GÜZEL AHLAK

Ahlak, huy, karakter, mizaç demektir.
Ahlak, insanın iyi veya kötü olarak anılmasına neden olan huyları ve yaptığı davranışlarına denir.

Bu davranışlardan iyi ve faydalı olana güzel ahlak, kötü ve zararlı alanına da kötü ahlak denir.

Güzel ahlak ibadetleri ve Cenab-ı Allah’a itaati de içine alır. Bir gün bir bedevi peygamber (as)a gelerek:

-Bana öyle bir davranış göster ki, ben onu yaptığım zaman cennete gireyim” der.

Peygamber (as) ona:

-Hiçbir şeyi Allah’a ortak koşmayıp yalnız Allah’a ibadet edersin, namazı dosdoğru kılarsın, zekâtı verirsin ve ramazan orucunu tutarsın” cevabını verir.

Bedevi “bütün samimiyetimle Allah’a yemin ederim ki, ben bu işittiklerimi tam olarak yaparım” der ayrılır.

Bunun üzerine peygamber (as);

-“Kim cennet ehlinden bir kimse görmek isterse şu bedeviye baksın” buyurur. (Buhari, zekat:1)

Bir hadislerinde de Allah Resulü şöyle buyurmuştur:

-En sevimliniz, ahlakı güzel olanınız ve etrafı ile iyi geçinenizdir ki, onlar herkesi sever, herkes de onları sever. Benim yanımda en sevimsizleriniz koğuculuk yapıp ara açan ve başkalarında kusur arayanınızdır” buyurmuştur. (seçme hadisler:11)

Güzel ahlak sahibi Allah’ın her an kendisiyle olduğunu bilir ve Allah’ın men ettiklerinden uzak durur. Böylece ahlakı da güzel olur, hayatı da güzel olur, ölümü de güzel olur, ölüm ötesi de güzel olur.

Güzel ahlak sahibinin vasıfları:

Ahlakın güzel oluşu faydalı işler yapmayı gerektirir.

Peygamber (as): “Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim” buyurmuştur.

Hayırlı insan, ahlakça en güzel olan insandır. Güzel ahlak sahibi peygamber (as)ı örnek alır.

İslam’ın özü güzel ahlaktan ibarettir. İslam‘ın peygamberi önceden de ahlakı ile tanınmış “güvenilir Muhammed” adını almıştı. Cenab-ı Allah da onu “Elbette sen güzel ahlak üzeresin” (Kalem:4) ayeti ile övmüştür. Hz. Aişe’nin ifadesiyle: “Onun ahlakı Kur’an ahlakıydı”

Peygamber (as) 7 güzel insandan bahsetmiş onları şöyle sıralamıştır.

1-Adil idareci,

2-Rabbine ibadet eden genç

3-Mescidlere bağlı olan insan,

4-Bir birini Allah için sevenler,

5-İffet ve haysiyetine düşkün kimse,

6-Yardımı gizli yapan hayırsever,

7-Yalnızken Allah’ı anan kimse”

Güzel insan, sureti güzel olan değildir, çünkü suretin güzelliği geçicidir. Güzel insan ahlakı güzel olan insandır.

Ahlak güzel olmayınca güzel yüz beş para etmez demişlerdir. Ahlak güzel olmayınca diğer güzellikler işe yaramaz. Güzel ahlak olmadan ibadetler bile kabul olmaz.

Peygamber (as) bir  hadislerinde şöyle buyurur; “insanlardan ilk kaldırılacak olan haslet güvenilirliktir. En son kaldırılacak olan da namazdır. Nice namaz kılan insan vardır ki, onda hayır yoktur.”

Cenab-ı Allah da Kur’an’da şöyle buyurmuştur.

“Yazıklar olsun ölçü ve tartıya hile karıştıranlara! Onlar insanlardan bir şey ölçerek aldıklarında tastamam alırlar, satarken ise eksik ölçüp tartarlar. Onlar büyük bir günde diriltileceklerini akıllarına getirmiyorlar mı? Öyle bir gün ki, insanlar o günde alemlerin Rabbinin huzurunda divan duracaklardır” (Mutaffifin: 1-6)

Güvenilir olmak, dürüst davranmak, sözünde durmak yüce bir ahlaktır.

Güzel insan, başkalarının kusurları ile uğraşmaz, kendi kusurlarını düşünür onları düzeltmeye çalışır.

Kur’an’da:

“Ey iman edenler! Zandan sakının. Zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurunu araştırmayın” (Hücürat:12) buyrulur.

Peygamber (as) da:

“Kötü zandan sakının. Çünkü zan, sözlerin en yalanıdır” (Buhari, edep:1993) buyurmuştur.

Güzel ahlaklı insan, gıybet günahını işlemez.

Peygamber (as):

-Gıybet nedir? diye sordu.

-Allah Resulü daha iyi bilir” dediler.

-Kardeşini hoşuna gitmeyen şeylerle anmaktır” buyurdular.

-Söylenilen şey onda varsa” dediler.

-O zaman gıybet etmiş olursun. Eğer onda yoksa o zaman iftira etmiş olursun” buyurdu.

Hz. Aişe (ra) bir kadın için “eteği uzun” demişti de peygamber onu uyardı.

Cenab-ı Allah’da Kur’an’da şu uyarıyı yapmıştır:

“İyice bilmediğin bir şeyi söyleme! Arkasına düşme; Çünkü kulak göz kalp bunların hepsi yaptıklarından sorumludur.” (İsra:36)

“Arkadan çekiştirmeyi, yüze karşı eğlenmeyi âdet edinenlerin vay haline!” (Hümeze:1)

“Daima ayıplayan, laf getirip götürene itaat etme!” (Kalem:11)

“Biriniz diğerini gıybet etmesin. Sizden biri ölü kardeşinin etini yemek ister mi? Elbette tiksindiniz o halde Allah’tan korkun. Allah tövbeleri kabul eder.” (Hücürat:12)

Gıybet edenlerin ne şekilde azap gördüğünü Allah Resulü Miraca çıktığı gece şahit olmuştur. Gıybet amelleri boşa çıkarır. Gıybet kabir azabına neden olur.

Güzel insan, gıybet edeni dinlemez, gıybet edileni savunur. Peygamber (as) şöyle buyurur: “Bir kimse kardeşinin ırz ve şerefini gıybet edene karşı savunursa, Allah kıyamet gününde o kimseyi cehennemden uzaklaştırır.” (R. Salihın:113)

Güzel ahlak sahibi Müslüman büyük günahlar işlemesine neden olan haset etme, kıskanma hatasına düşmez. Hasetçinin şerrinden de Allah’a sığınır. Çünkü hasedin zararı geniş olur.

Peygamber (as) bir gün ashabına:

-Sizden öncekilerin hastalığı korkarım size de isabet edecek” der.

-onların hastalığı ne idi? Diye sorulunca:

-Azmak, şımarmak, malın çokluğu ile övünmek, yalnız dünya için didinmek ve haset etmek” buyurur.

Kendi aleyhine de olsa Müslüman doğruluktan ayrılmaz. Allah ona “dosdoğru ol!” “doğrularla beraber ol!” diye emrediyor. Bunun için o, asla yalan söylemez.

Kur’an’da:

“Ey iman edenler! Allah’tan korkun, doğru söz söyleyin (Ahzab:70) diye emredilmiştir.

Yalancıların yalanları daima tespit edildiğini bildirmek içinde:

“İnsan iyi veya kötü hiçbir söz söylemez ki, o yalan tespit edilip kaydedilmesin” (Kafil:18)

Yalan söz münafıklık alametidir.

Bir hadiste:

“Yalan kötülüğe, kötülük cehenneme götürür. İnsan yalan söyleye söyleye nihayet Allah yanında yalancılar defterine yazılır.” (R. Salihın:1571)

İyi Müslüman asla yemin etmez. Çünkü yemin, yalancının sığınağıdır. Yalanda hayır yoktur, bereket yoktur, yalanla yeminle elde edilen menfaatte bereket yoktur. Yalanın yeminin getirdiği de helal değildir. Peygamber (as) hiç yalan söylemediği gibi teklif edilse de hiç yemin etmemiştir. O’nun yemini “Estağfurullah” olurdu.

Güzel ahlak sahibi Müslüman iftiradan korkar. İftira edenin dilinde yanan ateş vardır. Nur Suresinde iftiracının lanetli kimse olduğu bildirilmiştir.

Ahzab Suresinde:

“İnananları yapmadıkları bir işten sonra da onu bir suçsuzun üzerine atarsa, şüphesiz iftira etmiş ve apaçık bir günah işlemiş olur” (Nisa:112) buyrulmuştur.

Güzel ahlak sahibi iyi huyludur. Kötülüğü kötülükle değil iyilikle savar. Çünkü Rabbi ona “Kötülüğü iyilikle sav!” diye emretmiştir. (Mü’min:96) diye emretmiş ve onları:

“Onlar öfkelerini yenip bağışlarlar” (Şura:37) diye vasıflandırmıştır.

İyi ahlaklı kimseler boşuna gururlanıp kibirlenmezler. Rabbi onlara şöyle emretmiştir.

“Küçümseyerek insanlardan yüz çevirme ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Zira Allah kendini beğenmiş övünüp duran kimseleri asla sevmez.” (Lokman:18)

“Yeryüzünde kibirlenerek yürüme. Çünkü sen yeri yaramazsın, boyca da dağlara ulaşamazsın.” (İsra:37)

“İbadet etmeyi tenezzül etmeyen aşağılık kimseler cehenneme girecektir.” (Mü’min:60)

Peygamber (as) da

“Cehennemlikleri size haber vereyim mi? Onlar katı yürekli, malını hayırdan esirgeyen kibirli kimselerdir.” (Buhari, edep:6) buyurmuştur.

İyi Müslüman, iyi huylu insan, riya ve gösterişten uzak durur.

Maun Suresinde namaza riya karıştıranlar için Allah: “Yazıklar olsun o namaz kılanlara!” buyurmuştur.

Riya amelleri boşa çıkarır Kur’an’da: “O riyakarlar işlediklerinden hiçbir şey kazanamazlar” buyrulmuştur. (Bakara:264)

Riya, münafık işidir.

Bir hadiste de: “Kim duyulsun diye bir iş yaparsa Allah onun değersizliğini duyurur (Buhari:2/384)

Riya iki yüzlülüktür. Riyakarlar en şerli kimselerdir. İnsanlar görsün, bilsin, duysun niyetiyle yapılan işte hayır yoktur. Bir şey Allah rızası için yapılacaksa onda başka bir düşünce olmaz.

Olgun mü’min, güzel insan haya sahibidir. Çünkü Peygamber (as) şöyle buyurmuştur:

“Haya, imandandır.” (Buhari, iman:16)

“Haya, iyilik getirir.” (Buhari, edep:77)

Haya hayırlara vesile olur. Yusuf (as)ı kölelikten sultanlığa ve peygamberliğe yücelten hayadır.

Haya insanı edepsizliklerden korur, hayır işlere sevk eder. İnsanı edepli kılar, faydalı hale getirir.

Mevlana şöyle der:

“İnsanoğlunun edepten nasibi yoksa, insan değildir. Zira insanla hayvan arasındaki fark edeptir.”

Şair de şöyle demiştir:

“Edep ile dir kemal-i âdem

Edep iledir nimazm-ı âlem

Edep bir taç imiş nur-u Hüdadan

Giy o tâcı, emin ol her beladan”

Güzel ahlakın kaynağı:

Güzel ahlakın kaynağı imandır, İslam’dır, nefsi kontrol altına alan ibadetlerdir.

Güzel ahlakın kaynağı Allah korkusudur. Atalarımız: “Kork Allah’tan korkmayandan” demişlerdir.

Güzel ahlakın kaynağı Kur’an’dır. Resulün sünnetidir.

İslam’da iyilik vardır, kötülükten men vardır. Güzel ahlak İslam’ın özüdür. Ahlak olmadan ibadetler kabul olmaz.

Allah:

“Emrolunduğun gibi  dos doğru ol!” (Had:112)

“Dorularla beraber ol!” (Tövbe:119) diye emretmiştir.

Peygamber (as) şöyle buyurmuştur:

“Bana şu altı şey hakkında söz verin size cennet için kefil olayım:

1-Konuştuğunuz zaman doğru konuşun,

2-Söz verdiğinizde yerine getirin

3-Size bir şey emanet edilince güvenilir olun.

4-İffetinizi koruyun

5-Gözlerinizi haramdan koruyun.

6-Ellerinizi haramdan uzak tutun” (Ahmet bin Hanbel, Müsnet: V/323

Mehmet Akif merhumda güzel ahlakı Allah korkusuna bağlar ve şöyle der:

“Ne irfandır veren ahlaka yükseklik ne vicdandır.

Fazilet hissi insanlarda Allah korkusundandır.

Yüreklerden çekilmiş farz edilsin havfı yezdanın

Ne irfanın kalır tesiri katiyyen ne vicdanın”

Ahlaksızlığın kaynağına bakacak olursak her türlü ahlaksızlığın temelinde inançsızlık yatar. Çünkü Allah’ı olmayanın ahlakı olmaz.

Bir insanda ahiret, hesap verme ve ceza görme düşüncesi olmazsa neye göre dürüst olacaktır.?

Din yaptırıcı güçtür, emreder ve ceza mükafat vaad eder. Ahlaklı olmayı emreder. İnsanı hayata bağlar, sosyal sorumluluklar yükler. Merhametle muameleyi emreder. Dinden uzaklaşan insan acımasız olur, vahşileşir.

İnançlı insan bir kötülükle karşı karşıya geldiği zaman Yusuf (as) gibi “Ben Allah’tan korkarım” der.

İnan mayanı sadaka verdirebilir misiniz? Zekat verdirebilir misiniz? Fedakarlıkta bulunmayı teklif edebilir misiniz?

J.J. Ruso şöyle der: “İnanmadan da bir insanın doğru dürüst olabileceğine inanırdım. Ne kadar yanılmışım?

Peygamber (as) Müslümanı şöyle tarif ediyor:

“Müslüman, elinden ve dilinden başkalarının emin olduğu kimsedir” buyurarak inanan kimsenin başkalarını incitmeme özelliğini taşıdığını ifade etmiştir.

İnanmayan nefsinin arzuları peşinde koşar bu da onu ahlaksız davranışlara sevk eder. İnanan ise, Allah’ın emir ve yasaklarını yerine getirerek temiz bir hayat yaşar.


Bu yazıyı 12 kişi okudu.

Paylaş

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.