

Yaz tatili, yaz Kur’an kursları büyük bir şanstan sokaklardan, kötü arkadaşlardan ve etrafındaki tuzaklardan koruyacak bir fırsattır cami eğitimi.

Din görevlilerinin de bu fırsatı çok iyi değerlendirmesi gerekir. Yoksa çocuk alfabe ile tekrar tekrar gelip gidecekse, bir şeyler kazandıramayacaksa, çocukların sayısı artacağı yerde azalacaksa, bundan büyük vebal doğar. Cenab-ı Allah mahalleyi, köyü muhtardan sormayacak o yerin din görevlisinden soracaktır.

Haydi, çocuklar camiye, haydi çocuklar yaz Kur’an kursuna diyorum.

Analar babalar çocuklar boşta kalmasın. Dinini öğrensin, saygıyı, sevgiyi, doğruluğu öğrensin. Anaya babaya evlatlık görevlerini öğrensin.

Problemli insan olmasın. Ruhsuz maneviyatsız büyümesin ana babaya lanet okuyan değil, rahmet okuyan evlat olsun. Sadaka-i cariye olsun. Kalırsa elin, ölürse yerin beğendiği insan olsun.

Çocuk küçükken camiye giderse sonra cami ehlinden olur. Değilse kendini yetiştirenlerin cenaze namazını kılamaz.

Son sözümü; nasıl evlat istiyorsanız ona göre evlat yetişir. Unutmayın emek çekilmeden kendiliğinden hiçbir şey yetişmez. İnsan nasıl yetişsin?

Allah hayırlı insanlar, hayırlı evlatlar yetiştirmek nasip etsin.


Bu yazıyı 130 kişi okudu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here