TESETTÜRE VURULAN DARBE MODA

Yer yüzünün halifesi kılınan insana Cenab-ı Allah ciddi sorumluluklar yüklemiştir. Buna göre insanoğlu ciddi işlerle meşgul olması gerekir.

Cenab-ı Allah insanı yarattıktan sonra ona dünya ve ahiret saadetini sağlayacak emir ve yasaklar içeren din göndermiştir. Gönderdiği dine inananların bu emir ve yasaklara inanmalarını; emirleri yerine getirip, yasaklardan kaçınmalarını istemiştir.

Emirlerden biri İslam’ın sembolü olan örtüdür. Bundan erkek de sorumludur, kadında sorumludur.

Örtünmek dinin emridir:

Cahiliye devrinde açık giyinmekten utanma diye bir şey kalmamıştı. Kabe’yi bile çıplak olarak tavaf ederlerdi.

İnsanlar hayvanlar gibi dolaşırdı. Cenab-ı Allah bu çirkinliği ortadan kaldırmak için Kur’an ayetlerini gönderdi. Bilhassa kadını saygın ve itibarlı hale getirmek istedi.

İlk çağlarda da insanlar örtünmüyor, hallerinden dolayı da utanmıyorlardı. Medenileştikçe ayıp yerlerini örttüler.

Ne yazık ki, son zamanlarda insanlar Allah’ın emirlerini unuttular. Kur’an’dan uzaklaştılar, açındılar. Öyle ki açınmanın adına medenilik dediler. Çağdaşlık dediler, moda adı ile yozlaştırdılar. Örtünenlere gerici dediler suçlu muamelesi yaptılar.

Kadın denince akla açık, örtülü yerleri daha az insan akla gelmeye başladı. Her işte açık kadın kullanılıyor. Gezmek, düğün, bayram açınma sebebi oldu.

Yaz geldi “Havalar sıcak” bahane oldu. Kadın planlı şekilde soyuldu. Ailenin direği olan kadın hak, eşitlik, üstünlük teraneleriyle asli görevlerinden uzaklaştırıldı. Utanma kalmadı. İhane, taciz, tecavüz arttı.

Güven sarsıldı, cinayetler arttı, yuvalar yıkıldı. Durum böyle olunca Allah’ın ayetlerini hatırlatmakta fayda gördük.

Cenab-ı Allah Kur’an-ı Kerim de örtünme ile ilgili şöyle emrediyor:

-“Ey Ademoğulları! Size ayıp yerlerinizi örtecek giysi, süslenecek elbise yarattık. Takva elbisesi işte o daha hayırlıdır. Bunlar Allah’ın ayetlerindendir. Belki düşünüp öğüt alırlar” (A’raf:26)

-“Ey Ademoğulları! Şeytan ana babalarınızı ayıp yerlerini kendilerine göstermek için elbiselerini soyarak cennetten çıkardığı gibi sizi de aldatmasın. Çünkü o ve yandaşları, sizin onları görmediğiniz yerden sizi görürler. Şüphesiz biz şeytanı inanmayanların dostları kıldık” (A’raf:27) buyurarak örtünmek için elbise yarattığını, açınmanın şeytanın bir telkini vesvesesi olduğunu ve ona karşı uyanık olunmasını bildiriyor.

Nahl:81.ayette de “..Allah sizi sıcaktan koruyacak elbiseler yarattı… Müslüman olmanız için üzerinize nimetini tamamlıyor” buyurmuştur.

Nur suresi 31. Ayette Habibim mü’min kadınlara söyle: Gözlerini harama bakmaktan korusunlar: Namus ve iffetlerini esirgesinler. Görünen kısımları müstesna olmak üzere ziynetlerini teşhir etmesinler. Baş örtülerini yakalarının üzerine kadar örtsünler…” buyurarak Müslüman kadının giyinme şeklini bildirmiştir.

Başka bir ayette de şöyle uyarıyor:

“Evlerinizde oturun. Eski cahiliye devrinde olduğu gibi açılıp saçılmayın. Namazı kılın, zekatı verin. Allah’a ve Resulüne itaat edin…” (Ahzab:33) buyurarak Cenab-ı Allah, açılıp saçılmanın cahiliye adeti olduğunu ve Müslüman kadının teşhircilik yapmamasını istiyor.

Bir uyarı da aynı sürenin 59. Ayetinde yapılıyor:

“Ey Peygamber! Hanımlarına kızlarına ve mü’minlerin kadınlarına ihtiyaçtan dolayı dışa çıktıkları zaman dış örtülerini üzerlerine almalarını söyler onların tanınması ve incitilmemesi için en uygun olan budur…” buyurarak Cenab-ı Allah kadının rahatsız edilmesinden ve tacizden korunmasını istemektedir. Çünkü açıklık karşı tarafa kötü mesaj verir, karşı tarafı tahrik eder.

Peygamber (as) baldızı Esma çocukken ince ve kısa elbise ile Allah Resulünün yanına geldiğinde ondan yüzünü çevirmiş, böyle giyinmenin doğru olmadığını söylemiştir.

Bir hadislerinde de:

“Çıplaklıktan kaçının. Yanınızda sizden ayrılmayan meleklerden utanın” (Tirmizi, Edep:42) buyurmuştur. İnsan açındığı zaman yanındaki melekler ondan rahatsız olur ve uzaklaşır.

Müstehcenlik ilkelliktir:

Açıklık Cenab-ı Allah’a açılan isyan bayrağıdır. Açıklık geriye dönüştür. Çağdaşlıkla, medenilikle özgürlükle ilgisi yoktur. Açıklık nefsin esaretidir. Şeytanın tuzağıdır insanlıkla da ilgisi yoktur.

Yaz mevsimi oluyor günah mevsimi. Havanın sıcaklığı açınmaya kılıf oluyor. Düğün, bayram bahane oluyor.

Aslında elbise sıcaktan korur. Sıcaktan bunalanın gölge araması gibi.

Müstehcen giyim psikolojik rahatsızlıklara sebep olur. İnsanın ruh yapısını bozar. İnsanın ahlak dokusunu zedeler, utanma hissini öldürür. Çıplaklık cinsel soğukluğa neden olur.

JJ Ruso Emil adlı eserinde şöyle anlatır: Babamın saatine hayrandım. Bir gün babam temizlemek için saatini açınca onu gördüm ve ona olan hayranlığım bitti” der.

Bugün sanat adına soyunanlar oluyor. Çıplaklıkla sanat olmaz. Ancak şehvet dolu bakışlara sebep olur.

Kabuğu soyulmuş meyve nasıl bozulma sürecine girerse, açıklık da böyledir.

Bugün sanat adına, moda adına kadın soyuluyor. Aslında bu onu güzelleştirmiyor, çirkinleştiriyor.

Kadın üzerinde oynanan oyunlar millet düşmanlarının oyunudur. Aile yuvalarını yıkmak kadını asli görevinden uzaklaştırmak, milletin ahlakını bozmak ve milleti yok etmek oyunudur. En önemlisi de kadının İslam’la olan bağını koparmak içindir. Çünkü Allah örtünmeyi emrediyor. Örtü gidince, dine olan bağlılık kendiliğinden kopacaktır.

Müslüman Türk kadını ahlak bozucu ve dinsizleştirme oyununa gelmemelidir. Muhammed ikbal İslam kadınına şöyle seslenir.

“Bu asrın tuzağına düşen kişi, kendisini hür sanır. Asrın elinden zehir içmiştir de hala kendini diri zanneder”

Güzel kadın açılıp saçılan kadın değildir. Şeytan ona Havva validemizi fısıldadığını fısıldar. Böyle güzel olacaksın der. Biraz daha biraz daha o zaman daha güzel olacaksın der. Şeytana aldanan Havva anamız soyulup nasıl cennetten kovulduysa şeytanın tuzağına düşen her kadını cennetteki yerinden eder.

Bazı kadınların giyim tarzı, normal insanların midesini bulandırıyor. Tüyleri yolunmuş tavuk gibi.

Kendini teşhirden zevk alan kadın, ciddi işlerle uğraşamaz; evdeki sorumluluklarını yerine getiremez, hayırlı nesil yetiştiremez. Açıklık, toplumun ahlakını zayıflatır, aile anlayışını yok eder, utanma duygusunu öldürür ve Allah’ın gazabına neden olur.

Örtü kadını koruyan kalkandır:

Tesettür kadını korur, zarfın içindeki sırları koruduğu gibi. Meyvenin kabuğunun meyveyi koruduğu gibi korur.

Allah’ın emirlerinde hikmetler vardır. Allah hayvanları bile tüysüz yaratmamıştır. Müslüman olan yabancı kadınların ilk yaptığı şey örtünmektir.

Örtünme emri ferdi, aileyi ve toplumu koruma yolunda bir tedbirdir. Örtünmekteki gayede bedenin, ruhun sağlığını korumak, iffet ve namusu muhafaza etmektir. Örtü kadını içine düşebileceği her kötülükten alıkor, şehvet dolu bakışlardan uzak tutar. Tacizden tecavüzden korur. Böylece kadının namusunu korur.

Örtü, eşin gereksiz kıskançlığını ve şüphelerini önler ve ailenin dağılmasını önler.

Bugün toplumda açık kadına bakışla, İslami bir şekilde örtünen kadına bakış şekli farklıdır. Çünkü açıklık karşı cinsi tahrik eder.

Kısacası örtü, ayıp örter. En önemlisi de Cenab-ı Allah’ın rızasını kazandırır.

Aslında açık giyinen kadın, bu halinden kendisi rahatsız olur. Kısa etekli kadının eteğini çekiştirip durması bundandır.

Açık saçık kadın normal erkeğe güven vermez. Yiyeceklerin üzeri sinek konmasın, temiz kalsın diye örtülür.

Allah Resulü şöyle buyuruyor:

“Kadın örtüsüz dışarıya çıkarsa, şeytan onu yanıltmak için takip eder.” (Seçme Hadisler:172/60)

Allah’ın emrettiği gibi giyinmeyenler içinde “Nice kadınlar vardır ki, giyinmiş gibidirler ama çıplaktırlar” buyurmuştur. (R. Salihin:1664)

Müstehcenliğin zararları:

Açıklık insani ve medeni bir davranış değildir. Medenilik, kadının çıplak vücudundan doğmamıştır. Açınmak, insan tabiatına aykırıdır. Kendini bilen, normal bir kadın kendini teşhir etmez.

Müstehcenlik şeytanın tuzağıdır. Gençliğim de İzmir Kemeraltı’nda bir genç açık giyimli bir kadına sarkıntılık etmişti. Kadın şikayetçi olmuş, mahkemeye çıkarılmışlar. Genç, kadının o günkü kıyafetiyle gelmesini istemiş. Kadını öyle gören hakim: “Kızım ben şimdi sana ne diyeyim? Demiş, dosyayı kapatmış.

Semavi dinlerde açıklık, hayasızlık ve çirkin olarak nitelendirilmiştir.

Şeytan Ademle Havva’yı cennetten çıkmalarına neden olmuştur. Onun için Allah: “Ey Ademoğulları! Şeytan ana ve babanızı avret yerlerini kendilerine göstermek için elbiselerini soyarak cennetten çıkardığı gibi sizi de aldatmasın” diye kullarını uyarmıştır.

Şeytanın tuzaklarından biri de güzellik yarışmaları adı altında çirkinliğin teşhiridir.
İlk güzellik yarışmalarında düşman, Müslüman Türk kadınını soydukları için kadeh kaldırmışlardır.

“Bunalımlı topluma hayır” kitabın yazarı Fransız Prof. Tony: “Çıplaklık sapıklıktır” demiştir. 13.3.1994 tarihli basın)

Amerikalı psikologlar 350 gönüllü kadın üzerinde zeka testi uygulamış, kadınların bir giyinik bir de açık hallerinde zihin ve yeteneklerin de açıkken ani bir düşüş tespit etmişlerdir” (23.4.1999 basın)

“Abdal kadınlar çıplaklaşıyor. Çıplak kadınlar aptallaşıyor” (29.11.2005 Basın)

Çıplaklık fıtrata ve edebe uygun değildir. Hayvani bir dürtüdür. Araştırmalara göre suç oranlarını arttırdığı ifade edilmiştir. Bilhassa yayın basın organlarının müstehcen yayınları iradesi ve inancı zayıf insanları suça itmektedir.

Bugün bayram, sıcaklar açınmanın bahanesi olmamalıdır. Açılan vücut sıcaktan doğrudan etkilenir. Güneş ışınlarının zararından korunmak için sağlıkçılar vücudun yanmaması gerektiğini ifade ediyor. Sıcaklarda nasıl gölge aranıyorsa, örtünen vücut daha  serinlik hisseder.

Utanma ve iffet kişinin ve toplumun zinetidir. İslam örtünmeyi onun için emretmiştir. Örtü iffetli olmayı sağlar. Şehvet dolu bakışlardan korur. Örtü evin sırlarını gizleyen perde gibidir.

Peygamber (as) şöyle buyurur:

“Edepsizlik ve çirkin söz, girdiği yeri çirkinleştirir. Haya ise girdiği yeri güzelleştirir” (Tirmitzi Binrr:47)

Müstehcen elbise satmak, giyime hazırlamak da doğru değildir. İnsan yaptığı işin neye sebep olduğuna bakmalıdır. İyilikte nasıl sevaba ortaklık varsa, kötülükte de günaha ortaklık vardır.

Peygamber (as) ın ifadesiyle bir şeye sebep olan bizzat onu işlemiş gibidir.

Medya müstehcen: Gazeteler kasap vitrini gibi TVler dizileriyle filimleriyle, sunucularıyla müstehcenliği teşvik ediyor, normalleştiriyor. Telefonlar pis kokular yayıyor. Milli manevi değerlerimiz bir tıklamakla heba oluyor.

Kasıtlı yayınlar ahlak dokumuzu zedeliyor, ruh yapımızı bozuyor. Milli, manevi duygu ve düşüncelerimizi öldürüyor.

Diğer taraftan tesettürü modacılar belirliyor.

Tesettürü moda belirlememelidir:

Tesettür insani bir ibadettir. Ademle Havva şeytanın tuzağına düşünce ayıp yerlerini yapraklarla örtmüşlerdir.

Cenab-ı Allah insanların örtünmeleri için elbiseler yaratmış ve örtünün diye emretmiştir.

Örtü, İslam’ın sembolü Müslümanın kimliğini belirleyen simgesidir.

Tesettür modaya kurban edilmemelidir. Moda tesettüre karşı düşmanın bir tavıdır.

Peygamber (as) zamanında bir Müslüman kadın Yahudi dükkanında alışveriş yaparken bir Yahudi de örtüsünün ucunu bir yere düğümler. Kadın hareket edince başı açılır. Kadın çığlık atınca Yahudi kahkaha atarak güler. Modacılarda bunun gibi moda adına kadını soyarken İslami tesettürden koparmaktadır.

Moda tesettüre düşen gölgedir. Bir zamanlar uğruna  savaştığımız örtü bakın ne halde! Sütçü imamlar ın Mehmet Akif’lerin kemiklerini sızlatmıyor mu? Örtünmek İslam’a değil, modaya uyduruluyor. Böylece örtü, modayla yozlaşıyor. Modanın ortaya koyduğu giyim tarzı, Allah’ın emrettiği giyime benzemiyorsa, bu nasıl örtünmek olur? Müslümanlıkla nasıl bağdaşır?

Bacımız eğer Müslüman olduğum için örtünüyorum diyorsa, Kur’an’ı açıp Allah’ın tesettürle ilgili ayetleri okumalıdır.

Tesettür de ölçü nedir?

Tesettür denince model model baş örtüsü akla gelmemelidir. Tesettürü sadece baş örtüsüne indirgemek yanlıştır. Başına örtü alan iş bitti zannediyor. Allah’ın diğer emir ve yasaklarını unutuyor.

Böyleleri için peygamberimiz (sav) şöyle buyurmuştur.

Nice “Kadınlar vardır ki giyinmiş gibidir, ama çıplaktırlar” (R. Salihin:1664)

Müslüman kadını ve erkeği örtünme konusunda hassas olmalıdır. İşin bir islamcası vardır bir de moda tarafı vardır.

Resulullah bir gün zekat olarak toplanan koyunların yanına gitmişti. Koyunların yanında, onlara bakmak üzere ücret mukabili tutulmuş olan bir çoban bulunuyordu. Efendimiz, çobanın orada yarı çıplak vaziyette dolaştığını görünce hemen yanına çağırdı ve:

-“Bizim için kaç gün çalıştın, bizde ne kadar alacağın var?!” diye sordu.

(Peygamber efendimizin bu suâli üzerine) işten uzaklaştırılacağını anlayan çoban, büyük bir endişe içerisinde:

-“Niçin yâ Resulallah? Yoksa hayvanların bakımını ve gözetimini güzel yapamıyor muyum?” diye sordu.

Allah Resulü ise, imandan bir şube olan haya hakkındaki hassasiyetini şu sözleriyle ifade etti):

-“Hayır, ondan değil! Lakin ben, aramızda çalışan insanların yalnız kaldıklarında bile, Allah Teala’dan haya eden kişiler olmasını arzu ediyorum! Yalnız kaldığında Allah Teala’dan haya etmeyen kişinin yaptığı işi istemiyorum!”

İslam alimlerine göre bir Müslüman yalnız olduğu zaman bile örtünmelidir. Hz. Ali (ra): “İnsan acınınca yanındaki melekler utancından yüzlerini çevirirler” demiştir.

Birkaç kadın Hz. Aişe validemize ziyarete gelmişlerdi. Üzerlerinde ince örtüler vardı Hz. Aişe (ra) onlara: “Siz eğer Müslüman iseniz bu inanmış hanımların elbiseleri değildir” demiştir.

Cenab-ı Allah tesettürde ölçü koymuştur. Eğer giyim ona uymuyorsa Müslüman işi değildir.

İslam’da emredilen tesettürün özellikleri şöyledir.

-Hanefi mezhebine göre el ve yüz hariç bütün bedeni örtecektir.

-Bedeni gösterecek şekilde ince olmayacaktır.

-Bedenin hatlarını gösteren ve dar olmayacaktır.

-Çok dikkat çekecek şekilde süslü ve renkte olmayacaktır.

-Karşı cinsin elbisesine benzemeyecektir.

-Gayri müslim olanların elbisesine benzemeyecektir.

Müslüman kadının giyiminde ölçüyü Allah koymuştur. Moda tesettürde ölçü alınamaz.

Zaman zaman bazı çevreler tesettüre saldırmışlardır. Nedenini düşündüğümüz zaman bunun altında İslam düşmanlığının yattığını görürsünüz.

Örtüneni gerici, yobaz, çağdışılıkla suçlarlar. Örtüyü itibardan düşürmeye çalışırlar. Çağdaşlık medenilik adına örtünenlere saldırırlar.

Örtünmek kesin olarak İslam dininin ve semavi dinlerin emridir. İnsan örtünmeyebilir. Bu onun bileceği şey ama inkar ve düşmanlık küfürdür.

Giyimimize karışma diye sokaklara dökülen sokakta başörtüsü çiğneyen inadına mini diye bağıran mini giyerseniz sevabın büyük olur diyenler bu toplumu çıplaklığa alıştırmak ve genel ahlakı bozmak, iffet ve namus anlayışını yıkarak milli ve manevi değerleri öldürmek istemektedirler,

Estetikte oyun:

Aklına gelen estetik yaptırıyor. 13-14 yaşlarındakiler bile estetik yaptırıyor.

Estetik zaruret bulunmadıkça uygunda değildir caizde değildir. Lüzumsuz bedene müdahale olmaz.

Cenab-ı Allah Kur’an’da:

“Biz insanı en güzel biçimde yarattık” (Tin:4) buyuruyor.

Ardından da soruyor:

“Ey insan! Seni yaratıp, seni düzgün ve dengeli kılan, ihsanı bol Rabbine karşı seni aldatan nedir? (İnfitar:6-8)

Dinimizde Allah’ın yarattığı fıtratı bozmak yasaklanmıştır.

Kur’an’da şeytanın şöyle yemin ettiği haber veriliyor:

“… Onlara emredeceğimde onlar Allah’ın yarattığını değiştirecekler.” (Nisa:119)

Bugün estetik yaptıranların çoğu zarar görmektedir. Esas zarar ileri yaşlarda ortaya çıkar. Estetik, güzelleşeyim derken insanı çirkinleştirir.

Kozmetik ürünlerinin vereceği güzellik kısa sürelidir. İnsan sağlığı açısından zararlıdır.

Estetik, Allah’ın yarattığına müdahaledir. Allah’ın yarattığını beğenmeyenler ilahi rahmet ve mağfiretten mahrum olurlar.

Fıtratı bozan, şeytana uymuş, Allah’ın yarattığını beğenmemiş olur.

Bir de fıtrata vurulan, kara leke dövme modası var. Dinen de caiz değildir, sağlık açısından da zararlıdır. Dövme AIDS’e yol açar. Dövmede kanserojen maddenin olduğu bilinmektedir. Başka hastalıklara da yol açar.

Dövme deri altına yaptırıldıysa çok daha tehlikelidir. Onun hayat boyu cünüplüğü de gitmez. Hatta son yıkanışta bile cünüp olarak Allah’ın huzuruna çıkar.

Peygamber (as) dövme yapanların ve yaptıranların Allah’ın rahmetinden uzak kalacağını bildirmiştir. (Buhari, Libas:83-87)

Bir hadislerinde de: “Allah dövme yapan ve yaptırana lanet etsin” buyurmuştur. (R. Salihın:205, Ramuz:347/8 – Müslim libas:120)

Dövmenin ilkel bir adet olduğu bilinmektedir. Yaptıranlar güzel göründüğünü zannederler. Görenler tarafından hiç de beğenilen bir görünüm değildir.

Allah insanı tertemiz İslam fıtratı üzere yaratmıştır. Müstehcenlikle, estetikle ve dövme gibi şeylerle kirletilmemelidir.

BAŞÖRTÜSÜ İSLAM’IN EMRİDİR

Son günlerde etrafa pis kokular yaymaya, fitne tohumları atmaya çalışanlar oluyor.

İçerden ve dışardan milli, manevi varlığımıza saldırılar yapılıyor. İnsanlıktan nasibini alamamış, saldırganlara bakıyoruz; alkol almış, uyuşturucu kullanmış, İslam ve Müslüman düşmanı, geçmişinde bir çok suç kaydı olan zavallılar.

Bunlar, ne zaman ülke de huzur ve kardeşlik havası esmeye başladı, o zaman ortaya çıkıyor, fitne ateşini tutuşturuyor, huzur ortamını bozmak istiyor. Memlekette güzel şeyler olsun istemiyorlar. Milletimiz kalkınsın istenmiyorlar.

Bugüne kadar büyük acılar yaşadık. İç ve dış güçlerin oyunlarını, tuzaklarını hatta zulümlerini gördük. Bir partinin zulümlerini gördük, gezi olaylarını gördük. 15 Temmuz ihanetini gördük. 28 Şubat zulmünü gördük. Meclisten başı örtülü diye kovulan, nice nice başı örtülü olduğu için okula giremeyen okul kapısında ağlayanları gördük. Hastane bahçesinde başı örtülü diye ölen 65 yaşındaki ninelerin öldüğünü gördük. Evladını güle güle askere gönderen oğlunun yemin merasimine sokulmayan anaları gördük. Başını örttü diye memurluktan atılanları gördük. Sokakta tekme tokat dövülen kızlarımızın gözyaşlarını gördük. Mecliste hakarete uğrayan milletvekillerimizi gördük. Bütün bunlar karşısında şaşırdık, bu nerden çıktı, dedik. Sonra anladık ki, hayvanat bahçesinin kapısı açık kalmış.

Bu geçmişteki acı olayları, insanlık dışı davranışları Allah bir daha yaşatmasın, göstermesin derken son günlerde sokakta geçmişin kalıntılarının saldırılarını görmeye başladık. 21. Yüzyıl da kin kusan, öfke saçan ilkel düşünceli, geri kafalı, gericiler neden, nereden, niçin ortaya çıktı?

Bence mesele zihinleri bulundurmak, kafaları karıştırıp, dikkatleri başka yerlere çekmek. Bu saygısızlığın, hoşgörüsüzlüğün meclise kadar girmiş olması, apayrı üzüntü kaynağıdır.

Atalarımız ne güzel söylemiş su uyur, düşman uyumazmış.

Bir ulu kişiye sormuşlar.

-Şeytan uyur mu? Demişler. O ulu kişi:

-Şeytan uyusaydı memleket biraz rahat ederdi” demiş.

**

İlk baş örtüsü düşmanlığı, peygamberimiz (sav) zamanında Hıristiyan, Yahudi, Müslüman, müşrik hepsi bir arada yaşarken, bir Yahudi, dükkanına alışverişe gelen Müslüman kadına saldırmış, başörtüsünü söküp almak istemesiyle başlamıştır. İlk fitne bu olayla başlamıştır.

Daha sonra Fransız askerleri Kahramanmaraş’ta ilk Müslüman kadının baş örtüsüne saldırmaları olmuş, Sütçü İmam müdahale etmiştir. (Yüzyıldan beri rahmetle anılıyor)

Memleketi düşman istilasından kurtardık derken, fitne yeniden ortaya çıkmış, din düşmanları, dinin emri olan başörtüsüne yasak getirmiştir. Yasak ortadan kalktı derken fitne uyumamış, yeniden hortlamıştır. Ben bu gerici, yobaz düşünceyi kınıyorum. Ortalığı karıştırmak, birliğimize, kardeşliğimize kastedenleri de lanetliyorum.

Arif Nihad Asya’nın ifadesiyle

“Ne demek miş,

“Yasak!”

İşiniz mi kalmadı

Yapacak?

Ne diye karışırsınız,

Saçımıza, başımıza,

Bizi oyuncağınız mı sandınız,

Bakıp yaşımıza?

**

Kim demiş ki:

Baş örtüsüydü o?

Başımızın sade örtüsü değil,

Süsüydü o!

Siz bizden değilsiniz,

Tanımıyoruz hiç birinizi,

Çekin başımızdan,

Kirli ellerinizi.

**

Dediniz çıkacak başınızdan

Baş örtünüz!

Alın öyleyse onunla,

Yüzünüzü örtünüz!”

**

Mehmet Akif de şöyle haykırmıştı:

“Kızımın iffeti batmakta rezilin gözüne,

Acırım tükrüğe, billahi tükürsem yüzüne.”

Başörtüsü dinin emridir:

Örtü, canlılar arasında insana ve Müslümana has bir davranıştır. İnsanlar medenileştikçe örtünmüşlerdir. Semavi dinlerde de örtü emri vardır. Yahudilikte başı açık bir kadın havraya, gidemez, başı açık dua edemez. Havraya gidip, ayini seyredemez.

İslam da başörtüsü dinin emridir. Uygulanması gereken bir emirdir. Örtünen, Allah’ın emrini yerine getirmiş olur. Yani inancının gereğini yerine getirmiştir.

Başörtüsü teferruat değildir. Dinin vazgeçilmezlerindendir. Onun için örtünmek, ibadettir. Farz olan bir emirdir.

Cenab-ı Allah, Kur’an’da inanan kullarına kesin olarak örtünmelerini emretmiştir. Şöyle buyurur:

“Ey Ademoğulları! Şeytan ana babanızı ayıp yerlerini kendilerine göstermek için elbiselerini soyarak cennetten çıkardığı gibi sizi de aldatmasın. Çünkü o ve yandaşları sizin onları görmeyeceğiniz yerden sizi görürler. Şüphesiz ki, şeytanları inanmayanların dostları kıldık” (A’raf:27) buyurarak ilk uyarıyı yapmıştır.

Müslüman bacılara da şöyle emrediyor:

”Evleriniz de oturun. Eski cahiliye adetinde olduğu gibi açılıp saçılmayın. Namazı kılın, zekatı verin. Allah’a ve Resulüne itaat edin..:” (Ahzab:33)

**

“Ey Peygamber! Hanımlarına kızlarına ve Müslüman kadınlara dışa çıktıkları zaman dış örtülerini üzerlerine alsınlar. Onların tanınması ve incitilmemeleri için en elverişli olan budur…” (Ahzab:59)

**

“Habibim, “Mü’min kadınlara da şöyle, gözlerini harama bakmaktan korusunlar: namus ve iffetlerini esirgesinler. Görünen kısımları müstesna olmak üzere ziynetlerini teşhir etmesinler, Başörtülerini yakalarının üzerine kadar örtsünler… Ziynetlerini göstermesinler. Ziynetleri anlaşılsın diye dikkatleri üzerlerine çekecek şekilde yürümesinler…” (Nur:31) diye Cenab-ı Allah emrediyor.

**

Peygamber (as): “Açıklıktan sakının yanınızdaki melekler rahatsız olurlar.” (Tirmizi, edep: 42)

“Çocuğunuzun örtünmesine dikkat edin. Onu örtün. Zira onun avreti büyüğün avreti gibidir.” (Ramuz:321/6)

Peygamber (as)ın yanına çocukken baldızı Esma, ince ve biraz kısa giyinmiş halde gelmişti. Peygamber (as) ona:

-“Ey Esma, kadın ergenlik yaşına yaklaşınca onun el, ayak ve yüzünün dışında yerlerini örtmesi uygundur” demiştir.  (Ebu Davut, Libas:31)

Allah ve Resulü böyle buyurmuşlardır. Buna göre örtünmek dini vecibedir. Hristiyan Rahibeleri nasıl inançlarından dolayı örtünüyorsa, Müslüman kadını da inancı gereği örtünür.

Örtü, mevlit okunurken başa alınan ince tülbent ve yazma değildir. Örtü, cenaze evinde başa geçirilen siyah bez parçası değildir.

Hayatta örtünmeyen ölünce kefenle örtünür. Dinin emri yaşlı analara ninelere değildir. Buluğ çağına gelen her Müslüman, Allah’ın emrinden sorumludur.

Açınmanın medenilik, çağdaşlık ve özgürlükle ilgisi yoktur.

“Kim açarsa bedeni,

Ona derler medeni diyen” doğru söylememiştir. Açınmanın olumlu bir yönü yoktur. Geçmişte “başörtülüler köye!” diye kızlarımız okullardan kovuldu. Devletin başı Süleyman Demirel problemi çözme yerine “başını örteceksen Arabistan’a!” dedi. Türkiye’nin kalbi meclisten milletin vekili başörtülü diye. “Bu kadına haddini bildirin, burası devlete kafa tutulacak yer değil” denilerek, tempo tutularak kovuldu. Başörtülü, devlet düşmanı ilan edildi.

Baş örtüsü, ne köylünün geleneği, ne de Arabistan’ın adetiydi. Bir taraftan kızlar okula kampanyaları açılıyor, diğer taraftan yıllarca okul merdivenlerini aşındırmış, üniversiteye girme hakkı kazanmış kızlarımız okuldan kovuluyordu. Dersler bırakılmıştı. Güya ilim adamı profesörler baş örtüsü ile uğraşıyordu. Çünkü başörtüsü islami bir simge idi. Dinin kesin emri idi.

Bu millet dini değerlerine düşman olan dindarı sevmeyenleri iktidar yapmamıştır. Yapmaz da. Allahsızlık okulları açan Rus imparatorluğu dine baş kaldırdığı için dağılmıştır…

İslam’ın emri açıktır; dileyen başını örter, dileyen örtmez. Örten de bu milletin evladıdır, örtmeyen de bu milletin evladıdır.

Örtü, inancın gereğidir. İnsan yalnız iman etmekle sorumlu değil, inancını yaşamakla da sorumludur. Allah’ın emri ile alay etmek ve karşı çıkmak normal bir iş değildir.

Örtü, adet değildir, siyasi simge değildir. Örtü kanunlara karşı bir davranış değildir. Laikliğe başkaldırma, Atatürk ilkelerine aykırı bir durum değildir. Atatürk’ün anası da örtülüdür, hanımı da örtülüdür.

Başörtüsünü bahane ederek, eşarpları çiğneyerek sokaklarda “Kahrolsun şeriat” diyerek yürüyen bazı kadın derneklerini unutmadık. Tekrar geri gidip bu durumlara gidilmesin kardeş kardeşe düşman edilmesin.

Başörtüsü boyna dolanınca, bele bağlayınca moda oluyor, çağdaşlık oluyor. İnanç gereği başa bağlanınca irtica oluyor, ne garip değil mi?

Kenan Evren, “örtü adettir. Kadınların saçı yemeye düşmesin diye bağlanır” demişti. Din de böyle bir şeyin olmadığını söylemişti. Halkın değerleri ile uğraşmak, ciddi görevleri olanlara yakışmaz. Soruyorum. Başörtüsü neye engel olmuştur.

Bazı azgın kadın dernekleri toplanıp “Kıyafetime karışma!” diye sokaklarda zaman zaman yürüyor. Peki, bunların istedikleri gibi giyinmek hakları da birilerinin inancının gereği başını örtmek, istediği gibi giyinmek hakkı değil midir?

Hoşgörülü, medeni insan olamayanlar var. İslam, “Dinde zorlama yoktur” der. “Senin dinin sana, benim dinim, bana” der.

Peygamber (as) kendisini taifte taşlayanlar için beddua etmemiş, “Allah’ım, bunları bağışla! Çünkü bilmiyorlar” diye dua etmiştir.

İşimize gelince demokrasi, demokrat, hürriyet oluyor, değilse zalim kesiliveriyoruz. Demokrasi üç temele dayanır, Hürriyet, eşitlik ve adalet. Baskı, zorlama, tek tip düşüncesi ve kendisi gibi düşünce demokrasi ile bağdaşmaz. Bu, insan fıtratına da aykırıdır. İnsan hakları ile de asla bağdaşmaz. Medeni insan saygılı ve hoşgörülü olur.

Bazı şeyler istismar edilmemelidir:

Laiklik hep istismar edilen bir konu olmuştur. Bir de Atatürk ilkeleri istismar edilmiştir. İstismarcılara en güzel cevap Atatürk’ün kendi sözleridir: şöyle demiştir:

-“Dinimizin tavsiye ettiği tesettür, hem hayata, hem fazilete uygundur.” (Söylev ve demeçler:2/150)

-Samsun Milli Eğitim Müdürü zorla bir başörtülü öğretmenin başını açtığı için onu azarlamıştır. “Örtünün hayata engel olmadığını, ilim tahsiline engel olmadığını, ahlak ve adaba aykırı olmadığını söylemiştir.” (Atatürkçülük 1 Genelkurmay Başkanlığı: 198/2/Sh:126)

Düşmanlığa gerek yok:

Örtü, düşmanlığı gerektiren bir durum değildir. İnançta ve hayat tarzında zorlama ve düşmanlık olmaz.

Hele hele inancından dolayı örtünene irtica damgası vurmak, din düşmanlığından başka bir şey değildir. Son zamanlarda örtünme yasağı kalktı. Kimse örtünmeye zorlanmadı. İsteyen örtündü, isteyen açındı. Ne oldu? Ülke gerimi gitti? Laiklik elden gitmedi. Düzen de değişmedi. İlkeler yerinde duruyor. Sonra başörtülüler her partiye oy veriyor. Soruyorum öyleyse, bu düşmanlık niye?

Başörtüsü siyasi veya ideolojik bir istek değil, yüce Allah’ın kesin emridir. Karşı olan Allah’a karşı çıkmış olur.

Dinin örtü emri, istenmeyen bazı olaylara karşı tedbirden başka bir şey değildir.

Moda tesettürü yozlaştırıyor:

Tesettürü dinin emri olmaktan çıkarma gayretlerine karşı bilinçli olunmalıdır.

Tesettür, Allah’ın emri olarak yerine getirilmelidir. Moda olarak değil. Tesettür, bir süs ve cazip görünme arzusuna dayanmamalıdır.

Modacılar, kadını özünden uzaklaştırıyor. Giyinme gururu, kibiri ve güzel görünme çabasını sokup, adeta erkekleştirmektedir. Kadının giyim kuşamını moda yozlaştırıyor. Kadının giyiminin nasıl olacağının sınırlarını Allah Kur’an’da çizmiştir.

Başına örtü alan kadın inancını layıkıyla temsil etmelidir. Şunu bilmelidir ki, tesettür sadece başa bir örtü almak değildir. Allah’ın diğer emirlerini hiçe sayar şekilde giyim olmamalıdır.

Moda, tesettürün ölçüsü olmamalıdır. Belirleyicisi olmamalıdır. Ölçü, inanç temeline dayanmalıdır.

Bazı kadınlar tesettürü modaya kurban etmektedir. Bu durumda söylenecek söz şu olabilir: Bazıların da başörtüsünü kazandık ama tesettürü kaybettik. Modaya uyduk, tesettürü yozlaştırdık. Tesettürü modacılar belirliyor.

Sonuç olarak;

Baş örtüsü, Müslüman kadının çilesi olmaktan çıkarılmalıdır.

Soruyorum özgürlük, eşitlik ve insan hakları hangi insanlar içindir?

İçerde ve dışardaki vahşice, yapılan saldırıları kınıyorum.

Bu milletin kardeşliği engellenmek ve bölünmek isteniliyor. Kalkınan, kardeşlik havası hakim olan, terörü bitme noktasına getiren bu milletin önü kesilmek, kargaşa yaratılmak isteniyor.

Bugüne kadar oynanan oyunlar tutmadı. Bize düşen uyanık olmak, birbirimize karşı hoşgörülü ve sabırlı olmaktır.

Gezi olaylarında asıl mesele 3-5 ağacın yer değiştirilmesi değilse, bu günde mesele analarımızın, bacılarımızın başörtüsü değil. Mesele dış kaynaklı. Gaye, baş örtüsünü itibarsızlaştırmak, kardeş kavgası çıkarmaktır. Dayanağı din düşmanlığıdır. Cambaza bak cambaza oyunudur.

Bugün yeniden baş örtüsü, yarın başka bir oyun. Su uyur düşman uyumaz.

Hepimiz aynı gemideyiz. Gemi batarsa, hepimiz batarız.

Allah birliğimizi, beraberliğimizi ve kardeşliğimizi bozmak isteyenlere fırsat vermesin. İnanç ve siyasi farklılıklarımız zenginliğimizdir. Herkesin aynı olması mümkün değildir.

Geçmişin düşmanlıklarını bırakalım. Medeni insanlar olarak, milli ve manevi değerlerimize sahip çıkalım. Bu milletin düşmanı çok. Yanlış yapıp düşman oyunlarına gelinmesin. Düşmana yardımcı olunmasın.


Bu yazıyı 19 kişi okudu.

Paylaş

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.