İbadetlerle Tedavi

     A – İNANCIN ÖNEMİ

Olaylar insan üzerinde hep olumlu etki yapmaz. Hastalıklar, üzüntüler, sıkıntılarla ağzının tadı kaçar, sıkıntıya düşer. Ümitsiz olur, karamsar olur.

İşte böyle zamanlarda inanç, insana güç verecek ve hayata bağlayacak tek kuvvettir.

İnsan hayatında inanç kadar etkili ve yaptırıcı bir başka kuvvet olmamıştır. Çünkü; inanç, dayanak-tır, sığınaktır. Felakete uğrayan kimseler “Allah” der, dine yönelir. Zaman zaman “inancımla yendim”, “inançla karşı koydum” diyenlere şahit oluruz.

İnanç, sabrın, şükrün kayna-ğıdır. İnanç, sabrettirir, şükrettirir, ağrı, acı ve belanın kolay atlatılmasını sağlar.

İnançsız insan en küçük problemleri büyütür, baş edilemez hale getirir. İnançsız insan ümidini yitirir geleceğini yitirir, direnme gücünü yitirir ve çaresiz kalır.

Mesela; Allah inancı, ahiret inancı insanın ölçülü, disiplinli bir hayat yaşamasına neden olur. Her türlü kötülükten ve zarar verecek olan şeyden uzak durur. İnanan, kendini güçlü hisseder. Moralini bozmaz. Allah’a güvenir, Allah’a dayanır, Allah’tan yardım ister.

İnanan insan, tedavide haramla tedavi yoluna gitmez. Bâtıl yollara baş vurmaz.

İnanan insan, kendini üzmez, etrafını üzmez. Allah’a da isyan etmez.

İnanç, insanın kötü ve kötülüklerden uzak kalmasını sağlar.

İnanç, insanı faydacı hale getirir ve fedakarlık yaptırır.

İnanç, insanın temiz, sağlıklı ve düzenli, ölçülü yalamasını sağlar.

 

       B – ABDEST ve GUSLÜN FAYDALARI

       

       Abdest ve gusül başlı başına tedavi şeklidir. Sıhhat kaynağıdır.

Peygamber (as) şöyle buyur-muştur:

– “Ey Enes! Abdest al! Çünkü, abdest sağlığı korur.” (İbn-i Kesir:6195)

 

*                 *               *

 

“Abdest aldığınızda, gözleri-nize de abdest suyundan içirin.” (Ramuz el-Ehadis:40/2)

 

*                 *               *

 

– “Kıyamet günü ümmetimi abdest nurlarından tanıyacağım.” (Riyaz üs-Salihın:1028)

 

*                 *               *

       – “Öfkelendiğiniz zaman ebbest alın.” (Ebu Davut, Edep:4784)

– “Öfke, şeydandandır. Şeytan ateşten yaratılmıştır. Ateşi su söndürür. Sizden biriniz gazap-landığı zaman abdest alsın.” (Age:4784)

 

*                 *               *

 

Aişe (ra) şöyle der:

“Allah Rasûlü abdestten sonra özel havlusu vardı. Onu kullanırdı.” (Ramuz el-Ehadis:544/8)

 

*                 *               *

 

“Nazar değen yıkansın, abdest alsın.” (Ebu Davud Tıp:15)

 

*                 *               *

       Bu hadislerden anlaşıldığına göre; abdest, insan sağlığı için çok yararlıdır.

– Kıyamet gününde Allah Rasûlü ümmetini abdest nurlarından tanıyacaktır. Bu demek oluyor ki abdest yüzü nurlandıracaktır. Cildi güzelleştirecektir.

– Şöyle anlatırlar. Kozmetikçiler reklam yapacaktır. Güzel yüz ararlar. Anadolu’yu dolaşırken nur yüzlü yaşlı bir nineye rastlardalar. Kameraları açarlar ve sorarlar:

– Bugüne kadar hangi kozmetiği kullandınız? Nine hiç tereddüt etmeden cevap verir:

– Ne kozmetiği evlat! Biz kozmetik falan bilmeyiz. Biz günde beş defa abdest alır, yüzümüzü seccadeye süreriz!..

Peygamber (sav) bir hadislerin-de de: “Sizden birinin kapısı önünde bir nehir olsa, günde beş defa yıkansa, onun vücudunda kirden, pastan bir eser kalır mı?” diyor.

 

Abdest alan, namaz kılanda yaşlı da olsa bir dirilik, bir canlılık olur. Böylelerine “ibadet dirisi” derler.

Dikkat edilecek olursa, abdest alırken yıkanan organlar hep dışla temas eden organlardır. El, ayak, yüz, ağız, burun, kulak, insanın daha çok kirlenen yerleridir. Başın meshedilmesi, ensenin meshe-dilmesi de sinir sistemi ve kan dolaşımı açısından düşündürücüdür. Çünkü abdest, sinir sistemini rahatlatır. Kan dolaşımını normale döndürür. İnsandaki uyku halini giderir. İnsanın dağılan zihninin toparlanmasında faydalıdır.

Öğretmenliğin sırasında uyukla-yan öğrencilerimin yüzlerini yıkama-larını söylerdim.

Abdest; devamlı dışa açık olan ağzın, burnun, kulakların temizlenmesini, gözün ve cildin temizlenmesini sağlar. İngiltere’de bir göz doktoru Müslüman hastasını muayene ettikten sonra “Bu hastalığın günde beş defa abdest alan bir Müslüman’da olmaması lazım!” diyerek şaşkınlık ifadesinde bulunmuştur.

Cezayir’de bir Fransız doktor, bir Müslüman’ın abdest alışına şahit olmuş; sırasıyla hangi organları yıkadığını görünce Müslüman olmuştur.

İnanmayan abdest alsın görsün; Abdestin kan dolaşımını hızlandır-dığını, sinirleri yatıştırdığını, insanı rahatlattığını anlasın.

 

*                 *               *

       Peygamber (as) bir hadislerinde de: “Her Müslüman’ın yedi günde bir yıkanması Allah’ın onun üzerinde hakkıdır.” Buyurmuştur. (Müslim, Cuma:9)

Bu hadise göre bir Müslüman en çok yedi günde bir defa yıkanacaktır. Yani gusledecektir. Abdestte olduğu gibi guslün de insan sağlığı açısından önemi büyüktür.

Kısaca guslü gerektiren hallerde yorgunluk olur. Bu yorgunluk yıkandıktan sonra geçer.

Yıkanmamış, çünüp insan vücudunun fotoğrafı çekildiği zaman koyu renktedir. Yıkanınca statik elektrik dengelenir.

Ayrıca vücudun temizliğini ve rahat nefes almayı sağlayan kılların dibindeki delikler yıkanmakla açılır. Çünkü, insanın boşalma anında bu deliklere yağ hücum eder. Bu yağ delikleri ya daraltır, ya da tıkar. Ancak yıkanılırsa delikler açılır.

 

       C – NAMAZIN FAYDALARI

       Namaz da hayır vardır. Rasulullah (sav): “Namazsız dinde hayır yoktur.” (Ebu Davut; Haraç:26) buyurmuştur. Namaz bir çok şeye kefaret olur.

 

*                 *               *

 

Peygamber (as) Ebu Hurey-ra’ya: “Kalk namaz kıl! Namazda şifa vardır.” Buyurmuştur. (İbni Mace, Tıp:3458)

Cenab-ı Allah’ın bildirdiğine göre: “Muhakkak ki namaz, hayasızlıktan ve kötülüklerden alıkor.” (Ankebut:45) yani namaz kılan, her türlü kötülükten korunur.

 

*                 *               *

 

Bir hadiste de Peygamber (as) şöyle buyurur:

– Ne zannedersiniz? Sizden birinin evinin önünden bir nehir aksa da o kimse orada her gün beş defa yıkansa, o kimsenin üzerinde kirden bir şey kalır mı? Dediler ki: “Hayır hiçbir şey kalmaz.” Allah Rasûlü: “Muhakkak ki namaz da suyun kirleri gidermesi gibi günahları giderir.” (Ramuz el-Ehadis:67/14)

 

*                 *               *

 

Biraz sıkkınlık gelince peyga-ber (as) Bilal’e şöyle dermiş:

“Bilal’ Kalk ezan oku da. Namaz kılalım, rahatlayalım.”

 

*                 *               *

       – Namazdan önce maddi, manevi temizlik şarttır.

– Pis yerde, kirli elbise ile namaz kılınmaz.

– Namaz, günün belirli vakitlerine serpiştirilmiştir.

– Namazda oynamayan bir organ, hareket etmeyen eklem yeri yoktur.

– Namazda hayır vardır. Namaz, şifadır. Namaz, kötülüklerden uzaklaştırır.

– Namaz, mü’minün nurudur. İnsanı, kirden, pastan arındırır. İnsanı rahatlatır.

– Namaz kılanlar, kılmayanlara göre daha sağlıklıdır. Onun dinç haline “namaz dirisi” denir.

İslâm büyükleri, namazın sağlayacağı faydaları sıralarken başta “bedene sağlık, sıhhat verir” demişlerdir.

– Namazda 400 kadar hareket vardır. Vücudun her yeri hareket eder. Camiye giderken yürünür.

 

– Namazdaki hareketler kasları esnek hale getirir.

– Namaz kılınınca insana vazifesini yapmanın, Allah’la olmanın mutluluğunu verir.

– Namaz, ruh sağlığı açısından da çok önemlidir. Bazı hapis yatanların: “Dua ve ibadet etmeseydim çıldırırdım.” Dediğine şahit olmuşuzdur. Ayrıca, namaz kılma alışkanlığı kazananların hapisten değişik bir insan olarak çıktığını görmüşüzdür.

– Hayatının sonunda namaz alışkanlığı olanların hiç canı sıkılmaz. Ağız dualı, insan olurlar. Bir yudum su verene: “Allah razı olsun” derler.

– Namaz, sabahları tin, tin koşturmaktan iyidir. Namaza duran zihindeki, kalbindeki düşünceleri, üzüntüleri bir tarafa bırakır, Allah’ın huzuruna durur. İnsan namaza kalktı mı insanda gaflet gider, yorgunluk gider, sıkıntı gider, huzur gelir.

– Namazı bir spor gibi de göremeyiz. “Namaz, bir sporsa, ben spor yapıyorum. Yoga yapıyorum, namaz kılmama gerek yok” da denemez.

Dr.Vural Kavuncu’nun ifade-siyle: “Namaz, sağlığımızın sigor-tasıdır.”

İslâmı seçip Müslüman olan İsveçli konutan: “Namaz, hayatıma hayat kattı” demiştir.

Her hangi bir şey kendisini üzerse Peygamber Efendimiz namaza dururdu.” (Ramuz el-Ehadis:529/18)

 

*                 *               *

 

– Yüksek tansiyonlu, devamlı ve düzenli namaz kılarsa kan basıncı normale dönmektedir.

– Namaz, insana sinir sistemi bakımından faydalıdır. Dr.Thomas Hysloub bu konuda der ki: “Uzun senelerden beri görgü ve tecrübelerimden edindiğim bilgiye göre, uykuyu tanzim eden en mühim unsur namazdır. Ben bir Dr.olarak, ruha ve sinirlere itminan, huzur ve sükunet vermekte bugüne kadar bilinen en ehemniyetli vasıtanın namaz olduğu görüşünü ortaya atıyorum.”

Tıpta Nobel Ödülü kazanmış olan ve halen ABD’nde Rockefeller Araştırma Komisyonu’nun başkan-lığını yapan ünlü psikolog Dr.Alex Carreyl de namazı şöyle anlatıyor:

“Namaz, vücudun sistem ve organlarında bir hayatiyet peyda eder. Hatta bu, günümüze kadar bilinen en muazzam bir zindelik kaynağıdır. Bir Dr.sıfatıyla birçok hastalar gördüm ki, mütehassıs doktorlar tedavilerini başaramadı. Tıp aciz olarak elini çekince namaz işe karıştı ve onları hastalıktan kurtardı. Namaz radyum cevheri gibi bir ışık kaynağı ve hayat membaıdır.”

 

– Namaz kılmanın, kemik erimesini önlediği bildirildi. SSK. Erzurum Hastanesi Nöroloji Kliniği doktoru Mehmet Yavuz, namazda yapılan hareketlerin kemikleri güçlendirdiğini vurgulayarak, “11 yıl içerisinde, 10 bin hasta üzerinde gerçekleştirilen kemik erimesi ile ilgili araştırmada, namaz kılanlarda kemik zayıflığı ve erimesi hasta-lığına rastlamadık” dedi. Dr.Yavuz, namaz kılmak için yapılan hareket-lerin, kemik mineral yoğunluğunu arttırdığını, ayrıca abdest almanın da kemik zayıflığını önleyen bir meditasyon olduğunu söyledi. (21.03.1996, Türkiye Gazetesi)

 

*                 *               *

       Bir sağlık uzmanının ifadelerine göre namazın faydalarından bazıları şunlardır:

Namaz, birçok hastalıklara şifadır. Özellikle secde, geniz tıkanıklığının açılmasına yardım  eder, bağırsaklardaki besin maddelerini harekete geçirerek kokuşmasını önler, mide ve bağırsaklardan çabuk geçmesini sağlar. Bağırsak kıvrımlarında gizlenmiş artıkların harekete geçmesini temin eder. Çünkü secde halinde bunlar sıkışır ve birbirlerini iterler, böylece mide ve bağırsaklardaki ağrılar da giderilmiş olur. Çoğu zaman namaz nefse rahatlık verir. Üzüntü ve sıkıntıyı giderir, öfke ateşini söndürür, hakkı sevdirir, insanlara karşı alçak gönüllü olmaya alıştırır, kalbi inceltir, bağışlamayı sevdirir, intikam almayı kötü gösterir…

 

*                 *               *

 

Bir ilim adamının ifadeleri de şöyle:

Case Western Reserve Üniversitesi Weatherhead School of Management Örgütsel Davranış Bölüm Başkanı, duygusal zekâ uzmanı Prof.Richard Boyatzis, meditasyon ve benzeri uygulamalar sayesinde vücudun rahatladığını ve daha iyi verim alındığını ifade ederek, “Bu, Müslümanlar için çok daha kolay. Namaz kılarak vücutlarını rahatlatıyorlar. Namaz, vücudun kortizon seviyesini düşürdüğü için rahatlatıyor” dedi.. Richard Boyatsiz, Sabancı Üniversitesi Yönetici Geliştirme Birimi – EDU (Executive Developemt Unit) PERYÖN İşbirliği ile düzenlenen konferansta, başarılı liderlerin çalışanları harekete geçiren, seferber edebilen, yani duygulara hitap edenler olduğunu söyledi. Çalışmaları duygusal anlamda harekete geçirebilmek için etkileşimin önemli olduğuna işaret eden Boyatsiz, 1980’li yıllarda yaptığı araştırmalar sonucunda, şirket yöneticilerinin yüzde 50’sinin çalışma ortamına değer katmadıklarının ortaya çıktığını kaydetti.

Richard Boyatzis, yapılan araştırmalara göre stres altındaki vücudun sinir sistematiğinde değişiklikler olduğunu ve beynin belli kısımlarının düşünmeye kapandığını söyledi. Boyatsiz, “Stres olduğunda hormonlar harekete geçiyor ve 4 saat boyunca bağışıklık sistemimiz kapanıyor ve vücudumuz kendi kendini yiyor” dedi. Özellikle negatif iş ortamında strese giren insanların meditasyon ve benzeri uygulama-larla vücutlarını rahatlattıklarını anlatan Boyatzis, “Bu Müslümanlar için çok daha kolay, çünkü 5 defa namaz kılıyorsunuz. Müslümanlar namaz kılarak vücutlarını rahatlatı-yorlar. Namaz, vücudun kortizon seviyesini düşürdüğü için rahatla-tıyor” diye konuştu. (01.07.2003,Vakit)

 

       D – ORUCUN FAYDALARI

       Oruç, Kur’an’da şöyle emredilmiştir:

“Sayılı günlerde olmak üzere oruç size farz kılındı. Sizden her kim hasta yahut yolcu olursa, tutamadığı günler kadar diğer günlerde kaza eder. İhtiyarlık ve şifa umudu kalmamış hastalık gibi devamlı mazereti olup da oruç tutmaya güçleri yetmeyenlere bir fakiri doyuracak fidye gerekir. Bununla beraber kim gönüllü olarak hayır yaparsa, bu kendisi için daha iyidir. Eğer bilirseniz güçlüğe rağmen oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır.” (Bakara:184)

 

*                 *               *

 

Oruç; yolcu iken, hastalık devam ederken, hamile ve emzikli iken, hayız ve nifaslı iken, o gün çok ağır bir işi olan için tutmak mecburiyeti yoktur. Sonra kaza edecektir. İyileşmesi mümkün olmayan hastalık için, gücü yetmeyen ihtiyarlar için de tutma mecburiyeti yoktur. Bunlar da fidye verir. Yani oruç tutup da zarar görebilecekler için böyle bir kolaylık gösterilmişitir.

 

*                 *               *

 

Bu konuda peygamber (sav) şöyle buyurur:

“Oruç tutun ki sıhhat bulasınız.” (Müsned:9/218) + (Feyz’ül Kadir:4/2129

 

*                 *               *

 

– “Vücudun zekatı oruç tutmaktır.” (İbni Mace Sıyam: 1745) Yani oruç vücuttaki zararlı maddelerin dışarıya atılmasını sağlar.

 

*                 *               *

 

“Oruç, sıhhat kaynağıdır. Oruç, şişmanlığı giderir.” (Cami’us-Sağır:2/42)

 

*                 *               *

 

       – Bu hadislerden anlıyoruz ki, oruç önemli bir şifa kaynağıdır.

– Oruç, karaciğerin, midenin dinlenmesini sağlar.

– Oruç, insan vücudu için bir yıllık temizlik ve bir yıllık bakımdır. Organların dinlenmesini sağlar.

– Oruç, sinir sistemini rahatlatır. Oruçlu, kendine sataşana “ben oruçluyum” der, geçer. Gerginlik ve sinirlilik göstermez.

 

– Oruç, küçük tansiyonun düşmesini sağlar. Kan basıncını düşürdüğü için kan dolaşımı da rahat olur.

– Oruç, iradeyi güçlendirir. İnsanı kendine getirir ki suç oranı Ramazan ayı içerisinde diğer aylara göre belirgin bir şekilde azalır.

– Oruç, en güzel perhiz yoludur.

– Oruç, insanın manen temizlenmesini sağlar. Peygamber (as) şöyle buyurmuştur. “Kim, emrolunduğu gibi oruç tutarsa günahları bağışlanır.”

 

*                 *               *

       Dr. Otto Buchirger şöyle demiştir:

“Hiçbir hastalık yoktur ki orucun faydası olmasın. Oruç, vücuttaki zehiri dışarı atma yoludur.”

Oruç tutan kimselerde aç kalma empatiyi arttırır. Bu da hem oruçluya hem de karşı tarafa mutluluk verir ve iç huzuru sağlar.

Sigara, alkol gibi kötü ve sağlığa zararlı alışkanlıkları olan kimseler “içmeden oluyor” mesajı verir. Bırakmak isteyenlere bırakma fırsatı verir ve işi de kolaylaştırır.

 

       E–DUA ETMENİN FAYDALARI

       Peygamber (as) hastalar ve hastalıklar için dua etmiş ve dua etmemizi tavsiye etmiştir.

Avrupa’da hastalar için ruhuna şeytan girmiş diye zincire vurulurken veya yakılırken, Selçuklular ve Osmanlılar müzikle, dua ile hasta-lıkları tedavi yoluna gitmişlerdir. Şu anda duanın  iyileştirici rolünü gören papazlar hastalar için dua etmekte ve dua ettirmektedir. Hindistan’da dua kulübeleri vardır.

M.Gandi: “Dua ve ibadet olmasaydı çıldırırdım” demiştir.

Dua, Allah’tan istemedir. Allah’a sığınmadır. Dua edilirse kullanılan ilaçların daha çabuk tesir ettiği görülmüştür. Bu Allah’ın duaya cevabıdır.

Duanın sadece insanlar üzerinde değil, bitkiler, hayvanlar üzerinde de tesirli olduğu bilinen bir husustur.

 

 

Bazı ilaçların etkili olmadığı hastalarda ABD’de dua ve ibadetle vücudun gevşemesini, rahatlama-sını, kalp atışını, kan basıncını ve rahat solunum imkanını sağlama yoluna gidilmektedir. Dua ve ibadet hayatı olanlarda daha az depresyon geçirdikleri, daha az strese girdikleri gözlenmiştir.

 

*                 *               *

 

Bir gazete haberi şöyle:

ABD’li doktorlara göre dua tedavide kullanılır:   

       Amerika’da Chicago Üniversi-tesi’nin ülke çapında yaptığı araştırmaya göre ülkedeki doktorlar hastaların tedavisinde maneviyat çok önemli. Araştırmaya katılan Amerikalı doktorlar, inancın hastalara ümit aşıladığını ve onların hastalığı yenmelerine yardımcı olduğunu söylediler. Araştırmaya göre, neredeyse 5 doktordan 2’si kalp krizi gibi ölümcül vakalarda maneviyatın kötü sonuçları önleyebileceğini söylüyorlar. Doktorların çoğu tıbbi müdahale yaparken, şifanın Allah’tan geleceğine inanıyor. Araştırmaya katılan birçok doktor, hastalarında ‘mantığa uymayan’ bir şekilde ilacın yardımı olmadan iyileşmelere şahit olduğunu anlattılar. Ayrıca doktorlar, Allah’ın hastayı iyileştirdiğine inandıklarını söylediler. (31.05.2007, Yenişafak)

Hastanedeki hastalar ve hasta yakınları hastane ortamında dua ile teselli buluyor, duaya sarılıyor ve dua onlar için en güzel ilaç oluyor, ümit oluyor.

Bugün her türlü kirliliği yaşayan insanınız, dua ile temizleniyor, dua ile duruluyor. Bugün dua ve sûrelerin insanda bir enerji oluşumunu sağladığını doktorlarımız ifade ediyor.

 

*                 *               *

 

Cenab-ı Allah’ın bildirdiğine göre Kur’an şifa ve rahmettir. (İsrâ:82) + (Fussılet:44) Fatiha güzel bir duadır. Ayete’l Kürsi, Felâk ve Nâs Sûreleri koruyucudur.

Peygamber (as) kendisine büyü yapan Lebid’in verdiği zarardan kurtulmak için Hz.Ali’ye okumasını istemiş o da Felâk ve Nâs Sûrelerini okumuştur.

Nazar değen birini görse Kalem Sûresinin 51.ayeti ile Felâk ve Nâs Sûrelerini okurdu.

 

*                 *               *

 

Peygamber (sav) birkaç hadisinde şöyle buyurur:

– “Yasin Sûresi şifadır.”

       – “Fatiha Sûresi bazı hastalıklar için şifadır”

       – “Size iki şifayı tavsiye ederim. Biri bal, diğeri de Kur’an’dır.” (İbn-i Mâce Tıp:3452)

 

*                 *               *

       İbni Abbas (ra) da şöyle der:

– Allah Rasûlü kendisine bir hasta getirildiği veya bir hastaya rastladığı zaman şu duayı okurdu. “Ey insanların Rabbı! Acıyı gider, şifa ver. Sen şifa vericisin. Senin şifandan başka şifa yoktur. Senden şifa istiyorum.” (Tirmizi Daavaf:122)

 

*                 *               *

 

Enes (ra) Allah Rasûlünün sık sık şu duayı yaptığını nakleder:

“Ya Rabbi’ Barastan, cinnetten, cüzamdan ve diğer kötü hastalıklardan sana sığınırım.” (Ramuz el-Ehadis:185/8)

 

*                 *               *

 

Duada manevi kuvvetin yanında telkin vardır. Allah’ın şifa vereceği inancı tedavide büyük rol oynar. Çünkü Allah: “Bana dua edin, duanızı kabul edeyim.” Diyor. (Mü’min:60)

Dinimizde okuma vardır. Okuyup hastaya tükürme yoktur. Muska, kurşun dökme, tütsü yapma yoktur. Nazar haktır ama nazarlık takma yoktur.

Peygamber (as) okumayı tavsiye etmiştir. Şöyle buyurur:

“Sizden birinin kardeşine bir menfaat etmeye gücü yeterse onu yapsın.” (Müslim, Selam:61)

– Peygamber (sav) hastalanan bir kız çocuğunu görünce: “Buna okuyun, nazar değmiş.” Demiştir. (Buhari, Tıp:35)

 

*                 *               *

 

Bir gün Ebil-As(ra) Peygamber (as)a ağrılardan şikayet eder. Peygamber (as) ona şöyle der:

“Elini, ağrıyan yerin üzerine koy, üç defa ‘bismillah’ de ve yedi kere de ‘Acıyı veren şeylerin şerrinden Allah’a sığınırım’ de ve dua et.”

*                 *               *

       Başı ağrıyan üfürükçüye, muskacıya koşmamalıdır. Kurşun dökmemelidir ve döktürmemelidir.

İsa İbni Hazma (ra) şöyle anlatır:

“Abdullah İbni Uleym (ra) ın yanına vardım. Kendisinde kızıllık vardı: ‘Muska takmıyor musun?’ diye sordum. Bana:

       – Allah’a sığınırım. Zira Allah Rasulü şöyle buyurdu. ‘Kim bir şey takınırsa, ona havale edilir. Git şifanı o versin.’ Denilir.” (Tirmizi, Tıp:24)

 

*                 *               *

 

Peygamber (sav) kendisine başvuran hastalara Muska yazma-mış, muskacıya göndermemiş, tabiattan ilaç elde edenlere göndermiştir. Temiz havalı yaylalara göndermiştir. Uyuz olmuş devesine okuyup üfleyene: “Üfürüğüne katran karıştır” tavsiyesinde bulunmuştur.

 

*                 *               *

       Dua konusunda önemli olan şudur:

Duanın kabulü için;

1.  Allah’ın şifa vermesi,

2. Dua edenin kabul olacağına dair inancı,

3. Kendisine dua edilenin duanın gücüne inanması şarttır.


Bu yazıyı 378 kişi okudu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.